Hasta İlham Perisi Zavallı perim, yazık! Sabah sabah neyin var? Gecenin düşleriyle dolmuş çukur gözlerin, Görüyorum yüzüne yansımış çılgınlıklar, İzi var suskunluğun, soğukluk ve dehşetin. Yeşil dişi şeytan ve pembe cin kül kabından Üstüne serptiler mi bir aşkı ve korkuyu.…devamıHasta İlham Perisi
Zavallı perim, yazık! Sabah sabah neyin var?
Gecenin düşleriyle dolmuş çukur gözlerin,
Görüyorum yüzüne yansımış çılgınlıklar,
İzi var suskunluğun, soğukluk ve dehşetin.
Yeşil dişi şeytan ve pembe cin kül kabından
Üstüne serptiler mi bir aşkı ve korkuyu.
Zorba ve iflah olmaz eliyle, karabasan,
Söyle seni düşsel bir bataklıkta boğdu mu?
Dilerim, göğsün sağlık dolu kokular saçan
Güçlü düşüncelere kucak açsın her zaman,
Ve Hıristiyan kanın yayılsın dalga dalga
O eskil hecelerin sesleri gibi, orda
Art arda hüküm sürer şarkıların babası
Phoebus ile büyük Pan, hasatların tanrısı.
Charles Baudelaire
Kötülük Çiçekleri
ingiliz dil edebiyatının old english periyodunun başyapıtı sayılan epik şiiri beowulf’un 2007’de çekilen film uyarlamasını izledim, jolie’ye rastlamak şaşırtıcıydı. vahşi ve savaşçı bir döneme dair olduğundan animasyon olsa da bol kanlı, bol vahşet içerikli bir görsellik. sadakat, itibar, düşkünlük, intikam,…devamıingiliz dil edebiyatının old english periyodunun başyapıtı sayılan epik şiiri beowulf’un 2007’de çekilen film uyarlamasını izledim, jolie’ye rastlamak şaşırtıcıydı.
vahşi ve savaşçı bir döneme dair olduğundan animasyon olsa da bol kanlı, bol vahşet içerikli bir görsellik.
sadakat, itibar, düşkünlük, intikam, baştan çıkarılma, kahramanlık, korkusuzluk…
ayrıca şiiri okuma fırsatı buldum (tabi ki modern ingilizce halini) ve söz sanatlarının o kadar ilkel dönemlerde bile (sözlü edebiyatta dahi) ne kadar içkin olduğunu fark ettim.
türkçede baş harflerin kafiyesi diyebileceğimiz alliteration, ve yine türkçede sanırım güzel adlandırma ya da iki kelimeli metafor diyebileceğimiz kennings (örneğin guardian of crime = Grendel
strong-hearted wakeful sleeper= Beowulf
cave- guard = dragon
gold-shining hall = Herot
whale-road= sea
war-sweat = blood)
şiirde verilen dramatik-ritmik esler, duraklar yani caesuras…
edebiyat gerçekten büyüleyici hangi dilde olursa olsun.
now i'm here wasting my time to be seen as if it's possible i'm no visible in this habitat of chaos but you know, yearning for a warm touch can destroy one how can i escape from this wrecking selflessnes…devamınow i'm here wasting my time to be seen
as if it's possible
i'm no visible in this habitat of chaos
but you know, yearning for a warm touch can destroy one
how can i escape from this wrecking selflessnes
performing for an bored audience,
craving for approval and a little bit of love
we can count blood as well for its cost
i can donate my sticky blood for the sake of my own wounded soul
exchange for my blood with your attention and affection
did not my parents told me that it is no good to beg
i dont want your whole being as company
i just want to carry a piece of a lover with me
there you go, im unvoiced again when you are standing in front of me
am i looking at a mirror
are you as confused as me
can you act like having a holistic view about your own authenticity
or are we all alike with our rotten scars
i wish i was able to ask you this questions
i wish i could borrow your eyes
just to see world from your perspective
are you also carrying these intense emotions like me
or is it just me
somebody tell me
before my downfall
no need to cry for help
you should be able to sense my individual pain
you should understand without me talking and screaming
i cant be the only sentimental and unloveable girl in the freaking world
tired of listening blues
tired of fragmented loneliness
tired of wanting more from your god
yours only,not mine
but i think we should share her power
god must be her, right
tired of my mind of state
i want something static like sheet like ocean
no movement at all
no more fucking brainstorming
i should have been bleeding in bathroom to not to think
lets go to bleed
eylül
ingiliz dili edebiyatı dersinde üzerinde çalıştığımız referanslar beni keyiflendiriyor. literary devices konusunun assonance alt başlığında plath’den daddy örnek verilebilir ve incelenebilir. You st(a)nd at the bl(a)ckboard, d(a)dy. In the picture I h(a)ve of you. keşfetteki kavgalara müdahil olmadan engelleyip geçmek…devamıingiliz dili edebiyatı dersinde üzerinde çalıştığımız referanslar beni keyiflendiriyor.
literary devices konusunun assonance alt başlığında plath’den daddy örnek verilebilir ve incelenebilir.
You st(a)nd at the bl(a)ckboard, d(a)dy.
