Bir sanatçı olsaydınız motivasyon kaynağınız ne olurdu arkadaşlar? Not: Bu soru okumakta olduğum Bavul dergisinin 78. Sayısından ilhamla sorulmuştur. Bilginize.
Re- za- let. Bayramın üçüncü günü abimle izlediğimiz bu Marvel filminden hayal kırıklığı ile ayrıldık. Zaten fragmanlardan da çöp bir film olacağı belliydi. Oyunculukları, efektleri, aksiyonu bir kenara bırakmak istiyorum e haliyle o kadar paranız var bir zahmet seyirciyi bu…devamıRe- za- let.
Bayramın üçüncü günü abimle izlediğimiz bu Marvel filminden hayal kırıklığı ile ayrıldık. Zaten fragmanlardan da çöp bir film olacağı belliydi. Oyunculukları, efektleri, aksiyonu bir kenara bırakmak istiyorum e haliyle o kadar paranız var bir zahmet seyirciyi bu konuda doyurun... Ama üzgünüm aksiyonu bile tam doyurucu değildi. Bunun sebeplerini aşağıya yazacağım..
1- Taika Waititi, lütfen kapıyı aç ve Marvel evrenini terk et. Rica ediyorum artık zamanı gelmiştir. Üçüncü filmde iyi iş çıkardın, Hulk ve Loki'yi kendi film anlayışına güzel yedirdin. Ama bu filmde elindeki karakterlerin hepsini ayyaş pisliğe çevirmişsin. Jane Foster hikayesi ancak bu kadar berbat işlenir. Öyle bir kötü işlenmiş ki karaktere üzülcen mi gülcen mi ne yaşıcan belli değil. Allah kahretmesin emi sizi. Thor zaten çapkın biraz komik bir karakter ama selam deyince gülecek, osursan dalga geçecek birisi değil ki be abi. Sen o Galaksinin Koruyucuları sahnesini neden çektin? Rezil herif.(Taiki içindi bu)
2- Film Komedi amaçlı çekilmiş. Yani üstte de belirttim. Espri dozu çok kaçmış. Yakışmadı bu. Bu da zaten yönetmenle alakalı bir durum. İnşallah Kevin Feige bu durumun farkına varır ve ilerde çıkacak Thor yapımlarında Taika'yı barındırmaz... Yazıklar olsun demek istiyorum. Thor gibi bir karaktere bok gibi bir film çekerek...
Yani Thor böyle bir film hak etmiyordu. Bu hikaye böyle yaramazlık hak etmiyordu. Bu hikaye bambaşka bir yönetmen elinde daha farklı ve hoş bir akışa sahip olabilirdi. Hoslandığımız yerler oldu mu? Evet sonuçta Thor izliyoruz. Ama benim için hayal kırıklığı idi. Devam filmlerini ve Thor un başka nerede görüneceğini merakla bekliyorum.... Ama film= kötü.
Hepinize bugün evrendeki tüm pozitif enerjilerle buluşmanızı diliyorum; kötücül yaratıktan farkı olmayan, bencil, kin dolu, bomboş insanların sizden uzak olduğu, sevdiklerinizle birlikte sevinç naraları atacağınız güzel bayramlar sizlerle olsun, güç sizinle olsun. Raf benim için sanaldan bir aile oldu. Sözlerimi…devamıHepinize bugün evrendeki tüm pozitif enerjilerle buluşmanızı diliyorum; kötücül yaratıktan farkı olmayan, bencil, kin dolu, bomboş insanların sizden uzak olduğu, sevdiklerinizle birlikte sevinç naraları atacağınız güzel bayramlar sizlerle olsun, güç sizinle olsun. Raf benim için sanaldan bir aile oldu. Sözlerimi tüm samimiyetimle yazıyorum; başka hiçbir uygulamayı bu kadar benimseyerek kullanmıyorum (Tamam Instagram'da fotoboyuz ama şimdi bunu karıştırmayalım...) Buradaki kişilerin ilgisini ve verdiğim ilgiyi seviyorum. Uygulama belki kötüye gidiyordur fakat buradaki güzel insanlar da tıpkı dünyada hâlâ harika insanların var olduğu gibi onlar da buradalar...
