Spoiler içeriyor
Bu film için kitaptan şu kısım yoktu, şöyle eksikti, böyle eksikti, Nolan'dan daha iyisini beklerdik diye biri daha derse kafamı duvarlara vuracağım. Koskoca bir kitabın bütün detaylarını bir filme aktarmak zaten zor, bir de pirincin taşını mı ayıklayacağız? İyi bir…devamıBu film için kitaptan şu kısım yoktu, şöyle eksikti, böyle eksikti, Nolan'dan daha iyisini beklerdik diye biri daha derse kafamı duvarlara vuracağım. Koskoca bir kitabın bütün detaylarını bir filme aktarmak zaten zor, bir de pirincin taşını mı ayıklayacağız? İyi bir sinema yorumcusu olduğumu düşünmüyorum, daha çok kitapları yorumlamakta daha rahat ve iyiyim diye düşünürüm ama kitapların sunduğu geniş perspektifi filmlerde tüm detaylarına kadar aramak mantıksız değil mi?
Truva Savaşı'ndan sonra evi İthaka'ya dönmeye çalışan Odysseus'un kibriyle başlayan bir yolculuk tanımı, yanlış olmaz. Ancak Odysseus'ta kibir bulmak konusunda zorlandığımı söylemem gerekir. Bana kalırsa tüm şartlara rağmen kendinden önce askerlerini evine ulaştırmak isteyen bir komutan gibi davrandı. Ardında bırakmak zorunda kaldığı ölüler, tanrıları kızdırma diye uyardığında askerlerini korumaktan vaz mı geçecekti? Hayır. Yapması gerekeni yaptı. Belki içsel anlamda tanrılara kafa tutması onu kibrin sularında yüzdürdü ancak hiçbir şey yapmaması da Zeus'un yasalarında vefasızlığa tekabül etmez mi? Bu tanrılar yeterince tarafsız bakmıyor yaşananlara.
Bahsedilen kibri hissettiğim tek yer dev sahnesiydi. Gerçekten izlerken tüylerim ürperdi, devin çığlıkları sinemada ezilip büzülmeme, hatta sinemadan çıkmak istememe neden oldu. Müthiş etkileyici bir sahneydi. Ancak son anda Odysseus'un o oku atmasına gerçekten gerek var mıydı? Polipemos, yaşananları babası Poseidon'a şikayet ederken Odysseus'un askeri; konuşabiliyorsa neden bizle konuşmadı diye soruyor. Sen karıncalarla konuşur musun? :) Ve tek kibir sadece Odysseus'a ait değil görülen o ki. Bu sahnede destanda bahsedilen hiç kimse kısmının eksik olmamasını isterdim sadece.
Kirke büyücüsü sahnesinden çok etkilendiğimi belirtmeliyim ayrıca. İzlerken midem bulandı gerçekten.
Genel anlamda bana çok suçluluk hissettiren bir film deneyimi yaşadım. Zeus kızıyor, Poseidon kızıyor, gök gürlüyor, uyarı geliyor... İnsan gibi yaşayan tanrılar, insanları her an cezalandırılma korkusuyla tecrit ediyor. İyi ve kötünün arasındaki gri bölge yok sanki. Böylece irade kapı dışarı edilen bir davranış haline gelmiş gibiydi.
Oyuncular hakkında duyduğum en kulağa gelen söylem; herkesin ünlü isimlerden seçilmiş olmasıydı. Dolayısıyla izlenimi de arttırmış oldu.
Telemakhos karakteri için Tom Holland beğenilmemiş. Nesi beğenilmemiş anlayamadım. Babasız büyüyen, güçsüz bir kraliyet varisinin gayet iyi bir tezahürü olmuş.
Zendaya'nın izahı olmayan şeyin mizahı olur düsturuyla reels videolarına konu haline gelen oyunculuğu hakkında diyecek bir şey yok. Kötü bir oyuncu asla değil fakat Athena'nın çok fazla rolü olmaması oyuncu seçimiyle izlenebilirlik kazandırmış, belli. Ancak son safhada, Odysseus'un vicdan azabı kaynaklı sanrısı yerine geçen tanrı oluşu çok vurucuydu.
Penelope'ye hayat veren Anne Hathaway, başrol Matt Damon ile çok iyi bir tercih olmuş. İkisini de izlemek harikaydı. Her ne kadar talipler arsızca kapıya dayansa dahi Penelope'yi kralın karısı olmaktansa, gerçekten senelik tecrübeli bir yönetici olarak izledik. İsmini son sahnelerde Odysseus'un zikretmesini de çok etkileyici buldum. O, Odysseus'un karısı ama İthaka'nın kraliçesi!
Ve son olarak Antinous karakteriyle Robert Pattinson... Beni çok güldürdün! Destana bağlılıktan dolayı karakterinin böyle biri olduğunu düşünüyorum ancak ona böyle bir yapımda daha heybetli sahneler yakışırdı bence.
Dolu dolu bir filmdi kanaatimce ve IMAX'te izlemek de çok keyif vericiydi. Nolan'dan daha iyisini beklerdik söylemlerine sinema severlerin tecrübesince bir şey diyemem ama bazen filmi yönetmenden, kitabı yazardan ayrı tutabilmek gerekiyor. Böyle incelemeler çok teknik ve mükemmelliyetçi hissettiriyor bana, ruhunu kaybetmemek lazım hikayelerin diye düşünüyorum. Çünkü bir yerde bütünüyle Nolan'ın yönetmenliğine değil, Odysseus'un yolculuğuna konuk oluyoruz.