1 sene önce bu zamanlarda metroda yazdığım yazıyı buldum. Ne garip şeyler hissetmişim. Ben de okudukça anlamadım da bazen geliyo galiba böyle hisler çoğu kişiye. Belki birine dokunur. Yalnız olmadığını anlar. Yazıyı şöyle bırakayım: I GOT LOST Kendimi ilk kez…devamı1 sene önce bu zamanlarda metroda yazdığım yazıyı buldum. Ne garip şeyler hissetmişim. Ben de okudukça anlamadım da bazen geliyo galiba böyle hisler çoğu kişiye. Belki birine dokunur. Yalnız olmadığını anlar. Yazıyı şöyle bırakayım:
I GOT LOST
Kendimi ilk kez bu kadar kaybolmuş hissediyorum. Nerede olduğumu ve naptığımı bilmiyorum. Önümü göremiyorum. Çok puslu, belirsiz ve umutsuz bir manzara var karşımda. Bu durumdan nasıl kurtulacağımı bilmiyorum. Yardım eli bekliyorum bir yandan; öbür yandan çabalasam olur mu diye sadece düşünüyorum. Konfor alanımda hiç olmadığım kadar rahatsız hissediyorum fakat bundan çıkmak için de hiç cesaretim yok. Tümüyle kayboldum. Yaptığım hiçbir şeyden mutlu olamıyorum bu yüzden verdiğim kararlara inanmıyorum. Kendime güvenimi yitirmişim. Farkında olmadan bitmiş, tükenmiş bir şeyler içimde. Kendimi yüzyıllar önce sönmüş yanardağı gibi hissediyorum. İçimde hiçbir şey için hiçbir heyecan yok. Arayıştayım. Bu durumdan çabucak çıkmam gerektiğini biliyorum fakat nasıl ve ne zaman olacağı hakkında hiçbir fikrim yok. Fakat bunun hakkında aksiyon aldığım da yok. O gelmiyorsa sen gidiceksin derler ama hevesim ve inancım yok. İnişlerini istemiyorum çıkışlarına değmez anlayışından olabildiğince hızlıca uzaklaşmam ve bu durumdan kurtulmam gerekiyor. Kendime ve durumumdan dolayı etkilediğim insanlara çok üzülüyorum. Ayrıca çok kızıyorum kendime. Bu kadar geç kalmış hissederken gün geçtikçe nasıl bu hissimi devam ettirmeme izin veriyorum diye. İnanç, heves,motivasyon mu arıyorum? Çok mu ihtiyacım olduğunu düşünüyorum? Onlar olmadan yapamaz mıyım? Sahi ben ne yapmak istiyorum onu bile bilmiyorum. Ne uğruna yola çıktığımı ve nerelere saptığımı unuttum. Öylece savruluyorum uzaklara. Zamanın akışı değişti sanki ve her anın ne kadar hızlı aktığını öylece hiçbir şey yapmadan izlemek çok üzüyor. Çok geç kalmış hissediyorum ama ne kadar geç kaldığımı da bilmiyorum. Sadece bundan kurtulmak istiyorum. Ve en çok istediğim bu durumdan kurtulduktan sonra yaşadıklarımı unutmamak. Hani derler ya kör gözü açılınca ilk kırdığı bastonudur diye hah işte onu yaşamak istemiyorum çünkü geçmiş tüm hâliyle orda duruyor ve biz onu unutuyoruz. Onu unuttukça kaybolmaya ve savrulmaya mahkumuz.