In the picture I h(a)ve of you.
keşfetteki kavgalara müdahil olmadan engelleyip geçmek suretiyle raf’ta kendi içeriğinizi, düşünce akışlarınızı paylaşın dostlarım.
Arthur Fleck bu kadar pasif, bu kadar kolay kukla olabilen, bu kadar neye sebebiyet verdiğinden habersiz, daha doğrusu bütünüyle kendinden habersiz aciz bir tipleme olmamalıydı. Film koca bir hayal kırıklığı, müzikal türüne evirebileceğiniz bir film değildi Joker, ciddiyetiyle,politik mesajlarıyla, psikolojik…devamıArthur Fleck bu kadar pasif, bu kadar kolay kukla olabilen, bu kadar neye sebebiyet verdiğinden habersiz, daha doğrusu bütünüyle kendinden habersiz aciz bir tipleme olmamalıydı.
Film koca bir hayal kırıklığı, müzikal türüne evirebileceğiniz bir film değildi Joker, ciddiyetiyle,politik mesajlarıyla, psikolojik gerilimiyle benim nezdimde baş yapıttı ama o imajın,ismin, ilk filmin anısının içine edilmiş kelimenin tam anlamıyla.
2019’da duygusal tırmanışta olduğum kaotik bir yılda, ilk kez filmi izlerken bathroom scene’de tüylerim diken diken olup sebepsiz bir ağlama krizine girmiştim.
Lady Gaga’nın varlığına tüm yükü yıkamam sanıyorum ama bilemiyorum çok keyfim kaçtı.
Kafam davul gibi oldu çıktığımda, hiçbir şey hissetmedim diyebilirim yoğun duygu namına.
Sadece Arthur’un kendi fanatikleri (bir nevi müritlerinden) kaçması bana biraz dokunan bir detay oldu, sebep olduğu devrime meyleden ayaklanmadan kendisi bile ürküyor, bir lider gibi hissetmek şöyle dursun ait bile hissetmiyordu bu davaya.
Herkesin dönüşmesini istediği kişi değildi ve bu güçsüz, gösterişsiz yanını kabullenmesi filmdeki tek güzel şeydi.
Sonu da etkilemedi.
Öylesine eklenmiş bir detay gibiydi.
Ölmüş olsun diye öldürelim bari şu ikonu.
Hiç izlememiş olmayı, ilk filmin yankısını koruyabilmeyi isterdim.
Sanırım bu beğenmediğim bir yapıma dair yaptığım ilk yorum olacak.
there is a loneliness in this world so great that you can see it in the slow movement of the hands of a clock. people so tired mutilated either by love or no love. people just are not good to…devamıthere is a loneliness in this world so great
that you can see it in the slow movement of
the hands of a clock.
people so tired
mutilated
either by love or no love.
people just are not good to each other
one on one.
the rich are not good to the rich
the poor are not good to the poor.
we are afraid.
our educational system tells us
that we can all be
big-ass winners.
it hasn't told us
about the gutters
or the suicides.
or the terror of one person
aching in one place
alone
untouched
unspoken to
watering a plant.
Charles Bukowski, Love Is a Dog from Hell
Spoiler içeriyor
“olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir; olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.” büyümenin sancılarına dair en güzellerinden,benim de Holden gibi beni frenleyen, dengeleyen, sınırlarda dolaşırken küçük elleriyle güvenli bölgeye…devamı“olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir;
olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.”
büyümenin sancılarına dair en güzellerinden,benim de Holden gibi beni frenleyen, dengeleyen, sınırlarda dolaşırken küçük elleriyle güvenli bölgeye çeken bir Phoebe’m var ve bu tek şansım.
beni onlarca kez bilinçli bilinçsiz kurtaran tina, bir gün hikayemi salt gerçekliğiyle sana anlatıp bloğumu sana göstereceğim.
ve hemen her yazımda seni ne kadar sevdiğimi göstereceğim.
