Mafya filmleri güzeldir. O ilk baştaki yükseliş hepimizi mest eder. Bi yerde durması gerektiğini biliriz. Ama durması gereken yerde dursa bu kadar büyük olamazdı. İşte o nokta her zaman geçilir ve çöküş başlar.
Muhteşem bir başyapıt. Çok uzun zaman sonra bir filme on puan verdim. Verdiğim puanı sonuna kadar hak ediyor. Filmi anlatabilmek için önce size çok kısa Japonya tarihi anlatmam gerekiyor. Japonya'yı 1185'ten beri Şogunlar yönetiyordu. İmparatorlar vardı ama dini lider olarak…devamıMuhteşem bir başyapıt. Çok uzun zaman sonra bir filme on puan verdim. Verdiğim puanı sonuna kadar hak ediyor. Filmi anlatabilmek için önce size çok kısa Japonya tarihi anlatmam gerekiyor. Japonya'yı 1185'ten beri Şogunlar yönetiyordu. İmparatorlar vardı ama dini lider olarak sembolik bir yönetimdeydiler. İmparatorların doğru düzgün ordusu, vergisi ve gücü yoktu. Minamoto 1185'te yönetimi ele geçirdiğinde samuraylık güç kazanmaya başladı ve ülkeyi yönettiler. Bu durum yıllarca böyle devam etti. Go-Daigo(İmparator) 1330'larda bu duruma karşı çıktı ve yönetimi samuraylardan almak için isyan etti. Bir ülke düşünün imparator o ülkenin askerlerine(samuray) karşı isyan ediyor. İmparator savaşı kazandığı zaman samurayların yetkilerini kısıtlamaya başlıyor. Ama bu durumu ona başta destek veren Samuray Ashikaga Takauji'nin hoşuna gitmiyor ve bu kez o imparatora karşı isyan ediyor. İmparator kendisine sadık olan, Japonya'da sadakatin timsali olmuş Samuray Masashige'nin verdiği savaş taktiklerini dinlemiyor ve savaşı kaybediyor. Massashige İmparator Go-Daigo'nun emirlerinin yanlış olduğunu bilse de ona olan sadakatinden dolayı yapıyor ve sonunda ölüyor. O olaydan sonra Japonya'da şogunlar tekrardan 1850'lilere kadar ülkenin yönetiminde oluyorlar. Tokugawa Şogunluğu ülkeyi batılılara açıyor ve yabancı ülkelere imtiyaz veren anlaşmalar imzalanıyor. Göz göre göre ülkelerinin sömürüldüğünü gören Samuraylar İmparatora destek verip onun adına savaşıyorlar. Tokugawa Şogunluğu yıkılıp İmparator başa geçince yola beraber çıktığı Samuraylara ihanet ediyor. Aslında güzel bir şekilde ülkesini modernleştirmek ve kalkındırmak istiyor. Bu imparatorun adı Meiji. Kendisi modern Japonyayı kuran adam olarak biliniyor. Yaptığı restorasyonlar bugünkü Japonya'nın temeli niteliğinde. Ama bu reformları yapmadan önce samuraylığı kaldırması gerektiğini biliyor. Çünkü samuraylar hala toprak ağası hala yönetimde söz sahibi hala imtiyazlara sahip. Yıllarca ülkenin asker ihtiyacını karşılamış onlar için savaşmış kahraman samuraylar bir anda hain konumuna düşüyor ve samuraylık yasaklanıyor. Bu duruma en çok içerlenense İmparator Meiji'nin hükümetinde bulunmuş Saigō Takamori oluyor. Yıllarca ülkesine ve imparatoruna hizmet eden Takamori samuraylığın düştüğü hale dayanmayıp memleketi Satsuma'da isyan başlatıyor. İsyandayken bile bunu ülkesi ve imparatoru için yaptığını söylüyor. 1877 yılında Samuraylar(500 kişi) tarihlerindeki son savaşlarına çıktıklarında karşılarında modern silahlarla teçhiz edilmiş imparatorluk ordusunu buluyorlar. Shiroyama'da kanlarının son damlasına kadar savaşıyorlar ama teknolojinin karşısında o kutsal öğretilerinin gücü yetmiyor ve hepsi ölüyor. İşte gerçek hikayemiz bu. Film bu olaydan esinlenerek tarihi çok da bozmadan muhteşem çekimlerle ve oyunculuklarla kalitesini ortaya koyuyor. Atlarıyla hücum ettikleri sahnede içim parçalandı. Sanki Faramir adamlarıyla Osgiliath'daki orkların üzerine gidiyormuş gibi hissettim.
