bir şeyler hissetmek istediğimde soundtrack’i dinlemem bile yeterliyken ev’e gelişimin ritüelini yerine getirip bilmem kaçıncı kez izledim. şuan sabahın ilk saatlerinin sessiz soğukluğu var. dünyada bir sen bir de boğuk sesli kuşlar varmış gibi hissettiğin o yalnız ama olabildiğince insanca…devamıbir şeyler hissetmek istediğimde soundtrack’i dinlemem bile yeterliyken ev’e gelişimin ritüelini yerine getirip bilmem kaçıncı kez izledim.
şuan sabahın ilk saatlerinin sessiz soğukluğu var.
dünyada bir sen bir de boğuk sesli kuşlar varmış gibi hissettiğin o yalnız ama olabildiğince insanca gelen sabahlardan.
ilk izlediğimde rafta özellikle virgin mary alegorisi olmak üzere uzun sembolik detaylar ve inceliği hakkında bir gönderi hazırladığımı hatırlıyorum.
(cecilia’nın giydiği gelinlik, karaağacın ölümü…)
film her seferinde aynı yerden acıtıyor.
-We felt the imprisonment of being a girl, the way it made your mind active and dreamy, and how you ended up knowing which colors went together. We knew that the girls were our twins, that we all existed in space like animals with identical skins, and that they knew everything about us though we couldn’t fathom them at all. We knew, finally, that the girls were really women in disguise, that they understood love and even death, and that our job was merely to create the noise that seemed to fascinate them.
-Dr. Armonson stitched up her wrist wounds. Within five minutes of the transfusion he declared her out of danger. Chucking her under the chin, he said, "What are you doing here, honey? You're not even old enough to know how bad life gets."
And it was then Cecilia gave orally what was to be her only form of suicide note, and a useless one at that, because she was going to live: "Obviously, Doctor," she said, "you've never been a thirteen-year-old girl.
-It didn't matter in the end how old they had been, or that they were girls, but only that we had loved them, and that they hadn't heard us calling, still do not hear us, up here in the tree house, with our thinning hair and soft bellies, calling them out of those rooms where they went to be alone for all time, alone in suicide, which is deeper than death, and where we will never find the pieces to put them back together.
Filmin kendi estetiği, dekoru, kostümleri o kadar tanıdık o kadar buruk bir tat bırakıyor ki.
Bir gün, tanrı, canından bir lokma koparıp bana uzattı. Toktum; geri çevirdim. Can tanrının avucunda, onun gözleri benim yüzümde, yalvarmaklı. İsteksizce, ancak, kayra olsun diye cana uzandım. Ağzımın içinde duydum, yutağımda, midemde. Sonra, tanrı, bir telaş içinde “şimdi o orada…devamıBir gün, tanrı, canından bir lokma koparıp bana uzattı. Toktum; geri çevirdim.
Can tanrının avucunda, onun gözleri benim yüzümde, yalvarmaklı.
İsteksizce, ancak, kayra olsun diye cana uzandım.
Ağzımın içinde duydum, yutağımda, midemde.
Sonra, tanrı, bir telaş içinde “şimdi o orada sen de burada duracaksınız çünkü zeki kuşlar uçmazlar” dedi.
Nilgün’ün Kağıtların’dan bu alıntıya şahsi imgeleminizi ve yorumlarınızı merak ediyorum raflılar.
Gittikçe soğuduğumu fark ediyorum ve bu bana hiç de sevinç vermiyor. Çünkü özün soğuması çok tehlikeli, başkalarıyla olan ilişkiyi yalıma veriyor, unutulan ben başkayı yakarak yeniden doğacakmış gibi…
Böylece, tüm yürekler pirinç süslemeli cam kutuların içine yerleştiriliyor ve yüksekçe bir yere kaldırılıp oralardan izleniyor. İzleye izleye izerimiz siliniyor. Lâl rengi yürekler saray olanaklılıklarına karşın tüm olanaksızlıkları da içeriyor. Cam kutular saydamlıklarında sayısız imge oluşturabilirler yürekler için. Ne ki…devamıBöylece, tüm yürekler pirinç süslemeli cam kutuların içine yerleştiriliyor ve yüksekçe bir yere kaldırılıp oralardan izleniyor.
İzleye izleye izerimiz siliniyor.
Lâl rengi yürekler saray olanaklılıklarına karşın tüm olanaksızlıkları da içeriyor.
Cam kutular saydamlıklarında sayısız imge oluşturabilirler yürekler için.
Ne ki korkunç bir özen gösterilmesi gerek yaşatılmaları için, istem gibi kırılganlar çünkü…
Bu yüksekliklerde hangi yüreklerin yanyana, karşılıklı duracakları,birbirlerine uzaklıklarının nasıl saptanacağı çok önemli.
