allegory: narrative story that conveys a complex or difficult message. things represent more than they appear on the surface. example: ANIMAL FARM, by GEORGE ORWELL (allegory protects writers from censorship and punishments)
”her şeyi anlıyor, herkesi tanıyor, her sorunu kavrıyor, yani kavraya anlaya yaşlanıyordum. anlamak yorgunuydum. bu yüzden kimseye kızamıyordum. kimseden doya doya nefret edemiyordum, kimseye deliler gibi öfkelenemiyordum.”
“Burkalarının içinde bu hiçliğin boşluğunu duyuyorlar mıydı, yüzlerini asla göremediği bütün o kadınlar? Onların burkalarının pencerelerinden gördükleri dünya nasıldı acaba? Bu gözleri oyulmuş ölüler gibi bakan harabe evlerin pencereleri kadar ölü mü görünüyordu her şey? Görünmeyenler nasıl görüyorlardı, kendilerine görülmeyi…devamı“Burkalarının içinde bu hiçliğin boşluğunu duyuyorlar mıydı, yüzlerini asla göremediği bütün o kadınlar? Onların burkalarının pencerelerinden gördükleri dünya nasıldı acaba? Bu gözleri oyulmuş ölüler gibi bakan harabe evlerin pencereleri kadar ölü mü görünüyordu her şey? Görünmeyenler nasıl görüyorlardı, kendilerine görülmeyi yasaklayan dünyayı?”
‘eğer kendi savlarına ve aklına saygıya geri dönersen, seni vahşi bir hayvan veya maymun gibi gören o insanlara on gün içerisinde Tanrı gibi görüneceksin.’
bugün murathan mungan’la tanışma fırsatımız oldu. özellikle bu kitabını imzalatmayı tercih ettim çünkü okuma hızımın ciddi ölçüde düştüğü bu dönemde annemle babamın hediyesi ve ısrarlı önerisiydi bu kitap. sanırım tıkanıklığı açmada ve eski ivmemi yakalamamı denemede oldukça başarılı oldu. naif…devamıbugün murathan mungan’la tanışma fırsatımız oldu. özellikle bu kitabını imzalatmayı tercih ettim çünkü okuma hızımın ciddi ölçüde düştüğü bu dönemde annemle babamın hediyesi ve ısrarlı önerisiydi bu kitap. sanırım tıkanıklığı açmada ve eski ivmemi yakalamamı denemede oldukça başarılı oldu. naif diliyle, baharat kokan ve baharatı anlatan sarı yapraklarıyla, tek katlı bir evin damında güneş ışığıyla uyanmanın verdiği tanıdık hisse yakın şeyler uyandırmasıyla, dezavantajlı coğrafyaların ve kendi toprağına yabancılaşmış olmanın bağrından gelen bir hikaye.
‘çünkü insanın kelimelerini emanet edebileceği bir yüzün var senin dedi. kendi uğultusunda kör olmamış bakışların, hâlâ taze bakıyor dünyaya, içinin çıplağını yankılarken bakışları kör olmuş yüzlerce insan var sokaklarda hayaletler gibi dolaşan. birbirlerinin yüzlerinde kaybolmuşlar. birinin yüzünden diğerinin yalnızlığına geçiliyor. bazı insanlar bir kelime darbesiyle ölürler. şimdilerde değil ölmek, kimseye tek bir mana bile söylemiyor kelimeler.’
Whoso List to Hunt, I Know where is an Hind BY SIR THOMAS WYATT Whoso list to hunt, I know where is an hind, But as for me, hélas, I may no more. The vain travail hath wearied me so…devamıWhoso List to Hunt, I Know where is an Hind
BY SIR THOMAS WYATT
Whoso list to hunt, I know where is an hind,
But as for me, hélas, I may no more.
The vain travail hath wearied me so sore,
I am of them that farthest cometh behind.
Yet may I by no means my wearied mind
Draw from the deer, but as she fleeth afore
Fainting I follow. I leave off therefore,
Sithens in a net I seek to hold the wind.
