En uzak mesafe ne Afrika'dır, ne Çin, ne Hindistan, ne seyyareler, ne de yıldızlar geceleri ışıldayan... En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan..... CAN YÜCEL
Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!" Ama sen yüzüp gittin. Hiçbir zaman balık olamayaca-ğını biliyor muydun? Isık-Göl'e kadar yüzemeyeceğini, beyaz gemini göremeyeceğini ve ona "Selâm Beyaz Gemi, ben geldim, ben!" diyemeyeceğini biliyor muydun? Çay boyunca yüzüp gittin çocuğum. Şimdi ben sana…devamıMerhaba Beyaz Gemi, ben geldim!"
Ama sen yüzüp gittin. Hiçbir zaman balık olamayaca-ğını biliyor muydun? Isık-Göl'e kadar yüzemeyeceğini, beyaz gemini göremeyeceğini ve ona "Selâm Beyaz Gemi, ben geldim, ben!" diyemeyeceğini biliyor muydun?
Çay boyunca yüzüp gittin çocuğum.
Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim: "Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddet-tin. İşte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşa-dın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran gök-tür. Ve gök ebedidir. İşte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, to-humdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insa-noğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır...
Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!"
-SON-
"Cebimdeki yabancı " İtalyan yapımı bir filmden konu olarak uyarlanmıştır. 7 kişilik bir arkadaş grubunda birbirlerinden sakladıkları sırlarını, suçlarının günyüzüne nasıl bir bir ortaya çıktığını anlatmaktadır(sırlar sadece basite aldıkları bir oyun sayesinde ortaya çıkmakta.). Bu arkadaş grubunda evli çiftlerde bulunmaktadır..…devamı"Cebimdeki yabancı " İtalyan yapımı bir filmden konu olarak uyarlanmıştır. 7 kişilik bir arkadaş grubunda birbirlerinden sakladıkları sırlarını, suçlarının günyüzüne nasıl bir bir ortaya çıktığını anlatmaktadır(sırlar sadece basite aldıkları bir oyun sayesinde ortaya çıkmakta.). Bu arkadaş grubunda evli çiftlerde bulunmaktadır.. 8 kişilik yemek masasında 7 kişi oturulmakta olup yönetmen 8. Sandalyeye tabak kaşık koymuştur.Filmi izlerken masadaki 8. Kişi aslında biz oluyoruz bizim cebimizdeki yabancı kim? Bu soruyu kendimize sormaktayız. Film süpriz sonlu bitmekte. Konu bakımında özgün bir yapım olsaydı 10/8 verbilirdim fakat 10/6 veriyorum.
Ülkelerde en görkemli yapılardan sayılan Adalet binaları bir ülkenin namusunu oluşturmaktadır. Devletin namusu bireyin namusunu, şerefini, onurunu korumaktan geçmektedir. Yapılar formaliteden mi var? Yoksa görevini layıkı ile yerine getirmek için mi? Film bizlere geri dönşü olmayan suçlara rağmen adaletin mağdurun…devamıÜlkelerde en görkemli yapılardan sayılan Adalet binaları bir ülkenin namusunu oluşturmaktadır. Devletin namusu bireyin namusunu, şerefini, onurunu korumaktan geçmektedir. Yapılar formaliteden mi var? Yoksa görevini layıkı ile yerine getirmek için mi? Film bizlere geri dönşü olmayan suçlara rağmen adaletin mağdurun yanında değil de suçlunun yanında olduğunu göstermektedir. Özellikle günümüz dünyasında bir bayanın ırzına geçmek, bir insanı öldürmek,bir canlıyı nesne konumunu düşürmek basitleştirildi. Verilen suçlar caydırcıllığını yitirdi. Size tecavüz eden bir insanın 5,6 yıl hapis yattıktan sonra karşınızda görme ihitmali ile yaşayan binlerce insan var. Suçu işleyenin korkması gerekirken mağdurun korktuğu ülkelerde adelet binaları sadece beton bir yapıdan ibaret olacaktir.
