Merhabalar,bu inceleme biraz uzun olacak. Kendi analizlerim ve karakter kişiliklerini çözümleme doğrultusunda ele alacağım. (Spoiler içeriyor) Gone Girl (Kayıp Kız), kitabı sadece psikolojik gerilim türünde bir roman değildir. Aynı zamanda "çoğu durumda erkek suçludur" kalıbını kıran ve okuyucuyu ters köşe…devamıMerhabalar,bu inceleme biraz uzun olacak. Kendi analizlerim ve karakter kişiliklerini çözümleme doğrultusunda ele alacağım. (Spoiler içeriyor)
Gone Girl (Kayıp Kız), kitabı sadece psikolojik gerilim türünde bir roman değildir. Aynı zamanda "çoğu durumda erkek suçludur" kalıbını kıran ve okuyucuyu ters köşe ederek,güven duygumuzla oynayan bir eserdir. Yani kitap boyunca kime güveneceğimizi bilemeyiz. Roman yüzeysel olarak bakıldığında,kaybolan bir eş ile onu arayan kocasını ele alır. Ancak içeriğine mercek tuttuğumuzda daha katmanlı bir yapı barındırdığını görürüz. Evliliğin iç yüzü,kişilerin kimlik sorunları,medyanın gücü ve toplumsal normların baskısı,kitabın özünü oluşturur.
📍Konunun Kısa Özeti
Roman,ana karakterlerimiz Amy Elliott Dunne ve Nick Dunne isimli evli bir çiftin etrafında dönüyor. Amy'nin kaybolması ve polisin bu kayıp vakasını araştırması ile olaylar gelişiyor. Bu süreçte biz okuyucular,hem Nick'in ağzından hem de Amy'nin günlüklerinden okuyarak ilerliyoruz. Yani ben-anlatıcı değil çoklu anlatım söz konusu. İlk kayıp vakası olarak görünen bu olay giderek karmaşık bir hal alıyor ve beynimiz kurcalanmaya başlıyor. Bu olay medyaya taşınarak bireysel bir dava olmaktan çıkıyor ve insanların bütün nefretini,düşüncelerini dökebileceği bir gündem konusu haline dönüşüyor. Amy'ye neler oldu düşüncesi,bütün okları bir anda Nick'e yöneltiyor. Nick,karısı kaybolduğundan beri tepkisiz hatta umursamaz bir tavır sergilemiş ve doğal olarak bu insanların gözüne batmaya başlamıştır. Bu durum akıllarda bir soru işareti bırakıyor çünkü toplumun Nick'ten beklediği davranış ve tepkiler bunlar değildir. Amy bir cinayete kurban gitmiş,belki kaçırılmış hatta daha kötüsü ise bir yerde tutsak ve işkence görüyor olabilir. Ancak bunların hiçbiri değil. Amy intihar etmiyor,ama Amy'nin katili Amy. İşte tam burada düğümleniyoruz. Okuyucuları manipüle eden bir kitap ile karşı karşıyayız. Amy kocası Nick'den intikam almak için sahte bir cinayet kurguluyor ve o kadar kusursuz bir şekilde yapıyor ki,polis Nick'in karısını öldürdüğünü düşünüyor.
