"-Hadi oynayalım. Peki sen ünlü bir piyanistsen ve ben senin kolunu kesersem ne yaparsın? + Ünlü bir ressam olurum. – Peki ya öteki kolunu kesersem O zaman ne yaparsın? + Ünlü bir dansçı olurum. – Peki ya bacaklarını kesersem, ne…devamı"-Hadi oynayalım. Peki sen ünlü bir piyanistsen ve ben senin kolunu kesersem ne yaparsın?
+ Ünlü bir ressam olurum.
– Peki ya öteki kolunu kesersem O zaman ne yaparsın?
+ Ünlü bir dansçı olurum.
– Peki ya bacaklarını kesersem, ne olursun?
+ Ünlü bir şarkıcı olurum.
– Peki ya başını kesersem?
+ Bir kez öldüm mü derim güzel bir davul olur.
– Peki ya davulu yakarsam?
+ Bir buluta dönüşür ve herhangi bir şekle bürünürüm.
– Peki ya bulut dağılırsa ne olur?
+ Yağmura dönüşür ve savaşlar hasatı üretirim!
– Sen kazandın."
Sırf bu bölüm , bu tirad için sevebilirim seni ‼✌🎬 🙏 KADER BÖLÜMÜ / ( veya şans veya tesadüf ) " - Paris'te bir kadın alışverişe gidiyordu . Ama mantosunu unuttuğu için onu almak üzere geri döndü . Mantosunu aldığı…devamıSırf bu bölüm , bu tirad için sevebilirim seni ‼✌🎬 🙏
KADER BÖLÜMÜ / ( veya şans veya tesadüf )
" - Paris'te bir kadın alışverişe gidiyordu . Ama mantosunu unuttuğu için onu almak üzere geri döndü . Mantosunu aldığı anda telefon çaldı . Durup açtı ve birkaç dakika konuştu .
Kadın konuşurken DAISY Paris Opera binasında gösteri için plan yapıyordu . O prova yaparken kadın telefonu kapatarak dışarı çıkarak taksiye bindi .
Önceki müşterisini bırakan taksi şoförü bir fincan kahve içmek için mola vermişti .
Bütün bunlar DAISY prova yaparken oldu .
Önceki müşterisini aldıktan sonra kahve molası veren taksi şoförü şimdi bir önceki taksiyi kaçıran alışverişe giden kadını almıştı .
Taksi , saati kurmayı unuttuğu için işe gitmek üzere her zamankinden beş dakika geç çıkan adam karşıdan karşıya geçtiği için durmak zorunda kaldı .
Işe geç giden adam karşıdan karşıya geçerken DAISY provayı bitirip duşa girmişti . Daisy duş alırken taksi de kadını tezgahtar kızın erkek arkadaşından ayrıldığı için hazırlamayı unuttuğu paketi almak için girdiği butiğin önünde bekliyordu .
Paket hazır olduğunda taksiye dönen kadının önüne bir kamyon çıkmıştı .
Bu sırada DAISY giyiniyordu . Kamyon yoldan çekildiğinde taksi harekete geçti . Bu sırada DAISY giyinmişti ayakkabısının bağı çözülen bir arkadaşını bekliyordu .
Taksi trafik ışığında durduğunda DAISY ve arkadaşı tiyatronun arka kapısından çıktı .
SADECE BİR TEK ŞEY FARKLI OLSAYDI ;
o ayakkabı bağı çözülmeseydi , o kamyon daha önce geçseydi , ya da paket hazır olsaydı çünkü kız erkek arkadaşından ayrılmamış olsaydı , ya da o adam saatini kurup beş dakika önce kalksaydı , ya da o taksi şoförü kahve molası vermeseydi , ya da kadın mantosunu unutmasaydı ve bir önceki taksiye binseydi , DAISY ve arkadaşı karşıdan karşıya geçerken taksi de onları geçip gidecekti .
AMA HAYAT KİMSENİN KONTROL EDEMEDİĞİ YAŞAMLARIN VE OLAYLARIN KESİŞİMİNDEN İBARETTİR .
O taksi geçip gitmedi ve taksi DAISY'e çarptı ve bacağı kırıldı ."
