İçinde Stefan Zweig'ın sekiz eseri var . İçindeki eserleri kendimce en beğendiğimden en az beğendiğime göre bir sıralama yaptım; 1. Satranç 2. Korku 3. Yakıcı Sır 4. Lyon'da Düğün 5. Olağan Üstü Bir Gece 6. Amok Koşucusu 7. Bir Kadının…devamıİçinde Stefan Zweig'ın sekiz eseri var .
İçindeki eserleri kendimce en beğendiğimden en az beğendiğime göre bir sıralama yaptım;
1. Satranç
2. Korku
3. Yakıcı Sır
4. Lyon'da Düğün
5. Olağan Üstü Bir Gece
6. Amok Koşucusu
7. Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
8. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Eric Emmanuel Schmitt'in yazdığı Görünmeyen Döngü serisinden olan bu kitap Museviliğ konu alıyor. Kitapta Nazi işgali sırasında küçük Joseph'ın yaşadıklarını anlatıyor. Ailesinden ayrılmak durumunda kalır ve Katolik bir yetimhaneye gönderilir. Yetimhanenin başında olan Peder Pons orada sadece çocuklara sahip çıkmıyor…devamıEric Emmanuel Schmitt'in yazdığı Görünmeyen Döngü serisinden olan bu kitap Museviliğ konu alıyor.
Kitapta Nazi işgali sırasında küçük Joseph'ın yaşadıklarını anlatıyor. Ailesinden ayrılmak durumunda kalır ve Katolik bir yetimhaneye gönderilir. Yetimhanenin başında olan Peder Pons orada sadece çocuklara sahip çıkmıyor onların geçmişlerini,kültürlerini de korumaya çalışıyor.
Peder Pons küçük gizli bir odada yok olmaya yüz tutulan bu geçmişleri saklıyor. O kimliklerin sahip olduğu kitaplar,kültür,dini nesneleri orada saklıyor bir koleksiyon gibi. Bunları savaştan korumaya çalışıyor.
Hikaye küçük Joseph'ın bakış açısıyla saf bir şekilde anlatılıyor.
Kitaptan alıntılar;
🔹Her pazar, Sarı Villa'nın sundurmasının altında gidilecek on adımlık yolum vardı; kendimi göstermek için on adım, bir aileye sahip olmak için on adım, yetimliğe son vermek için on adım.
🔹 Bana annemin neye benzediğini sormayın: Güneş tarif edilebilir mi? Annemden sıcaklık, kudret,neşe yayılıyordu.
🔹"Benim sırlarımdan birini öğrenmiş oldun Joseph, kadınsı numaralarımdan birini."
"Hangisini?"
"Kanıtlamak yerine suçlamak. Şüpheye düştüklerinde saldırmak. Savunma yapmak yerine diş göstermek."
"Bu kadınlara özgü bir şey mi?"
"Hayır. Sen de kullanılabilirsin."
🔹"Kısaca Rudy, İsrail yanlısı olmak, İsrail'in karar verdiği her şeyi onaylamak anlamına gelmez. Filistinlilerle barış yapmak gerekir. Onların da en az senin kadar burada yaşamaya hakları var. Burası onların da memleketi. Onlar İsrail kurulmadan önce de burada yaşıyorlardı. Gördüğümüz zulüm bile yüzyıllardır beklediğimiz sözleri onlara söylememizi gerektiriyor."
🔹İki rakip grup, Yahudi çocuklar ve Filistinli çocuklar birbirlerine taş atıyorlardı. İsabet ettiremeyince birisi yerden bir demir kaptı ve en yakınındaki düşmanına saldırıp ona vurdu, karşı saldırı gecikmedi. Birkaç saniye içinde iki taraf da birbirlerine kalaslarla sert darbeler indiriyorlardı.
Bağırarak onlara koştum.
Korkmuşlar mıydı? Çatışmayı kesmek için bu şaşkınlıktan mı faydalanmışlardı? Ayrı yönlere dağıldılar.