Edebiyat yapıp duruyosun Wolvi ya. Sadede gelsene moruk... Sizleri seviyorum ve bayramını en güzel dileklerimle kutluyorum. Fenerbahçeliyim ama buraya takımların hepsinin rengini alarak tüm insanları sevdiğimi, bakın insan diyorum(...) Sembolize edeceğim...☀️💙💛❤️💛🤍🖤💚🤍💜💙. (Trabzonspor için biraz şey oldum da neyse...)
Bayramınız mübarek olsun 👻
Ya yeter Wolvi her şeyi soruyorsun valla dediğinizi şöyle duyar gibiyim. Bi sorum daha var 🙋 1- Böyle müthiş bir şekilde güvendiğiniz, ulan ben bu adam ne yapsa izlerim dediğiniz bir yönetmen var mı? Sadece bir tane söyleyiniz lütfen. Ve…devamıYa yeter Wolvi her şeyi soruyorsun valla dediğinizi şöyle duyar gibiyim. Bi sorum daha var 🙋
1- Böyle müthiş bir şekilde güvendiğiniz, ulan ben bu adam ne yapsa izlerim dediğiniz bir yönetmen var mı? Sadece bir tane söyleyiniz lütfen. Ve neden ... Hadi tartışalım beraber.
Şu taze fırında eserimizin incelemesine şöyle başlamak istiyorum... Ben bu filmi aylar öncesinde "Scott Derrickson" başlığı altında gördüm. Şöyle gözlerimi kapatıp "bunun kötü olma olasılığı yok" dedim. Derrickson bana göre korku türünde Hollywood'ta en başarılı ilk 5 yönetmene girer. Hatta…devamıŞu taze fırında eserimizin incelemesine şöyle başlamak istiyorum...
Ben bu filmi aylar öncesinde "Scott Derrickson" başlığı altında gördüm. Şöyle gözlerimi kapatıp "bunun kötü olma olasılığı yok" dedim. Derrickson bana göre korku türünde Hollywood'ta en başarılı ilk 5 yönetmene girer. Hatta Doctor Strange'i yönetecegini ilk duyduğumda "Marvel ne kadar şanslı olduğunu bilmelisin dostum, harika işler çıkaracaksınız" demiştim. Ve öyle de olmuştu. Sonrasında ikinci filme Sam Raimi geldiğinde ben her ne kadar beğensem de; Derrickson'un çok daha ağır abi ve sağlam korku verebildiğini düşünmüştüm...
Kara Telefon... Korku filmlerinden artık şunu beklemeyi bırakmalıyız. Beni korkutan film yok ya, bu ne abi, bundan cacık olmaz, hiçbir sahnede kıpırdamadım... Birincisi arkadaşlar yönetmenin zaten böyle bir iddiası yok. İkincisi artık özgün filmler yapılmalı, biz izleyiciler bunları hak ediyoruz; üç harfliyi, laneti, birden çıkan canavarları herkes yapıyor.. önemli olan bunlarla beraber izleyicinin psikolojisinde güzel etkiler, unutulmayacak sekanslar bırakmaktır diye düşünüyorum. Derrickson da benim için böyle kral bir yönetmendir.
Nitekim filmimizde kaçırılan çocuğun mahzen gibi bir yerde bulduğu telefonla olan konuşmaları; inanın başka filmlerde görmediğim bir detay. Bunun üzerinden film mi olur be demeyelim. Çünkü evet bir telefon üzerinden gayet harika bir gerilim verilmiş; iki üç sahnesi sinemada izlerseniz sizi korkutacaktır. Mekan seçimi çok hoşuma gitti ki esas gerilimi bu mekân vermiş diyebilirim. Çocuklar ve öyle pek göremesek de Ethan Hawke'ı ben çok beğendim. İntrosuna diyecek söz bulamıyorum, American Horror Story'i andıran ama filmin kalitesine doğrudan etki eden bir müzikti...