Antonia ve kocası Massimo Roma'ya yakın nehir kıyısında gösterişli evlerinde yaşayan 15 yıllık geçmişleri olan bir çifttir . Mutlu ve zengin yaşamın içerisinde yaşarlarken Massimo'nun bir trafik kazasında trajik ölümü Antonia'yı alt üst eder . Girmiş olduğu derin psikolojik buhranını…devamıAntonia ve kocası Massimo Roma'ya yakın nehir kıyısında gösterişli evlerinde yaşayan 15 yıllık geçmişleri olan bir çifttir .
Mutlu ve zengin yaşamın içerisinde yaşarlarken Massimo'nun bir trafik kazasında trajik ölümü Antonia'yı alt üst eder .
Girmiş olduğu derin psikolojik buhranını içki kadehleri ile hafifletmeye çalışan Antonia , Massimo'nun ofisinden kişisel eşyalarını toplarken daha önce görmediği bir tabloyu da diğer eşyalarla beraber evine götürür .
Antonia Massimo'dan kalan eşyaları büyük bir hüzün içerisinde karıştırırken tesadüfen Massimo'nun tablosunun arkasında bir not bulur ;
" Massimo'ya birlikteliğimizin yedinci yıldönümü anısına :
Duyduğun ama benim asla sahip
olamayacağım o arzuların için ,
Her bir yapamam'ların için ,
Her bir geri döneceğim'lerin için ,
Sonsuza dek bekleyeceğim .
Acaba tüm bu sabrım aşk mı ?
Senin cahil perin ... "
Derin yas içerisindeki Antonia , yedi yıllık bir aldatmacanın şifrelerini içeren notun şokuyla tanıdığını zannettiği Massimo'nun gizemli dünyasının peşine düşer .
Antonia derinlere indikçe Massimo'nun gizemli yaşamını keşfetmekle kalmayacak kendi yaşamının dışında hiç de tanık olmadığı bir dünyanın içerisinde Massimo'nun bıraktığı yerden yolculuğuna devam edecektir .
Massimo'nun gizemli yaşamı Antonia'yı , kendine has sokakları , evleri ve teraslarıyla yeni ve eskiyi barındıran yaşayanlarıyla Roma'nın renkli semti Ostiense'de Michele'nin renkli komşularından birinin de Serra ( Yılmaz ) olduğu şahane sofraların kurulduğu binanın teras katındaki evine götürür .
Ferzan ÖZPETEK'in filmografisi içerisinde renkli görüntüleri ve mekanlarıyla , akıcı ve gerçekçi oyunculuklarıyla ( koray candemir dahi göze batmıyor 😊 ) şahane müziklerinden ( ille Sezen'li ) enteresan hikaye kurgusuna kadar en sevdiğim Ferzan ÖZPETEK filmidir .
Filmin getirdiği deli sorular oluşuyor , tilkiler dolaşıyor kafamızda ! Çevremizdekileri , can'ımız olanları , hayatımızı paylaştıklarımızı , belki de en önemlisi kendimizi ne kadar tanıyoruz ?
Hepimizin personaları yok mu ? O maskenin altındakileri kimler görebiliyor ya da kimlere gösteriyoruz ?
Siz anlattığınız mısınız yoksa karşınızdakinin gördüğü mü ?
_ ' Le Fate Ignoranti ' filmi Ferzan ÖZPETEK'in üçüncü filmidir ve filmin çekildiği tarihte Ostiense semti Yönetmenin 25 yıldır oturmakta olduğu semttir .
_ ' Le Fate Ignoranti ' filminin sanat yönetmeni " The Last Emperor " ve " The Talented Mr Ripley " filmlerinin de sanat yönetmeni olan Bruno Cesari'dir .
_ ' Ferzan ÖZPETEK filmin ismini Belçikalı Ressam Rene MAGRITTE' nin ' Cahil Peri ' tablosundan esinlenip koymuştur .
Birçok adaylık ve ödülün yani sıra Akademi ve Satellite 'En Iyi Dilde Yabancı Film' dalında aday olmuş ve 2012 Venedik Film Festivali'nde Dünya Prömiyerini yapmıştır . Yasaklar Ülkesi Suudi Arabistan'da Suudi bir Kadın Yönetmen olan Haifaa EL MANSOUR tarafından çekilen…devamıBirçok adaylık ve ödülün yani sıra Akademi ve Satellite 'En Iyi Dilde Yabancı Film' dalında aday olmuş ve 2012 Venedik Film Festivali'nde Dünya Prömiyerini yapmıştır .
