Spoiler içeriyor
Felatun Bey İle Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi'den okuduğum ikinci eser. Eser yanlış batılılaşmayı anlatması yönünden tanınıyor ancak bu tanımlamanın eksik olduğunu düşünüyorum. Roman, edebiyatımızda bir kırılmayı sunuyor ve köprü vazifesi görmekte. Tanpınar bu eser için "[Romanın] ehemmiyeti, iki nesilde…devamıFelatun Bey İle Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi'den okuduğum ikinci eser. Eser yanlış batılılaşmayı anlatması yönünden tanınıyor ancak bu tanımlamanın eksik olduğunu düşünüyorum. Roman, edebiyatımızda bir kırılmayı sunuyor ve köprü vazifesi görmekte. Tanpınar bu eser için "[Romanın] ehemmiyeti, iki nesilde tamamlanan bir temel başlangıç olmasıdır." demiştir. Bu eser hem romanımızın doğuş yılları için bir örnek teşkil etmekte hem de alafranga-züppe tipini bize ilk kez sunması bakımından önem taşır. Bu romandan sonra yanlış batılılaşma, zıtlık ilişkisi -Osmanlı aydını ve köksüz züppe tiplemeleri-aydınların gerek yaşadığı çağa gerek değişen ideolojilere göre farklı ele alınmıştır. Edebiyatımızda ele alınacak olan alafranga-züppe tiplemeleri hepsi birbirinden farklı farklı olacaktır. Yazı makinesi lakabı olan bir aydından ilk roman örneklerinin çıkması tabi olarak şaşılacak bir şey değildir.
Romanın içeriğine gelecek olursak babadan alafranga yetişmiş Felatun Bey ile babasını erken yaşta kaybetmiş annesi ve Fedayi'nin emekleriyle büyümüş Rakım'ın yazarın kendi düşüncesini okura nakletmek ve benimsetmek üzere karşı karşıya getirilişini görürüz. Romanı okumayan biri Rakım'ı klasik doğulu adam sanma hatasına düşebilir.Lakin durum hiç de öyle değildir, o doğru batılılaşmış bir aydın örneğidir. Nitekim yazar bu iki karakteri birbirinden ahlak yönünden ayırmaz, ayrıldıkları taraf parayı yönetme biçimlerinde ortaya çıkar.
(Buradan sonrası yergi içerecektir.) Ahmet Mithat'ı romanda Rakım olarak düşünürseniz hata etmiş olmazsınız. Tüm roman boyunca Rakım'ın davranışlarını açıklamaktadır. Felatun romanda yan figür gibidir. Kitabın ismi Felatun Bey İle Rakım Efendi değil de sergüzeşt-i muhabbet ( tamlama yapabildim:)) olsa yeridir. Kitaptaki ahlak anlayışı ve benzeri durumları algılayamadım. (Eserler yazıldıkları yıllara göre değerlendirilmeli biliyorum.) Kitabı okurken kaç kere sinir krizi geçirdiğimi, kendimi tokatladığımı hatırlamıyorum. Kitabı benim kadar duygularınızı kontrol edemeyerek okursanız hafif bir baş ağrısı hasıl olacaktır. Ahmet Mithat gibi sohbet havasında konuşmaya çalıştım ama abartmıyorum. Kitap orijinal metin olduğundan Osmanlıca geliştirme gibi bir derdiniz yoksa almanızı tavsiye etmem çünkü benim durumum mecburiydi. Kitabın sevenleri çok, ben pek sevemiyorum bu dönem eserlerini. Hem ruhuma hem aklıma hitap etmiyorlar. Yazara karşı da önyargı besleyerek başlamıştım okumaya. Başka eserini de okuyacağımı sanmıyorum. Bu tür eserleri seviyorsanız ilginizi celp edecektir. Kitap beni etkiledi misal celp etmek falan diyorum o derece bir buhran yarattı bende.
Hayatımda bundan daha komik bir inceleme yazmam herhalde.
Sizin için birkaç alıntı kimse okumayacak olsa da:
"En yanık beyitleri ne kadar bir suz-ı derunla dinler ve alırdı? Meğer kendisini zehirlemek içinmiş."(Syf.183)
"Ah! Bu aşk insanı nasıl ihya eder bir histir?" (Syf.130)