#yorumperisi 📘 Halil Cibran çok okunan bir yazar, öncelikle Ermiş adlı kitabını okuyorlar ama ben başlamak için Kırık Kanatlar'ı tercih ettim, Ermiş sırada. 📘 Kırık Kanatlar, Arapça yazılmış ve ilk olarak 1912'de New York'taki Meraat-ul-Gharb matbaası tarafından yayınlanan şiirsel bir…devamı#yorumperisi
📘 Halil Cibran çok okunan bir yazar, öncelikle Ermiş adlı kitabını okuyorlar ama ben başlamak için Kırık Kanatlar'ı tercih ettim, Ermiş sırada.
📘 Kırık Kanatlar, Arapça yazılmış ve ilk olarak 1912'de New York'taki Meraat-ul-Gharb matbaası tarafından yayınlanan şiirsel bir romandır. Kırık Kanatlar, acımasız toplum yapısının kıskaca aldığı bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Halil Cibrân'ın geleneksel Ortadoğu edebiyatının retorik süslemelerinden uzak, lirik ve dinamik stilini ve bilgelik felsefesini çok güzel yansıtan bu ilk dönem öyküsü, 1923'te başyapıtı Ermiş yayınlanmadan çok önce Amerikan edebiyat çevrelerini ve Göç edebiyatı yazarlarını derinden etkilemiştir.
📘 Kahramanları arasında "kafese kısılmış kanatları kırık bir kuş" olarak tanımlanan Doğulu kadın, "avını onlarca koluyla kıskıvrak yakalayıp onlarca ağzıyla onun kanını emen bir piskopos" var. 20. yüzyıl başlarında Ortadoğu toplumunda ailesinin serveti yüzünden felakete sürüklenen genç bir kız ve aşkın inanılmaz gücü... Sınırlı aşk sevgiliyi sahiplenmeyi, sınırsız olanı sadece kendini ister. Bu uzun öykü, aşkın mutluluğa ulaşması için gösterilmesi gereken amansız çabayla, bu çabanın aşıkların kişiliğini tüketmemesi için gösterilmesi gereken dikkatli özen arasındaki dengeyi anlatılıyor.
📘 "Bir gün, aşk büyüleyici ışınlarıyla gözlerimi açtı ve ateşli parmaklarıyla ilk kez ruhuma dokundu." diyen etkileyici bir ilk cümleyle aşlayan hikaye ilk anda sizi içine çekip, bir solukta kendini okutan duygu dolu bir hikaye.
📘 İlk sayfalarda; "Melankolinin ipeksi elleri vardır, ama bileği güçlüdür. Kalbi kavrar ve yalnızlık içinde bunaltır. Melankoliye ve yalnızlığa düşen genç bir adamın ruhu rüzgarda titreyen, şafakta açılan ve gece çöktüğünde de kapanan körpe bir zambak gibidir." diye başlayan bölümde Melankoli kelimesini okur okumaz aklıma Nükhet Duru'nun o buğulu sesiyle okuduğu şarkı geldi. Şarkının sözleri Sabahattin Ali, bestesi Ali Kocatepe, düzenlemesi Onno Tunç'a ait. Böyle bir Kare As'ın yaptığı şarkıda üzerinden yıllar geçse unutulmuyor. Tüm melankoli bölümünü şarkı kulağımda çınlarken mırıldanarak okudum.
📘 "Gerçek güzellik, yeryüzünün derinliklerinden gelen, çiçeğe rengini ve kokusunu veren hayat gibi ruhun en gizli yanlarından yayılan ve bedeni ışıtan bir pırıltıdır. Gerçek güzellik, bir erkekle bir kadın arasında o tutkuyu yaratan ve onu bütün diğer tutkuların üzerine çıkaran dolaysız ve eksiksiz bir uyumdur aynı zamanda, aşk adını verdiğimiz o ruhsal çekiciliktir." Aşkı, gerçek güzelliği nasıl anlatmış. Şimdi aşkın bu kadar güzel tarifi yok, aşk kaldı mı? O da ayrı. Maalesef hızlı yaşam, teknoloji, sanal ortam duygusal sıcaklığı sildi.
📘 "Halk böylece, kurtların dişleri ile kasapların bıçakları arasında telef olan sürüler gibi, hırsızlarla dolandırıcılar arasında yok olup gitmektedir. Doğulu uluslar böylece açgözlü insanlara ve çürümüş geleneklere boyun eğerler; böylece geri giderler ve demir çekiç darbelerinin altındaki toprak bir testi gibi, ayaklar altında çiğnenirler." diyerek o dönemdeki Doğu uluslarının durumunu anlatmış. Doğu toplumları eski kıta olarak medeniyetin temellerini atmış, sonrasında hızla duraklama ve gerileme dönemine girmişler. Bu kitabın yazılmasının üzerinden 100 seneden fazla geçmesine rağmen Doğu toplumlarında düzelme, ilerleme yok; hatta daha geri gidiyorlar.
📘 Cibran, sadece aşklarını anlatmıyor; Ortadoğu ve Doğu kültürünü de aktarıyor. Toplumdaki hiyerarşiyi, kadının yerini, aile yapısını, evliliğe bakış açısını, dini - siyasi oluşumu, töreleri, yasaları da anlatıyor.
📘 Kırık Kanatlar'ın kanadından düşünler:
📌 Cahillik hiçliğin beşiği, hiçlik de kaygısızlığın yatağıdır, denir ya... Cahillik, gerçek ve sağlam bir duyarlılıkla birlikte olduğunda, ölümden de acı olur.
📌 Yaşlı insanlar, bir yabancının ülkesine geri dönmek istemesi gibi, gençlik günlerini hatırlamaya bayılırlar. Bir şairin en güzel şiirini okumaktan zevk duyması gibi, onlar da çocukluk anılarını anlatmaktan büyük bir haz duyarlar.
📌 Bir ihtiyarın kırışık yüzünde parlayan tek bir damla gözyaşı, genç bir adamın göz kapaklarından dökülen bütün yaşlardan daha dokunaklıdır, çünkü bu gözyaşı yıpranmış bir yürekten gelir.
📌 Aşkın yandaş olarak seçmediği insanlar aşkın dilini anlayamazlar; bu hikaye onlar için yazılmadı.
📌 Evlilik günümüzde gülünç ve üzücü bir ticarettir. Düzenlenmesi de, genç erkeklerle genç kızların babalarının elindedir.
📌 Lamba için ışık neyse, ulus için de kadın odur. Kandildeki yağ ne kadar az olursa, ışık da o kadar zayıf olmaz mı?