"Günümüzde Afganistan sınırlarına dahil olan bazı bölgeler ise geçmişte farklı ülkelerin parçaları olarak addedilmekteydi. Örneğin, bugün Afganistan sınırları içinde kalan Herat Orta Çağ'da Horasan'ın, Belh çevresi ise Türkistan'ın (Özbek Hanlığının) parçası olarak kabul edilmekteydi." Çarlık Rusya'sında kurulan Türkistan Arkeoloji Meraklıları…devamı"Günümüzde Afganistan sınırlarına dahil olan bazı bölgeler ise geçmişte farklı ülkelerin parçaları olarak addedilmekteydi. Örneğin, bugün Afganistan sınırları içinde kalan Herat Orta Çağ'da Horasan'ın, Belh çevresi ise Türkistan'ın (Özbek Hanlığının) parçası olarak kabul edilmekteydi."
Çarlık Rusya'sında kurulan Türkistan
Arkeoloji Meraklıları Derneği'nin (TKLA) açılış konuş-
masında Türkistan Bölgesi Genel Valisi Baron Aleksandr
Vervsky şu beyanatı vermiştir:
Genel olarak Ona Asya'nın yani bugünkü Afganistan, Belh, Merv
ve diğer komşu bölgelerin büyük Ari (Aryan) ırkının beşiği oldu-
ğu düşünülüyor. O zamana göre son derece gelişmiş bir kültüre
sahip olan eski Ariler, daha özgür yaşayacakları bir alan bulmak
için göç etmek zorunda kaldılar. Atalarımız Avrupa'ya yerleşirken
bıraktıkları topraklar, Ari kültürün izlerini silen Uzakdoğulu vah-
şi halk sürülerinin36 akınlarına tanık oldu. Bugün kader bizi, biz
Arileri, (Rusları) atalarımızın bir zamanlar ayrıldığı yere sürükledi.
İşte bunun için, canlandırmayı görev bildiğimiz Ari kültürünün bir
vakitler yeşermiş olduğu bu yerlerdeki tarihsel eserleri bir araya ge-
tirmek boynumuzun borcudur.
Afganistan, Horasan ve Sogdiana'ya yerleşen ilk Araplara, Siisanilerin
komşusu olan Arap kabilesi Tayylara atfen Tazı denilmiş fakat bilindi-
ği üzere bu tabir zamanla Tacik şeklini alarak genel olarak Farsçanın
Dari lehçesini konuşan Müslümanları tanımlayan farklı bir anlam
kazanmıştır.
Günlerdedir susuzluk çeken ordu sonunda Dandana-
kan Kalesi yakınlarındaki göletlere adeta hücum ederken
ordunun bütün nizamı da bozulmuştu. Artık savaşı değil
susuzluklarını gidermeyi düşünen Gazne ordusu dağılır-
ken bu fırsatı kaçırmayan ve başından beri öncüleriyle
rakiplerini izleyen Selçuklular aniden saldırıya geçtiler
ve zaten moral bakımından çökmüş durumdaki Gazne
ordusunu dağıttılar. Dünya tarihini değiştiren bu önemli
harp aslında bir meydan savaşı değil, çöl/bozkır şartlarına
alışık olan göçebelerin direngenliğinin zaferiydi. Sultan
Mesud ordusunun dağılmasını engellemeye çalıştıysa da
sonucu değiştiremedi ve savaş alanını hızla terk etti.
Gazne' de 70 bin kadar asker toplamayı başa-
ran Celaleddin Harezmşah 1221 Ekim'inde Bamiyan-Gaz-
ne arasında bir yerde Moğolları bozguna uğrattı (Pervan
Savaşı). Bu, Moğolların ilk ciddi yenilgisi idi. Genellikle
tarih kitapları Moğolları ilk kez durduran komutanın, Ayn
Calut Savaşı'nın galibi Baybars olduğunu yazarlar. Celala-
eddin Harezmşah'ın zaferi ise unutulup gitmiştir. Bunun
çok basit bir açıklaması vardır. Baybars'ın aslında Moğol-
ları maddi olarak yıpratmayan zaferi (sadece Mısır'a gön-
derilen 10 bin kişilik küçük bir orduyu yenmiştir) İslam
dünyasının ayakta kalan son kalesi Mısır'ı kurtarması ne-
deniyle önem arz etmektedir. Celaleddin Harezmşah'ın
zaferi ise çok daha büyük bir askeri başarı olmasına rağ-
men genel sonucu hiçbir şekilde değiştirmemiş, tam aksi-
ne Moğol akınlarının daha da hızlanmasına yol açmıştır.
Öte yandan, bu muazzam başarılarına rağmen kendi-
sine muhalefet de giderek artmaktaydı. Bağımsızlıklarına
düşkün olan Türkmen aşiretleri Nadir'in otoriter tavrın-
dan hoşlanmıyorlardı. Kozmopolit düşünceye sahip biri
olan Nadir Şah, devletinin salt bir Şii/Kızılbaş hükümdar-
lığı olmasını istememekte, Sünnilik ile Şiiliği sentezleme-
ye çalışmaktaydı. Hatta bu maksatla Osmanlılarla barış
görüşmeleri esnasında Caferiliği beşinci "hak mezhep ola-
rak" Sünni alemine kabul ettirmek için boş yere uğraşıp
durmuştu. Sünnilerin gönlünü almak için ilk üç halifeye
325 Mahmud-ul Hüseyni ibn İbrahim Cami, Tarih-i Ahmedşah-i, İrfan
Yayınlan, Tahran, 2007, s. 51-54. 206 • ULAŞ TÖRE SIVRiOGLU - AHMET JAVİD TÜRKOGLU
yapılan sövgüleri yasak etmiş, ezanlar sırasında okunan
Aliveliullah ibaresini bile kaldırtmıştı. Onun, İran'ın Ek-
ber'i olmak için girdiği bu çabaları Sünnilerde hiçbir kar-
şılık bulamadığı gibi Şii ulema ve sıradan halk kitlelerinin
de kendisinden uzaklaşmasına neden oldu. Sonunda Asya
tarihinin bu "son büyük fatihi" kendi adamlarının suikastı
sonucu öldürüldü (1747). Onun ölümü modem Afganis-
tan'ın doğuşuna yol açacaktı.