Yasaklar Ülkesi Suudi Arabistan'da Suudi bir Kadın Yönetmen olan Haifaa EL MANSOUR tarafından çekilen ilk uzun metrajlı filmdir !
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR
Film , Suudi Arabistan' Riyad'da bir dükkanda gördüğü yeşil bisikleti müthiş bir inatla isteyen 11 yaşındaki Vecide'nin ekseninde birçok şeyin yasak Kadın'lara hemen her şeyin yasak olduğu bir dünyayı anlatıyor .
Vecide rock dinleyen , medresede karışık kasetler satan , converse giyen , arkadaşlarına aşk mektubu postacılığı yapan yaşadığı topluma göre pek de makbul olmayan medresedeki ' kapo*' Kadın hocaları tarafından sürekli uyarılan bir kız çocuğudur .
Yaşıtı tanıdığı bir erkek çocuğunun yanından bisikletiyle geçerken şakalaşma amacıyla başörtüsünü çekmesiyle Vecide'nin çocuğu da geçme hevesiyle bisiklet hayali iyice tutkuya dönüşür .
Kadınların araba kullanmasının yasak olduğu bu dünyada sorunlu şoförüyle işe gidip gelen annesi de Vecide'nin bu tutkusuna karşıdır . Zaten 'Erkek' evlat veremediği gerekçesiyle ikinci bir evliliği annesinin baskısı altında gerçekleştirecek olan eşiyle sorun yaşamaktadır .
Babasından da bir kız çocuğu olarak asla bir 'Erkek çocuk' kadar ilgi göremeyen Vecide çaresizliklerin içerisinde arkadaşlarından para kazanıp bisiklet alma hayalleri kurarken okuduğu medresede Vecide'nin pek de hakim olmadığı Kur'an yarışması düzenlenir . Kazananın 1000 Riyal'a sahip olacağını öğrenen Vecide yeşil bisiklete sahip olabilmek için kasetler eşliğinde büyük bir hırs ve çaba ile yarışmaya hazırlanır !
Vecide'nin müthiş bir motivasyonla hazırlandığı yarışmanın sonuçları , bisiklete kavuşup kavuşamayacağı da izleyecek olanların öğreneceği bir sonuç olsun diyelim .
Haifaa Al MANSUR Vecide'nin bisiklet mücadelesiyle beraber bu coğrafyada Kadın olmanın zorluklarını yüksek sesle konuşmanın sakıncalarından , peçesiz sokağa çıkamamalarına , soy kütüğüne dahil edilmemelerinden sokaklarda 'Ahlak Bekçileri'nin gezerek ceza kesmesine kadar alt metinlerle mağduriyetin ve çağ dışılığın altını çiziyor .
_ FİLM çekildiği zaman Suudi Arabistan'da tek bir 'Sinema Salonu' ve 'Sinema Okulu' bulunmamaktadır .
2018 yılında , 35 yıllık yasağın ardından Riyad'da ilk sinema salonu açılmıştır .
2018 yılında Kadın'ların araba kullanma yasağı kalkarak ehliyet almalarına izin verilmiştir .
_ Başrolü kamera karşısına ilk kez geçen 13 yaşındaki Waad MOHAMMED oynamıştır 👏.
_ FİLM çekimlerinde erkek oyuncu ve çalışanları ile temas etmesinin mümkün olmadığından bir araba içerisinde monitör ve telsizle yöneten Haifaa EL MANSOUR kendisini dindar olmamakla suçlayanlar tarafından ölüm tehditleri almıştır .
_ Müthiş zorluklara rağmen büyük bir cesaret ve azimle , duyduğumuz ama göremediğimiz bazen yanı başımızda hissettiğimiz bir dünyayı bize son derece akıcı ve naif anlatan Haifaa El MANSOUR'a içten selam ve saygıyla 🙏🙏🙏.
EŞİT VE ÖZGÜR BİR GELECEK UMUDUYLA ✌.
BİLGİ */ Nazi'ler toplama kamplarında kendilerine hizmet edecek tutuklular seçtiler . Kendileriyle iş birliği yapan ruhunu satan bu 'insanlara' 'kapo' adı verilir .
