Bir kadın hikayesi. Fleabag (dizi) karakterini sevenler bunu da begenecektir. Aslında bir kadın hikayesi olmanın da ötesinde bir cinsel saldırı mağdurunun travma ile olan ilişkisini anlatmış film. Oyuncu o kadar iyi oynamış ki zihinsel ve ruhsal kopuşlar, kendi içinde yaşadığı…devamıBir kadın hikayesi. Fleabag (dizi) karakterini sevenler bunu da begenecektir. Aslında bir kadın hikayesi olmanın da ötesinde bir cinsel saldırı mağdurunun travma ile olan ilişkisini anlatmış film. Oyuncu o kadar iyi oynamış ki zihinsel ve ruhsal kopuşlar, kendi içinde yaşadığı belki depresyon, korkular ve toplumun geri bildirimleri çok iyi yansıtılmış. Travmadan önce ve sonra farkı hiç abartıya kaçmadan ama çok gerçekçi bir şekilde hem oyuncunun, eşyanın, hem de çevrenin ışığında, duygusunda çok iyi yansıtılmış. Yönetmen ve senarist aynı zamanda başol oyuncusu olan Eva Victor çok yetenekli. Rahatsız edici durumları adeta size de yaşatıyor ama böyle bir derdi hiç yok. O duyguyu çok iyi yansıttığı için içine alıyor sizi ve empati devreye giriyor hemen.
Yer yer aşırı rahatsız edici, sinir bozucu bir atmosfer. Zaten böyle bir konu nasıl sinir bozucu olmasın ki. Sizin başınıza gelmiş bir felaket digerleri için sadece bir vaka, iş, analiz olabilir. En çarpıcı sahne üniversitedeki kadın hocaların hiç anlamadıkları halde biz de kadınız seni anlıyoruz demesiydi. Oysa bir felaketi zihinsel olarak kavramakla onun cehenneminde yanmak aynı şey değildir. Başa gelmeyince anlamıyor yani insan...
Yönetmen travma kavramını adeta somut bir şeye dönüştürmüş. Zaman kronolojik değil, çünkü travma sonrası hayatta zaman lineer akmaz. Bu nedenle bir o zamana bir bu zaman götürüyor sizi. İkincisi toplumsal alanların birçoğuna travma mağdurunun gözlerinden bakmış. Mesela hukuk davası sahnesi, üniversite sahnesi, hastane sahnesi market sahnesi, kedi sahnesi ki onun iyileşme serüveninde kedi çok önemli. Çünkü genelde biz onları kurtardık sanırız ama hayvanlar bizi kurtarır. Bunu da o kadar güzel anlatmış ki ağladım tabii ki ❤️
O boğucu, ölümü andıran çok kötü birşeyler yaşanıyor bu sokaklarda evlerde atmosferi ise bence sinema alanında deha göstergesi. Evlerin ışıkları, ormanlık alanlar, ışık daima kasvetli ve hayatın sıradanlığının rahatsız ediciliğini geri yansıtıyor sanki.
Sonunda ise yaralarımızı saranın arkadaşlık, güven, yani yine ötekinden gelecek olan ilişki ve bağ olduğunu çok güzel özetlemiş. Anlaşılmaya ihtiyacım var diyor bir mağdurun gözünden... Didik didik edilmeye, hayretler içinde kalınmasına ya da soğuk imalı yaklaşımlara değil.
Filmin bütünü travmatik bir olay yaşayan kadının iki dünyasını ele alıyor. Olaydan önce ve sonra.
Bence herkes izlemeli böyle filmleri çünkü empati duygusu gelişmeye insanlar zalimleşiyor. İnsanı anlamak için onun hikayelerini dinliyoruz değil mi? 🙂
Şuraya bıraktım, iyi seyirler