Sana İhtiyacım Var Sana ihtiyacım var. Bir çocuğun oyuncağa, bir köpeğin kemiğe, ya da bir insanın telefona ihtiyaç duyduğu gibi değil. Ama denizin tuza, bir çiçeğin suya, bir kalbin kana ihtiyaç duyduğu gibi. -anonymous
Tarla Çiçeği Mum tükenmek üzereydi. Sessizliğe bürünmüş odanın içinde Uykuyu bekliyordu. Plansız bir uykuydu, Sonsuza dek sürmesi beklenen. Farkındaydı o da, Elinden bir şey gelmemesine rağmen Son sigarasını yaktı. Mum bitmeden önce, Kısa sürse bile Artık yeni ışık kaynağını bulmuştu.…devamıTarla Çiçeği
Mum tükenmek üzereydi.
Sessizliğe bürünmüş odanın içinde
Uykuyu bekliyordu.
Plansız bir uykuydu,
Sonsuza dek sürmesi beklenen.
Farkındaydı o da,
Elinden bir şey gelmemesine rağmen
Son sigarasını yaktı.
Mum bitmeden önce,
Kısa sürse bile
Artık yeni ışık kaynağını bulmuştu.
İlk günü hatırladı.
Otların işgali altında boş bir tarla,
Tam ortasında bir çiçek.
Ona doğru yürüyordu.
Yabani otların bütün rahatsızlıklarına rağmen.
Bir de son günü hatırladı.
Yine tarla, otlar ve ortasında bir çiçek.
İnsanın ilk günü son günü olabilir miydi?
Olmuştu.
Çiçeğin kokusunu hiçbir zaman bilemedi.
Zaten başka çiçek de görmedi.
İstemedi.
Sigara sönmeye yüz tutmuşken
Uykusu da geliyordu hafiften.
Gözlerini kapatıp çiçeği düşündü.
Ve belki de
Sonsuz rüyasında arayacaktı
Tarla çiçeğinin kokusunu.
4.49
- psikedelik bir deneyimin kısa süreliğine tekrar etmesi
14.02.26
İstem Bekliyorum Henüz bitmemiş anılarımızı, Hiç ulaşamadığımız hayallerimizi, Birtakım doğmamış planlarımızı. Ama alışamıyorum Dört duvarın sessizliğine, Ruhsuz müziklerin sesine, Kasvetli havanın sisine. Sensizliğe Uyanıyorum her sabah, Alışır gibi yapıyorum, Yeniliyorum her gün biraz daha. 2.54 -0859 -09.02.26
A Sinner’s Prayer Oh Lord, I have sinned. No words can express my shame. Thus, I have come to lay my claim, Bearing all the blame. I have sinned against one of Your own, Perhaps the most beautiful, the sweetest…devamıA Sinner’s Prayer
Oh Lord, I have sinned.
No words can express my shame.
Thus, I have come to lay my claim,
Bearing all the blame.
I have sinned against one of Your own,
Perhaps the most beautiful, the sweetest of all
Your most innocent soul.
And for that, I suffer a pain beyond control.
My God, I feel ashamed as I confess my sin:
For not sharing the love You gave to me,
For watching her helplessly from the alley,
And most of all, for hiding my heart so quietly.
Yet, I haven’t come to beg for grace;
My sin is one You won’t erase.
I ask for nothing, only this:
Let the ache inside of me be eased.
2.40
30.01.2026
- okumak dilenmenin bir başka şeklidir.
Sevdiğim Seni düşünüyorum, sevdiğim. Kaybettim seni, biliyorum. Ama şarkılarda duyuyorum sesini, sokaklarda anımsıyorum adımlarını. Rüyalarımda özlüyorum seni, anılarım senlerle dolup taşıyor. Biliyorum, geri gelmeyeceksin; gönlüm hâlâ yokluğunu kabullenemiyor. Bilmeni istiyorum artık hikâyemi. Özür diliyorum. Dilimdeki “acaba”lardan utanıyorum. Bütün yaşanmamışlıklara yas…devamıSevdiğim
Seni düşünüyorum, sevdiğim.
Kaybettim seni, biliyorum.
Ama şarkılarda duyuyorum sesini,
sokaklarda anımsıyorum adımlarını.
Rüyalarımda özlüyorum seni,
anılarım senlerle dolup taşıyor.
Biliyorum, geri gelmeyeceksin;
gönlüm hâlâ yokluğunu kabullenemiyor.
Bilmeni istiyorum artık hikâyemi.
Özür diliyorum.