Beklentimi karşıladı. Evet çok korkmadım ama senaryosunu beğendim. Hiç korkmadım mı? E size ben ne dedim! Üç sahnesi dedim ( Sakinim yaa kızmayın bana). Bunun dışında arkadaşlar bu yönetmenin Sinister filmi varya... Varya... Varya...
Merhaba arkadaşlar. Malum filmler izliyoruz... Hiç kendinizi film içinde düşündünüz mü? Siz bir filmde karakter olsanız, nasıl olurdunuz? Tiplemeniz nasıl bir şey olurdu? Mesela zeki tiplemeler vardır, bir filmde çabucak ölen karakterler... Güçlü ve savaşçı... ??
Fransız Yeni Dalga akımının kurucularından Godard, Abbas Kiyarüstemi hakkında şöyle demiş: "Sinema, D.W. Griffith ile başlar ve Abbas Kiyarüstemi ile sonlanır." İran'ın gözde ve dünya sinemasının önemli isimlerinden Kiyarüstemi, "Yolcu" filminde hayatı, gözle görülür bir şekilde somutlaştırarak bir elle uzatıyor…devamıFransız Yeni Dalga akımının kurucularından Godard, Abbas Kiyarüstemi hakkında şöyle demiş: "Sinema, D.W. Griffith ile başlar ve Abbas Kiyarüstemi ile sonlanır." İran'ın gözde ve dünya sinemasının önemli isimlerinden Kiyarüstemi, "Yolcu" filminde hayatı, gözle görülür bir şekilde somutlaştırarak bir elle uzatıyor bizlere.
Ben eseri izliyorken aklıma direkt Truffaut'un "400 darbesi" geldi. Ailesine ve çevresine başkaldıran, toplumu anlamlandırmaya çalışan, baskılar sonucu yıpranmış zavallı bir çocuk... Tipleme için farklı ülkelerde, farklı kültürlerle yetişmiş aynı çocuklar diyebiliriz. İngiliz sinemasının oldukça sert filmlerinden "This Is England" ın ana teması da bu çerçeve içinde ele alınmış diyebiliriz.
Şimdi biraz eserin içine yönelmek istiyorum. Ne anlatıyor bizlere? Gayet basit... Bir çocuk ve kötü, ilgisiz bir aile. Geleneksel eğitim sistemi ile dayak yiyen, falakaya yatırılan çocuklar. Qassem'in böyle bir toplumda yalanlar ile ayakta durması, dolandırıcılık yolunda ilerlemesi de kaçınılmaz. Ara ara kamera onun yüzüne anlamlı bir şekilde odaklanıyor; masumluğunu, tek istediğinin sevgi ve ilgi oluşunu yüzündeki o çaresiz, çocuk ifadeleri ile yansıtmaya çalışıyor.
Film, Kiyarüstemi'nin ilk uzun metraj filmlerinden sayılıyormuş. Ben de ilk eserlerinden başlayarak onu izlemek istedim. 1973 yapımı siyah beyaz, eski bir film olmasına rağmen bir çırpıda izlenilip, ders çıkarılabilir nitelikte bir eser. Tavsiye ediyorum :)
7/10
Dün film zevkimizin aynı olduğu bir arkadaşımla bu filmi sinemada izledik. Yönetmen Alex Garland'ın imzasını taşıması, büyük bir güven oluşturdu bende. Bu gibi yönetmenler sayesinde hem korkuda yeni bir çığır açılıyor hem de Bergman, Tarkovsky, Lynch gibi yönetmenlerin tarzları korunup…devamıDün film zevkimizin aynı olduğu bir arkadaşımla bu filmi sinemada izledik. Yönetmen Alex Garland'ın imzasını taşıması, büyük bir güven oluşturdu bende. Bu gibi yönetmenler sayesinde hem korkuda yeni bir çığır açılıyor hem de Bergman, Tarkovsky, Lynch gibi yönetmenlerin tarzları korunup üstüne yenilikler getiriliyor şahsen.
