Spoiler içeriyor
Kendi halinde, dersleri dışında bir uğraşı ve sosyal yaşamı olmayan bir liseliyi nasıl sosyal hayata kazandırabiliriz demek yerine nasıl psikopata dönüştürürüz konulu enfes bir dizi Uzak doğu yapımlarına çok bulaşmıyorum, pek bana hitap etmiyorlar. Bu diziyi de gecenin bir yarısı…devamıKendi halinde, dersleri dışında bir uğraşı ve sosyal yaşamı olmayan bir liseliyi nasıl sosyal hayata kazandırabiliriz demek yerine nasıl psikopata dönüştürürüz konulu enfes bir dizi
Uzak doğu yapımlarına çok bulaşmıyorum, pek bana hitap etmiyorlar. Bu diziyi de gecenin bir yarısı sebebini yine bilmediğim bir şekilde pat diye açıp izlemeye başladım ve iki günde bitirdim. İzlediğim en sürükleyici dizilerden biriydi kesinlikle, bölümden bölüme atlarken zaman algımı yitirip astım yine programımı
Hayatı ders çalışmaktan ibaret olan sessiz bir öğrencinin (kapaktaki eleman) okulda zorbalığa uğraması ile değişen hayatını izliyoruz. Arkadaşlık, çete kavgaları, akran zorbalığı, ihmalkâr aileler (hem de öyle böyle değil) ve bol dövüş içeren güzel bir dizi.
İlk sezonu muhteşemdi özellikle benim için, şu gözlüklü salak dışında bizim suratsız ana karakter, iyi dövüşen cool eleman ve hafif oynak kıza bayıldım ben. Dövüş sahneleri de gayet estetik izlemesi keyifliydi. Ancak dizide pek beğenmediğim yerler de oldu. Öncelikle suratsız ana karakterin yavaş yavaş kabuğundan çıkıp arkadaş edinmesi anlatılıyor sözde ama iki üç sahne dışında bunu pek hissedemedim. İlk bölümdeki haliyle son bölümdeki hali arasında övgüye değer bir farklılık göremedim ben. Bir diğer konu da dialoglar. Korece zaten kulağıma hoş gelmiyor üstüne birbirlerine kurduğu cümleler şakalar falan çok tuhaf ve ruhsuz geldi bana. Mizah ve kültür farkı belki ama genel olarak bir ruhsuzluk hissettim izlerken.
Gözlüklü salak neyin tribine girdi mesela? Hani kızı mı kıskandı acaba diyorum da kız zaten kimseyle beraber değildi, ne güzel arkadaşlar bulmuşsun ne oldu aq birden? Babası olacak piç kurusundan gördüğü şiddet duygusaldı ama bunun dışında çok zorlama ve anlamsız geldi bana hareketleri. Dizide sürekli bir kavga dönüyor, bu hoşuma gitti ama sanki Dying Light oynarken kan efektlerini kapatarak oynuyormuş gibi hissettim, hani vahşet baya azaltılmış. Onlarca yumruk ve tekmeye rağmen kimsenin elle tutulur bir zarar görmemesi tuhaf gelmeye başladı ikinci sezonda. Elemanın annesinin gereksiz triplenmeleri de gülünç geldi, bilmiyor ki okul diye gönderdiği yerin Pubg bekleme alanı gibi olduğunu. Bunlar ne biçim lise aq
Jenerikleri ve final zayıftı, gereksiz ek drama katma çabası ve final dövüşü saçmaydı. Tank gibi sezon boyunca vurduğunu sümük gibi yapıştıran Baku'nun (çok taşaklı samimi adam bu arada) sırf boss savaşı bu diye bizim joleli ladyboya karşı Cüneyt Arkın rollerine girmesi komikti. Dizideki kimsenin bıçak ya da tövbehaşa silah taşımayı aklına getirmemesi, ülkedeki polislerin tahmini arka sokaklar setinden çalınmış olması, kimsenin ailesinin çıkıp da "Ne oluyor amk" dememesi saçmaydı. Bir tanesi silah taşısa kavgalar bir dakikaya inecek ama yok şekilli hareketlerle dövmezseler olmaz.
Lisede geçen böyle bol kavgalı bir dizi arayanlara tavsiye edilir. İlk kore dizim olarak beğendim ben.