Süperdi.🫡 Sadece biraz vakit geçirmek için açtığım bir dizinin beni bu kadar içine çekeceğini, güldüreceğini, empati yaptıracağını ve kendimi hatırlatacağını düşünmezdim. İlk başta diziyi hiçbir fikrim olmadan açtım. Zaten liseli dizilerinde büyük yaştaki kişilerin liselileri oynamasını oldukça eleştiren biri olarak,…devamıSüperdi.🫡 Sadece biraz vakit geçirmek için açtığım bir dizinin beni bu kadar içine çekeceğini, güldüreceğini, empati yaptıracağını ve kendimi hatırlatacağını düşünmezdim.
İlk başta diziyi hiçbir fikrim olmadan açtım. Zaten liseli dizilerinde büyük yaştaki kişilerin liselileri oynamasını oldukça eleştiren biri olarak, ilk bölümde 13 yaşındaki iki kızı 30'lu yaşlarında iki kadının oynadığını görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü. “Bu kadar da olmaz” dedim. Absürt olan şey ise çevrelerindeki herkesin gerçekten 13 yaşlarında durması ve bu iki kadının onların yanında acayip sırıtmasıydı. Sonrasında anladım ki bu başroller kendi çocukluklarını canlandırıyormuş. Dizinin en başarılı yönlerinden biri de bence tam olarak buydu. Bu 30 yaşındaki kadınlar 13 yaşındaki hâllerini o kadar iyi oynuyorlar ki sadece birkaç bölüm sonra onları siz de gerçekten 13 yaşındaymış gibi görmeye başlıyorsunuz. Bunu bir örnekle açıklamam gerekirse Anna'nın ilk öpücüğünde oldukça rahatsız olmuştum. Çünkü 30 yaşında bir kadın ve 13 yaşındaki bir çocuğun öpücüğünü izliyor gibiydim. Zaman geçtikçe bu yaş farkı garip bir şekilde kırılıyor ve özellikle son bölümde Maya'nın yaşadığı cinsel sahne, Maya açısından rahatsız edici görünmeye başlıyor. Maya ve Anna gözümüzde gittikçe küçülüyor. Dizinin bunu seyirciye fark ettirmeden başarması bence gerçekten başyapıtlık. Oyuncular ayrıca bunun için ayrı bir saygıyı hak ediyor.
İkinci olarak ergenliği aşırı gerçekçi temsil ediyor. İlk regl olduğunda kimseye söyleyemeyip peçete sarmak, elma gibi saçmasapan nesnelerle kafa bulmaya çalışmak, bir yudum birayla sarhoş olmak, evimize gelen arkadaşımız ailemizle iyi geçinince kıskanmak, ilaç içmeyi havalı bir şey sanıp herkese anlatmak, MSN'den hiç tanımadığımız biriyle sevgili olmak, birinin bize bakmasını bile “acaba benden hoşlanıyor mu?” diye yorumlamak gibi şeyler de bu yaşın absürtlüğünü çok iyi yansıtıyor. Tabii bazıları kültürel farklılıklardan dolayı bize daha absürt gelebiliyor ancak bazıları tam anlamıyla ergenliğin evrensel olduğunu hissettiriyor.
Maya'nın karakteri ise hem insanı utandıran hem de üzen cinsten. Maalesef o Anna kadar güzellik standartlarına uymuyor. Anna'nın da tam olarak uyduğu söylenemez ama ergenlik açısından oldukça önemli olan karşı cins ilgisini çekebilecek kadar güzel. Maya ise o dönemlerde Sam hariç neredeyse hiçbir erkeğin ilgisini çekmiyor. Ergenlikte dış görünüş yalnızca dış görünüş olmaktan çıkıyor. Birinin senden hoşlanması, güzel olduğunun; kimsenin senden hoşlanmaması ise çirkin olduğunun kanıtıymış gibi gelmeye başlayabiliyor. Maya da kendisini giderek böyle bir denklem içerisinde değerlendiriyor. Bu yüzden küçücük bir ilgi bile onun için normal bir hoşlanmadan çok daha büyük bir anlam taşıyor. Dolayısıyla ilgi gördüğünde sınırlarını korumakta zorlanması da yalnızca komik veya saçma bir davranış olarak görülmüyor; altında ciddi bir kabul edilme ve değerli hissetme ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Son bölümlerde “Ben çirkinim, kabul ettim artık. İnsanı özgürleştiriyor.” tarzında bir söz söylüyor. İlk bakışta bu cümle özgüven kazanmak gibi görünüyor ama aslında oldukça hüzünlü. Çünkü özgürleşebilmesi için önce kendisini “çirkin” olarak tanımlaması gerekiyor. Sanki toplumun ona verdiği etiketi kabul ettiğinde, o etiketle mücadele etmek zorunda kalmayacağını düşünüyor. Bu da bana ergenlikte kendimizi olduğumuz hâlimizle kabul etmekten çok, hakkımızda yapılan olumsuz yorumlara alışmayı “kabullenmek” sanabildiğimizi düşündürdü. Absürt bir komedi olarak başlayan dizide bir noktada Maya'nın gerçekten üzücü hikâyesine şahit oluyoruz. Bir ergenin karşı cinsten ilgi görebilmek için kendisine neler yapabileceğini ve ne kadar ileri gidebileceğini özellikle son bölümde görüyoruz. Üstelik bunu yalnızca “Maya çok saf olduğu için böyle yaptı” şeklinde anlatmıyor. Maya'nın yaşadığı şeyin arkasında görünür olma, beğenilme, arzulanma ve kabul edilme ihtiyacı olduğunu hissettiriyor. Bu yüzden son bölüm bence dizinin en üzücü bölümlerinden biriydi.
Belki de dizinin en sevdiğim tarafı, bütün bunları bize “ergenlik psikolojisi budur” diye anlatmaması. Bunun yerine iki insanın ne kadar saçma, utanç verici, bencil, kıskanç, takıntılı ve bazen de kırılgan olabildiğini gösteriyor. İzlerken “Allah'ım ne yapıyor bunlar?” diyorsunuz ama birkaç dakika sonra “Ben de 13 yaşındayken böyle bir şey yapmıştım” diye hatırlıyorsunuz. Ve bence dizinin asıl başarısı burada. Çünkü yetişkin olduğumuzda geçmişteki hâlimizi hatırlarken genellikle kendimizi bugünkü aklımızla yargılıyoruz. Dolayısıyla bazen güldüğümüz şey aslında kendi geçmişimize duyduğumuz şefkat oluyor.
Bence çok güzel bir diziydi. Bu aralar soluksuz izlediğim nadir yapımlardan biriydi. Hem absürt komedi seviyorsanız hem de “ergenlik dönemimde ben neler yapmışım ya?” diye kendinize bakmak istiyorsanız kesinlikle şans verilmesi gereken bir yapım. Özellikle kadınların daha çok ilgisini çekebilecek türden olduğunu düşünüyorum.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.☀️