Bilim bilinmeyeni bilmek, ulaşılmaza ulaşmak ister. İnsanoğlu sürekli yeni bir yerleri keşfetmek ister asla durağan değilidir. Uzay dediğimiz içinde milyarlarca gezegenin olduğu bu gezegenler arasında sadece yaşamın dünyada olduğun inanmak insanoğlu için hiçbir zaman kabul edilir bir durum olmadı. Film…devamıBilim bilinmeyeni bilmek, ulaşılmaza ulaşmak ister. İnsanoğlu sürekli yeni bir yerleri keşfetmek ister asla durağan değilidir. Uzay dediğimiz içinde milyarlarca gezegenin olduğu bu gezegenler arasında sadece yaşamın dünyada olduğun inanmak insanoğlu için hiçbir zaman kabul edilir bir durum olmadı. Film genel olarak fizik, Matamtik, astronomi hepsini çok güzel uyum için bizlere sunuyor özellikle beşinci boyut sahnesi çok ilgimi çekti.izafiyet teorisini çok güzel anlattılar. Dünyada pekçok bilim insanı geldi. Aısten, newton, arşiment, harezmi, john nash, Hawking gibi pek çok bilim insanı araştırmacı yetişti herkesin amacı dünya neden var ve bu varlığım içinde kimler var olduğuna cevap bulma arayışı içinde dönüp durdular ve şuan bilimin geldiği seviye her geçen gün kümülatif bir şekilde gitmekte.
İsmet özel'in dediği gibi insanoğlu Eşrefi mahlukattır. Ben bu sözü değiştiriyorum. İnsanoğlu Eşrefi mahlukattır fakat tüm şerefsizlikte beklenir ondan. Bir anlık zevk için bir bedeni yok saymak arzu ve isteklerimizi bir canlı üzerinde gerçekleştirmek daha sonra o bedende işlenen suçu…devamıİsmet özel'in dediği gibi insanoğlu Eşrefi mahlukattır. Ben bu sözü değiştiriyorum. İnsanoğlu Eşrefi mahlukattır fakat tüm şerefsizlikte beklenir ondan. Bir anlık zevk için bir bedeni yok saymak arzu ve isteklerimizi bir canlı üzerinde gerçekleştirmek daha sonra o bedende işlenen suçu her suçun sebepi denizmiş gibi karanlık sulara iftira atma beklentisi ile ahlakın yerler altında olduğu dakiklar sizi bekliyor. Bu yazıyı okuyan insanoğlu sana sesleniyorum. Ahlakın toplumsal düzende korunması için tanımadığımız bir kadını bacımız, anamız olarak göremezsek. Sokakta dolaşan hayvanı bir canlı olarak kabul etmezsek. Dünyada tüm kapıları açan anahtarın ahlak olduğunu kendimize kabul ettiremezsek. Sağlam bir ayakkabı içinde yırtık bir çorapla dolaşmaya devam ederiz.
