Spoiler içeriyor
Favori sahnelerimi yorumluyorum #1 Ramzi ve Eren Eren, 4. sezonun büyük çoğunluğunda güvenilmez anlatıcı(unreliable narrator) konumunda - yaptığı/dediği şeyler hem izleyiciyi, hem çevresindekileri, hem de kendini kandırma amacıyla yapılmış/söylenmiş şeyler. Ama yine de Eren'in dürüstlüğünden şüphe etmeyeceğimiz sahneler yok değil:…devamıFavori sahnelerimi yorumluyorum #1
Ramzi ve Eren
Eren, 4. sezonun büyük çoğunluğunda güvenilmez anlatıcı(unreliable narrator) konumunda - yaptığı/dediği şeyler hem izleyiciyi, hem çevresindekileri, hem de kendini kandırma amacıyla yapılmış/söylenmiş şeyler. Ama yine de Eren'in dürüstlüğünden şüphe etmeyeceğimiz sahneler yok değil: monologlar, final ve Ramzi'yle konuşma sahnesi. Ramzi Eren'i anlamadığı için Eren onun karşısında içini dökebiliyor ve hem onun çatışan motivasyonlarını hem de Rumbling'in etkisini üstünde görebiliyoruz.
Ve burada Eren, kan donduran bir şeyi kabul ediyor:
"Adayı, Eldia'yı kurtarmak için... ama daha fazlası var.
Duvarların ötesinin gerçekleri, hayalini kurduğum dünyadan farklıydı...
Duvarların ötesinde insanların yaşadığını öğrendiğimde...
hayal kırıklığına uğradım."
Eren, Rumbling'i neden yaptığı konusunda 4. sezon boyunca farklı motivasyonlar ortaya atıyor:
"Arkadaşlarımı kurtarmak istedim."
"Eldia'yı kurtarmak istedim."
"Ymir'in planına uydum."
Bunlar yalan olmasa da, hepsinin ötesinde, Eren'in kendisinin de yüzleşmek istemediği asıl gerçek yatıyor: Eren, insanlarla dolu bir dünyayı kabul edemedi. Eren'in Armin gibi dünyayı gezmek, harikalara tanık olmak gibi bir hayali yoktu, ama istese bile bunu yapamayacak olmanın gerçeğini kabullenemedi. Eren, doğuştan gelen özgür olma hayalinin peşinde giderken büyümeyi unuttu ve hayali gerçekliğe uymayınca vazgeçemedi.
Eren, en özgür olduğunu sandığı anda işte bu yüzden aslında kendi iradesizliğinin kölesi oldu. Doğuşundan beri onu yönlendiren özgür olma isteği onu ele geçirmişti. Aynı Reiner gibi, asil bir hedefin peşinde koşuyor gibi davranırken aslında kendi bencilce isteklerinin peşinden gidiyordu.
"Bende aynı senin gibiyim, Reiner. Hiçbir şeyi tam yapamayan işe yaramazın tekiyim.
Hayır, bu doğru değil. Ben senden de beterim."
Bu sahneyi karakter analizi bir tarafa hikaye anlatımı tercihleri açısından da seviyorum. Bir hikaye anlatırken bazen stake'leri yükseltmek geri teper- mesela onlarca bölüm takip ettiğimiz bir yan karakter kötülerin eline düştüğünde onun kurtarılmasını gerçekten isteriz, ama dünyayı yok edecek bir olay olduğunda bununla bağ kurmamız daha zor olur. Attack on Titan'ın Rumbling'i ilk başta Ramzi üzerinden göstermesinin sebebi de bu: basit hayalleri olan, sefil bir çocukla bağ kurmamız koca şehirle bağ kurmaktan çok daha kolay ve anime bunu avantajına kullanıyor. Attack on Titan dış dünyayı "kötü adam" olarak konumlandırıyor bu ana kadar ve eğer Ramzi olmasaydı "yaptıklarını buldular" diyebilirdi insanlar. Ama Ramzi üzerinden görüyoruz ki o kadar siyah beyaz değil durum; sadece normal hayatlar yaşamaya çalışan, bütün olaylardan habersiz insanları da katlediyor Eren.
Özgürlük
"İşte bu...
özgürlük."
Eğer Ramzi sahnesi Eren'in kendinden korkusunu temsil ediyorsa, bu sahne korkusunu, bastırmayı başaramadığı tarafını simgeliyor. Eren, devlerin adımları arkasında bıraktığı kanları uçsuz bucaksız gökyüzü olarak görüyor. Çocuk olarak resmedilmiş, çünkü kölesi olduğu çocuksu özgürlük isteği onu esir almış. Sanki başka bir evrende, bütün gerçeklikten uzakta gibi. Çünkü, içinde bir yerde o anda dünyayı bu şekilde görmezse acı çekeceğini, tarihteki en büyük katliamı yapmış kişi olmanın sorumluluğunu üstlenmek zorunda olacağını biliyor.
Belki de en korkunç şey de bu, Eren ne yaptığının tam olarak farkında ama bu sorumluluğu yüklenecek güce sahip değil.
"Sonunda bu manzaraya ulaştık,
değil mi, Armin?"
Armin'i yanına çağırsa da, Armin anlam veremiyor. Çünkü özgürlük anlayışları o kadar farklı ki, Armin bunun Eren'in hayal ettiği özgürlük olduğunu anlayamıyor. Ancak hikayenin finalinde anlıyor onu, ve arkadaşlıklarının en acı tatlı kısmı da bu: Eren'in yaptığı her şeyden sonra bile Armin onu yalnız bırakmamaya karar veriyor. Hikayede Eren'in doğasını fark eden belki de tek kişi olmasına rağmen, onun yalnız kalmasına izin vermiyor ve onunla bu ağır yükü birlikte taşıyorlar.