Spoiler içeriyor
Divanımda ki Erkeklere Dair Kısa Not(kısalığı şüpheli !) Bu kitaba başlarken açıkçası klasik, sansasyonel bir popüler psikoloji metni ya da sadece erkekleri eleştiren yüzeysel vakalar okuyacağımı sanıyordum. Fakat New York'da bir şehirde kadınların cinsel sorunlarına odaklanmak üzere kendi kliniğini açan…devamıDivanımda ki Erkeklere Dair Kısa Not(kısalığı şüpheli !)
Bu kitaba başlarken açıkçası klasik, sansasyonel bir popüler psikoloji metni ya da sadece erkekleri eleştiren yüzeysel vakalar okuyacağımı sanıyordum. Fakat New York'da bir şehirde kadınların cinsel sorunlarına odaklanmak üzere kendi kliniğini açan Dr. Engler'ın kapısını beklenmedik şekilde kadınlardan çok erkeklerin çalmasıyla başlayan süreç okuma seyrini oldukça ilgi çekici bir psikolojik yolculuğa çıkardı.
Kitaba asıl derinliği katan şey ise vakalardaki o somut detaylar ve erkeklerin kendi ağzından dökülen itirafları. Mesela dışarıdan kusursuz bir hayata sahip görünen finansçı David'in "Avlanmak, seks yapmaktan daha çok ilgimi çekiyor" diyerek geceler boyu barlarda kadınların peşinde koşmasının ardında, terapi ilerledikçe göğsünün ortasındaki "o rahatsız edici boşluktan" ve yalnızlıktan kaçma çabası çıkıyor . Bir diğer vaka olan banka müdürü Paul ise evde çok sevdiği eşiyle sertleşme sorunu yaşarken, sadece "O kadınlar benim için bir hiç"diyebildiği masaj salonlarında rahatlayabiliyor; çünkü eşinin ve ailesinin gözünde yetersiz kalma korkusunu ancak bu şekilde bastırabiliyor . Nişanlısına zorla "En yakın arkadaşımla yatmak istediğini söyle!" fantezisi yaptırarak cinselliği bir iktidar oyununa dönüştüren Charles'ın arkasından ise yıllar önce düğün sabahı yaşadığı ağır aldatılma travmasını zihninde cinselleştirerek kontrol etme çabası çıkıyor.
Kitap boyunca yazarın "Seks, nadiren sadece sekstir" tespiti her vakada yeniden doğrulanıyor. Üstelik Dr. Engler sadece hastalarını anlatmakla kalmıyor, kendi özel hayatında erkek arkadaşı Rami ile yaşadığı güvensizlikleri de tereddütsüz döküyor . Kadınların sıklıkla düştüğü "Beni gerçekten seviyorsa aldatmaz"yanılsamasını sorgularken, bir erkeğin bir kadına aşık olmasının cinsel sadakati otomatik olarak garanti etmediğini bizzat kendi deneyimleriyle de kavrıyor ve okura sunuyor.
Yine de kitabın kusursuz olduğunu söyleyemem. Yer yer yazarın kendi ilişki çıkmazlarına ve günlük tutar gibi anlattığı kişisel detaylara fazla odaklanması ve gereksiz detayları,vakaların psikolojik analizlerini biraz gölgede bırakabiliyor(ya da bayağı hale getiriyor bu yüzden kitabı bitirmem biraz uzun sürdü ,Rami baydı biraz). Bazı bölümlerde farklı erkeklerin terapi dinamiklerinin birbirine benzemesi de okuma temposunu ufaktan düşürmüş gibi geldi bana(tekrara düşmek gibi oldu).
Bütününe baktığımda ise bu kitap bana ilişkilerdeki iletişim kazalarının çoğunun "gerçekten neye ihtiyaç duyduğumuzu" çiftlerin birbirine dürüstçe söyleyememesinden kaynaklandığını öne çıkardı (kasha ve alex örnek vakası gibi). Erkeklerin toplumsal beklentiler yüzünden duygusal kırılganlıklarını gizleyip bunu tamamen cinsellik üzerinden ifade etmeye çalışması, aslında iki tarafın da birbirini yanlış anlamasına yol açıyor . Terapide ki erkeklerin ortak noktası, sevme ve yakınlık kurma arsuzu ile incinme ,kırılma,reddedilme , kontrolü kaybetme veya yeteriz görülme arasında sıkışıp kalmaları ve bu duyguları kumufle etmek için de cinselliği öne sürüp kadınları seks objesine dönüştürme mekanizması geliştirmeleri idi ve seks ve aşk arasında ki bağlama çokça değiliniliyor her vakada. Evliliğin aşkı öldürdüğü cümlesi neredeyse kitapta doğru denir nitelikte vakalara yer verilmiş ama asıl olayın iletişim eksikliği olduğu gerçeğine de vurgu yapılıyor. Okuması biraz uzun sürmüş bir kitap da olsa farkındalık ve bilinç katma açısından keyifli bir okuma seyri sundu.