[önnot:bugün bu metni okurken beni en çok öfkelendiren şey sade'ın anlattığı ve suçlu olarak işaret ettiği ve tiksindiği toplumun hâlâ tüm şiddetiyle mevcut olması. neyden söz ediyorum? dünyanın zengin iş adamları, yöneticileri, ileri gelenleri, bilim insanları, sanatçıları içlerinde kimler kimlerin…devamı[önnot:bugün bu metni okurken beni en çok öfkelendiren şey sade'ın anlattığı ve suçlu olarak işaret ettiği ve tiksindiği toplumun hâlâ tüm şiddetiyle mevcut olması. neyden söz ediyorum? dünyanın zengin iş adamları, yöneticileri, ileri gelenleri, bilim insanları, sanatçıları içlerinde kimler kimlerin olduğunu kısmen bildiğimiz epstein dosyaları.. ve elimizden hiçbir şeyin gelmiyor oluşu. geçmişte olanın şimdi de devam etmesi. çocuk tecavüzcüleri, sadist hedonist zevk ve cinayetlerle kendinden geçen insanların sadece birer roman karakteri değil bizzat toplumun içinde bizim hayatlarımızı yönetmesi. sade'ın suçlu bir toplumda suçlu olmak gerekir fikri işte bu bağlamda düşünülünce çok daha hafif kalıyor.]
***
fransız aristokrat ve felsefeci marquis de sade'ın romanı. okurken düşündüğüm ilk şey bu kitabı yalnızca fikir yürütme becerilerine olabildiğince sahip ve vicdani etik tutumları sarsılmayacak, gerçeklikten ve sevgiden haberler olan kişilerin okuması gerektiği oldu. çünkü bir kısmı sade'ın da düşünceleri olmakla birlikte kötülüğün temsilcisi olan bütün adamlar sadece eylemekle kalmıyor, sonuna dek de savunuyor türlü önermelerle kendilerini. üstelik yaşanmış tarihsel örnekler veriyorlar kendilerini haklı göstermek için. bu nedenle tıpkı naziler gibi kötücül ruhları olan insanlara bahane, gerekçe sunmaya açık bir metin. yayımlandığı dönemde napolyon tarafından toplatılıp yok edilen ve yazarı sade'ın hapishaneye atılmasına varan ciddi bir şok yaratıyor toplumda. ama bence bu nedenlerden yalnızca birisi.
diğer nedenlere gelince marquis de sade'ın yaptığı şey aslında aşırılığa varan erotik sadist bir hayal gücünü kullanmak değildi. gerçekten de tarih bize insanların özellikle suç işleyerek elde ettikleri zenginlik, güç ve mevki ile özellikle güçsüz konumdaki hiçbir şeyi olmayan yoksul halk üzerinde uyguladıkları zalimliklerin gerçekliğinin oluşu. romanda bu tarihsel örneklere de yer verir, sade.
sade'ın dayanamadığı da tam da bu ikiyüzlülük. o doğrudan kendi zevkini, özgürlüğünü ve düşüncelerini üstlenerek açık açık kendini toplumun önüne atarken ve sırf bu nedenle cezalandırırken başkaları her şeyi erdem kılığına büründürüp çok daha zalimleşebiliyordu. bu da sade'ın erdem ve ahlak üzerine atılan nutuklardan tiksinmesine yol açtı. (sade'ı yakmalı mı?)
romanın konusuna gelince justine adlı küçük kızın yapayalnız kaldığı bir toplum içinde erdemli olma çabasından asla vazgeçmediği koşullarda kendi yaşamını emeğiyle kazanmaya çalışırken başına gelebilecekler. bu kadın insanı yer yer çileden çıkarak denli saf. ama önemli olan bu değil sanırım. sade, bir tür deney yapıyor bir filozof olarak da. sonuna kadar takip ediyor suçları ve rahibinden klisesine, şato sahibi aristokrat adamlardan, valilere, saygın bilim insanlarına dek herkesin nasıl yoz olduğunu ifşa ediyor bu kurban justine aracılığı ile. okurun da sınırlarını zorluyor. eyüp kıssası'nı çok severim, bu romanı okurken eyüp'ün çektiği ıstıraplar justine'inkinin karşısında çölde kum tanesi gibi kalıyor. dehşet korkunç sahneler, her biri.
uygarlığın suçları, doğanın eşit şartlarında oluşabilen suçlardan çok daha kıyıcı ve çok daha sapkınca. ve sade kendine uygarlığı değil de doğayı referans alıyor. işin ilginç yanı doğadan esinlenen onca farklı felsefi ekol oluşu. stoacılık geliyor örneğin aklıma. diyojen geliyor, knikler.. epiküros geliyor. öte yanda da sosyal darwinizm veya sade'ın savundukları.. arada uçurumlar var. nihayetinde erdemin ve suçun evrensel olarak temellendirmeden yoksun kalışları ve tanrısal kötülük problemine burjuvazinin ve uygarlığın yerel halkları sömürerek katlederek geldikleri refah seviyesi ve dayandıkları makyavelist, pragmatist felsefe romanda tartışılanları hâlâ güncel ve edebi olmanın yanı sıra felsefi birer metin olarak görebilmemizi sağlıyor.
velhasıl güçlü ile güçsüz arasında salınan dengesiz toplumun yarattığı bu suç ortamını bu denli sert ifade edebilen çok az cüretkar metin ve yazar vardır. metinden alıntılar yaparak tartışmaya açmak, tarihsel örneklere yer vermek ve romanın sonunda justine'in başına gelenleri özetledigi kısmı alıntılamak da istiyordum ama uzadıkça yoruldum ve üşendim. zaten herkes de okumasın bu metni, başta dediğim gibi.