👥Karakter Analizleri
▫️Amy Elliott Dunne
Oldukça zeki,manipülatif,patolojik bir yalancı ve narsistik bir karakter. Duygusal zekâsı gelişmiş bir birey ve etrafındaki herkesi okuyabilen bir insan sarrafı gibi hareket etmekte. Onun bu özelliği, başkalarını manipüle ederken onların zayıf noktalarından vurmasını sağlıyor. Toplumun insanlardan ne beklediğini,etrafındaki kişilerin hangi düşünce kalıpları ile hareket ettiğini analiz ediyor ve maskesini "onlardan biri" olarak göstererek tüm gücü kendi tarafına çekiyor. İnsanlar,kendi düşüncesiyle aynı fikirde ve savunmada olan diğer kişileri daha sempatik ve yakın bulurlar,işte Amy'nin yaptığı ise tam olarak bu. Kitapta,intikamcı ve hesapçı biri olduğunu görüyoruz,istediğini almadan durmayan ve süreci aceleye getirmektense disiplinli bir şekilde ilerlemeyi seçen bir düşünce sistemi ile hareket ediyor. Kısa vadeli sonuçlar yerine uzun vadeli sonuçlara odaklanarak daha büyük bir zafere oynuyor. Günlüğünde insanların sabırsız ve aceleci davranışlarına küçümseyici yaklaşmasından çıkarıyoruz bunu. Hata yapma lüksünü bile en ince ayrıntısına kadar düşünerek azaltmak istemesini, "have a backup plan for a backup plan" sözü ile anlayabiliyoruz. Amy,sürekli kimlik değiştirerek,kendini karşısındaki insana göre maskeliyor. Bu durum Amy'nin gerçek yüzünü görmeyi zorlaştıran ve süreci daha da karmaşık hale getiren bir unsur. En belirgin narsistik özelliği ise Nick'i kendi uzantısı gibi görmesi. Nick onun için bir insan değil. Amy'nin istediği,arzuladığı ve kolayca parmaklarında oynatabileceği bir kukla. Özellikle kitabın son kısımlarında kelime oyunları ile Nick'in kendi babasına benzediğini söyleyerek manipüle ediyor,böylelikle Nick'in bilinçaltında şu ses yankılanıyor; "Amy benim tek kurtuluşum ve o olmazsa ben bir hiçim. Kendimi kanıtlamak zorundayım." Nick bütün red flagleri halı altına süpürerek,kendisini doğacak çocuğuna iyi bir baba olduğunu kanıtlamak için Amy ile evliliğine devam ediyor.
Ancak Amy bunlar ile sınırlı değil,kendisi psikopatik davranışlar sergilemekte. Kitapta asıl planını, "Kendimi ölümcül olmayan bir bölgemden silah ile vuracaktım." diye bahsederken,kendisinin ne kadar ileri gidebileceğini görüyoruz (ki zaten gidiyor). İşin en korkunç tarafı ise bütün bunları soğukkanlılık ile yaparken zevk alması. Bu bir kadının,aldatan kocasından aldığı intikam değil. Kişilik bozukluğu olağanüstü seviyedeki bir bireyin, kendine alan yaratarak,yaptıklarını "aldatma bahanesine karşılık intikam" olarak kullanması. Tek sorunun aldatma olmadığını ise geçmişine baktığımızda görüyoruz. Her fırsatta yalan söyleyerek gerçekleri çarpıtması ve yalanlarını bir senaryo ile destekleyerek insanlara sunması. Örnek gösterilecek olursa bunu en belirgin Desi ile olan ilişkisinde görüyoruz. Amy,Desi'nin hayalindeki kadın rolünü oynuyor, (kitaba baktığımızda Desi karakteri de sağlıklı bir kişilik değil) savunmasız,yardıma muhtaç ve her daim kurtarılmayı bekleyen yaralı prensesi. Çünkü Desi'nin kendisini beyaz atlı bir prens olarak gördüğünü ve onu kontrol etmenin tek yolunun bu olduğunu vurguluyor. Desi'ye,babası tarafından te**vüz edildiğini,Nick'in onu şiddete maruz bıraktığını ve yıllarca işkence ettiği yalanını söylüyor. Kitabın sonlarına doğru Nick'e geri dönmek isteyen Amy, gözünü kırpmadan Desi'yi öldürüyor ve kaçırılıp tutsak olduğu yerden kaçan kahraman kadın olarak,gerçekliği bir kez daha çarpıtıyor. Amy'nin her bir adımda planlı ve kararlı olması,ne istediğini bilen ve bu uğurda kendine ve başkalarına zarar vermekten çekinmeyen tavrı,bizlere gizemli ve çekici geliyor. Sanki içimizdeki bir güç, kendisini aynada görmüşcesine büyüleniyor. Bu,aslında çoğu insanın bastırdığı gölge tarafını temsil ediyor. (Bu gölge konusuna birazdan başka başlık altında bahsedeceğim.)