Dilimdeki “acaba”lardan utanıyorum.
Bütün yaşanmamışlıklara yas tutuyorum.
O gün elini tutmadığım için pişmanım.
Terk etme beni bu yalnızlığa,
Vazgeçmek kolay sanıyordum,
Varlığının tiryakisi olmuşum,
yokluğunun acısına katlanamıyorum.
Şimdi uzaklardasın, biliyorum.
Yine de duymanı istiyorum,
Tek bir dileğim var senden:
mutlu ol yeter, sevdiğim.
2.42
30.12.2025
- Donmamak için birbirlerine yaklaşan kirpiler yaklaştıkları anda dikenlerinin farkına varır.
Gözlerin Soğuk esintili yağmurlu bir hava, Yavaştan akşam beliriyordu Ankara'da. Durakta bekliyordum sırtımda ağır bir çanta, Bindim rastgele bir otobüse oracıkta. Tıklım tıklım dolu otobüste, Bir ileri bir geri savrulurken içeride, Gözlerini gördüm binbir derde çare. Söylendim içimden: Yine mi…devamıGözlerin
Soğuk esintili yağmurlu bir hava,
Yavaştan akşam beliriyordu Ankara'da.
Durakta bekliyordum sırtımda ağır bir çanta,
Bindim rastgele bir otobüse oracıkta.
Tıklım tıklım dolu otobüste,
Bir ileri bir geri savrulurken içeride,
Gözlerini gördüm binbir derde çare.
Söylendim içimden: Yine mi çile?
Gözlerini tarif etmem istense,
Kelimelerim yetersiz kalırdı o derece.
Aklımdan geçen tek düşünce,
Masumiyet katıyorlardı bütün çehrene.
Pişmanlık duyuyordum sana baktıkça,
Gözlerinin güzelliğine alışırım korkusuyla.
Şimdi gözlerini gördükten sonra,
Nasıl devam ederdim ki bu hayatıma?
Çok geçti artık o günden sonra,
Kendimi hazırlamalıydım gözlerinin yokluğuna.
Söylendim içimden hasretle ama rızasızca,
Keşke binmeseydim otobüse oracıkta.
20.09
22.12.2025
- Veo una muñeca cuando miro en el espejo.
Terk edip gitmek bana göre değil. Yaşanan onca mazinin bir anda silinip atılması, tüm birikimlerin hiçe sayılması, kazanılan deneyimlerin göz ardı edilmesi bana göre değil. Gizliden gizliye yolları ayırmak, kendimi kendi ellerimle toprağın altına gömmek, içimde avaz avaz bağıran sesi…devamıTerk edip gitmek bana göre değil.
Yaşanan onca mazinin bir anda silinip atılması,
tüm birikimlerin hiçe sayılması,
kazanılan deneyimlerin göz ardı edilmesi
bana göre değil.
Gizliden gizliye yolları ayırmak,
kendimi kendi ellerimle toprağın altına gömmek,
içimde avaz avaz bağıran sesi bastırmak
bana göre değil.
Kalanla idare edilmeye zorlanmak,
hakkım olanın hakkını arayamamak,
ağzıma bir parmak bal çalınıp kandırılmak
bana göre değil.
Şimdi sana soruyorum, terk edip giden:
Düşündün mü hiçe saydığın vakti?
Gördün mü arkanda bıraktığın yıkımı?
İşittin mi sana seslenen çığlıkları?
İyisi mi boş ver, bunların hiçbirisi sana göre değil.
1.20
18.12.2025
- No, you can't leave! Not until I force you to.
Bekleyiş Köşede sigaramı içerken gördüm seni, ilk bakışta anladım, aradığım kişi. Çok gelmek istedim yanına, bil ki, sigaramın bitmesini beklemek zorundaydım. Son sigaramdı zaten o günden beri; ne zamanki başkasıyla görünce seni, o zaman anladım bana yok bu hayatta biri,…devamıBekleyiş
Köşede sigaramı içerken gördüm seni,
ilk bakışta anladım, aradığım kişi.
Çok gelmek istedim yanına, bil ki,
sigaramın bitmesini beklemek zorundaydım.
Son sigaramdı zaten o günden beri;
ne zamanki başkasıyla görünce seni,
o zaman anladım bana yok bu hayatta biri,
el ele gitmenizi beklemek zorundaydım.
Elimde kalmıştı sigaranın izmariti,
tıpkı hayallerime olduğu gibi;
bir ben vardım, bir de gecenin sessizliği,
şimdi senden vazgeçmeyi beklemek zorundaydım.
