~““Belki duygularımı tanıyıp bana… onlarla ne yapacağımı öğretmeye çalışsaydın… böyle kolay ölmezdim anne…” Boğazında bir yumru, kirpiklerinde hüzün, içinde kendine bir kızgınlık, bir süre hiç kimsenin yokluğunu izledi.”~ Küçük kelimeler büyük konu..
Selamlar herkese yeni bir komplo teorisiyle karşınızdayım. Şu an The Portable Door’u izliyorum ve anlatılanlarda tanıdık gelen bazı noktalar buldum. Öncelikle Epstein vakalarını neredeyse hepsiniz biliyorsunuz, MJ şarkılarında bu vakalarda yapılanların ima edildiğini de duymuşsunuzdur. Ben bunu incelerken zamanında, bir…devamıSelamlar herkese yeni bir komplo teorisiyle karşınızdayım. Şu an The Portable Door’u izliyorum ve anlatılanlarda tanıdık gelen bazı noktalar buldum.
Öncelikle Epstein vakalarını neredeyse hepsiniz biliyorsunuz, MJ şarkılarında bu vakalarda yapılanların ima edildiğini de duymuşsunuzdur. Ben bunu incelerken zamanında, bir şarkısında başka bir dize aklıma takılmıştı. Bu, “herkesin kullanıldığı” ile ilgili bir sözdü. Bunun da bize yaptıkları bir şeyle ilgisi olup olmadığını düşünmüştüm. Ama ne olarak kullanabilirler? Onlara sağladığımız maddi bir desteği mi kastediyordu? Bunu daha çözümleyememişken şimdi bahsettiğim bu filmde insanların benliklerinin ve içgüdülerinin yönlendirildiği, başka deyişle ruhun çalındığı bir kurgu bu söz için biraz mantıklı geldi. İnsanların son zamanlarda çok fazla ruhsal çöküş yaşamaları da bununla bağlantılı olabilir mi diye düşünürken (ya da sadece benim etrafındakiler olabilir) aklıma tamamen başka bir animasyondan (bir ara çok izlenen Kpop Demon Hunters (evet veletlerle izledim)) bir kısım aklıma geldi. Konserlerde hayran kitlesinin göğüslerinin içinden mavi bir ışık huzmesi süzülüyor ve onlara güç katıyordu. Bana kalırsa bu gerçek hayata dair bir imge olmasa da sadece animasyon içinde bile ruhla ilgiliydi.
Buradan yoldan nereye varıyorum?
Hiçbir yere.
Sadece bu yolu size sunuyorum güzel güzel okuyun diye
“Belki de ciddiye alacak kadar vaktin yoktur, ne dersin? Hafızanın, çıkmaza sokan düşüncelerin, aklın, kalbin, insanların ve her şeyin sesini kısıp bir süre neyi göremediğimizi anlayalım mı?” “Risk alıyorsun yüzbaşı.” “Risk bizi almadan ağabey.”
“Gözleri kapanmamak için direniyordu. Parmaklarından kollarına yayılan dondurucu soğuğu hissetmemeye çalışarak kendini konuşmaya zorladı. “Şimdiye kadar birçok hata yaptım…” Birkaç kez öksürdükten sonra devam etti: “Ama hiçbiri kendi bildiğimi unutup başkalarının sözüne kulak vermem kadar hayatımı mahvetmedi.””
“Daima neyin doğru olduğunu anlamaya çalışırken tüm yolları birbirine karıştırmana gerek yok, yanlış olduğunu bildiğini seçme yeter. Anlayacaksın…“ öyle.midir.
“Ama artık vakit yaklaştı, cazibeli birkaç vaat beni ölüme giden yoldan döndürebilir mi? Hayır, nereye gideceğimiz belliydi, asıl mesele hangi halde gideceğimizdi.”