psikanaliz üzerine düşünüyor ama uygulamaya geçmiyordun. tedavinin seni olağanlaştıracağını ya da içinde geliştirdiğin olağandışılığı bayağılaştıracağını düşünüyordun.
rafta ilk okudum olarak işaretleyen ve hakkında ilk gönderiyi hazırlayan kişi olmak beni çok şaşırttı. ilk baskı yılının henüz bu yıl olmasına bağlıyorum bunu ama konusu itibariyle oldukça ilgiyi canlı tutan bir dinamiği var ve akıl sağlığıyla haşır neşir kimseler…devamırafta ilk okudum olarak işaretleyen ve hakkında ilk gönderiyi hazırlayan kişi olmak beni çok şaşırttı.
ilk baskı yılının henüz bu yıl olmasına bağlıyorum bunu ama konusu itibariyle oldukça ilgiyi canlı tutan bir dinamiği var ve akıl sağlığıyla haşır neşir kimseler için bulunmaz nimet.
benim de kasaplıktan başka bir şey olarak değerlendiremediğim lobotomi vahşetine ve kurbanlarına adanmış bir kurgu.
oldukça akıcı olmasına rağmen eğer tedavi geçmişi olan veya tedavi geçmişi olan birinin yakını olan kimseler için hüzünlendirici olabilir, keza bende böyle tezahür etti. benim için hala tartışmalı olan elektrokonvulsif şok tedavisi üstünde uzun uzun düşündürdü.
tıp bilimine psikiyatri bağlamında güvenini yitirmişlerden biri olarak fizyolojik hastalıklarda olduğu gibi psikolojik ve nörolojik olanların da daha insani ve akılcı yöntemlerle tedavi edilmesi için daha çok yolumuzun olduğunı düşünüyorum.
'kimse kötülüğü, kötülük olarak gördüğü için seçmez. onu ya mutlulukla karıştırır ya da peşinde olduğu bir iyilikle.'
Tv+da denk geldiğim 2021 yapımı Becoming Marilyn belgeseli kendi ifadeleriyle bir metamorfoz hikayesi. Dönüşümünü tamamlarken erkekler çoğu zaman kim olduğuyla uğraşmadı. Bunun yerine bir karakter icat etme yoluna gittiler. Ve belli ki aslında o olmayan birini seviyorlardı. Marilyn'e dair hemen…devamıTv+da denk geldiğim 2021 yapımı Becoming Marilyn belgeseli kendi ifadeleriyle bir metamorfoz hikayesi.
Dönüşümünü tamamlarken erkekler çoğu zaman kim olduğuyla uğraşmadı. Bunun yerine bir karakter icat etme yoluna gittiler. Ve belli ki aslında o olmayan birini seviyorlardı.
Marilyn'e dair hemen her anlatı beni çok yaralıyor.
Spoiler içeriyor
belki de bütün mesele amelie gibi günün birinde akıl oyunlarıyla ve serpiştirdiği ipucu kırıntılarıyla bulunmayı beklemekti. en sonunda harekete geçip bulunmayı beklediğini itiraf edene kadar da izlediği her filmde kendi trajik hikayesini buldu ve kendine acıdı. belki de en başından…devamıbelki de bütün mesele amelie gibi günün birinde akıl oyunlarıyla ve serpiştirdiği ipucu kırıntılarıyla bulunmayı beklemekti. en sonunda harekete geçip bulunmayı beklediğini itiraf edene kadar da izlediği her filmde kendi trajik hikayesini buldu ve kendine acıdı.
belki de en başından beri yapması gereken tek şey camdan bir ruhu olmadığını kabul edip onun gibi gözden kaçan detaylarda ve kendi dışındaki insanların eşsiz hikayelerinde mucizeler bulan sevdiğinin önünde dikilmesiydi.
hikayeleri iyileştirmek güzel bir haz olsa gerek.
ama sırf hayatlara kendimiz için dokunurmuşuz gibi anlaşılmasın.
elbette sefil bendimizin dünyadaki işlevini sorgularken bir başkasının milisaniyelik de olsa iyi hissedişine sebebiyet vermek çok iyileştiricidir.
ama *yabancı*'ları iyi hissettirme düşüncesi bu iyileştiri etkiye ulaşmak için yapılmış bir eylem olamaz.
Bu kadar bencil değildir yabancılara gösterilen nezaket.
Ve anlam arayışı büyütülen bir kavram.
Aranacak bir şey bile olmamalı anlam.
Çünkü anlam anı kutusunu kaybetmiş birine onu geri teslim etmek kadar basit.
Bir kutunun içine sığabilecek kadar küçük anlam.
Birer kahraman olmadıkları için basit insanlara kin beslemek, ancak dar görüşlü, dünyaya küskün insanların işidir. Cehaleti istismar edip yüz binler vuran doktorların sayısını arttırmak için ne fazla yetenek ne de iyi bir adam olmak gerekiyor. Bu sistemin size ihtiyacı bile…devamıBirer kahraman olmadıkları için basit insanlara kin beslemek, ancak dar görüşlü, dünyaya küskün insanların işidir.
Cehaleti istismar edip yüz binler vuran doktorların sayısını arttırmak için ne fazla yetenek ne de iyi bir adam olmak gerekiyor. Bu sistemin size ihtiyacı bile yok.
Fikirlerinde ancak bisiklete binen bir papazın sürati kadar işleklik vardır.
