edebiyatımızın en önemli yazarlarından ahmet hamdi tanpınar'a ait roman. kullanılan başlıca hiciv yöntemi topluma bir yabancının gözüyle bakma. amaç gerçek durumla olması gereken durum arasındaki farkı belirtmek. böylece alıştığımız toplumun bozuk ve kötü yanlarını yeni bir bakış açısıyla sunmak. tanpınar…devamıedebiyatımızın en önemli yazarlarından ahmet hamdi tanpınar'a ait roman.
kullanılan başlıca hiciv yöntemi
topluma bir yabancının gözüyle bakma. amaç gerçek durumla olması gereken durum arasındaki farkı belirtmek. böylece alıştığımız toplumun bozuk ve kötü yanlarını yeni bir bakış açısıyla sunmak. tanpınar bu sağduyu ve bozulmamış mantığı temsil eden gözlemci kişi olarak hayri irdal'ı seçer. hayri irdal ülkeye dışarıdan gelen birisi değil, toplumun bir üyesi. onun özelliği çocukluğundan beri toplumun hem biraz içinde hem de dışında kalışıdır. toplumsal dönemlere göre hemen herkes aynı kalırken hayri irdal değişir.
roman neyi hicvediyor?
gurur, iki yüzlülük, aptallık, bencillik, para hırsı, sömürü, zulüm, haksızlık.. iki uygarlık arasında bocalayan toplumun yanlış tutumları ve saçmalıkları.
birinci bölüm büyük ümitler
tanzimat öncesi. irdal, kendi aile çevresini ve babasının dostlarının çevresini anlatır burada. her iki çevrede de din, hurafe motifleri, boş inançlar hakimdir. abdüsselam bey, eczacı aristidi efendi kayser andronikos'un hazinesini arayan seyit lütfullah bu insanların peşinde oldukları iki şey vardır: biri simya ile altın yapmayı başarmak, diğeri metafizik yollarla bağlantı kurarak bir hazine bulmak. bu çevre bozulan mali durumları akıl ve bilim dışı yollardan düzeltme umudu içindedirler. buradaki hiciv de tanzimat öncesinde batı'nın bilimsel ekonomik gelişmelerinden habersiz toplumun batıl, dinsel, gerçek dışı yaşantısına yönelik. irdal bu iki çevre içinde geçen çocukluğu onlara nazaran akılcı yönden gören, saçma bulan, kendince eğlenip hayattan kaçma biçimi olarak oyalanma olanağı olarak bakan biridir.
ikinci bölüm küçük hakikatler
tanzimat dönemi. irdal savaştan dönüp evlenir. eşinin ölümü ile gittikçe felakete sürüklenişi ve ikinci evliliği. bu kez batı'nın değerlerinden, gelişiminden haberdar fakat ne eskiyi bırakabilen ne de yeniyi alabilen bocalayan bir toplum tasviri. bu bocalama insanları eyleme geçme hevesi ile tembellik arasında bırakmış her şeyi şakaya, lakırdıya alan bir görünüme bürümüştür. bir tür eşik halidir bu. dr. ramiz batı'da eğitim almış, freud, psikanaliz öğrenmiş, tüm sorunların çaresini psikanlizde görecek denli bakışını daralmış ve tam da bu nedenle gülünç bir duruma düşen biridir. öte yandan uzak kaldığı kendi toplumunun rüyaları, dinsel motifleri, kültür biçimine de merak salar.
üçüncü bölüm sabaha doğru
cumhuriyet dönemi başlangıcı. halit ayarcı ile yeni bir hayata geçiş. saatleri ayarlama enstitüsü'nün kuruluşu ve refaha erme, üne kavuşma. bu kez de yeniye tapılan ve salt yeni olan her şeyin işlev ve manasından koparak yüceltildiği dönem eleştiri konusu olur. köksüz devrimler, batı taklitçiliği, çıkarlar için olmayan bir tarih anlatıcılığı.. halit ayarcı yeniye tamamiyle inanan tek kişidir. fakat o da kendi çıkarları için inanmış gibi görünen çevrenin toplumun ihanetine uğrar. ve enstitü lağvedilir.
" irdal'ın normları ile ayarcı'nın normları çatışır durmadan. biri aklı, mantığı, sağduyuyu savunur, öteki yeniyi, yararlıyı, eylemi. böylelikle romanın son iki bölümünde yazar, saçmalıkları sergilemek için gözlemci irdal'ı kullanmakla yetinmiyor, aynı zamanda ayarcı'ya yeninin savunusunu yaptırarak yeninin dayandığı görüşü de hicvediyor." ( berna moran, s.317)
dördüncü bölüm her mevsimin bir sonu vardır
cumhuriyet dönemi. romanın sonlara doğru hicvin şiddeti artar, tiksinti ve nefret düzeyine varır. kokuşmuş bir cevre acı alaysılığına. hayri irdal kendisi de bu toplumun içinde ve bizzat önemli bir parçası iken okur kendisini pek de yargılamaz. çünkü en başından onun hayatına tanıklık etmektedir. geçim sıkıntısı, ailesini kurtarma çabası, ayarcı ile işbirliği yaparken niyetinin hiç olmazsa sefaletten kurtarma amacı olduğunu biliriz. onu diğerlerinden ayıran önemli bir yanı da tüm olan biteni kavrayan kendisini de suçlu, iki yüzlü hisseden mutsuz bir adam oluşudur.
tanpınar'ın hicvetmediği iki kişi kalır romanda. biri eski değerlerin temsilcisi saatçi nuri efendi. iyilik sever, dürüst, sakin tabiatlı, işini hakkıyla severek yapan yarı evliya bir adamdır. bir diğeri oğlu ahmet'tir. o da babasının servetine ve yapılan işlere sırt çevirerek devlet imtihanlarını kazanıp kendi emeğiyle doktor çıkacak olan bir gençtir. ikisinin ortak yönü de iş ahlakına, anlama, sorumluluğa ve yaşamın gercekliğine sahip çıkan kişiler olmalarıdır. geçmişi geleceğe bağlayacak olan dogu ve batı'yı birbirine bağlayacak olan da onlar olacaktır.
kaynak: berna moran, türk romanına eleştirel bir bakış 1