İçinde bir şeylerin yavaş yavaş söndüğünü hissedersin ama adını koyamazsın; çünkü acı bile yorulmuştur artık. Ne ağlayabiliyorsun ne de toparlanabiliyorsun, ikisinin arasında sıkışmış bir sessizlik var. Herkes “geçer” derken senin içinden geçen tek şey şudur: geçmeyen şeyler de var. Zaman,…devamıİçinde bir şeylerin yavaş yavaş söndüğünü hissedersin ama adını koyamazsın; çünkü acı bile yorulmuştur artık. Ne ağlayabiliyorsun ne de toparlanabiliyorsun, ikisinin arasında sıkışmış bir sessizlik var. Herkes “geçer” derken senin içinden geçen tek şey şudur: geçmeyen şeyler de var. Zaman, bazı yaraları iyileştirmek yerine onları sana ezberletir; her gün aynı yerden biraz daha kanatır. En kötüsü de umut… Tam öldü dersin, sonra küçük bir kıpırtıyla geri gelir ve seni bir kez daha hayal kırıklığına uğratır. İnsan en çok da buna üzülür zaten: Vazgeçemeyecek kadar kırık, devam edemeyecek kadar yorgun olmaya.
Ne kadar mantıkla yaklaşsan da, ne kadar “tamam artık” desen de bazı şeyler çözülmüyor; çünkü mesele çözmek değil, kabullenmek. İçindeki düğüm öyle ustaca atılmış ki çekiştirdikçe daha da sıkılaşıyor. En can acıtan tarafı da umut vermemesi: “belki” demiyor, “olur” demiyor.…devamıNe kadar mantıkla yaklaşsan da, ne kadar “tamam artık” desen de bazı şeyler çözülmüyor; çünkü mesele çözmek değil, kabullenmek. İçindeki düğüm öyle ustaca atılmış ki çekiştirdikçe daha da sıkılaşıyor. En can acıtan tarafı da umut vermemesi: “belki” demiyor, “olur” demiyor. Net, sert ve acımasız bir gerçek bırakıyor ortada. Ama tuhaf bir şekilde bu acı, insanı daha az yalnız hissettiriyor. Çünkü bazen en büyük teselli, birinin çıkıp “zor değil, imkânsız” demesidir. En azından daha az acıtır.
Bazen insan neye üzüldüğünü bile tam söyleyemez; sadece içi ağırlaşır. Bir şey eksilmiştir ama adı yoktur, sebebi net değildir. Kalbin bir köşesinde sessizce bekleyen o his, konuşmaz ama hep oradadır. Gülüşlerin arasına sızar, geceleri durup durup kendini hatırlatır. Duygular böyle…devamıBazen insan neye üzüldüğünü bile tam söyleyemez; sadece içi ağırlaşır. Bir şey eksilmiştir ama adı yoktur, sebebi net değildir. Kalbin bir köşesinde sessizce bekleyen o his, konuşmaz ama hep oradadır. Gülüşlerin arasına sızar, geceleri durup durup kendini hatırlatır. Duygular böyle zamanlarda en dürüst hâlini alır: Ne dramatik ne gösterişli… Sadece gerçek. Ve insan, en çok da bu sessizliğin can yakmasına şaşırır.
İnsan bazen vazgeçmez aslında; sadece hevesi elinden alınır. Daha sevinmeye fırsat bulamadan, kalbi “olacak” diye attığı yerde durdurulur. Kırılan şey hayal değildir, çünkü hayal kurmak cesaret isterdi; bu, daha çok içinden taşan bir isteğin boğulmasıdır. Kimse fark etmez o anı,…devamıİnsan bazen vazgeçmez aslında; sadece hevesi elinden alınır. Daha sevinmeye fırsat bulamadan, kalbi “olacak” diye attığı yerde durdurulur. Kırılan şey hayal değildir, çünkü hayal kurmak cesaret isterdi; bu, daha çok içinden taşan bir isteğin boğulmasıdır. Kimse fark etmez o anı, dünya dönmeye devam eder. Ama insanın içinde, yarım kalmış bir gülümseme ömür boyu yer tutar. Hevesin kursağında kalması, ses çıkarmadan acıtmaktır; dışarıdan bakınca hiçbir şey olmamıştır, ama içerde her şey eksilmiştir.
Bazı hevesler vardır; gerçekleşmediğinde sadece hayal kırıklığı bırakmaz, insanın içinden sessizce bir şey koparır. Daha başlamadan bitmiş bir mutluluğun yasını tutarsın ve buna kimse ad koymaz. Çünkü ortada yaşanmış bir şey yoktur, ama acısı fazlasıyla gerçektir. İnsan en çok da…devamıBazı hevesler vardır; gerçekleşmediğinde sadece hayal kırıklığı bırakmaz, insanın içinden sessizce bir şey koparır. Daha başlamadan bitmiş bir mutluluğun yasını tutarsın ve buna kimse ad koymaz. Çünkü ortada yaşanmış bir şey yoktur, ama acısı fazlasıyla gerçektir. İnsan en çok da buna yanar: Olmayan bir şeyin bu kadar can yakmasına. İçinde büyüttüğün ihtimaller, bir anda yük olur kalbine; anlatamazsın, paylaşamazsın, sadece taşırsın. Hevesin kursağında kalması tam olarak budur işte—ne unutulur ne de affedilir, sadece insanın içine yerleşir ve orada kalır.
" Vardır bir nedeni, Öyle bir nedendir ki, senden başka çarem yoktur sevgili avukat tek yolum, tek çarem, tek umudum, tek özgürlüğüm sensindir." "Vardır bir izi, Öyle bir izdir ki geçmemiştir hiç." "Vardır bir lekesi, Uğruna savaş çıkartılır." "Vardır bir…devamı" Vardır bir nedeni,
Öyle bir nedendir ki, senden başka çarem yoktur sevgili avukat tek yolum, tek çarem, tek umudum, tek özgürlüğüm sensindir."
"Vardır bir izi,
Öyle bir izdir ki geçmemiştir hiç."
"Vardır bir lekesi,
Uğruna savaş çıkartılır."
"Vardır bir hayali,
Kabusların ortasında rüyalar gördürür."
"Vardır bir tutsaklığı,
Demir parmaklıkların çok daha ötesindedir."
Beyaz Leke - Aslı Arslan
Heves, boğazıma düğümlenmiş bir lokma gibi kaldı; ne yutabildim ne tükürebildim. Sevinmeye hazırlanmıştım, içimde yer açmıştım hatta… ama olmadı. Olmayınca da insan sadece vazgeçmiyor, kendinden bir parça eksiliyor. Kimse fark etmiyor o eksilmeyi; gülüyorsun, konuşuyorsun, normalmiş gibi. Oysa içimde, daha…devamıHeves, boğazıma düğümlenmiş bir lokma gibi kaldı; ne yutabildim ne tükürebildim. Sevinmeye hazırlanmıştım, içimde yer açmıştım hatta… ama olmadı. Olmayınca da insan sadece vazgeçmiyor, kendinden bir parça eksiliyor. Kimse fark etmiyor o eksilmeyi; gülüyorsun, konuşuyorsun, normalmiş gibi. Oysa içimde, daha yaşanmadan gömülen bir mutluluğun mezarı var. En acısı ne biliyor musun? Umutlanmış olmaktan utanmak. Çünkü insan, kursağında kalan hevesiyle baş başa kalınca, kendine bile fazla geliyor.