Eskiden çok kitap okurdum sonra karantina araya girdi ve yaklaşık 6 ay sadece 1 kitap bitirdim. Bu alışkanlığı tekrar kazanamak için kitap okumaya başladım ve akıcı bir kitap seçmek istedim. Bu süreçte başladığım ilk kitap İçimizdeki Şeytan oldu. Başlarda sıktı…devamıEskiden çok kitap okurdum sonra karantina araya girdi ve yaklaşık 6 ay sadece 1 kitap bitirdim. Bu alışkanlığı tekrar kazanamak için kitap okumaya başladım ve akıcı bir kitap seçmek istedim. Bu süreçte başladığım ilk kitap İçimizdeki Şeytan oldu. Başlarda sıktı beni,hem uzun zaman sonra kitap okuduğum için hemde başlar fazla temposuzdu. İlk 100 sayfada irademi kaybettim ama geri kalan sayflar hem tempo hem irade hem süre açısından beni mutlu etti. Kitabı beğendim ve neden beğendiğim sebebini çok düşündüm. Öncelikle sonu hiç tahmin edilebilir değildi. En azından benim için. Bir diğer sebep ise günlük hayattan fazlaca öge taşıması. Evlenmek ile aramı biraz daha açan bu eser için söyleyebileceğim bir diğer şey ise karakterler muazzam derin. Bu beni başta şaşırttı çünkü hiç bu kadar derin işlenmiş karakterler okumamıştım. Kötü yanları ise bana göre başları çok temposuzdu. Bu benim ilk kitap yorumumdu,en azından yazılı olarak. Genel olarak değinmem gereken yerlere değinmemiş veyahut belli yerlerde saçmalamış olabilirim. Mazur görün. Ve bu hataları veya eksiklikler bana yorumlarda bildirirseniz çok mutlu olurum. Genel açıdan düşünce yapıma,kelime hazneme ve bizzati bana çok şey katmış bir eserdir. Film veya dizilere puan veriyorum 10 üzerinden ama böyle klasikleşmiş kitaplara puan vermek kendi açımdan doğru değil. Fakat her kitapta alıntı yapcağım ve bu kitabın beni en etkileyen bölümünü aşağıya bırakıyorum.
"Böyle günübirlik bir fikir hayatının tabii bir neticesi olarak tezatlara, manasızlıklara, hatta edepsizliklere düşüyordum. İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... içimizde şeytan yok... içimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz."