Ne kadar çok filme odaklanıp psikolojik olarak filmi analiz etsem de en çok izledikten hemen sonra film hakkındaki detaylari okurken bayıldım filme dair olan her şeye .Martin Scorsese yine yapmış yapacağını anlayacağınız.Filmin siyah beyaz oluşunun bile öyle güzel bı anlamı…devamıNe kadar çok filme odaklanıp psikolojik olarak filmi analiz etsem de en çok izledikten hemen sonra film hakkındaki detaylari okurken bayıldım filme dair olan her şeye .Martin Scorsese yine yapmış yapacağını anlayacağınız.Filmin siyah beyaz oluşunun bile öyle güzel bı anlamı var ki yönetmenin bu jestini görüp hayranlık duymamak elde değil.Peki ya Robert de Niro'nun film için 20 kilo aldığını ve filme başlamadan önce amatör maçlarda bulunup üç maçtan ikisini kazandığına ne demeli...İnsan bu bilgileri öğrenince daha bir hayranlık duyuyor , karşısında önünü iliklemek istiyor oyuncularin.Filmin tam 24 ödülü var. Film öyle detaylı işlenmiş öyle emekler verilmiş ki filmde yer alan dövüş sahneleri on dakika sürerken çekim süresi aylarca sürmüş ve maçlar daha gerçekçi olsun diye tek kamera ile çekim yapılmış.Ben bu film hakkında detay vererek konudan uzaklaştığımin farkında da olsam yönetmenin ve oyuncuların emeklerinden bahsetmezsem onlara ihanet edecekmisim gibi hissediyorum.Filme daha yeni başlamışken başlangıcında yer alan müzik ile kendimden geçerken film müziğinin ödül alisini okuyunca inanın hiç şaşırmadım.Bu arada bu kadar çok ödül almış filmin Robert'in zoru ile Scorsese'i ikna ederek çekildiğini öğrenince gidip Robert de niro 'ya teşekkür mesajları atmak istiyorum.Dedigim gibi filmden çok film hakkındaki detaylar beni çok etkiledi.Peki filmin konusu ne? Ünlü bir boksörun hayatını konu alan film Jake La Motta ,eşi Vicki ve jake'in kardeşi joey arasında geçiyor.Film bir biyografiyi işlerken kendinizi sık sık psikolojik analiz yaparken bulacaksınız yani ben tam olarak böyle oldum.Boksorün inisli çıkışlı hayatını anlatan film bazen beni o kadar çileden çıkarttı ki Jake la Motta'yi bogazlamak istedim ve yine film hakkındaki detaylara bakınca gerçek hayattaki eşinin filmdeki Jake'i az bile yansıttığını söylediğini okudum bu da beni daha çok sinir etti tabi :)) Filmdeki müzikten sondaki yazılara kadar her olan bitenin anlamı var anlayacağınız.Film aldığı ödülleri hakediyor mu kesinlikle ediyor. Joey'i oynayan Joe pesci'nin filmin başında yer alan yumruklama sahnesinde gerçekten yumruklanmis ve kaburgasınin kırılmış olduğunu öğrenince de bir nebze üzüldüm adama.Simdi gelelim Raging Bull'un basrolune yönelik psikolojik analizlere ve filmin işleyişine...Sert mizaçlı Jake iletişim kurmayı pek beceremez ve boksör de olduğundan şiddet hayatında oldukça önemli bir faktördür.Eşi ile anlaşamayan ve tahammül etme konusunda eksileri olan Jake , havuz başında görüp aşık olduğu Vicki ile tanıştıktan sonra hayatı tamamen değişse de maçlarındaki yenilgileri ve çevresinde sadece kardeşini kendine yakın tutması ile kimseye güvenmemesi, karısının karşı rakibe "Hoş adam" demesi ile güvensizlik sorunu artik isin içinden çıkılmaz bir hal alir.Bas karakter tam bir paranoyak diyebilirim ve işin kötü yanı gerçekte de Jake kurgusal karakterin aynı karakteristik özelliklerini tasiyormus.Son maçında yenilgiye uğrayan Jake hayatında da yenilgilere ugrar.Karisi terk eder hapise düşer iflas eder barlarda stand up gosterileri yapar.Film başlı başına "Ne oldum dememeli ne olacağım demeli"temalı bir film dersek pek de yanilmayiz.Basrol Robet de Niro'nun boksör Jake La Motta'ya benzerliği de şaşırtıcı ;)) .Öneri ile basladigim filmin bendeki etkisi büyük oldu anlayacağınız umarım izlerken siz de benim gibi beğenirsiniz.