Who list her hunt, I put him out of doubt,
As well as I may spend his time in vain.
And graven with diamonds in letters plain
There is written, her fair neck round about:
Noli me tangere, for Caesar's I am,
And wild for to hold, though I seem tame.
aşkı bir avlanma metaforuyla anlatan, kadını insan ve birey olmaktan sıyıran ve sahiplenmekten söz edilen bir varlık haline getiren üstenci yaklaşımıyla bir obsesyon.
aliterasyon, asonans, kişileştirme, betimleme gibi sanatları kullanan ingilizcede yazılmış ilk sonetlerden.
o zamanın cinsiyet kalıplarına dair ipuçları sunan.
anne boleyn ile yasak ilişkisine dair yazılmış olduğu ileri sürülen o sansasyonel sonet.
asla bitmeyen ama sürerken harap eden bir kovalamaca.
rüzgarı yakalamak kadar imkansız ve aptalca bir çaba.
potansiyel aşıklara ciddi bir uyarı.
noli me tangere, for Ceasar’s I am:
do not touch me, for I belong to Ceasar
bir kadını elde etmenin güçle, iktidarla ilişkilendirilmesi.
kadının bir tasma taşırmışçasına başkasına ait olduğunun kazındığı bir kolye taşıdığı metaforu.
bu metaforun incille ilintili bir allusion olabileceği ihtimali. (isanın yeniden canlandıktan sonra söyledikleriyle ilgili)
vahşi ve evcilleştirilemeyecek olan bir kadına duyulan karşılıksız şehvetin tüketiciliği.
ders prosedürü olarak şiir incelemelerinin yürütüldüğü ingiliz edebiyatı dersi hep keyifli geçiyor.
kuantum fiziğine göre konuşurken çıkan sesin titreştirdiği bir partikül evrenin öbür ucundaki bir yıldızın içindeki molekülün birini bile anında etkileyebilirmiş. bu fenomene kuantum dolaşıklığı denirmiş. işte evrenin en büyük illüzyonu ayrıklık, ayrışmış- özerk varlıklar olduğu illüzyonudur.
my river of words and her silence seemed to demonstrate that my life was splendid but uneventful, which left me time to write to her every day, while hers was dark but full bazen sancıların hikayeye katık edilecek malzeme olması…devamımy river of words and her silence seemed to demonstrate that my life was splendid but uneventful, which left me time to write to her every day, while hers was dark but full
bazen sancıların hikayeye katık edilecek malzeme olması sebebiyle hoşgörülebildiği bir dünyadan söz etmek istiyorum, çünkü en azından bir hikayem var
When I was younger, I think what I wanted was to travel the world, to lead a glamorous life, to be celebrated for my work, to marry a great intellectual, to reject everything I had been raised with, to cut…devamıWhen I was younger, I think what I wanted was to travel the world, to lead a glamorous life, to be celebrated for my work, to marry a great intellectual, to reject everything I had been raised with, to cut myself off from the narrow world. I feel very embarrassed by all that now, but I was lonely and unhappy, and I didn’t understand that these feelings were ordinary, that there was nothing singular about my loneliness, my unhappiness.
objektiflik yakalandığında gelen uyanış, birey için yaratılışının sıradan olduğu gerçeğini kabullenmenin zorluğu ancak bu sindirim işleminin ardından gelecek olan hafiflik üzerine.
that the human condition was so obviously exposed to the blind fury of chance that to trust in a God, a Jesus, the Holy Spirit—this last a completely superfluous entity, it was there only to make up a trinity, notoriously…devamıthat the human condition was so obviously exposed to the blind fury of chance that to trust in a God, a Jesus, the Holy Spirit—this last a completely superfluous entity, it was there only to make up a trinity, notoriously nobler than the mere binomial father-son—was the same thing as collecting trading cards while the city burns in the fires of hell.
my brilliant friend