Çünkü kimi zaman en yakındaki tam karşıdaki değil de en uzaktaki bir saydam korunak içindeki yürek bize göre en dinlenebilir, anlaşılabilir olup çıkıyor.
Bu kuşkusuz ki karşılılık için bir ipucu sayılamıyor çünkü o bizim için değerli en uzaktaki yüreğin diyelim ki hemen yanıbaşında bir kutuda duran bir diğeriyle sessizce uyumlu birlikte çarpışları var -ya da yok- diyelim ki o yürek hiçbir arayış içinde değil kırılgan zarfının az güvenilir
koruyuculunda unutmuş diğerlerini ve belki kendini de.
Her yürek için her sey göreceli, bir başka yürek, yürekler, kendi, atışı, duruşu.
Birlikte atılsa da sesler varla yok arası birbirleri için bile çünkü süslü cam kutular sivi imleri.
Çünkü çarpıntı
tikeldir ve bir kübün duvarları kıskançtır, sesi hep içleştirir.
Benzer kıskançlıkta muhafazalar ve benzer yürekler olabilir ama özdeşlik asla!
Ne ahlak ne de sevgi gökten dünyaya indi İnsanlık istedi keşfetti hepsini Dün doğmuş bir bebeğe bile girebilen mikrop misali İçimizde hem kötü var hem iyi Hangisi daha güçlü diye beklemektense Heyecanla attım kendimi dans pistine Şebnem Ferah- İyi Kötü
Modern Klasik yazarı olarak anılacak mı bilmediğim bir yazar ve yeni patlayan eseri. Rooney’in okuduğum 3. kitabı ve nedense bana hikaye anlatımında izlenen bir örüntü var gibi oldukça sıkıcı geldi. Dili kullanımındaki bazı inceliklerden dolayı ve beyin egzersizi olarak gördüğümden…devamıModern Klasik yazarı olarak anılacak mı bilmediğim bir yazar ve yeni patlayan eseri.
Rooney’in okuduğum 3. kitabı ve nedense bana hikaye anlatımında izlenen bir örüntü var gibi oldukça sıkıcı geldi.
Dili kullanımındaki bazı inceliklerden dolayı ve beyin egzersizi olarak gördüğümden yarım bırakmadığım ama sanırım artık bu yazarın ‘normal people’ üstünde bir eser ortaya koyamayacağını da kabullendiren bir kitap oldu.
Güzel alıntıları bağımsız gönderi olarak paylaştım bazı bazı. O alıntıların hakkını teslim etmek gerek diye düşündüm.
Akışkan ve güncel diline rağmen yeni kitaplar yayımlarsa şüpheyle yaklaşacağım gibi.
Yas temasına yeterince değinmeyip daha çok ülkemizde oldukça yadırganan ama aslında islamik bazı varyantlarıyla da olsa gayet var olan poligamiden söz etmesi çok rahatsız edici, neredeyse bu konfüzyonun promosyoncusu gibi geldi.
Belki de henüz kendi kalıplarından çıkamayan, öz-aşkınlıktan çok uzak biriyimdir.
Geleneksel olarak tanımlamasam da aşkın birden çok öznesi olabileceği ihtimaline hâlâ dar görüşle yaklaşmaktayım.
Bu oldukça şahsına münhasır ilişki dinamiklerine güzelleme yapılıyor gibi bir hisle hayal kırıklığıyla okudum.
Kitabı mükemmelliğiyle övmeyen nadir yorumlardan olabilirim gibi çok aykırı hissettim.
Şaka şaka.
Bu kadar.
Sınırsız katmanları arasında ne kadar uzak olsa da boşa harcanan yılların enkazından kurtulması, bedenini de kurtarması olasılığı da vardı. Şu anda bile soluk alıp veren bedeninin ulaşılmaz derinliklerinde gerçekleşiyor olabilirdi. Ölüme verilecek tek karşılık diye düşündü: Adını bu şekilde, aynı…devamıSınırsız katmanları arasında ne kadar uzak olsa da boşa harcanan yılların enkazından kurtulması, bedenini de kurtarması olasılığı da vardı.
Şu anda bile soluk alıp veren bedeninin ulaşılmaz derinliklerinde gerçekleşiyor olabilirdi.
Ölüme verilecek tek karşılık diye düşündü:
Adını bu şekilde, aynı yoğunluk ve anlamsızlıkla, yaşamın tarafında durarak ona yankılamak. İmkansız, aynı zamanda imkansız olmayan bir gelecek düşüncesini, imgesini neden yasaklasın ki?
İntermezzo