"Siz dayanılmaz bir "Günaydın"sınız Sabah sabah insanı ayağına getiren Hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren Siz çocuk ağızlı bir "Günaydın"sınız Çocuk ağzınızla biraz daha durun Gittiğinizde güz gelmiş olacak" Gülten Akın çocuk ağızlı bir iyi geceler de benden.
“Biliyor musun, hayatta iki iyi şey vardır: Düşünce özgürlüğü ile hareket özgürlüğü. Fransa'da hareket özgürlüğüne kavuşursun: Ne istersen yaparsın, kimse de rahatsız etmez ama herkes gibi düşünmek zorundasındır. Almanya'da ise herkesin yaptığını yapman gerekir, ama nasıl istersen öyle düşünürsün. Bunların…devamı“Biliyor musun, hayatta iki iyi şey vardır: Düşünce özgürlüğü ile hareket özgürlüğü. Fransa'da hareket özgürlüğüne kavuşursun: Ne istersen yaparsın, kimse de rahatsız etmez ama herkes gibi düşünmek zorundasındır. Almanya'da ise herkesin yaptığını yapman gerekir, ama nasıl istersen öyle düşünürsün. Bunların ikisi de iyi şeylerdir. Şahsen düşünce özgürlüğünü tercih ederim. Ama İngiltere'de bunlardan hiçbirini elde edemezsin: Geleneklere mahkumsundur. istediğin gibi düşünemezsin, istediğin gibi hareket edemezsin. Çünkü demokratik bir ülkedir. Amerika'nın daha bile kötü olduğunu sanıyorum.”
“Proust belli bir Fransız dergisinde büyük romanına ilişkin önemli bir makale yayımlanmasını istemiş ve bunu kimsenin ondan iyi yazamayacağı düşüncesiyle oturup bizzat kendisi yazmıştı. Ardından genç bir edebiyatçı arkadaşından, makaleye kendi adını koyup editöre götürmesini istemiş. Genç adam bunu yapmış,…devamı“Proust belli bir Fransız dergisinde büyük romanına ilişkin önemli bir makale yayımlanmasını istemiş ve bunu kimsenin ondan iyi yazamayacağı düşüncesiyle oturup bizzat kendisi yazmıştı.
Ardından genç bir edebiyatçı arkadaşından, makaleye kendi adını koyup editöre götürmesini istemiş.
Genç adam bunu yapmış, ama birkaç gün sonra editör onu çağırmış. "Makalenizi geri çevirmek zorundayım," demiş ona. "Eserine ilişkin böyle baştan savma ve soğuk bir eleştiri basarsam Marcel Proust beni asla affetmez."
güzel diyalog-monologları olan, beklentiyi arşa çıkarmadan izlenince tatmin eden bir filmdi. çılgın kadroya bakınca her hücreye nüfuz etmesi gereken ciddi bir başyapıt bekliyor insanlar. evet, birçokları için hayal kırıklığı olabilir. ama yapımı ‘vasat’ sıfatıyla anmayı çok büyük haksızlık olarak görüyorum,…devamıgüzel diyalog-monologları olan, beklentiyi arşa çıkarmadan izlenince tatmin eden bir filmdi. çılgın kadroya bakınca her hücreye nüfuz etmesi gereken ciddi bir başyapıt bekliyor insanlar. evet, birçokları için hayal kırıklığı olabilir. ama yapımı ‘vasat’ sıfatıyla anmayı çok büyük haksızlık olarak görüyorum, keza şişik puanlı anlatısız, anlamsız onca yapım varken bu filmi günah keçisi affetmek gerçekten acımasızlık.
tina’nın hayat serüvenine kısıtlı zamanımızda mümkün olduğunca dokunmak istediğim için duygu yüklü çocuk filmleri arıyorum mütemadiyen. ona eşlik ederken kendi içimdeki hırpalanmış çocuğu da teselli ediyorum, belki iyileştirebilirim bütünüyle yakın gelecekte. (küçük bir ihtimal versem de) içsel yolculuk, affın hafifleticiliği,…devamıtina’nın hayat serüvenine kısıtlı zamanımızda mümkün olduğunca dokunmak istediğim için duygu yüklü çocuk filmleri arıyorum mütemadiyen.
ona eşlik ederken kendi içimdeki hırpalanmış çocuğu da teselli ediyorum, belki iyileştirebilirim bütünüyle yakın gelecekte. (küçük bir ihtimal versem de)
içsel yolculuk, affın hafifleticiliği, mutluluğun sadeliği, doğanın şifa çağrısı, bilgelik, türkçe literatüründe henüz yer edinmemiş olduğu söylenen koşuşturma kültürünün tüketiciliği (hustle culture,burnout culture)…
huzurlu, basitinden bir aile temalı filmdi.
I Met A Genius I met a genius on the train today about 6 years old, he sat beside me and as the train ran down along the coast we came to the ocean and then he looked at me…devamıI Met A Genius
I met a genius on the train
today
about 6 years old,
he sat beside me
and as the train
ran down along the coast
we came to the ocean
and then he looked at me
and said,
it's not pretty.
it was the first time I'd
realized
that.
Bukowski
What was most familiar was the disorganization and fragmentation, a big beautiful mess for your own. Home was something that had been chewed up and spat out. The bitter taste always remains in your mouth. It was the place where…devamıWhat was most familiar was the disorganization and fragmentation, a big beautiful mess for your own. Home was something that had been chewed up and spat out. The bitter taste always remains in your mouth. It was the place where shapeless nails were dug into the pale skin, it was the place where the teenager who gave apathetic looks like Kate Moss shoved a toothbrush down her throat. As the song says, it was the place where she wrote 'don't forget your story' on the wall with her own stinky blood, the only ink she had, and came back to remember her identity.
dağınıklığın estetiği üzerine fotoğraflar çekip biriktiriyorum son zamanlarda, kusurlu şeylerin güzelliği üzerine, yaralı- irinli- çürük şeylerin şiirselliği üzerine.
hazır bangır bangır gelen depresif epizod sebebiyle ev’e dönmüşken bu kısa yazıyı karaladım notlarıma.
iz bırakmayı sevdiğim için de burdayım.
One of the mixed blessings of being twenty and twenty-one and even twenty-three is the conviction that nothing like this, all evidence to the contrary notwithstanding, has ever happened before. Joan Didion 20lerin başında olup hala bir şeylere şaşırabiliyor olmayı…devamıOne of the mixed blessings of being twenty and twenty-one and even twenty-three is the conviction that nothing like this, all evidence to the contrary notwithstanding, has ever happened before.
Joan Didion
20lerin başında olup hala bir şeylere şaşırabiliyor olmayı korumak velinimet sayılmalı mı yoksa her kötülüğe temas edişte yaşanan soğuk duş etkisinden korkulmalı mı?
Hissizleşme yoluna mı gitmeli yoksa ızdırap çekmeyi canlı olmakla bir tutup o ızdırabı kabullenmeli mi?