Rudy bezgin bir ifadeyle ağır ağır yanıma geldi.
Eğildim, molozların arasında bazı eşyalar dikkatimi çekti. Yerden bir kippa ve bir Filistin poşusu aldım. Birini sağ cebime, diğerini sol cebime koydum.
"Ne yapıyorsun?" diye sordu,Rudy.
"Bir koleksiyona başlıyorum."
Kitapta olay Sultan Mahmud döneminde Kaşıkçı Elması'nın çalınması üzerine . Sadrazam, usta bir hırsıza Kaşıkçı Elması'nı çalmasını söylüyor hırsız çalmak için bir ekip kuruyor . En başta olayı böyle sanmış olsakta hikaye ilerledikçe ardı ardına sırlar açığa çıkıyor bambaşka bir…devamıKitapta olay Sultan Mahmud döneminde Kaşıkçı Elması'nın çalınması üzerine . Sadrazam, usta bir hırsıza Kaşıkçı Elması'nı çalmasını söylüyor hırsız çalmak için bir ekip kuruyor . En başta olayı böyle sanmış olsakta hikaye ilerledikçe ardı ardına sırlar açığa çıkıyor bambaşka bir şeye dönüşüyor. Ben okurken keyif aldım , güzeldi. Okumalısınız.
İlk olarak Meursault’nun duygusuzluğu ve kayıtsızlığı hakkında yazacağım. Gerçekte kimse bu kadar duygusuz ve kayıtsız olamaz illaki bir şeyler hisseder . Böyle birini gerçekte görsek psikolojik olarak bomboş ve tamamen kopuk biri olarak tanımlarız. Zaten Camus' nün amacı Meursault’yu oluştururken…devamıİlk olarak Meursault’nun duygusuzluğu ve kayıtsızlığı hakkında yazacağım. Gerçekte kimse bu kadar duygusuz ve kayıtsız olamaz illaki bir şeyler hisseder . Böyle birini gerçekte görsek psikolojik olarak bomboş ve tamamen kopuk biri olarak tanımlarız. Zaten Camus' nün amacı Meursault’yu oluştururken normal bir insan portresi dışına çıkarak bir nevi felsefik simge oluşturmaktır.
Bunun üzerinden yabancılaşmak hissiyatını anlatmıştır.
Kitabı uzun aralıklarla okudum bu yüzden derinlemesine bir inceleme yapamam ,bu kadar oldu.
Kitaptan alıntılar;
🔸 Müdür benimle konuşmaya devam etti. Ama artık onu neredeyse hiç dinlemiyordum. Sonra, "Annenizi görmek istersiniz sanırım," dedi. Hiçbir şey söylemeden ayağa kalktım, müdür kapıya doğru önümden yürüdü. Merdivenin orada, " Onu bizim küçük morga taşıdık. Ötekiler sarsılmasınlar diye yapıyoruz bunu. Bakımevi sakinlerinden biri öldü mü ötekiler iki-üç gün toparlanamıyorlar. Bu da işimizi zorlaştırıyor,"dedi.
Hindistan'da yoksul kesimin fırsat tanımadığı bir yerinde genç bir kızın okçu olup ülkesindeki kızlara ışık olmasını anlatan bir yapım. Severim bu tarz işleri bir amaç uğruna olan yapımları. İzlemelisiniz,güzeldi.
Spoiler içeriyor
23 dakikalık bu belgesele müthiş veya müthişin ötesinde diyemesemde ,güzel bir yirmi üç dakikaydı,sakince ve tam anlamıyla odağım ordaydı bu yüzden hissettirdiği duyguları derince kavrayabildim. Çocukların satıcının sattığı şeylere bakıp alamamaları o kısımlar üzücüydü . Satıcı hadi gidin ailenizi çağırın…devamı23 dakikalık bu belgesele müthiş veya müthişin ötesinde diyemesemde ,güzel bir yirmi üç dakikaydı,sakince ve tam anlamıyla odağım ordaydı bu yüzden hissettirdiği duyguları derince kavrayabildim. Çocukların satıcının sattığı şeylere bakıp alamamaları o kısımlar üzücüydü . Satıcı hadi gidin ailenizi çağırın size alsınlar demesi çocuklarında onlar gelmez dediği kısım ,buradaki heveslerinin içlerinde kalışını anlatamıyorum o kadar iyi yazamam.
