Seni erteleyip geç izlediğim için kendimden özür diliyorum.Basrollerini Eva green ve Matt Smith'in paylaştığı 2010 yapımı Benedek Fliegauf'un yönettiği film bilim kurgu türünde yayınlansa da daha çok romantik dram türünde geldi bana."Klonlama olsaydı ne olurdu?" sorusuna farklı bir bakis açısı…devamıSeni erteleyip geç izlediğim için kendimden özür diliyorum.Basrollerini Eva green ve Matt Smith'in paylaştığı 2010 yapımı Benedek Fliegauf'un yönettiği film bilim kurgu türünde yayınlansa da daha çok romantik dram türünde geldi bana."Klonlama olsaydı ne olurdu?" sorusuna farklı bir bakis açısı getiren film Locarno film festivalinde ödül almış ve ülkemizde ismi "Deniz Kenari" diye geçiyor.E film deniz kenarında geçince haliyle orjinal isminden uzaklaşmadan bu ismi uygun görmüş olsalar da filmin bütünlüğünü,salt mesajını zayiflatmis zanlimca.Siradisiligi kendine tema almış yapimdaki sahne geçişleri finali olsun oldukça başarılı geldi bana.Bazi yapımlar vardır izlerken küçük bir pencereden bakilmamasi ve dar kalıplara sokulmamasi gereken hah işte bu yapım da tam olarak bunu gösteriyor.Oidupus Kompleksi, Elektra Kompleksini de senaryonun içine koyan senarist ve yönetmen Freud'u da hissettiriyor film boyunca.Konunun da film açıklamasında olduğu gibi Rebecca(Eva) buyukbabasini ziyarete gelir ve burada Tommy adında bir çocuk ile tanışır arkadaş olur zamanla ilişkileri aşka döner.Birlikte zaman geçirirler ve Rebecca kasabadan ayrılmak zorunda kalir.Yillar sonra Rebecca yine bu küçük balıkçıl kasabaya gelir Tommy'i bulur olaylar gelişir.Filmde fazla bir diyalog yok sizi sahilin dalgaları ile baş başa bırakacak sessizlikteki huzur ve bir kadının fedakarlığınin resmedilmiş bir tablosu var.Bastan söylüyorum film ağır ilerliyor ama sıkmıyor yani ben bilim kurgu olunca nedense daha bir ilgi ile izliyorum. Filme şans verin derim o yüzden kestirip atmayın tabi bir de etik degerleri sorgulatan tarzda bir film olunca ağır konusu ve yavaş temposu ile insanın bakış açısını zorlayan türden olunca biraz tartışmalara da sebebiyet veriyor.Bazi sahneler uzun gibi gelse de o sahnelerin uzun olmasının izleyiciye bir anlam ifade ettiğini hissettim.Asik bir kadının fedakarlığına şahit oldum.Sevdigi adam için hayatını ona göre şekillendiren sessizce acısını içinde yaşayan bir kadın.Hani derler ya "Senin aşkını içimde büyüttüm" diye işte sanki film de somut olarak bunu vermiş seyirciye.Bir de klonlama çalışmalarına baş kaldıran eylem yapan birinin klonlama ile tekrar doğup büyümesi ise baya ironi Thomas icin.Oysa Rebecca kariyerinden aşkı için vazgecip hayatını herkesten izole yaşayarak adamis rahmindeki klona.İcinde büyütmüş bir çocuk gibi aşkını ve kadın için yine belirsiz bir son bırakılmış.... İnsanoğlunun seçimleri değişmiyor işte klon olsa dahi.Bencilligi tesekkur etmeye tercih ediyoruz biz.Filmden çok fazla şey çıkarılır da izleyip yorumlarda "Bu nasıl bir iş şimdi kendi cocuguna mi aşık?"diye gözü kapalı bir yorum da yapılmaz.Filmin konusu klonlamak üzerine ve filmin sonunda asıl mesaj veriliyor izleyiciye.Tek taraflı yorum yapmadan tartarak analiz ederek ve dar düşünce kalıplarını un ufak ederek izlemeniz gereken bir yapim "Rahim".
“Bu evrende sadece sürüklenmekte olduğumuzu unutmaya yönelik bir eğilimimiz var.” – Benedek Fliegauf
-Tesekkurler Rebecca