3.32
15.12.2025
- we suffer more often in imagination than in reality.
1 Karanlığın içimdeki ışıkla aydınlandığı bir gecede balkonda paketteki son kalan sigarayı da tüttürürken şehrin manzarasına bakıp iç çekmiştim. Bacalardan çıkan dumanlardan kaynaklanan sisin işgal etmiş olduğu gri gökdelenler, karanlık sokaklarda bir oraya bir buraya sallanan cesetler, taksilerin önünde kuyruk…devamı1
Karanlığın içimdeki ışıkla aydınlandığı bir gecede balkonda paketteki son kalan sigarayı da tüttürürken şehrin manzarasına bakıp iç çekmiştim. Bacalardan çıkan dumanlardan kaynaklanan sisin işgal etmiş olduğu gri gökdelenler, karanlık sokaklarda bir oraya bir buraya sallanan cesetler, taksilerin önünde kuyruk oluşturduğu loş lambalı oteller ve bahsetmeden geçemeyeceğim, öylesine soğuk bir havada içimin birkaç dakikalığına da olsa ısınmasına vesile olan, ellerinde poşetlerle kol kola gezen bir çift. Tüm bunların tam ortasında, gündüz–gece döngüsünü kaybetmiş, uykusunu bolca aldığı için uyuyamayan, yarasadan hallice görüntüsüyle bütün estetikleri katletmiş, ortamın verdiği melankoliyi de fırsat bilip yazı yazmak için hep cebinde tuttuğu, tıpkı sahibine benzeyen not defterini çıkarmaya hazırlanan ben. Neyse ki defterin içi sahibinden hallice bir durumdaydı ki o kadar karmaşaya rağmen boş bir sayfa bulabilmiştim. Peki ne yazacaktım? Sadece melankolik olma durumu bir şeyler yazmak için yeterli miydi? Daha öncesinde beni yazmaya iten durumları düşündüğümde bu sorunun cevabını verebilecek yeterliliği kendimde görüyordum. Yazmaya iten dediğim için yanlış anlaşılmak istemem. Yazmak elbette benim için hatrı sayılır bir eylemdir; ancak bazen, az sonra tekrar deneyimleyeceğim “zorlama” olarak adlandırdığımız hissi sezdiğimde yazı yazmak benim için bir ödevden farksız oluyor, ki ödevleri kimse sevmez. Zaten çoğu zaman not defterinde boş alan arayana kadar aklımdaki yazılar yok olup gidiyor. Bazen düşünüyorum da acaba onları yazabilseydim ortaya neler çıkardı? Neyse, asıl konumuza dönelim. Melankolik havanın yazma isteğimi körüklediği anda yazacak olduğum konunun esasen ortada olmayışı; ama bir o kadar da güçlü duygular hissetmemin sonucunda yazma arzumun giderek alevlenmesi tezatlığıyla karşı karşıyaydım. Elimdeki sigaranın bitmiş olduğunu fark ettiğim anda ikinci sigarayı yakma isteğimin gelmesi; ancak ortada öyle bir ihtimalin olmayışıyla hevesimin anında kaybolması gibi bir duyguydu. Artık ne yazacak bir konum ne de geceyi en hafif hasarla atlatmamda bana yardımcı olacak bir sigaram vardı. Şimdi bir karar vaktiydi: Sokağa inip sigara almak mı yoksa on dakika önce çekiciliğini çoktan kaybetmiş şehri izleyip uykuya dalmak mı?
03.56
26.11.25
Ama gör, perişan düşmüş bedenimi, ama görme, kırılan kalbimi. işit, avaz avaz bağıran sesimi, ama işitme, içimde kopan nağmeleri. dokun, buz kesmiş ellerime, ama dokunma, solmuş hevesime. kokla, sana hediye ettiğim kaktüsleri, ama koklama, üstünde açan çiçekleri. tat, sana sunduğum…devamıAma
gör, perişan düşmüş bedenimi,
ama görme, kırılan kalbimi.
işit, avaz avaz bağıran sesimi,
ama işitme, içimde kopan nağmeleri.
dokun, buz kesmiş ellerime,
ama dokunma, solmuş hevesime.
kokla, sana hediye ettiğim kaktüsleri,
ama koklama, üstünde açan çiçekleri.
tat, sana sunduğum heceleri,
ama tatma, dudaklarımda solan sevgiyi.
sen iyisi mi unut bütün maziyi,
ama sakın unutma, tükenmez sandığımız kalemimi.
4.02
-kaktüsü sularsan çiçek açar.