Inception benim için sadece rüyaların içinde geçen bir film olarak kalmadı. Filmi izlerken ilk başta olayın kendisine odaklanıyorsunuz. Rüyaya giriyorlar, birilerinin zihninden bilgi almaya çalışıyorlar, farklı planlar yapılıyor, sürekli yeni kurallar ortaya çıkıyor. Ama film ilerledikçe aslında anlatılan şeyin bundan…devamıInception benim için sadece rüyaların içinde geçen bir film olarak kalmadı. Filmi izlerken ilk başta olayın kendisine odaklanıyorsunuz. Rüyaya giriyorlar, birilerinin zihninden bilgi almaya çalışıyorlar, farklı planlar yapılıyor, sürekli yeni kurallar ortaya çıkıyor. Ama film ilerledikçe aslında anlatılan şeyin bundan çok daha büyük olduğunu fark ediyorsunuz. Bana göre Inception’ın en güzel tarafı da tam olarak bu. Size sürekli bir şey anlatırken aynı zamanda kafanızın içinde başka sorular oluşturuyor.
Filmin konusu ilk bakışta biraz karmaşık gelebilir.Çünkü Nolan izleyicinin elinden tutup her şeyi tek tek açıklamak yerine, bazı şeyleri bizim anlamamızı istiyor. Özellikle rüyaların nasıl çalıştığı, zamanın nasıl değiştiği ve insanların birbirlerinin rüyalarına nasıl müdahale edebildiği gibi konular ilk başta biraz kafa karıştırabiliyor. Fakat film ilerledikçe bu karmaşıklığın aslında rastgele olmadığını anlıyorsunuz.
Bence filmin en başarılı olduğu noktalardan biri atmosferi. Rüya kavramını kullanmasına rağmen film tamamen fantastik bir havaya bürünmüyor. Tam tersine, birçok sahnede gerçek ile rüya arasındaki sınır o kadar ince işlenmiş ki insan ister istemez gördüklerine şüpheyle bakmaya başlıyor. Filmin dünyası bana biraz satranç tahtasını hatırlattı. Her şeyin bir kuralı var. Bir hamle yaptığınızda başka bir şey etkileniyor,bir yerde yapılan bir hareket başka bir yerde sonuç doğurabiliyor. Bu yüzden filmi sadece olayları takip ederek izlemek bazen yeterli olmuyor. Küçük ayrıntılara da dikkat etmek gerekiyor.
Ama benim için Inception'ın asıl güçlü tarafı aksiyon veya bilimkurgu kısmı değil. Filmin altında sürekli insanın kendi zihniyle olan mücadelesi var. İnsan bazen kendi düşüncelerinin içinde öyle kaybolabiliyor ki dışarıdan bakıldığında gerçek ile zihninin oluşturduğu şeyleri ayırmak zorlaşabiliyor. Film bunu çok etkileyici bir şekilde kullanıyor.
Özellikle Cobb karakterini bu açıdan oldukça başarılı buldum. Cobb klasik anlamda görevini yapan ana karakter gibi değil. Onun kişisel geçmişi ve yaşadığı şeyler, yaptığı işin önüne geçmeye başlıyor.Leonardo DiCaprio'nun oyunculuğunu da bu yüzden beğendim. Cobb'u sürekli aşırı duygusal veya sürekli güçlü bir karakter olarak oynamıyor. Karakterin içinde bir ağırlık var. Bazı sahnelerde hiçbir şey söylemese bile yüzündeki ifadeden bir şeylerin yolunda olmadığını anlayabiliyorsunuz. Bence bu, filmin duygusal tarafını güçlendiriyor.
Filmin görsel tarafına gelirsek, burada gerçekten söyleyecek çok şey var. Bazı sahnelerde bunu nasıl çekmişler diye düşündüm. Özellikle mimarinin ve mekanların kullanımı çok başarılı. Rüya fikrini sadece hikâyede anlatmakla kalmayıp görüntünün kendisine de yedirmişler.Şehirlerin, binaların ve mekanların normalde mümkün olmayacak şekillerde kullanılması filme çok farklı bir hava katıyor. Fakat bence görsellik hiçbir zaman sadece gösteriş olsun diye kullanılmıyor. Görüntüler çoğu zaman filmin anlatmak istediği düşünceyi destekliyor.
Filmin müzikleri de ayrıca çok başarılı. Hans Zimmer'ın müzikleri filme inanılmaz bir gerilim katıyor. Bazı sahnelerde müzik başlamadan önce bile bir şeylerin yaklaşmakta olduğunu hissediyorsunuz. Müzik yükseldikçe insanın içindeki stres de yükseliyor.Zaten Zimmer bu konuda Oscar alan birisi olduğu için etkilenmemek elde değil.
Tabii ki Inception'ın aksiyon tarafı da oldukça iyi. Çatışmalar, kovalamacalar ve zamanla yarışılan bölümler filmi canlı tutuyor. Fakat benim hoşuma giden şey, aksiyonun filmin ana fikrinin önüne geçmemesi. Sadece hızlı ve heyecanlı olsun diye yapılmış gibi durmuyor.Filmin temposu ilginç. Bazı bölümlerde uzun uzun karakterleri ve kuralları öğreniyoruz. Sonrasında ise film bir anda hızlanıyor. Bu nedenle ilk yarısı bazı insanlara biraz yavaş gelebilir. Fakat ikinci yarıda bütün o anlatılan şeylerin neden gerekli olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
Bazı filmler bittiğinde her şey açıklanır ve film kapanır. Inception ise bittikten sonra kafamızda devam ediyor. Film hakkında düşündükçe başka yorumlar yapabiliyorsunuz. Bir sahneyi farklı şekilde değerlendirebiliyorsunuz.Bence iyi filmin özelliklerinden biri de bu.İyi bir film sadece izlediğiniz iki saat boyunca sizi eğlendiren film değildir. Bazen film bittikten sonra bile aklınıza geliyorsa, üzerine düşünüyorsanız ve başka insanlarla tartışmak istiyorsanız bir şeyleri doğru yapmıştır.
Sonuç olarak Inception benim gözümde sadece iyi bir bilimkurgu filmi değil. Aynı zamanda psikolojik tarafı olan, izleyiciyi düşünmeye zorlayan ve tekrar izledikçe farklı ayrıntılar fark ettirebilen bir film.