Spoiler içeriyor
Bugün uzun bir süreç sonunda bitrebilidiğim kitap hasta yatağımda. Öncelikle Kaczynski'yi bilmeyenler için anti-teknolojik devrimi savunan bir aktivist, eylemciydi. Ki geçenlerde öldü rrahmetli. intihar etmiş çok üzdü. Sorunun politik değil işin özünü(teknoloji) görecek kadar marjinal görülecek fikirlere sahipti. Kitaba dönecek…devamıBugün uzun bir süreç sonunda bitrebilidiğim kitap hasta yatağımda. Öncelikle Kaczynski'yi bilmeyenler için anti-teknolojik devrimi savunan bir aktivist, eylemciydi. Ki geçenlerde öldü rrahmetli. intihar etmiş çok üzdü. Sorunun politik değil işin özünü(teknoloji) görecek kadar marjinal görülecek fikirlere sahipti. Kitaba dönecek olursak; kendimi her ne kadar anlık anarşist bir birey olarakta görsem dediklerine harfiyen katılıyorum. Bir reformla değilde sen ben gibi bireylerin gerçekleştireceği gerçek bir küresel devrimle teknolojinin yıkılacağını savunuyor kitapta. (hayali bile güzel) Bir şeyi de açıklığa kavuşturayım ki ben kitabı Anarcho Copy adlı kitap indirme sitesinden okudum çevirisi kusursuza yakındı. (ki sitede 10'dan fazla kitabı mevcut dileyen istifade edebilir zira piyasada yok) Ve Kaos yayınlarının çevirisi oldukça hatalı hatta bilinçli olarak Kaczynski'yi hatalı çevirilerle birlikte anarşist göstermeye bile çalışmışlar. Oysa kendisi anarşist olmadığını 2016'daki bir notunda dile getiriyor)Solcuları da eleştirmesi inanılmazdı gerçekten. Bu kadar açık yürekli ve korkusuz bir insandı Ted K. (o dediklerine de katılıyorum her türlü solu eleştiriyor poöitik doğruculuk dahil) Vallaha dedikleri gerçekleşir mi bilemem ama tapılacak adamsın Kaczynski, vesselam! (şahısı sevmeyen veya fikirlerini hiçbir şekilde içselleştiremeyip yediremeyen ve gömmeye gelen herkesin yorumunu siliyorum saçmalıklara yer yok )
[bir ek bonus daha: Kaos Yayınları, Anarşist bir yayınevidir. Sanayi Toplumu ve Geleceği’nin, bu yayınevinin kataloğunda yer alan Fukuoka, Zerzan, Bookchin, Kropotkin, Proudhon gibilerinin eserleri ile beraber, sonunda orada neden bulunduğuna anlam veremediğimiz bir ekle (Kaczynski aslında
John Wayne’dir( !!)) yayınlanması, Kaczynski’nin
eserinin bir solculuk paketi içerisinde insanlara
sunulması anlamına gelmekte ve böylece doğru anlaşılmasını engellemektedir. (Hatta belki de doğru kişilere ulaşmasını dahi engellemektedir.)]
16. “Kendine güven,” “kendi kendine yeterlilik,” “inisiyatif,” “girişim,” “iyimserlik,” vb. kelimeler liberal ve solcu kelime dağarcığında çok az bir yere sahiptir. Solcu, bireycilik karşıtıdır ve kolektivistlikten
yanadır. Toplumun, herkesin problemini çözmesini,
ihtiyaçlarını gidermesini ve herkese bakmasını ister. Kendi problemlerini çözmek ve kendi ihtiyaçlarını gidermek konusunda kendine güveni olmayan bir insandır. Solcunun rekabet kavramına düşman olmasının sebebi, en derininde, kendisini bir kaybeden olarak görmesindendir.
51. Geleneksel değerlerin yıkılması, belirli bir
oranda, küçük ölçekli geleneksel toplumsal grupları
bir arada tutan bağların da kopması anlamına
gelmektedir. Küçük ölçekli toplumsal grupların
çözünmesi, aynı zamanda, modern koşulların
insanları başka yerlere göç etmeye ve böylece
topluluklarından ayrılmaya teşvik etmesinden ya
da zorlamasından da ileri gelmektedir. Bunun da
ötesinde, teknolojik toplum, verimli bir şekilde
işlemek için aile bağlarını ve yerel toplulukları
zayıflatmak zorundadır. Modern toplumda bir
bireyin bağlılığı öncelikle sisteme ve ancak ondan
sonra küçük bir topluluğa ait olmalıdır. Çünkü
küçük toplulukların içsel bağlılıkları, sisteme olan
bağlılıktan daha güçlü olursa bu tarz topluluklar
sistemin çıkarları hilafına kendi çıkarları peşinde
koşarlar.