Boşanmış bir kadının, hâlâ üzerinde kocasının baskısını hissetmesi üzerine, bir kasabaya gidip kafa tatili yapmak isteyişi ile başlıyor film. Sonrasında benim anladığım kadarıyla bir iç çekişme izliyoruz. Garland'ın diğer filmlerinde de kullandığı ürpertici çığlıklar, ayini andıran müzikler, pagan kültüründen simgeler, heykeller anlatıya canlılık katıyor. Kilise sahnesinde karakterimizin geçmişindeki bir kavga sahnesinin, daha sonra kilisede bir ağıta dönüşmesini ve buradaki geçişe arkadaşımla birlikte hayran kaldık.
Son sahne Garland'ın garip sinema anlayışını yansıtıyor. Matruskadan yola çıkarak insan içinden insan çıkması... Adem ile Havva, yasak meyve göndermesi... Şiddet, kadin-erkek ilişkileri; işte ne anlamak isterseniz yönetmen size de düşünmeniz için fırsat veriyor; anlatı belki dört dörtlük değil fakat bu eser sanattan başka bir şey değil. Ben çok beğendim. Çok garip bir filmdi.
7/10
Bu dizi için söylemek istediğim birkaç şey var. 8 bölüm izledim ve bir şeyler yazmak istiyorum. Öncelikle dizide her bir sahnede sahnenin her bir detayında arkadan gülme efekti geliyor ve bana çoğu kısım komik gelmiyor. Hayır anlamadığım bu İngilizler neden…devamıBu dizi için söylemek istediğim birkaç şey var. 8 bölüm izledim ve bir şeyler yazmak istiyorum.
Öncelikle dizide her bir sahnede sahnenin her bir detayında arkadan gülme efekti geliyor ve bana çoğu kısım komik gelmiyor. Hayır anlamadığım bu İngilizler neden böyle bir tarz çıkarmış. İnsanoğlu, kendi güleceği yeri bilemiyor mu? Kulağımıza hoş gelen esprilere, durumlara gülmez miyiz? Yok efendim Joey A diyecek hahaha, Rachel B diyecek kikiki; zort. Zorlama espriler, kasıntı haller o kadar fazla ki, samimilik yok oluyor.
Bu dizide konu bir grup arkadaşın birbirlerine yürümeleri ve manita ayarlamalarından ibaret. Seks hakkında muhabbetleri de unutmamak gerek; çünkü dizi yoğun bir şekilde karakterlerin seks hayatlarını irdeliyor. Arkadaşlıkları çok samimi deniliyor, ama bu arkadaşlık böyle bir samimilik... Böyle bir arkadaşlık istemezdim şahsen.
Bu dizideki kadın karakterler neden sürekli cinsel açlık duyuyorlarmış gibi; yok efendim alt dudağını ısırmak istiyorum, yok erkekler şöyle böyle öpüşmeliymiş... Tüm bunlar arasına sıkıştırılmış komik olmayan espriler. Çoğuna gülmedim ve mimiğim oynamadı. Diziyi bu kadar değerli yapan ne bilmiyorum; Amerika kültürünü de biliyorum fakat herkes tarafından bu kadar ovülüp el üstünde tutulmasına anlam veremiyorum.
İzin veriniz devam ediyim; Bu dizideki Chandler ya da fark etmiyor Joey karakterleri her gün bir sevgili değiştiriyor, bunu günlük hayatta bir erkek yapsa sapık ilan edilir veya denilir ki Aaa sürekli kızlarla konuşuyor damgası yer. Bilemiyorum niçin bu hayranlık bu karakterlere??
Bu dizi beni bunlar üzerinde düşündürdü. En sevmediğim şey de ha bire kahkaha gelmesi bir susun kardeşim aaaaa. O kadar Amerikan komedi filmi izledim güldüm; güleceğim yerleri biliyorum; sen her defasında ordan hahahaha kikiki vuvuvu diyip duruyorsun. Community izlemiş biriyim, bitirdim; demek isterim ki bu dizideki Espri kalitesi Friends'i geride bırakır...
Siz de belki diyeceksiniz, e Wolvi sana zorla izlettiren olmadı, ne bu gider bu atar hayırdır. Ne diyeyim ki be; bunlar benim düşüncelerim, demek istediklerim. Diziye devam etmeyeceğim büyük ihtimalle; vakit kaybı olduğunu düşünüyorum. İyi geceler diliyorum.