Yazarımız Ahmet Ay, 12 yıl boyunca Nesil Yayınları’nda editörlük yapmış, çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlanmış biri. Dolayısıyla sektörü yakinen tanıyan birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kitap da zaten deneme formatında kaleme alınmış; hap bilgiler veren katı bir kılavuz ya da…devamıYazarımız Ahmet Ay, 12 yıl boyunca Nesil Yayınları’nda editörlük yapmış, çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlanmış biri. Dolayısıyla sektörü yakinen tanıyan birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kitap da zaten deneme formatında kaleme alınmış; hap bilgiler veren katı bir kılavuz ya da kuralcı bir yönerge gibi ilerlemiyor. Sayfaları çevirirken sektörü hem yazar hem de editör gözünden yıllarca tecrübe etmiş bir abiyle oturup sohbet ediyormuş gibi hissediyorsunuz.
Kitabın başlarında yazar, yayıncılık pratiğinden ziyade yazma eylemine dair hislerini ve kişisel motivasyonunu ele alıyor. Sohbet havasında yazıldığından dolayı başlarda keyifle okunsa da sürekli soyut ve öznel şeylerden bahsedildiği için bir yerden sonra sıkmaya başlıyor. **Üstelik kitap, yazarlık konusunda kendinizi nasıl geliştireceğinize dair nokta atışı yöntemler de sunmuyor; daha ziyade hemen her yerde karşınıza çıkabilecek genel geçer tavsiyeler (düzenli okumak, düzenli yazmak, yazdıklarını başkalarına eleştirtmek gibi) etrafında dönüyor.** Bunlara ek olarak sıklıkla başvurulan ağdalı kelimeler okumayı büsbütün güçleştiriyor.
Kitabı okurken ikide bir günümüzde kullanılmayan, Arapça kökenli eski kelimelerle karşılaşmak bir yerden sonra sinir bozucu oluyor. Okurken sık sık "ihtiza, inkisar, inkişaf, terakki, münkabız, medar, şiar, sair" gibi sözcüklerle karşılaştım. Kitabı okurken anlamını bilmediğim sözcükleri daire içine almıştım; üşenmeyip sayınca tam 82 kelime işaretlediğimi gördüm. Bu kadar metruk (halkın kullanmadığı) kelimenin kullanılması ister istemez tempoyu düşürüyor ve bir yerden sonra insanı acayip bıktırıyor. Üstelik, bunların çoğu Türkçede çok daha yaygın karşılıkları varken tercih edilmiş. Örneğin, doğrudan "Radikal şeyler söylemeye meyilli/eğilimli bir yanım var," demek yerine "meyyal bir yanım var" denmiş. Bazen de "...olarak isimlendiririm," yerine "...olarak tesmiye ederim," diyerek cümle gereksiz yere uzatılmış. Yine de bu durum günün sonunda çokça yeni kelime öğrenmemize vesile olduğu için tam olarak bir eksi sayılmaz ki ben özellikle ‘’bir şeyi muadillerinden ayırt eden belirgin özellik’’ anlamına gelen ‘’şiar’’ kelimesini çok beğendim.
Sektöre dair somut tavsiyeler yaklaşık yüzüncü sayfada başlıyor. Benim de aklımda kaldığı kadarıyla bu tavsiyeleri şu şekilde özetleyebilirim:
-Editörlerle iyi anlaşmaya çalışın. Onlar kitabınızı rezil de edebilir vezir de.
-Kitabınıza özenin. Basit yazım hataları vb. şeylerden kaçının ki bunu yapmazsanız editörünüz veya redaktörünüz sizin kitaba özenmediğinizi düşünerek size olan ilgisini ve tahammülünü kaybedecektir. Bu da sektördeki isimlerin isminize mesafeli yaklaşmasına sebebiyet verebilir.
-Sektöre doğrudan roman, şiir gibi büyük eserlerle girmek yerine deneme yazıları yazarak isminizi önce sektörde duyurmak ileride yayımlatmak istediğiniz eserler için kolaylık sağlayacaktır.
-Bir yayınevine dosya gönderirken dosyanızın çalınacağına dair endişeleriniz varsa dahi bunu yayınevine belli etmek yerine gidip noter gibi gerekli yerlerden eserinizi tescilleyin. Yayınevine belli etmek yalnızca güven kırıklığına sebebiyet verecektir.
-Aynı anda birden fazla yayınevine eserinizi göndermeyin ya da bu yayınevlerinden birisinden kabul aldığınızda diğerlerine durumu bildirin. Aksi takdirde yayınevlerinin karşı karşıya kalma ihtimali oluyor ve bu da isminiz için oldukça kötü bir durum.
-Kitabınız konusunda tutucu olmayın. Editör sektörü iyi tanıyan kişidir dolayısıyla eserinizde yapılacak bazı değişikliklerin pazarda daha olumlu geri dönüş sağlayacağını söylüyorsa ona itimat edin. Kapak tasarımı konusunda grafikere güvenin.
-Sürekli yazın. Bazen hedefsizce bazen ilham içerisinde.
-Eserinizi, eserinize uygun bir yayınevine gönderin. Aksi takdirde doğrudan red yanıtı alabilirsiniz.
-İlham gelmediğinde yazıyı bitirmek için hırs yapmayın. Böyle yaparsanız yazının potansiyelini öldürebilirsiniz.
Sektörde oldukça tecrübeli sevdiğiniz bir abinizle yazarlık üzerine sohbet etmek gibi bir kitaptı, okuması keyifliydi. Rafine bir rehber ya da kılavuz beklentisiyle değil de bu beklentiyle okursanız memnun kalabilirsiniz.