52. Bir kamu görevlisinin ya da bir şirket yöneticisinin bir pozisyona, o iş için en iyi niteliklere sahip
kişiyi değil de kuzenini, arkadaşını ya da aynı dine
mensup olduğu bir kişiyi atadığını düşünelim. Bu
durumda kişisel bağlılıklarının sisteme olan bağlılığının önüne geçmesine izin vermiş olur. Bu, “nepotizm”
ya da “ayrımcılık” olarak adlandırılır ve modern toplumda korkunç bir günahtır. Sisteme olan bağlılığı,
kişisel ya da yerel bağlılığın önüne geçirmeyi başaramamış sözde endüstriyel toplumlar genelde oldukça
verimsizdir. (Latin Amerika’ya bakın.) Bu sebeple
gelişmiş bir endüstriyel toplum yalnızca kontrol altına alınmış, ehlileştirilmiş ve sistemin bir aracı haline getirilmiş küçük ölçekli topluluklara tahammül
edebilir.1
73. Davranışlar yalnızca açık kurallar ve sadece
devletler tarafından düzenlenmez. Kontrol genellikle
doğrudan olmayan zorlama ya da psikolojik baskı
ve manipülasyon yolu ile ve devletlerin dışındaki farklı organizasyonlar veya bir bütün olarak sistem
tarafından gerçekleştirilir. Büyük organizasyonların
çoğu, kamuoyunun tutumunu ya da davranışlarını
maniple etmek için bazı propaganda9 biçimlerini kullanır. Propaganda, “reklamlar” ve tanıtımlar ili sınırlı değildir ve hatta bazen onu yapan insanlar tarafından bilinçli olarak yapılmaz. Örneğin eğlence
programlarının içeriği güçlü bir propaganda biçimidir. Doğrudan olmayan zorlamaya bir örnek verelim:
Her gün işe gidip çalışmamız ve patronumuzun emirlerine itaat etmemiz gerektiğini söyleyen bir yasa
yoktur. Vahşi bir yere gidip ilkel insanlar gibi yaşamamızı ya da kendi işimizi kurmamızı engelleyen yasal hiçbir engel yoktur. Fakat pratikte, çok az vahşi
yer kalmıştır ve küçük iş sahipleri için ekonomide
yalnızca sınırlı bir yer vardır. Bu yüzden birçoğumuz hayatta kalabilmek için birisinin çalışanı olmak
zorundayızdır.
9 Birisi, propagandanın kullanılma amacını onaylıyorsa, genelde bunu “eğitim” olarak adlandırır veya buna benzer bir edebi
kelam kullanır. Fakat propaganda, hangi amaç için kullanıldığından bağımsız olarak propagandadır.
118. Muhafazakarlar ya da başka bazıları daha
fazla “yerel otonominin” olması gerektiğini savunurlar. Yerel topluluklar bir zamanlar otonomiye
sahipti fakat bu tarz bir otonominin imkanları, yerel
topluluklar büyük alt yapı sistemleri, bilgisayar
ağları, otoyol sistemleri, kitle iletişim araçları ve
modern sağlık sistemleri gibi büyük ölçekli sistemlere bağlı hale gelip sisteme entegre oldukça ortadan
kalkmaktadır. Otonominin aleyhinde işleyen bir
diğer şey ise belirli bir yerde uygulanan teknolojinin
genellikle uzak yerlerdeki insanları da etkilemesidir.
Bir derenin yakınında kullanılan tarım ilacı ya da başka bir kimyasal madde kilometrelerce aşağıdaki
su kaynaklarını kirletebilir ve sera gazları tüm
dünyayı etkiler.
123. Eğer devletin hayatınıza şu anda çok fazla
karıştığını düşünüyorsanız, devletin çocuklarınızın
genetik kompozisyonunu düzenlemeye başlamasına
kadar bekleyin. Bu tarz bir düzenleme, insanların
genetik olarak tasarlanmaya başlamasını takip edecektir; çünkü kontrol edilmeyen genetik mühendisliğinin sonuçları felaket olacaktır.
