Spoiler içeriyor
🗯 Yine çok önceden izlemiş olduğum bir filmle geldim, tekrar izleyecek cesareti yakalayabilirsem yazımı güncellerim, şimdilik bu filmle ilgili hafızamda kalanlar kadarıyla yazacağım. Filmi izleyecek olanlara ilk önerim hayatın iyi kötü her yönünden kısa süreliğine arınarak izlemenizdir. İzlemeden önce yeteri…devamı🗯 Yine çok önceden izlemiş olduğum bir filmle geldim, tekrar izleyecek cesareti yakalayabilirsem yazımı güncellerim, şimdilik bu filmle ilgili hafızamda kalanlar kadarıyla yazacağım. Filmi izleyecek olanlara ilk önerim hayatın iyi kötü her yönünden kısa süreliğine arınarak izlemenizdir. İzlemeden önce yeteri kadar meditasyon ile başlayabilirsiniz, aksi takdirde yoğun bir zihinle izlerseniz tek kazancınız boşa geçen 1 saat 40 dakika olur, internetinizin yavaş olduğunu da varsayarsak bu boşa geçen süreyi 2 saate çıkarabiliriz. Animasyon tekniği göz, senaryo da biraz beyin yorsa da iyi düşünülmüş bir film.
İlk olarak çekim tekniğinden söz etmek istiyorum, dijital kamera ile çekilen film daha sonra bilgisayar ortamında animasyona dönüştürülmüş. Gerçekten buna gerek var mıydı? Tartışılır. Farklı bir şey yapmak istemişler, belki de böyle daha akılda kalacaklarını düşündüler. Başardılar mı? Benim açımdan evet. Çünkü bu film ilk olarak konusu ile değil, çekim tekniği ile geliyor aklıma. Yine de hem kendilerini bu kadar yormalarına, hem de izleyicinin gözünü yormalarına gerek yoktu şahsen.
Film felsefenin her yönünü alması dolayısıyla büyük bir dikkat ve özveri ile izlenmesi gereken bir yapım. Hikayemiz rüya ile gerçek dünyanın ayrıldığı noktayı bulmaya çalışan genç bir adamın çevresindeki kişilerle yaptığı felsefik diyaloglar üzerine kurulu. Filmi izlerken bir süre 'acaba gerçek mi rüya mı?' yanılgısına çok düştüm. Rüya olduğu en başından beri ortadaydı, fakat gerçek dünyadan da tam anlamıyla soyutlandığını da söyleyemem. Evet gerçek olamayacak kadar ütopikti, ama gerçeği yansıttığını düşündürtecek kadar realistti kanımca. Bu filmle ilgili izlerken çok teoriler döndü zihnimde. Bazen diyalogları anladım çıkarımlar yaptım, bazen de o kadar derin diyaloglara girildi ki öylece bakmaktan başka bir şey yapamadım. 'Çok teoriler döndü zihnimde' demiştim. Bunun bir astral seyehat olabileceğini düşündüm, astral seyehata yatıyor ve çıkışı bulamıyordu. Kahramanımızın komada olduğunu düşündüm. Tek yapmak istediği bu derin uykudan uyanıp gerçek yaşamına dönmek, sağlığına kavuşmaktı belki. Ama dedim, bu kadar derin bir filmi bir-iki basit teoriye sığdıramayız değil mi? Bir de yanılsama olduğumuzu varsaydım. Hepimizin zamanda bir yanılsamalar olduğumuzu. Film bana bir çok şeyi çok fazla sorgulattı, dile getiremeyeceğim kadar çok şeyi. Aslına bakarsak film gerçek hayatımızla ilgili arka plana atamayacağımız hepimizin birgün yüzleşeceği kimine göre acı, kimine göre bir kurtuluş olan bir konuyu ele alıyor; 'ölümü.' Yaşadığımız alem bir rüya değil mi zaten? Bazılarımız bu rüyadan hemen uyanıyoruz, bazılarımız 20 sene bazılarımız 50 sene bazılarımız da daha uzun süre bu rüyayı görüyoruz. Hepimiz farklı şekillerde uyanıyoruz rüyadan; bazılarımız kendi isteği ile uyanmayı seçiyor. Film hakkında uzun uzun yazılır, uzun uzun konuşulur. Benim aklımda kalanlar, bahsedebileceklerim bunlarla sınırlı. Daha derin yazmak, konuşmak için çok derin felsefik bilgilere sahip olmak gerekir. O kadarı da bende mevcut değil, filmle alakalı ortaya bir çok teori atabilirim, atabiliriz. Hangisi doğru bilmiyorum. Belki de senaryoyu kurgulayan kişi veya kişilerde bunu bilmiyordur. Tek bildiğim karakterimizin bir daha bu sahte yaşama uyanamayacağı. Diğer bir değişle de sonsuz bir gerçekliğe uyandığı...