Çocuk aklı,alna kondurulan öpücük gibidir;kabule açık,ama ilgisiz.Katlı bir doğum günü pastasının üzerindeki balerin gibi döner durur; hem zehirli,hem tatlı... Sıradan karşısında hayrete düşen çocuk,uğraşmaksızın bilinmeyene doğru ilerler,ta ki çıplaklık onu korkutup utandırana kadar;o zaman biraz örtünmek ister,düzen arar. Bir an…devamıÇocuk aklı,alna kondurulan
öpücük gibidir;kabule açık,ama
ilgisiz.Katlı bir doğum günü pastasının
üzerindeki balerin gibi döner durur;
hem zehirli,hem tatlı...
Sıradan karşısında hayrete düşen
çocuk,uğraşmaksızın bilinmeyene
doğru ilerler,ta ki çıplaklık onu
korkutup utandırana kadar;o zaman
biraz örtünmek ister,düzen arar.
Bir an için her şeyi tüm çıplaklığıyla görür,eler,toplar,gerçeklerden yapılma çılgın bir
yorgan örer.Vahşi,tene batan
türden gerçeklerdir onlar;bildiğimiz
gerçeklerle uzaktan yakından alakaları yok gibidir.
'Yaratılışın tüm öyküsü sanki gökyüzüne çizilmiş gibiydi.Diğer çocukların kahkahalarından uzaklaşır, ustalaşmayı arzu ettiğim durgunluğun ve sessizliğin içine çekilirdim. Burada bir tohumu oluşurken,ya da bir ruhu mendil gibi katlanırken duyabilirdiniz.'
biraz da istenilen alevin kana katık edilme anı, kanın buharlaştığı sancılı bir yangı, yankısız bırakılan yangı, öksüz kalan yangı, yankısı için yoksunluk sendromuna girmiş bir feryad-ı ölüm diğer adı. yankılanmak için tutuşan, üstüne küreklerce toprak atılan harlı yangı. o ızdırabın…devamıbiraz da istenilen
alevin kana katık edilme anı,
kanın buharlaştığı sancılı bir yangı,
yankısız bırakılan yangı,
öksüz kalan yangı,
yankısı için yoksunluk sendromuna girmiş bir feryad-ı ölüm diğer adı.
yankılanmak için tutuşan, üstüne küreklerce toprak atılan harlı yangı.
o ızdırabın çığlığına üç maymun olabilme sanatı.
bize dair değil mi nefret serpilmiş ve bütünüyle kötüye bulanmış varlık parçacıkları?
benlik sürahimden akıttım koyu kalın katranı.
kustuğum şey de bundandı.
kulaklarımda en rafine ölüm marşı.
ağzımda da ekşice bir tadı.
mutlu demeçler ne haddime sayılırdı!
üzgünüm veremedim yine size bayım mut kırıntısı...
bir yerden iliştirecektim ataşla mümkün olsaydı.
biraz olsun şansım olsaydı.
yoksa niye istemeyeyim biraz da istenileni yazmayı?
hazır paket aşkları,
ağlamanın yasaklandığı yuvaları,
özgür ülkelerin vatandaşlarını,
uçurtmaların sırtına atlayan çocukları,
taş plak sesiyle çınlayan oda duvarlarını,
birbirine bastırdıkları göğüsleriyle dans eden çiftlerin bakışlarını, kavanozlarda kurulup saklanan,
huzurun da kelepir olduğu hayal dünyalarını.
tek yüksek dozu emektar gitarından çıkan notalar olanları,
27 klübünün hiç var olmadığı evrenlerin adını,
bedava barışın müptelalarını,
ve eli kansız baş'ları.
Eylül
(bilmem kaçıncı kez düzenlendi)
bilimselin çekiciliği ve pozitivizmin bende yarattığı şüphe hissi üzerine danışmak istiyorum. yaz tatili okuma hedeflerinin gerisinde kaldım diyemiyor, çünkü henüz tam anlamıyla start dahi vermemiş bulunuyorum. bir şeyler yapmış hissetmek için açılan podcastler 3. dakikadan sonra anlamsız bir gürültüye dönüyor…devamıbilimselin çekiciliği ve pozitivizmin bende yarattığı şüphe hissi üzerine danışmak istiyorum.
yaz tatili okuma hedeflerinin gerisinde kaldım diyemiyor, çünkü henüz tam anlamıyla start dahi vermemiş bulunuyorum.
bir şeyler yapmış hissetmek için açılan podcastler 3. dakikadan sonra anlamsız bir gürültüye dönüyor arka planda çalan.
şuan 'yaşamadan ölmeyeceğim' romanını okumaya çalışıyorum.
basit dili varken 'tanrının bizim için planı' gibi bana görece ucuz gelen telkinleri ile beni kendinden itti.
elimde her yere taşıdığım, resmen sürünen bir yük, bir ödev haline evrildi sanki.
daha tumturaklı belki daha terimsel cümlelerle depresyon ve intihar üzerine antitez üretilmesini yeğlerdim.
halihazırda süren inanç krizimden dolayı hemen her aile büyüğünden duyduğum cümleleri okumak beni sıkıyor.
sizce romanı okumayı sürdürmeli mi diye danışmak istedim.
zorlayıcı olanı, istatiksek olanı tek gerçek kabul ediyorum.
problematik bir yanı var bunun ama sığ bir roman okuduğum düşüncesini aklımdan çıkaramıyorum.
tıkanan okuma istencimi açmanın bir yolunu bilmiyorum.
hiçbir ilacın insan ruhundan daha güçlü olmadığını bilen, en az sizin kadar iyileşmenizi dileyen bir doktorla karşılaştınız mı? ben hiç denk gelmedim fellik fellik ararken bile. ama bu hikayenin başkahramanı bugünümüze dair ruhsuz doktorlardan değil. özgür iradeyle yürümenin bile kıymetini…devamıhiçbir ilacın insan ruhundan daha güçlü olmadığını bilen, en az sizin kadar iyileşmenizi dileyen bir doktorla karşılaştınız mı?
ben hiç denk gelmedim fellik fellik ararken bile.
ama bu hikayenin başkahramanı bugünümüze dair ruhsuz doktorlardan değil.
özgür iradeyle yürümenin bile kıymetini hatırlatan bir filmdi, ağlattı, umarım etkisi uçucu olmaz.
kız kardeşimi plath ile tanıştırmak riskli olsa da onun kendi çocuklarına yazdığı ve onları maruz bıraktığı hayal gücü Tina'ya da dokunsun istedim. sadece sevimli üç öykü değil, uçsuz bucaksız ve biçimsiz-kalıpsız çocuk zihinlerinde bile beklenmedik imgeler oluşturabilecek güçte. belki de…devamıkız kardeşimi plath ile tanıştırmak riskli olsa da onun kendi çocuklarına yazdığı ve onları maruz bıraktığı hayal gücü Tina'ya da dokunsun istedim.
sadece sevimli üç öykü değil, uçsuz bucaksız ve biçimsiz-kalıpsız çocuk zihinlerinde bile beklenmedik imgeler oluşturabilecek güçte.
belki de objektif olamıyorumdur söz konusu plath olunca.