Anlaşılmak... Sanki dünyanın en zor eylemiymiş gibi, değil mi? Hani, kendinizi her ne kadar bir dizi kelime öbeğine sığdırmaya çalışıp da ifade etmeye çabalarsanız çabalayın, karşınızdakinin anladığı, algıladığı kadarsınız, derler ya hani... Yanlış anlaşılmak, hiç anlaşılamamaktan çok daha fena ya…devamıAnlaşılmak... Sanki dünyanın en zor eylemiymiş gibi, değil mi?
Hani, kendinizi her ne kadar bir dizi kelime öbeğine sığdırmaya çalışıp da ifade etmeye çabalarsanız çabalayın, karşınızdakinin anladığı, algıladığı kadarsınız, derler ya hani... Yanlış anlaşılmak, hiç anlaşılamamaktan çok daha fena ya hani...
Daha anlamadan anlatmaya çabaladığımızdan mı hep bu yanlışlar, dersiniz? Yanlış anlaşılmak, aslında yanlış anlamayı da getirmez mi beraberinde, ne dersiniz? Tüm soruları boşverin, mühim olan şu tek bir tanesine gelin: Kaç kişiyi doğru anlayabildik ki ömrümüzde doğru anlaşılmayı bekleriz... Asıl buna ne dersiniz?
Bir de aklıma Albert Camus'un bir sözü geldi: "Bir insan söylediği şeylerden çok söylemedikleriyle insandır. Söylemeyeceğim çok şey var."
Sahi ya söylemeye ne gerek var? Ya da söylememeye... Yahut anlaşılmak niçin önemliymiş ki? Peki ya, anlaşılmamaktan değil mi ki zaten bu bütün bunalımlar? (Amma da sordun he, hangisini cevaplayacağız be 🙄)
Bu sorular, cevap beklemiyorlar... Bazen, bazı sorular, en büyük cevaplar değil midir zaten? (Al işte yine bir soru :/ )
Doğru soruları sorabilmek, doğru cevapları aramaktan daha mühim gibi gibi sanki... Değil mi?
(Belki de bu noktada deliriyorumdur dostlar, yola bensiz devam edin djskfgk)
Neyse, yeterince boş yaptığıma göre artık kitabın bana düşündürdüklerini burada noktalayabilirim. 😂
Kitaba gelince üslubunu çok ama çok beğendim. İnsanın iç dünyasının hem bu kadar üstü örtülü hem de bir o kadar apaçık anlatılması gerçekten hoştu.
19. asır Osmanlı'sından günümüze doğru birkaç öyküyü çok ustaca bir incelikle birbirine bağlamış yazar. Tavsiyemdir, okuyunuz dostlar 🍃 👍🏻
Son olarak kitaptan birkaç hoş cümle de alıntılıyorum hemen aşağıya 👇🏻
------------------------------------------------------------------------
📌Sf. 36
"Bütün güzelliklerimi yüklemeye çalıştığım, kendimden, kalıcı bir şey, eskimeyen ve tükenmeyen bir şey, sürekli güzelleşen bir şey, bir ışık, bir tanrı yaratmaya çalıştığım halde ortaya sadece eti, kemiği, zaafları ve günahlarıyla bir insan çıktı."
📌 Sf. 75
"Düşüncelerime söz geçirmem mümkün olmuştu ama, dedi, düşlerime söz geçirmem, o mümkün olmuyor."
📌 Sf. 91
"Bülbül çoktur, demişti küçük esmer kız, gül ise tek. Bülbül kırılır, demişti, dökülür, parçalanır, bağırır, çağırır çoğalır, sesi var çünkü onun. Var olur. İçinin serüvenlerini gizlemek zorunda değil. Haykırır onları. Gül öyle midir ya?"
📌 Sf. 97
"Kendimi korumak için korunaksızlığımı arttırmaktan başkaca da bir şeye yaramayan şeyi, en iyi susmayı biliyorum."
📌 Sf. 131
"Söylemek istediğim onca söz, anlatmak istediğim onca şey, toplamak ve birleştirmek istediğim bütün bir varlık artık içime sığmıyor."