Tarih ilmiyle uğraşan herkes bilir ki, bir devletin kuruluş felsefesini en doğru ve en yetkin ağızdan dinlemek, o milletin istikbalini anlamak için vazgeçilmez bir anahtardır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 1927 yılında, tam 36 saat boyunca Cumhuriyet Halk Fırkası kurultayında okuduğu…devamıTarih ilmiyle uğraşan herkes bilir ki, bir devletin kuruluş felsefesini en doğru ve en yetkin ağızdan dinlemek, o milletin istikbalini anlamak için vazgeçilmez bir anahtardır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 1927 yılında, tam 36 saat boyunca Cumhuriyet Halk Fırkası kurultayında okuduğu Nutuk, işte bu anahtarın ta kendisidir. Bu metin, sadece bir hitabe değil; Anadolu’nun karanlık işgal günlerinden parlayan bir istiklal meşalesi, yok olma eşiğindeki bir milletin yeniden diriliş destanıdır.
Öncelikle şu hususun altını kalın çizgilerle çizelim: Nutuk, hiçbir diplomatik zaafiyet göstermeyen, dönemin çetrefilli uluslararası ilişkilerini ve emperyalist oyunları en ince ayrıntısına kadar masaya yatıran eşsiz bir vesikadır. Gazi Paşa, bu eserde yalnızca hatırat sunmaz; aynı zamanda bir devlet adamının soğukkanlılıkla, sağlam istihbarata ve arşiv belgelerine dayanarak nasıl strateji geliştirdiğini gözler önüne serer. Sakarya Meydan Muharebesi’nin çetin günlerinde ordu dahilindeki firarları, diplomatik cephede İngilizlerle yapılan ince pazarlıkları ve Mudanya Mütarekesi’ndeki sert üslubu anlatan satırlar, adeta bir istihbaratçı titizliğiyle yazılmıştır.
Kimi müsteşrikler ve tarih meraklıları, “Metin tek taraflıdır” diyerek eseri küçümsemeye kalkışır. Fakat bu itiraz, tarihin doğasına aykırıdır. Tarihi yazanlar değil, yaşayanlar ve o ateşten geçenlerdir. Mustafa Kemal, bu metinde muhaliflerine dair sert ifadeler kullanmış olabilir; ancak o sertliğin arka planında, vatanın bölünmemesi için verilen bir ölüm kalım savaşı vardır. Dönemin İngiliz yüksek komiserliği raporları ve Fransız istihbarat belgeleriyle kıyaslandığında, Nutuk’taki iddiaların ne denli isabetli ve gerçekçi olduğu açıkça görülür. Zaten Cumhuriyet’in kurulması ve akabinde yapılan devrimlerin başarısı, Gazi Paşa’nın anlattığı stratejinin ne kadar doğru olduğunun en somut kanıtıdır.
Nutuk’un bir diğer ve belki de en kıymetli tarafı, Türk diline yaptığı olağanüstü katkıdır. Osmanlıca’nın o ağır ve anlaşılmaz kıvrımlarından arındırılmış, yalın, akıcı ve her kesimden vatandaşın rahatça anlayabileceği bir üslup inşa etmiştir. “Ordumuz!... Namusumuz, kanımız, canımız pahasına çalışan Türk ordusu!” gibi cümleler, yalnızca askeri bir emir değil, aynı zamanda bir edebiyat şaheseridir. Bu eser, bugünün gençlerine millî şuur aşılamak için başvurulacak ilk kaynak olmalıdır.
Tarih, kazananların kaleminden okunur derler. Fakat Nutuk’ta sadece kazananın değil, bütün bir milletin çaresizlikten zafere yürüyüşünün destanı yazılıdır. Onu eleştirenler, samimiyetle soruyorum: O zor günlerde masanın diğer tarafında oturanların, yani padişahın, hilafet ordusunun veya işgal kuvvetlerinin “objektif” bir tarih yazmasını mı bekliyoruz? Elbette hayır. Mustafa Kemal, o günleri yaşamış, kanını ve canını ortaya koymuş bir lider olarak, bu eseri vasiyet bırakmıştır. Nutuk’u okumak, yalnızca tarih bilgisi edinmek değil; aynı zamanda vatanseverlik ve devlet adamlığı dersleri almaktır. Bu metin, Türk gençliğinin iman zırhıdır. Her satırında, “Ey Türk istikbalinin evladı!” diyerek bizlere seslenen Gazi’nin bu eşsiz başyapıtını, bir başucu kitabı olarak asla raflardan indirmemeliyiz. Zira o, bağımsızlık meşalesini geleceğe taşıyan en sağlam köprüdürr.