The Hurricane Bugün de sizlere gerçek hikâyesi olan güzel bir film yorumu ile geldim. Evet bu sefer çok sevdiğim bir ağabeyimin önerdiği yapımın aslında bir olayı olması da ilgimi çekti. Gerçek hayatın tam içinden gelen yapım, siyahi toplumun aslında zorbalığını…devamıThe Hurricane
Bugün de sizlere gerçek hikâyesi olan güzel bir film yorumu ile geldim. Evet bu sefer çok sevdiğim bir ağabeyimin önerdiği yapımın aslında bir olayı olması da ilgimi çekti. Gerçek hayatın tam içinden gelen yapım, siyahi toplumun aslında zorbalığını gözler önüne seren ve günümüzde de yaşadıkları ırkçılık durumunun tam en başlarına götüren bir filmdi.
Boksör Rubin'i oynayan Denzel Washington'un gençlik yıllarına çektiği bu film, uyarlandığı kitabından daha fazla gerçeklik katılmıştır. Kanada'da ki bir çocukla mektuplaşan ve hayatını kurtarmak için son şansı yakalayan Rubin'in hem geçmişine hem de hapis süresini gördüğümüz sürede, Amerika'da yaşayan siyahi insanların baskılar altında kaldığını görmek inanın beni çok fazla üzdü. Renk ayrımına da güzel açıklık getiren ve Müslüman toplumunda renk ayrımının yapılmadığını dile getiren bir sahnede vardı.
4 kişi olan Sam, Lesra, Terry, Lisa bu davada büyük burguları bulması ve Rubin'i yalnız bırakmaları da ayrıca duygusal yapan yerlerinden biriydi beni. Rubi'nin 22 yıl boyunca hapis yaşadığı ve suçsuzluğunu katlamak için çabaladığı sahnelerde gerçekten adaletin Amerika için önemsiz üstü kapalı gitti, zamanlardan birisinin hayatını gözler önüne alınmıştı. Adelet'in beyazlar için geçtiği dönemleri harika yansıtan bir filmdi.
4 kişi oynayan ve kitabını bularak onla mektuplaşan karakterinin gelişmesine güzel oyunculuk sağlan Vicellous R. Shannon'un performansına bayıldım. Live Schreiber, John Hannah ve Deborah Kara Unger'in oyunculukları da güzeldi. Ama en iyisini Denzel'in sağlam oyunculuğunda ilerlediğini de söylemek isterim. Sinematografisini de güzel gösteren ve Amerika'ın o zamanlar filmlerde çok fazla duygu bulmadığı filmlerin en iyi duygusunu yakalan yönetmeni Norman Jewison'un en iyi filmi olduğunu da yazmak isterim.
Aldığı ödülleri hak eden ve adaylıkları ilede onları almasını istediğim tek yapımdı. Bu konuya geldiysem de, Oscar olayını da anlatma zamandır. 99 yılı bizler için altın yıl olarak geçer ama Denzel'in En İyi Erkek Oyuncu adaylı olması ve herkesin kesin sözü ile alacağını düşündüğü ve siyahi erkek olarak tarihe geçeceğine inandığı sırada, America Beauty'de oynayan Kevin Spacey'e gitmesi üzücü bir durumdu. Dedektif yüzünden bitten hayatına da yenilikler katan ve 4 arkadaşı ile Kanada'da yaşayan Rubin'in hayat hikâyesi çok zorlayacağı olduğunu hissettiğimiz bir filmdi.
Hiçbir kişinin rengi yüzünden dini, cinsiyeti ve yaşam biçimi yüzünden yargılamadığı zamanların gelmesini istediğimiz bir zihne gitmesi de, ayrıca güzel alt metin olarak gördüm. Cinayeti üstüne yıkan birkaç kişinden dolayı hayatını hapislerde geçiren Rubin'in hayat hikâyesinin sonuna geldik. Sizlere önereceğim bir filmdir. Herkesin mutlaka izlemesi gerek diyor keyifli izlemeler diliyorum.