Șu melekler ne zaman terk edecek dünyamızı? Ben kendimden emin bir șekilde yanıtlamak istiyorum bu soruyu: Hiçbir zaman. Yine bir melek hikayesi ve dünya- ahiret sorgusu. Bu sefer Fransız yönetmen Luc Besson'dan... Bu esere gelen yorumların bazıları filmin derinliği olmadığı…devamıȘu melekler ne zaman terk edecek dünyamızı? Ben kendimden emin bir șekilde yanıtlamak istiyorum bu soruyu: Hiçbir zaman. Yine bir melek hikayesi ve dünya- ahiret sorgusu. Bu sefer Fransız yönetmen Luc Besson'dan...
Bu esere gelen yorumların bazıları filmin derinliği olmadığı yönünde. Yani ne var ki? Meleğine așık olan bir adamı anlatan sıradan bir yapım, öyle değil mi? Yok iște! Hata payın var, güzel insan. Filmde dikkat edilmesi gereken ve benim detaylı düșűndüğüm kısımlara incelememde yer vereceğim:
İlk olarak yönetmenin melek anlayıșının filme nasıl yansıdığı konusuna değinmek gerekiyor. Luc Besson'un filmlerindeki gizli saklı erotizmi, onu izleyen herkes biliyordur zannımca? Hâl böyle olunca Besson, bir meleğin nasıl olacağı sorusuna: Sarıșın, uzun boylu ve seksi bir kadın diye cevap vermiș. Yönetmen bize bir eserde manevî dünya sunmak istiyorken aslında kendi dünyevî zevklerinden vazgeçemediğini ve kendisi ile çeliștiğini burada anlıyoruz. Eee? İște bugünün Avrupası ve bilim adamlarının çelișkisi gelmiyor mu aklınıza? Elbette bu sinemaya da Türkiye'ye de yansıyacak :) Bunun adı buhrandır, ortada kalmıșlıktır...
Daha sonra hemen filmin anlam dünyasına inmek gerekiyor. Filmdeki kadın o kadar uzun boylu ve çekici ki Luc Besson'un melek seçiminden sonra kusura bakılmasın, bende bu ișin soyut kısmına gelemiyorum... Evet, Hepimiz sıkıntılı dönemlerden geçiyoruz; yanımızda benliğimizde saklı kalan yönlerimizi ortaya koyacak bir melek yok. Vücut olarak göremiyor ve duyamıyoruz onu. Fakat mesele onu görmek veya duymak değil... Bu sanat eserine bakarak kendi meleğimizi keșfedebilir ve hayatımıza yeni anlamlar katabiliriz; ya da var olan bir anlama dahil olabiliriz? Eksik yanlarımızı, zaaflarımızı düșünebiliriz mesela.
Filmin anlatmak istediği de zaten yanınıza bir melek gelecek, o o kadar güzel bir canlı ki onunla yatmak isteyeceksiniz așık olacaksınız değil. Bunu ancak sığ kafalılar böyle anlar... Siz bu filmdeki vücutların anlatmak istediğini kendi anlam dűnyanıza çekeceksiniz. Luc Besson, herkesin ilgi duyduğu bu maddî manevî meseleyi biraz erotik bir üslupla kamera odağına alsa da film son yarım saatte toparlanıyor ve ön yargılarınız varsa zaten yıkılıyor.
Oyuncuların çok iyi performans sergilediklerini düșünűyorum. Kadının melek olduğuna (Özür dilerim melekler kadın veya erkek olamazdı.) Erkeğin de bu melekle birlikte hayatının manasını bulduğuna ve özgürleștiğine inandım. Bu inançla birlikte filmdeki hayal unsurlarının gerçek dünyaya nasıl yansıyabileceğini düșündüm. Ve çok geçmeden bu sorunun cevabının "Yașam tarzımız" olduğunu anladım.
Ramazan ayında hepinize mutluluklar diliyorum :)