bana iyi gelmeyen şeylerden birini daha tespit ettim, eski fotoğraflara bakmak ve HATIRLAMAK, ektnin görece olumlu gördüğüm tek yanı hafızama verdiği zarar sebebiyle eskisi kadar kendime acıyamamam ve gün içerisinde yaşadığım onca acı deneyimi bütünüyle unutmuş bir şekilde akışa kendimi…devamıbana iyi gelmeyen şeylerden birini daha tespit ettim, eski fotoğraflara bakmak ve HATIRLAMAK, ektnin görece olumlu gördüğüm tek yanı hafızama verdiği zarar sebebiyle eskisi kadar kendime acıyamamam ve gün içerisinde yaşadığım onca acı deneyimi bütünüyle unutmuş bir şekilde akışa kendimi bırakabilmem, meşguliyetlere kapılmam. Ama bir şeylerin yaşandığına dair kanıtlar ortaya çıktığında yıkılıyorum. Bazen bir şarkı, bir koku bile tetikleyici olabiliyor. O dönem çokça dinlediğim şarkıları açamıyorum, cesaret edemiyorum, galerimde muhafaza ettiğim şeylere silmek için dahi bile geri dönemiyorum. Kanıtları ebediyen yok etmenin mümkün bir yolu yok, sol kol içim de bunun güçlü bir örneği, aslında onu ilk etapta yapmamın sebebi de bir şeylerin izinin kalması gerektiğine dair öngörüm. Benden acımın ilaçlarla veya tedaviyle çalınacağını biliyor olmalıydım ki bunu sürekli hatırlanabilir kılmak istedim. Bilinçaltımda fiziksel acı istencinin ve dövmelerimin bile biraz da buna hizmet ettiğini düşünüyorum. Çünkü nedense içten içe çok özel görüyorum kendimi, çok bedbaht ama bu görüp geçirmişliğin ilahi bir yaratığa dönüştürdüğü biri gibi görünüyorum kendimi. Bazen amfide dissosiyatif bozukluk ortaya çıkıyor, orada değilmişim gibi kendi bedenimden çıkıyor sanki bir ruh olarak yükselip kendi bedenimi yukardan izleyip bunların arasında çok farklı çok acı tadı olan bir vizyonun var seni gidi zavallıcık diyorum kendime. Fiziksel hastalıklar son zamanlarda sinirlerimi gerdi, vücudun sağlıklı değilken zihnini güçlü tutmanın zorluğunu bilirsin. Yine bunun gibi gecelerin birinde yazdım hatta sana henüz evdeyken böyle devam edemem diye hatırlarsan. Gündelik stresler beni sardığında, mesela ödev yetiştirme kaygısı falan taşırken daha iyiyim. Ama an oluyor eski bir şiirin bir satırına rastlamak, veya eski arkadaşlarımdan birinin bana ulaşması beni götürüyor geçmişe. Sisli geçmişe. Birçok şeyi hatırlamıyorum derken çok ciddiyim, bunu öylesine veya dramatize etmeye yarayan bir unsur olarak sunmuyorum. Gerçekten neredeyse 5 yıllık bir anı heybesi çalındı benden. Belki de iyi oldu içeriği iyi olmadığı için bilmiyorum, hatırlamak iyi mi kötü mü ayrımına varamıyorum. Hem hatırlamamak istiyorum hem de hatırlamak istiyorum ve vücuduma iyileşme serüvenimin hikayesini kazıyorum mürekkeple. Bugün beni geçmişe götüren eski zamanlarda belki 50 kere sıkılmadan üst üste dinlediğim
bir şarkının
“beni taşıyan ayaklarım beni yüz üstü bırakma ve beni bitiş noktasına taşı” cümlesini duymak oldu.
Bu cümle geçtiğinde şarkıda içim titrerdi.
Birçok kez ‘take me to the finish line’ (beni bitiş noktasına götür) diye sesim titreyerek söylemişimdir bu şarkıyı. Birilerinin şahitliğini istiyorum aynı zamanda. Bunun için raf denen yerde yazıyorum, bunun için soran insanlara durmadan kendimi ve kendineliğimi anlatıyorum. Çünkü birileri bilsin istiyorum, bilsin ki boşunalığı ve anlamsızlığı azalsın. Tedx konuşması yapma fantezim de buradan türedi. Hikayemin birine ilham verip onun hayatta kalma rehberi olacağı ideali hayatta tuttu, tutuyor beni. Zaman zaman da tinayı düşünüp duygulanıyorum, bu yaşta anlattığım hemen her şeyi anlayabilmesine şaşıyorum ve bu bir lütuf mu lanet mi diye düşünüyorum onun için. Muhtemelen benim yüzümden şahit olduklarını hatırlamayacak, maruz bıraktığım travmatik sahneler o çok küçükken gerçekleşti. Ama bilinçaltı kayıt tutar ve benimkinden daha kötü bir enkaza sebebiyet verirse diye korkuyorum. O da çok olgun, özel bir çocuk. Bir keresinde nevşin kolumdaki izleri sorduğunda ben cevaplamak zorunda kalmayayım diye ben ağzımı açmaya fırsat tanımadan onlar ablamın egzama izleri ama geçiyorlar zamanla dedi. O an gözlerim doldu, beni zor bir durumu açıklamaktan bilerek kurtardı. Bu yalanı yemediğini de çok iyi biliyorum. Egzama izi olmadığının korkunç bir şekilde farkında, tazelerinin eklendiğinin de. Bazen böyle düşünceler üşüşüyor ama mesela sabah oluyor, okula yetişme kaygısı beni kurtarıyor ve unutmuş oluyorum sabahına. Ama oku bunları ve anla beni anne. Kafamdan geçenlerin izahını yapabilmeyi çok istiyorum. Hatırlamak hem çok romantik hem çok acı verici. Nostalji hem ne kadar güçlü olduğumun diktesi hem de ne kadar yaralı olduğumun göstergesi. Geçmiş hep içimde garip duygular uyandıran bir şey, nefret ve aşk iç içe. Kendimi taşımaktan yorulduğum oluyor, parçalarını bir arada tutmaktan bahseder ya depresif yazarlar onları çok iyi anlıyorum.
Hayatımda daha fazla ilaç daha fazla hastalık istemiyorum. Yapabileceğin tek şey bana dua etmek. Bana dua eder misin?