Spoiler içeriyor
Yas'ın iyisi olmaz, ama bu iyi bir yas filmi... Dram ile çok aram yoktur (hayatımız dram olmuş). İzlediğim zamanki ruh hâlimin etkisidir muhtemelen, benim için yürek parçalayan değil de gerçekçi bir film oldu. Dram deyince öyle ağlatan türlerden değil, karakterimizin…devamıYas'ın iyisi olmaz, ama bu iyi bir yas filmi...
Dram ile çok aram yoktur (hayatımız dram olmuş). İzlediğim zamanki ruh hâlimin etkisidir muhtemelen, benim için yürek parçalayan değil de gerçekçi bir film oldu. Dram deyince öyle ağlatan türlerden değil, karakterimizin başaramadığı gibi… Donup bırakan türden. Tuhaf bir boşluk duygusuyla baş başa bırakan türden… Filmin sinematografisi: Soğuk… zaten bölge de soğuk bir yer. Baştan sona filmin özetini yapmayayım… 50. dakikalara geldim. Baktım bir olay yok .d Yangın sahnesinde bir ‘’CİDDİ MİSİN?’’ dedim, beklemiyordum.
Ana karakter evet soğuktu, ama yine de normal insan tepkisi vermesini beklerdim, yazmışım daha önceki notumda. Olay da bu ya. Ne bileyim; böyle bir durumda bağırır, yıkılır insan… ama Lee donup kalıyor.
Freud’un ‘’bastırma’’ türünde bir savunma mekanizması vardır. bu mekanizmada, acı veren bir olayı bilinçdışına itip “yokmuş gibi” yaparsın, acıyı anlık olarak hissetmezsin ama acı kaybolur mu?kaybolmaz; rüyalarda, sinirlilikte ya da sebepsiz huzursuzlukta geri döner.
psikolojinin derin sularına inelim, aman boğulmadan…
Suçluluk duygusu, insanı tamamen felç edebilir. Film boyunca, Lee’nin acıyı doğrudan yaşamaktan kaçındığını ancak zaman zaman öfkesini farklı şekillerde dışa vurduğunu görüyoruz: kimi zaman bir cama vuruyor, kimi zaman bir adamla kavga ediyor; olay çıkarıyor, kimi zaman da bir polisin elinden silahı alıp…
Polislerin yani başkalarının onu suçlamaması ve olayın bir kaza olarak görülmesi, onun için bir anlam ifade etmiyor; çünkü kendi zihninde zaten mahkûm olmuş durumda.
Ne anlatıyordum. Bastırma mekanizması…
Lee nasıl yaşıyor üzüntüsünü?.. Kendisini cezalandıran bir hayat tarzı benimseyerek. Bu da sanırım bastırma’nın en büyük göstergesi. Kötü olaylar başına gelmeden önce mesleği farklıydı, (Filmdeki sık zaman sıçramaları, geri dönüşler sayesinde Lee’nin geçmişte daha farklı biri olduğunu anlıyoruz.) olaydan sonra zor, tatsız, yalnız, parasız işlerden birini seçiyor. Kapıcılık, tamirat işini seçmesi belki de, bir teknik aksaklık yüzünden yaşadığı trajedinin, onu bilinçsizce tamirat işlerine yöneltmesi olarak yorumlanabilir. Belki de hatasını düzeltemediği için başka şeyleri tamir ederek kendini onarmaya çalışıyor. ama mümkün olur mu? cıks.
insan acılarıyla nasıl başa çıkar? Her yara sarılabilir mi, yoksa bazı şeyler tam anlamıyla düzelmez mi? Babam böyle pasta yapmayı nereden öğrenmedi?
Evet, film bu soruların cevabını kesin bir şekilde vermiyor ama düşünmeye zorluyor.
Hayatta her zaman bir çözüm yok. Bazen sadece devam etmek zorundasın.
Sonuç olarak filmde, duygu sömürüsü yapılmamış, istese gözlerde yosun tutturabilecekken tutturmamış. Bir yüzleşme filmi, en boşluklusundan, en soğuğundan. sonda bir umut ışığı var ama.