Bülbülü Öldürmek, ekonomik buhranın hüküm sürdüğü 1930’lar Amerika’sında, Alabama eyaletinde yaşanan gerçek bir olaydan konusunu almaktadır. Film, ırkçılığın şiddetinin son noktaya ulaştığı bu dönemi gerçekçi bir üslupla işliyor. Modern Amerikan edebiyatının klasik yapıtlarından biri olan Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin gerçek…devamıBülbülü Öldürmek, ekonomik buhranın hüküm sürdüğü 1930’lar Amerika’sında, Alabama eyaletinde yaşanan gerçek bir olaydan konusunu almaktadır. Film, ırkçılığın şiddetinin son noktaya ulaştığı bu dönemi gerçekçi bir üslupla işliyor.
Modern Amerikan edebiyatının klasik yapıtlarından biri olan Bülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin gerçek yaşamda şahit olduğu olayları işleyen ve içeriği gerçekte yaşanmış olaylara dayanan bir romandır. Roman, ünlü yönetmen Robert Mulligan tarafından beyaz perdeye uyarlandığında cesur ve başarılı bir uyarlama olarak dikkat çekip bu başarısını üç dalda kazandığı Oscar ödülüyle pekiştirmiştir.
1962 yılında, Harper Lee’nin romanından beyazperdeye uyarlanan “Bülbülü Öldürmek” filmi, Amerikan sinemasının çok önemli bir parçası olduğu gibi, Amerikan edebiyatının da es geçilemeyecek eserlerinden biridir. Uyarlanırken, kitaba bağlı kalındığı, konu ve karakterler üzerinde belirgin bir değişiklik yapılmadığı için yazımda bu eseri hem sinema, hem de edebiyat açısından önemli bir eserdir.
Film 1933-1935 yılları arasında geçiyor. Scout Finch henüz 6 yaşında. Babası Atticus, ağabeyi Jem ve hizmetçileri Calpurnia ile birlikte Alabama’da güzel bir evde yaşıyorlar. Anneleri ölmüş ama Atticus ilgili bir baba. Calpurnia da gerektiğinde çocuklarla ilgilenen, iyi niyetli bir kadın. Atticus çocukların gelişimine önem veriyor. Scout’a küçük yaşta okuma-yazma öğretmesinin yanı sıra hayatla ilgili küçük dersler de veriyor.
Hikaye çoğunlukla Scout’un gelişme sürecinde aldığı bu dersleri anlatıyor. 6 yaşından, 8 yaşına gelene kadar Scout’un hayata bakış açısını değiştiren küçük olayları anlatırken, Amerika’nın en önemli sorunlarından biri olan “ırkçılık” konusunu, çocukların gözüyle bizlere aktarıyor.
“Bülbülü Öldürmek” baştan sona kadar eğitimin önemini vurguluyor. Atticus çocuklarına, tamamen eğitime yönelik bir hayat sunuyor. Atticus’tan aldıkları hayat dersleri sayesinde çocuklar ayakta kalabiliyorlar. Cahil ailelerde yetişmiş olan; Tom Robinson, Bob Ewell, Boo Radley gibi karakterler ise ya ölüyor, ya da tüm hayatlarını etkileyecek ciddi yaralar alıyorlar.
Özellikle Boo Radley’nin hikayesinde bu konu çok önemli bir yer tutuyor. Boo Radley, babasının şiddete yönelik tutumları sebebiyle psikolojik olarak yara almış, dışarı çıkmaya korkan bir çocuk. Özünde iyi bir insan olsa da, garip olduğu için herkesin korktuğu bir efsane haline gelmiş.
Scout’un öğrendiği bir diğer ders ise; kendini başkalarının yerine koymak. Bu sayede onları anlayabilir ve ona göre davranabilir. Bu, ona öğretilen en zor derslerden biriydi ama filmin sonunda, Boo Radley’i korumak istemesinden, bunu da öğrenmiş olduğunu anlayabiliyoruz.
Masumiyetin kaybı, sadece büyümek anlamında kullanılmış. Buradan Scout’un kötü bir insan olduğu anlamını çıkartamayız. Aksine Scout artık bilinçli ve olgun genç bir kadın olmuştur. “Masumiyet” kelimesini ısrarla kullanıyor olmamın sebebi ise; filmin başlığının direkt olarak masumiyeti simgeliyor olması. Atticus, çocuklara bir bülbülü asla öldürmemelerini söylüyor çünkü bülbül sadece insanları neşelendirmek için şarkı söyler. O küçük ve zararsız bir hayvandır. Scout’un öğrendiği en önemli derslerden biri budur.
Filmin sonunda Boo Radley’i dava etmemeleri gerektiğini belirtirken, tam da bunu söyler “Bu bülbülü öldürmek olur.” Tüm hayatı boyunca Boo Radley’den korkmuş olsa da, artık onun iyi niyetli ve masum bir insan olduğunun farkındadır ve Scout masumlara zarar vermemesi gerektiğini öğrenmiştir. Karakterlerden birçoğu bülbül olarak düşünülebilir; Boo Radley, Tom Robinson, Jem Finch… Hatta Finch ailesinin tamamını düşünebiliriz.
Atticus, Scout ve Jem Finch; iyi insanlar olmalarına rağmen kötü insanlar başlarına bela olmuştur. Zaten “Finch” kelimesi, İngilizce ‘de saka kuşu anlamına gelir. Saka kuşu da, bülbül gibi küçük ve zararsız bir hayvandır. Diğer yandan Bob Ewell’ın soyadı, “evil” kelimesini çağrıştırır ve bu kelime “kötü kalpli insan, şeytan” anlamına gelir.
Mahkemeden sonra Atticus dışında herkes salondan çıktığında siyahi izleyiciler oradadır. Atticus’un çıkmasını beklerler. Ve çıkarken de büyükleri gibi saygı göstererek genci yaşlısı hepsi ayağa kalkar. Mahkemeyi siyahilerin olduğu yerden izleyen Atticus’un çocuklarına içlerinden birisi;“Bayan Scout, ayağa kalkın lütfen.. Babanız geçiyor.” Der. Ve bu kesinlikle filmin en vurucu sahnesidir. Zira saygı doğuştan elde edilmez. Saygı kazanılan bir olgudur.