Satıcı sattıklarına karşılık patates istiyor,yani istekler hevesler patatese bağlı.
Birde belgesel sunucusunun bir çocuğa büyüdüğünde ne olmak istiyorsun dediği bir kısım vardı orada beni etkiledi.
Spoiler içeriyor
Kitaptan alıntılar: 🔹Gel ey bahar mevsimi, huzur ve uykumun mayasısın Gönlümün dostu, ıstırap dolu yüreğimin arzususun 🔹İnsan her adımını mezardan uzaklaşmak için atar, yine her adımda mezara biraz daha yaklaşır! (Nitekim her nefesini hayatını uzatmak için alır, yine her nefeste…devamıKitaptan alıntılar:
🔹Gel ey bahar mevsimi, huzur ve uykumun mayasısın
Gönlümün dostu, ıstırap dolu yüreğimin arzususun
🔹İnsan her adımını mezardan uzaklaşmak için atar, yine her adımda mezara biraz daha yaklaşır! (Nitekim her nefesini hayatını uzatmak için alır, yine her nefeste hayatından bir nefeslik zaman azalır!)
🔹Bırak feryat eylesin gül bahçesinde bülbül
parça parça olsun
O gül yanakla içki içmekteyim şimdi
🔹Namussuz bir sevda ne zaman kesintiye uğrarsa şefkatsiz bir öfkeye dönüşmesi tabiidir.
🔹 Meşhurdur ki, son pişmanlık fayda vermez.
Kitaptan alıntılar; ▪️ Karşılaştığım kimseler ışıltılı başlarını nasıl da neşeyle ve kolayca dimdik tutuyor, yaşam bir balo salonuymuş gibi nasıl da süzülüyorlardı. Gördüğüm bakışların hiçbirinde kederin izi bile yoktu, omuzlar yüksüzdü, bu mutlu ruhlar büyük olasılıkla ne bir karanlık düşünce…devamıKitaptan alıntılar;
▪️ Karşılaştığım kimseler ışıltılı başlarını nasıl da neşeyle ve kolayca dimdik tutuyor, yaşam bir balo salonuymuş gibi nasıl da süzülüyorlardı. Gördüğüm bakışların hiçbirinde kederin izi bile yoktu, omuzlar yüksüzdü, bu mutlu ruhlar büyük olasılıkla ne bir karanlık düşünce ne de gizli bir acı taşıyordu. Öte yandan bu kişilerin arasında yürüyen ben,gençliğime ve yeni serpilmiş olmama karşın, mutluluğun neye benzediğini bile unutmuştum!
▪️ Derdim neydi benim? Tanrı'nın gazabına mı uğramıştım? Öyleyse niye, diyelim ki Güney Amerikalı biri değil de, ben maruz kalmıştım buna? Tanrının lütfu konusunda kobay olarak onca kişi arasında benim seçildiğimi düşünmek hepten kafamı karıştırıyordu.
▪️ Artık sonbahardı, ölüm karnavalının doruk noktası gelip çatmıştı ; güllerin al yanaklarında yaralar açılmış , kan kırmızı renklerine olağanüstü ve çılgın bir ton karışmaya başlamıştı.
▪️"Ben mi? Dünyada nefret ettiğim bir şey varsa o da saat on ikiden önce yatmak. Ha ha."
