Ne demektir bu Peekay? Neden herkes bu tuhaf adama 'Peekay' diye hitap ediyordu? Peekay, Hintçe'de 'sarhoş' anlamına gelmektedir. Etrafta tuhaf hareketlerle dolaşan, etrafındaki her şeyi sorgulayan, üstümüzdeki kıyafetlerden kullandığımız paralara kadar, hatta Tanrı'ya kadar her şeyin var oluş nedenini merak…devamıNe demektir bu Peekay? Neden herkes bu tuhaf adama 'Peekay' diye hitap ediyordu? Peekay, Hintçe'de 'sarhoş' anlamına gelmektedir. Etrafta tuhaf hareketlerle dolaşan, etrafındaki her şeyi sorgulayan, üstümüzdeki kıyafetlerden kullandığımız paralara kadar, hatta Tanrı'ya kadar her şeyin var oluş nedenini merak eden bu adam mıydı Peekay, yoksa hiçbir sorgulama yapmadan kendilerine söylenen her şeyi kabul edene insanlar mıydı? İnsanlar dalgın dalgın sokaklarda dolaşırken o hep sorguluyordu, neden kıyafet giyiliyordu? Neden para kullanıyorlardı? İnsanlar neden bir kelimeden 4 anlam çıkarabiliyordu? En önemlisi kimdi bu Tanrı? Bu garip adam, insanların deyimiyle Peekay, her şeyi sorgulardı. Peki ya, sarhoş biri gerçekten bunları yapabilir mi? Farkında olur mu etrafında olup bitenlerin? Peekay'nin bir insana katacağı en önemli şey sorgulamaktır. Sorgulayın, her şeyi sorgulayın. Öğrenin. Peekay bir bebek gibi dünyaya çıplak gelmişti ve dünyada kaldığı sürece her şeyi sorgulamıştı. O tıpkı bir çocuk gibiydi, her şeyi merak ediyor, araştırıyor, öğrenmeye çalışıyordu. Peki ya bizler neden böyle değiliz? Küçükken her şeyi sorgularken büyüdüğümüzde neden bu özelliğimizi kaybediyoruz? Sorgulayın, tıpkı Peekay gibi, tıpkı ufak çocuk gibi. Etrafınızda olup biten her şeyi sorgulayın. İşte o zaman hem kendi benliğinize, hem hayat amacınıza, hem de Yaratıcınıza ulaşabilirsiniz. Aksi halde sadece yürüyen et parçaları olarak dünyaya gelir ve bir anda yok olursunuz.
Biraz filmin konusundan ve içeriğinden söz etmek istiyorum. Filmin 2 buçuk saatten fazla bir süresi var. Fakat bu uzunluk beni sıkmadı, tam aksine bitmesin istedim. Dünyayı araştırmaya gelmiş bir adamın Tanrı'ya bulma serüvenini anlatıyor. Peki nerededir Tanrı? Bir camide mi, yoksa bir kilisede mi? Bir sinagogun içinde olamaz mı? Ya da bir haç işaretinde? Bir ineğin içinde, devasa bir adamın ruhunda? Bir mezarlıkta... Yoksa insanların kendi elleriyle yaptığı heykellerin içinde mi? Tanrı mı bizi yarattı, yoksa biz mi Tanrı'yı yarattık? Nasıl heykellerini yapabiliyorlar? Hiç görmedikleri bir şeyi nasıl tasvir ediyorlar? Ya da Tanrı'ya ulaşacağını söyleyen insanlar neden bunu ticarete döküyorlar? Yaratıcının bizim paralarımıza, bizim yemeklerimize ihtiyacı mı var? Bunları var edip bize gönderen Tanrı neden sonra geri almak istesin ki? Yaratıcı yoktan var edendir, onun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, O ''Ol'' der ve oluverir. Herkes yaratıcısını arıyorken ve bunu çeşitli biçimlerde yapıyorken nedir bu kavga? Asıl sorumuza gelelim. Nerede bu Tanrı? ''De ki:'' O size şah damarınızdan daha yakındır.''
Din sorgulamasını o kadar güzel bir şekilde yapmıştır ki dinle alakası olmayan bir insanın bile yarı oranda ilgisini çekebilecek bir yapım. Hem kahkahalara boğarken, hem de birkaç damla yaşa sebep olabilen bir film. Ve elbette aşkta var, fakat konusu bu olmadığı için çok da abartılı değil. Filmin genel olarak konusu sorgulamak ve bir şeyleri açıklamak üzere. Sorguladığı konuda bahsettiğim gibi, sorgulanması gereken en önemli konu. Din ve insanlar... Gerçek Tanrı, ve insanın yarattığı sahte Tanrılar. İki çeşit Tanrı vardır, biri insanları yaratan gerçek Tanrı, diğeri insanların yarattığı sahte Tanrı... Sahte Tanrıları bırakıp gerçek yaratıcımıza koşalım, o bize en doğru olanı gösterecektir.
Not: Aamir Khan hakkında bir şey yazmaya bile gerek yok. Tek kelimeyle Bollywood'un en iyi oyuncusu.