Herhangi bir suçlama, kadınların da bulunduğu bir ortamda bile yapılsa olabildiğince belirli bir esasa dayanmalı; aksi halde suçlama olmaktan çıkar, namuslu insanlara yakışmayan boş, zararlı bir gevezelik niteliği alır.
Büyüğü küçükten ayırt etmekteki beceriksizlikleri 'hayat adamı' olmadıklarını gösterir. Az çok toplumsal niteliği olan,örneğin göçmen sorunu gibi dertleri, bağış toplamak suretiyle çözmeye çalışırlar.
Üniversiteye ilk adım attığında bu ilim yuvasını hayalinde gerçek bir mabet gibi canlandıran taşralı saf çocuk üzerinde böylesine bir kapı nasıl bir etki yapar Tanrı bilir. Genellikle üniversite binalarının köhneliği, koridorların mutsuzluğu, isli duvarlar, ışık kıtlığı, merdivenlerle vestiyer ve sıraların hüzün verici manzarası Rus karamsarlığının en önde gelen nedenlerindendir...
"Tayfa kasırgadan korkar; madenci grizu ve göçük tehlikesiyle iç içe yaşar, işçi demir makinenin kayış ve çarkları arasında çalışır; ölüm ve sakatlık çalışan emekçinin karşısına heyula gibi dikilir: çalışmayan kapitalist ise her türlü tehlikeden azadedir." bunu oturduğumuz yerden alıntılamak bile…devamı"Tayfa kasırgadan korkar; madenci grizu ve göçük tehlikesiyle iç içe yaşar, işçi demir makinenin kayış ve çarkları arasında çalışır; ölüm ve sakatlık çalışan emekçinin karşısına heyula gibi dikilir: çalışmayan kapitalist ise her türlü tehlikeden azadedir."
bunu oturduğumuz yerden alıntılamak bile koca bir lüks. okuma eylemi gibi, sinematografi ürünleri tüketmek gibi entelektüel her eylem aristokrata dairdir. konumumuzu avantajlı olarak değerlendirebiliriz ama hayat savaşımı ve dirayet bakımındansa bizler çok noksan kalmaktayız. depresyonun çalışan sınıfı vuramayışı bundandır. kendiyle kalma fırsatı elinden alınmışlara buhrana düşmeme gücü bahşedilmiştir.
Spoiler içeriyor
Bir öğretmen adayı olarak beni çıkmazda bırakan ve yüksek ihtimalle başrolümüzden çok da farklı veya yapıcı bir tutum getiremeyeceğim bir sorunsaldı filmin merkezinde olan. İdealist genç öğretmenlerin büyük çuvallama hikayelerine çok maruz kaldım ailemde. Bir miktar duygularını aldırmanın gerekliliğinden bahsederdi…devamıBir öğretmen adayı olarak beni çıkmazda bırakan ve yüksek ihtimalle başrolümüzden çok da farklı veya yapıcı bir tutum getiremeyeceğim bir sorunsaldı filmin merkezinde olan.
İdealist genç öğretmenlerin büyük çuvallama hikayelerine çok maruz kaldım ailemde.
Bir miktar duygularını aldırmanın gerekliliğinden bahsederdi despot bir öğretmen olan babam.
Ama genç bir hayatı batırmak da kazanmak da elindeyken bu kadar umarsız olamıyor insan, hele gençken.
Bu sorumluluğun altında ezilen çoğu genç eğitimci de hane içlerine kadar taşıyor sıkışmışlıklarını, ben de dinliyorum hikayelerini.
Öğrenci milleti acımasızdır diye ekliyor sözde demokrat bir öğretmen olan annem fikri sorulduğunda.
Ben ise henüz şimdiden dört bir yandan bütün korkularım beslenirken nasıl öğrenci ruhuna dokulunur'u aramaktayım.
Zamanında ihtiyaç duyduğum türden bir öğretmen olma ideali bütün depresif meyillerimi bastırıyor.
Beni etkileyen sahneler Carla'nın taban tabana zıt fikirde olduğu bir meslektaşından yardım talep etmek durumunda kalması ve okul yönetiminin kurallar çatısı altında bir çocuğu kaybetmeyi göze alırken Carla'nın dilinde tüm sebep olduğu zarara rağmen
'Oskar'a ne olacak?' sorusunun olmasıydı.
"Katolikler sinirimi bozuyor" dedim. "Onlar insafsızdır." "Peki Protestanlar?" diye sordu gülerek. "Vicdan üzerine attıkları palavralarla." dedim, "onlar da beni hasta eder." "Ya dinsizler?" Hala gülüyordu. "Sıkıntı verirler, çünkü hep Tanrı'dan söz edip dururlar." "Peki, ya siz nesiniz?" "Palyaçoyum ben," dedim.…devamı"Katolikler sinirimi bozuyor" dedim. "Onlar insafsızdır."
"Peki Protestanlar?" diye sordu gülerek.
"Vicdan üzerine attıkları palavralarla." dedim, "onlar da beni hasta eder."
"Ya dinsizler?" Hala gülüyordu.
"Sıkıntı verirler, çünkü hep Tanrı'dan söz edip dururlar."
"Peki, ya siz nesiniz?"
"Palyaçoyum ben," dedim. " Şu an beklenenden daha iyi durumdayım. "
Didem Madak'ın Kurabiye şiirinde denk düştüğüm ve bana yabancı gelmeyen bir başka maskeli, aşık olduğu için terliklerine kahve döken, mary'si tarafından terk edilmiş yapayalnız bir adam...
'ayrıksı' tabirine bayılıyorum.