İkinci Dünya Savaşı sırasında ,SA’lar tarafından yakalanıp kurşuna dizilmek üzere olan Belçika’lı bir Yahudi Gilles,İran’lı olduğu yalanını söyleyerek vurulmaktan kurtulur.Planı ilerde İran’da restoran açmak olan,toplama kampının mutfak sorumlusu SS Koch,Gilles’den hayatına karşılık kendisine Farsça öğretmesini ister.Lakin Gilles Farsça bilmediği için…devamıİkinci Dünya Savaşı sırasında ,SA’lar tarafından yakalanıp kurşuna dizilmek üzere olan Belçika’lı bir Yahudi Gilles,İran’lı olduğu yalanını söyleyerek vurulmaktan kurtulur.Planı ilerde İran’da restoran açmak olan,toplama kampının mutfak sorumlusu SS Koch,Gilles’den hayatına karşılık kendisine Farsça öğretmesini ister.Lakin Gilles Farsça bilmediği için bir çözüm üretmek zorunda kalır yaşamak için...
Soykırım temalı filmler içinde, özellikle senaryosuyla sıra dışı bir film. Zekamızla alay etmeden, bellek mekanizması, dil örgüsü üzerine kafa yorulmuş bir senaryoya sahip.
Canlıların dolayısıyla insanların en temel güdüsünden ;hayatta kalma güdüsünden yola çıkılarak,insanın bunun için neleri göze alabileceği,ne zaman ve ne için kendinden vazgeçebileceği,Nahuel Perez Biscayart ve Lars Eidinger’in performanslarıyla çok güzel yorumlanmış.
İlk defa bir filmin Türkçe adının orijinalinden daha çok yakıştığını düşünüyorum.Zira filmde sadece mağdura ait değil ,insanlığa ait bir umut söz konusu edilmiş.
İyi insan kötü insan ikileminin verili koşullardaki insan parantezine alınarak yansıtılması bir diğer artısı filmin.Ayrıca iyi olmanın emek istediği, kötü olmanın kolay ve sıradan oluşuna yaptığı vurguyu da beğendim.
Yahudi ile Nazi arasındaki ilişki sorgulamaya değer doğrusu: Bir yönetmenin dediği gibi insanların ortak noktalarını ırk ,dil, bayrak vs değil acı,keder,sevinç ,umutta aramak gerektiğini görüyoruz filmde.
-Yoruldum
-Neyden yoruldun?
-Korkmaktan
Hem özel hem toplumsal yaşamımızda korkmaktan yorulduğumuz an ;umudumuzu kaybedip edilgenleştiğimiz an değil midir zaten?
Bana göre mutlaka izlenmesi gereken filmler listesine girerken size de ısrarla öneririm.
10 yaşında Litvanyalı yetim bir kız olan Marija'nın II. Dünya Savaşı yıllarında Rus topraklarında hayatta kalma çabasının hikayesini konu alan çok etkileyici bir film. Mistik atmosfere sahip çekimleri ve arka fondaki klasik müzikler çok güzeldi. Filmin yönetmeni ömrü boyunca gurur…devamı10 yaşında Litvanyalı yetim bir kız olan Marija'nın II. Dünya Savaşı yıllarında Rus topraklarında hayatta kalma çabasının hikayesini konu alan çok etkileyici bir film.
Mistik atmosfere sahip çekimleri ve arka fondaki klasik müzikler çok güzeldi. Filmin yönetmeni ömrü boyunca gurur duyacağı bir iş çıkartmış.
Sibirya'daki toplama kamplarına giden bir trenden kaçan Marija, Altay Dağları'nda bir kadının yanında kısa bir süre barınır ve sonra Rusya'da pek çok yerde yaşamak zorunda kalır. Evine dönebilmek için 6.000 km yol katetmesi gerekir ama ne uğruna?
Son derece nitelikli ve kalitesi yüksek bir film. Kaçırmayın mutlaka izleyin derim tek kelimeyle muhteşem .. 🙃
1992 yılında Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te geçen, 14 yaşındaki iki kızın dostluğunu ve dramatik yaşamlarını konu alan etkileyici bir film. Henüz okul çağındaki iki sınıf arkadaşı Natia ve Eka, ülkedeki kıtlıktan, aile problemlerinden ve küçük çetelerden musdarip, hak ettiklerinden çok uzak…devamı1992 yılında Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te geçen, 14 yaşındaki iki kızın dostluğunu ve dramatik yaşamlarını konu alan etkileyici bir film.
Henüz okul çağındaki iki sınıf arkadaşı Natia ve Eka, ülkedeki kıtlıktan, aile problemlerinden ve küçük çetelerden musdarip, hak ettiklerinden çok uzak bir yaşam sürmektedirler.