Kitaptan alıntılar: ▫️ Bu açıdan, Beyaz Geceler'in neyi anlattığı sorulabilir: Hayalperest'in " çabasını boşa gitmesini" mi, yoksa Nastenka'nın bekleyişinin boşa gitmemesini mi? Bunun yanıtı son cümlede gizli: Anlatılan şey "tek bir saadet anı " ve bu an, fiziksel evlilik/ kavuşma…devamıKitaptan alıntılar:
▫️ Bu açıdan, Beyaz Geceler'in neyi anlattığı sorulabilir: Hayalperest'in " çabasını boşa gitmesini" mi, yoksa Nastenka'nın bekleyişinin boşa gitmemesini mi? Bunun yanıtı son cümlede gizli: Anlatılan şey "tek bir saadet anı " ve bu an, fiziksel evlilik/ kavuşma anı değil, iki anlatının, yani Hayalperest'in ve Nastenka'nın anlatılarının buluşma anıdır.
▫️ Bütün gece, bütün hafta, bütün yıl sizi hayal edeceğim. Ben yarın muhakkak geleceğim buraya, tam buraya ,bu yere, tam bu saatte ve bir önceki günü hatırlayarak mutlu olacağım. Artık bu yer benim için kutsal.
▫️"Bir hikayeniz yoksa, nasıl yaşıyorsunuz?" diye sözümü kesti o gülerek.
"Tamamen hikayesiz! Yani, bizde dendiği gibi, bir başıma yaşadım, yani tamamen yalnız -yalnız, tümüyle yalnız - anlıyor musunuz, nedir bu yalnız?"
▫️ Böyle bir sevgiden, Nastenka, bazen kalbimiz soğur ve ruhumuz ağırlaşır. Senin elin soğuk, benimki ateş gibi sıcak. Ne kadar körsün , Nastenka!.. Ah! Mutlu bir insan bazı anlarda nasıl çekilmez oluyor! Ama kızamam sana!.."
▫️"Ah, keşke o siz olsaydınız!"
Spoiler içeriyor
Açıkçası kitap okumada durağan bir zamanıma denk geldi bu kitap , çok aralıklı zamanlarda okudum pek anlayamadım ,kitabı okurken kafam başka yerlerdeydi o yüzden ileri zamanlara bir not tekrardan bir gün okumalıyım . Kitapta anlatılan olay aslında gerçekliğe dayanıyor jeju…devamıAçıkçası kitap okumada durağan bir zamanıma denk geldi bu kitap , çok aralıklı zamanlarda okudum pek anlayamadım ,kitabı okurken kafam başka yerlerdeydi o yüzden ileri zamanlara bir not tekrardan bir gün okumalıyım .
Kitapta anlatılan olay aslında gerçekliğe dayanıyor jeju adası ayaklanması anlatılmış,o zamanki bastırılmış travma geçmişteki kayıplar onlara kavuşamamak veda edememek.. Duygular çoğunlukla anlatılıyor olay az var.
Kitaptan alıntılar:
🔹 Mermiyle vurulanlar,
Sopayla dövülenler,
Bıçaklanıp ölenlerden bahsediyorum.
Ne kadar acı çekmişlerdir kim bilir?
İki parmağın kesilmesi bu kadar acıtıyorken.
Öyle ölen insanlardan, bedenlerinde son nefeslerini verdirecek kadar bir yerleri delinmiş ve kesilmiş insanlardan bahsediyorum.
🔹İnson'a dileğinin ne olduğunu sormuyorum. Benim de bildiğim bir dilek olabileceğini düşünüyorum. Uğruna savaştığım, her gün yazıp yırttığım, bir ok ucu gibi göğsümün tam ortasına saplanmış şey...
🔹"...Annem dönüp bana baktı, hafifçe gülümsedi ve avcuyla yanağımı okşadı. Ardından saçlarımı, omzunu ve sırtımı da sırayla okşadı. İçimi sızlatan bu sevgisinin iliklerime kadar işlediğini hatırlıyorum. İnsanın iliğin donduran, yüreğini daraltan... O zaman anladım... Sevginin ne korkunç bir ıstırap olduğunu."