Muhteşem bir yapıt. Suçlular çoğu zaman yakalanır ama adalet yerini bulmaz. Bu durumdan rahatsız olan iki İrlandalı kardeş kendileri sorunu çözmeye çalışır. Yargısız infaz tasvip edilecek bir şey değil. Ama birilerinin yaptıklarının bedelini ödemesi hoşumuza gidiyor. Kesinlikle izlemenizi öneririm
İşinde gayet başarılı olsa da aids hastalığı yüzünden işini kaybeden bir avukatın yardımına diğer bir avukat koşuyor. Denzel Washington eşcinsellerden nefret etmesine rağmen adaletin herkes için olduğunu düşünmesi sebebiyle Tom Hanks'e yardımcı olmayı kabul ediyor. Adaletin her zaman her yerde…devamıİşinde gayet başarılı olsa da aids hastalığı yüzünden işini kaybeden bir avukatın yardımına diğer bir avukat koşuyor. Denzel Washington eşcinsellerden nefret etmesine rağmen adaletin herkes için olduğunu düşünmesi sebebiyle Tom Hanks'e yardımcı olmayı kabul ediyor. Adaletin her zaman her yerde herkese lazım olduğunu anlatan güzel bir film.
Daha küçük yaşta üzerine sorumluluk binmiş Gilbert Grape'in hikayesini anlatıyor. Bir yanda aşırı kilolu annesi diğer yandan otizmli kardeşi, iki kız kardeşi ve bir şekilde tutunmaya çalışan kendisi. Film benim hoşuma gitti. Verdiği mücadele hoşunuza gidiyor.
Epeydir bu kadar beğendiğim bir filme denk gelmemiştim. Uykum olmasına rağmen gecenin bu saatine kadar gözümü kırpmadan, tek nefeste izledim. Clint Eastwood gerçekten sinema dünyasına bir şeyler katmayı başarmış bir insan. İzlerken o kadar gerildim ki her tarafım ağırmaya başladı.…devamıEpeydir bu kadar beğendiğim bir filme denk gelmemiştim. Uykum olmasına rağmen gecenin bu saatine kadar gözümü kırpmadan, tek nefeste izledim. Clint Eastwood gerçekten sinema dünyasına bir şeyler katmayı başarmış bir insan. İzlerken o kadar gerildim ki her tarafım ağırmaya başladı. Gerçekten uyarlanmış bir hikaye. Olaylar yaşanılandan bir tık farklı anlatılmış ama filmin akıcılığı düşünüldüğünde makul davranılmış. Filmin sonunda 1935 yılında 7'nci Akademi ödülünü kazanan "It Happened One Night" filminin bahsi geçiyor. Filmlerde geçen filmleri daha önce izlemiş olmanın mutluluğunu yaşamayı çok seviyorum. Bu kez de mutlu oldum.
Sacha Baron Cohen filmlerini gülerek izlerim. Absürt ve iğnleyici bir komedisi var. Ama kalkıp da bir millet hakkında böyle bir film çekmek yersiz bir hareket. Ahlaksızlık. Bir de üstüne bu filmle ödül almış.
Johnny Cash'in hayat hikayesini anlatıyor. Pek çok ünlü gibi o da şöhrete kavuştuktan sonra yalpalamaya başlıyor. Eşiyle yaşadığı sıkıntılar, alkol ve uyuşturucu problemleri alıp başını gidiyor. Ama Cash yitip gitmek yerine yeniden doğmayı tercih ediyor. Tabi eşi June Carter sayesinde.…devamıJohnny Cash'in hayat hikayesini anlatıyor. Pek çok ünlü gibi o da şöhrete kavuştuktan sonra yalpalamaya başlıyor. Eşiyle yaşadığı sıkıntılar, alkol ve uyuşturucu problemleri alıp başını gidiyor. Ama Cash yitip gitmek yerine yeniden doğmayı tercih ediyor. Tabi eşi June Carter sayesinde. Söylemeden geçemeyeceğiz bir detay daha vereyim. June ve Johhny ölmeden önce kendilerini oynayacak oyuncuları seçmişler. Herkese nasip olmaz bu.
İki kardeşin annelerinden kalan çiftliği kurtarmaya çalışmalarını anlatıyor. Kardeşlerden biri suça bulaşmış biriyken diğeri annesine bakıyor. Ama ikisinin de ortak tarafı bankadaki ipoteği kurtarmak. Aile için yapılabilecek fedakarlıkları gösteriyor. Evlatları için çabalayan bir baba ve onun kardeşinin kardeşlik bağlarını izliyoruz.…devamıİki kardeşin annelerinden kalan çiftliği kurtarmaya çalışmalarını anlatıyor. Kardeşlerden biri suça bulaşmış biriyken diğeri annesine bakıyor. Ama ikisinin de ortak tarafı bankadaki ipoteği kurtarmak. Aile için yapılabilecek fedakarlıkları gösteriyor. Evlatları için çabalayan bir baba ve onun kardeşinin kardeşlik bağlarını izliyoruz. Raf sakinlerinin anlamayıp puanını düşük verdiği filmlerden birisi