Önümüzdeki birkaç on yılda endüstriyel-
teknolojik sistem, ekonomik ve çevresel problemler
ve özellikle insan davranışı ile ilgili problemler yüzünden zor zamanlardan geçecek gibi gözükmektedir (yabancılaşma, isyan, nefret, çeşitli toplumsal
ve psikolojik zorluklar). Sistemin karşılaşması
muhtemel bu zorlukların onu yıkmasını, ya da en
azından ona karşı yapılacak bir devrimi mümkün
kılacak şekilde onu zayıflatmasını umuyoruz. Eğer böyle bir devrim gerçekleşirse ve başarılı olursa, o
özel anda özgürlük isteği teknolojiden daha güçlü
olacaktır.
136. Eğer hâlâ sistemin, özgürlüğü teknolojiden
koruyacak şekilde reforme edilebileceğini düşünen
birisi varsa, toplumumuzun, çok daha basit ve dolambaçsız diğer toplumsal problemler ile nasıl beceriksizce ve çoğu durumda başarısız bir şekilde ilgilendiğini düşünsün. Diğer başka şeyler ile birlikte sistem, çevresel bozulmayı, politik yozlaşmayı, uyuşturucu ticaretini ya da ev içi şiddeti önleyememiştir.
155. Toplumumuz, sistem için uygunsuz olan her düşünce ve davranış biçimini “hastalık” olarak görür
ve bu makûldür; çünkü bir kişi sisteme uyum sağlayamazsa bu hem kişinin kendisine hem de sisteme
problemler çıkarır. Dolayısı ile bir kişinin sisteme
uyum sağlaması için manipüle edilmesi, bir “hastalığın” “tedavisi” olarak ve dolayısı ile iyi bir şey olarak
görülür.
159. Kamuoyunun direnişi insan davranışının
teknolojik kontrolünü engelleyebilecek midir? Böyle
bir kontrol bir hamlede gerçekleştirilmeye çalışılırsa
kesinlikle engelleyebilir. Fakat teknolojik kontrol,
küçük ilerlemelerden oluşan uzun bir dizi olarak
gerçekleşeceği için, rasyonel ve etkili bir kamuoyu
baskısı olmayacaktır. (127, 132, 153. paragraflara
bakınız.)
160. Tüm bunların bir bilim kurgu olduğunu
düşünenler için dünün bilim kurgusunun bugünün
gerçeği olduğunu hatırlatmak isteriz. Sanayi Devrimi insanın çevresini ve yaşam tarzını radikal bir
şekilde değiştirmiştir ve teknolojinin insan bedeni
ve aklı üzerinde artan bir şekilde uygulanması
ölçüsünde, insanın kendisinin de, çevresinin ve
yaşam tarzının değiştiği radikallikte bir değişime
tabi tutulması beklenebilir.
193. Bizim aklımızda olan devrimin herhangi
bir devlete karşı silahlı bir ayaklanmayı içermesi
zorunlu değildir. Fiziksel şiddet içerebilir ya da içermeyebilir, fakat politik bir devrim olmayacaktır.
Odaklandığı şey teknoloji ve ekonomi olacaktır,
politika olmayacaktır.
218. Bazı düşünürler, solculuğun bir tür din olduğuna işaret etmişlerdir. Solculuk kelimenin tam manasıyla bir din değildir, çünkü solcu doktrin doğa
üstü bir varlığın mevcudiyetini şart olarak öne sürmez. Fakat solcu için solculuk, bazı insanlar için dinin oynadığına çok benzer psikolojik bir rol oynar.
Solcunun, solculuğa inanmaya ihtiyacı vardır; solculuk onun psikolojik ekonomisinde hayati bir rol oynar. İnanışlarının mantık ya da gerçekler ile değiştirilmesi mümkün değildir. Solculuğun ahlaki olarak, büyük harflerle DOĞRU olduğuna dair derin
bir inanışı vardır ve solcu ahlakı herkese empoze etmenin kendisinin yalnızca hakkı değil, aynı zamanda görevi olduğunu da düşünür.
220. Solculardan, toplumda yanlış olduğunu düşündükleri her şeyin bir listesini yapmalarını istediğinizi ve talep ettikleri her toplumsal değişimi gerçekleştirdiğinizi düşünün. Birkaç yıl içerisinde solcuların çoğu, şikayet etmek için yeni şeyler, düzeltmek için yeni toplumsal “kötülükler” bulacaklardır;
çünkü daha önce söylediğimiz gibi, solcuların motivasyonu toplumdaki problemlerden duydukları rahatsızlıklardan çok, güce yönelik arzularını, topluma
kendi çözümlerini dayatarak tatmin etmektir.