▫️Nick Dunne
Amy kadar olmasa bile yine de kendi davranışlarına bakıldığında sağlıksız bir kişilik. Duygularını dışa vuramayan ve empatiden yoksun bir izlenim bırakan Nick'in iç dünyası, bunun aksini kanıtlamıyor. Nick kendi karanlık yönleri ile yüzleşmektense onları sürekli bastıran ve içsel çatışmalar yaşayan birisi. Karısına karşı sadaktsiz davranarak aldatıyor. Bu durum Nick'in maskelenmiş erkeklik krizinin dışavurumudur. İçsel olarak zayıf hisseden ve güçlü gözükmeyi arzulayan bir yönü vardır,ancak bu yönünü Amy bastırmaktadır zira Amy üzerinde bir kontrol sağlayamaz ve dahası onun kontrolündedir. Kendini yetersiz ve eksik hissetmesi onu bu boşluğu dolduracak şeyler aramaya iter. Nick kendisinden daha genç,ve güçlü rolünü oynayabileceği daha "kolay" (tabiri caizse) bir kız seçerek Amy'yi aldatır. Bu aldatma her ne kadar fiziksel olsa bile Nick'in içsel olarak tatmin olmak istemesiyle ilgili bir durumdur. Kendisi Pasif-agresif davranışlar gösterir,Amy ile olan evlilik sorunlarını çözmek ya da anlatmak yerine,aldatma ve uzaklaşma gibi dolaylı yollara başvurur. Nick aynı zamanda baba sorunları yaşamaktadır ve bu,onun hayatı boyunca taşıdığı bir travmadır. Babasına dönüşmek istemez ve her seferinde bunun aksini kanıtlama çabasına girer. Bunun sebebi ise babasının tüm kadınlardan ve Nick'in annesinden nefret etmesidir,bu sevgisizlik durumunu çocuklarına da yansıtarak,Go ve Nick'i zorlu bir çocukluk sürecine sokar. Ancak bu bir geri tepme etkisi yaratır,Nick kendisine yalan söyler ve iyi biri olduğuna inanır,hatalarını inkâr etme eğilimindedir. Nick'in tüm bu içsel çatışmaları sessizdir ve yüzeye yansımaz,bu durum Amy'nin kaybolması ile birleşince akıllara şu soru gelir ; "Karısı kaybolmasına rağmen bu kadar tepkisiz ve soğukkanlı olmasının sebebi nedir? Yoksa karısını öldürmüş olabilir mi?" işte bu nokta can alıcıdır. Amy zaten Nick'i çözümlemiştir ve bir cinayet suçunun onu üstünde kalacağına emindir. Çünkü toplumun beklentileri vardır ve onları karşılamazsanız suçlanır,dışlanırsınız. Nick toplumun ve medya'nın beklentilerini karşılamadığı için suçlu bulunur ve kendisine karşı olan nefret giderek büyümektedir. Ne kendine ne eşine karşı dürüsttür çünkü erkeklik kimliği,toplumun ondan beklediği eş rolü ve Amy'nin beklentileri arasında sıkışmış bir vaziyettedir.
▫️Desi Collings
Amy'nin lise yıllarından eski sevgilisidir. İlk bakışta gayet maskülen hatta iyi bir görünüm sergiler. Ancak onun Amy ile ilişkisi bazı sorunların alarmını verir. Desi'nin ilgisi ilk başta aşk gibi görünse de,aşk kılığına girmiş bir takıntı/bağlanma sorunudur. Amy'yi kurtarma rolünü üstlenmek ve kontrol etmek ister. Bu kibar,zengin ve kültürlü görünümün altında başka bir şey vardır. Mükemmeliyetçilik ve aşırı kontrol duygusu. Desi, Amy'yi kurtarır ancak kurtardıktan sonra görüyoruz ki,gözlerini ondan ayırmaz,her hareketini gözlemler ve kıyafetlerine kadar karışmaya başlar. Amy,kendisinden para istediğinde,zengin olmasına rağmen sadece 20 dolar vererek konuyu kapatır. Tam kontrolü sağlamaya çalışır. Ama hem kitap boyunca hem de film boyunca onun manipüle etmediğini ve aksine yardım etmeye çalıştığını düşünürüz. Ancak bütün bunları manipülatif ve pasif-agresif bir şekilde yapar. Kesinlikle zorlama olmayan ve gayet kibar istekler gibi gözükür.
📍Evliliğin iç yüzü,toplumsal normlar ve medya ilişkisi
Nick ve Amy'nin evliliği başlangıçta mükemmel gözükür. Çünkü karşıdaki kişinin onları beğenmesi için her iki taraf da rol yapmaktadır. Ancak bu durum hiçbir zaman uzun sürmez,insan bir süre sonra kendi öz doğasına geri döner. İşte bu noktada karşı tarafta bir hayal kırıklığı oluşur. Evlenilen ya da arzulanılan kişinin yerini sanki başkası almıştır. İşte kimlik çatışması bu noktada baş gösterir,aşık olduğumuz evlendiğimiz kişiye ne olmuştur ? Ya da hiç var olmuş mudur?
Karakterler yetmediği için yorumlarda devam edeceğim.