Çok iyi piyano çalan Katia, çete üyesi Kote adındaki gencin tacizi altındadır. Başka birini sevmesine rağmen Kote'nin onu kaçırmasıyla çocuk yaşta evlenmek zorunda kalır ve mutsuz bir yaşama mahkum olur.
Eka, ablası ve annesiyle yaşayan babasına hasret bir kızdır.
Her şartta dostluklarından taviz vermeyen iki genç arkadaşın hikayesini konu alan filmin arka fonunda Gürcistan'daki sosyal ve siyasal duruma da yer verilmiş.
Eka'nın düğündeki dansı filmin en unutulmaz anıydı. İlk kez kamera karşısına geçen 14-15 yaşlarındaki iki oyuncunun performansları takdire değerdi.
-Çalışmayanı Allah sevmez. -Ben çalışmaya çoktan yüz çevirdim. Yüreğim, verdiğim emeğin karşılığı bir şey ummasın diye yüz çevirdim. Çünkü bütün emeğinden ve emek çeken yüreğinin çabalamasından insana ne fayda var bulamadım. Çünkü o zaman insanın günleri hep dert, emeği keder…devamı-Çalışmayanı Allah sevmez.
-Ben çalışmaya çoktan yüz çevirdim. Yüreğim, verdiğim emeğin karşılığı bir şey ummasın diye yüz çevirdim. Çünkü bütün emeğinden ve emek çeken yüreğinin çabalamasından insana ne fayda var bulamadım. Çünkü o zaman insanın günleri hep dert, emeği keder oluyor. Geceleri bile yüreği rahat etmiyor.
- Ben çalışmam diyosun yani (gülüşmeler)
- Benden bu kadar kardeşler ben bu adamı istemem artık burada.
-İnsan için yemeden ve içmeden ve emeğiyle canını sevindirmeden başka bir şey yok. Bunu yapan da Allah. Çünkü Allah hikmeti, bilgiyi, sevinci kendi önünde iyi olan adama veriyor. Fakat Allahın önünde iyi olana versin diye toplama ve yığma zahmetini suç işleyene veriyor.
-Bunun yemek içmekte de gözü yok
Şuna bir çay benden
-Çay istemiyorum.
-La ne istiyorsun bakalım
-Aşk istiyorum
-Karı istiyur bu yav
-Aşk hastasıyım ben. Hep aşk peşindeyim. Gönül peşindeyim.
Bazı filmler vardır; naiftirler, cafcaflı değillerdir, bir köşede keşfedilmeyi beklerler; siz tesadüfen keşfedersiniz ve o film sizde küçük de olsa bir iz bırakır, iyi ki.. sinema dersiniz. Bu film de o filmlerden biri.. Buenos Aires’in gri, renksiz ve camsız binaları…devamıBazı filmler vardır; naiftirler, cafcaflı değillerdir, bir köşede keşfedilmeyi beklerler; siz tesadüfen keşfedersiniz ve o film sizde küçük de olsa bir iz bırakır, iyi ki.. sinema dersiniz. Bu film de o filmlerden biri..
Buenos Aires’in gri, renksiz ve camsız binaları içinden binlerce insan avaz avaz sesleniyor içine; kalabalık sokaklarda, çirkin mağazalarda, soğuk ofis odalarında, uzayan metrolar altında gerçek aşk duruyor olabilir mi hala?
İnsanların binalara benzetildiği Medianeras filmi, iki ana karakter üzerinden bu sorunun cevabını veriyor.
Filmde eş zamanlı olarak bir erkek ve bir kadının karşılaştığı olayları ve modern şehir hayatının koşturmasında nefessiz kalan, duyarsızlaşan, iletişimsizliğe sürüklenen insanların küçük penceresiz evlerine kendilerini hapsedişi, minik dijital ekranlardan iletişim arayışında bulunuşunu izliyoruz.
Filmin kırılma anı kahramanlarımızın bu monoton işleyişe dayanamayıp evlerinin duvarına birer pencere yaptırmaları ile gerçekleşiyor. O günden sonra minik pencereleri hayata ve kendilerine bakışını tamamen değiştiriyor.
Farklı festivallerden ödüllü bu ilk film, hoş sinematografisinin yanı sıra bir şehrin mimarisiyle insanların yaşayışını paralellikle yansıtması açısından da oldukça farklı ve çarpıcı.
İyi Seyirler.. 🙃