Film ilk başlarda mutlu bir aile tablosu oluşturmaya başlamışken, sonlara doğru Sıradan insanların hayat düzeninden kurtulmayı hedefleyen çiftin bir türlü faaliyete geçememesi en sonunda da olayların birbirine girmesiyle ölüm yaşandı .kadının paris hayranlığı bana abartılı geldi. Aslında bulunduğu konumdan kurtulmak…devamıFilm ilk başlarda mutlu bir aile tablosu oluşturmaya başlamışken, sonlara doğru Sıradan insanların hayat düzeninden kurtulmayı hedefleyen çiftin bir türlü faaliyete geçememesi en sonunda da olayların birbirine girmesiyle ölüm yaşandı .kadının paris hayranlığı bana abartılı geldi. Aslında bulunduğu konumdan kurtulmak istiyordu. Eşini çok sevdiği için sürekli iş, ev düzeninden çıkması için çok uğraştı fakat DiCaprio bir türlü bunu anlamadı. Yola çıkmayı düşünmek ile yola çıkmak arasında çok büyük farkın olduğu gibi. Film boyunca yola çıkmak düşünüldü fakat faaliyete geçirilemedi. Filmde geçen şu alıntı her şeyi anlatıyor "pek çok insan boşluğa düşer. Umutsuzluğu görmek cesaret ister. "
Doğan Cüceloğlu'nun sözüyle giriş yapmak isterim. "Annen yok kimsen yok." Hayatın herkese eşit bir şekilde gelmediği Dünya düzeninde. Bazı yoklukları kendi teselli kaynaklarımız ile doldurmaya çalıştıysakta. Boşluk her geçen saniye daha derin daha soğuk olduğunu üzerimizde hissettirdi. Film son dakikalara…devamıDoğan Cüceloğlu'nun sözüyle giriş yapmak isterim. "Annen yok kimsen yok." Hayatın herkese eşit bir şekilde gelmediği Dünya düzeninde. Bazı yoklukları kendi teselli kaynaklarımız ile doldurmaya çalıştıysakta. Boşluk her geçen saniye daha derin daha soğuk olduğunu üzerimizde hissettirdi. Film son dakikalara kadar bir belgesel tadındaydı. Yönetmenin son bölümde yapmış olduğu sihirli dokunuş, bu bir belgesel değil gerçek hayatları konu alan realitenin merkezinden beslenen bir film olduğunu bana hissettirdi. Duyguları izleyenlere geçirdiğini düşündüğüm başarılı bir film olmuş. Sokkata bir kağıt toplayan insan gördüğümde "Kağıttan Hayatlar" filmi aklıma gelecek. Hayat, karton parçasını omuzlarında taşımak kadar yorucu , ateşte yakmak kadar basit olduğunu bana öğretmiş oldu.
Bazen bir bankta oturarak hayatı yorulana kadar izlemek istersiniz. Ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı. İnsanoğlu bir tünelin içinde yol alan araba gibidir. Bir girişi bir de çıkışı olan bu tünel. Kimsi karanlıktan aydınlığa çıkar, kimisi de karanlıktan karanlığı. Doğum tarihinizi…devamıBazen bir bankta oturarak hayatı yorulana kadar izlemek istersiniz.
Ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı. İnsanoğlu bir tünelin içinde yol alan araba gibidir. Bir girişi bir de çıkışı olan bu tünel. Kimsi karanlıktan aydınlığa çıkar, kimisi de karanlıktan karanlığı. Doğum tarihinizi bildiğiniz gibi ölüm tarihinizide bilseydiniz ne yapardınız? Belkide ölümün var olduğunu bilip ne zaman geleceğini bilmediğimiz için bu kadar rahat yaşayabiliyoruz. Kara mizahın bol bol yer aldığı filmde. Leonardo Da Vinci'nin Son Akşam Yemeği tablosu üzerinden bir kurgu ile film başlamakta.Şimdiden izleyecek olan arkadaşlara iyi seyirler.
Tarih iz bırakanları yazar! Çok anlamlı dokunkalı bir biyografi filmi. Kimin hayatı diye soracak olursanız?John Nash'ın hayatını ,akademik çalışmalarındaki hırsını izleyenlerin çok güzel önüne serilmekte. İktisatan, maliyeye, matamatiğe, fiziğe veya hayatın kendisine yönelik olan" Oyun Teorisi"ile tanınmaktadır. Hayatında büyük zorluklar…devamıTarih iz bırakanları yazar!
Çok anlamlı dokunkalı bir biyografi filmi. Kimin hayatı diye soracak olursanız?John Nash'ın hayatını ,akademik çalışmalarındaki hırsını izleyenlerin çok güzel önüne serilmekte. İktisatan, maliyeye, matamatiğe, fiziğe veya hayatın kendisine yönelik olan" Oyun Teorisi"ile tanınmaktadır. Hayatında büyük zorluklar yaşayan Nash bir trafik kazasında hayatını kaybetti.
Peki ya sizde john Nash'ın azmi veya Stephen Hawking'in azmi varmı?