Düşündüğümden katbekat daha iyi filmdi. Yautja ırkını biraz daha keşfetme şansı bulduk. Bu ırkın biliyoruz ki kendini göstermesi için avlanması ve ne kadar zorlu bir canlı avlar ise o kadar güçlü olduğunu işaret ederdi. Bu filmde ise aslında ne kadar…devamıDüşündüğümden katbekat daha iyi filmdi. Yautja ırkını biraz daha keşfetme şansı bulduk. Bu ırkın biliyoruz ki kendini göstermesi için avlanması ve ne kadar zorlu bir canlı avlar ise o kadar güçlü olduğunu işaret ederdi. Bu filmde ise aslında ne kadar acımasız olduğu kendi türü dahi olsa zayıf olana asla yer vermediklerini gözler önüne serdi. Dek adlı yautja, kardeşinin intikamını almak ve kendini kanıtlamak için avlanması daha doğrusu ölmesi imkansız olan bir uzaylı türünü avlamak için çok tehlikeli bir gezegene gider ve bu av sırasında kendini keşfeder. Olaylara bakış açısı genişler, dostluk kavramını ve yardım etmeyi öğrenir. Predatör bu sefer acımasız bir karakter değil de bir kahraman olarak gösterilir. Aslında bu türe bakış açımızı değiştirmemizi için yapılan güzel bir film. Bu ırkın üstün teknolojisini kullanmadan avlanmayı izlediğimiz ve Alien evreni ile bağlantılı olan bir şirketin olması. android karakterlerinde yer alması bence yakın zamanda Alıen vs Predator filmine zemin hazırlamak olduğunu düşünüyorum. Bu filmi bağımsız olarak izlerseniz zevk alırsınız bir de tüm seriyi izleyerek izlerseniz aldığınız zevk katbekat artar.
I know what you did last summer... Ben aslında remake filmi zannederken meğer ilk iki filmin devamı olarak çekilmiş ve eski karakterleri de görmüş olmaktan aşırı mutluluk duydum. Beni tatmin etti tam bir slasher türü korku filmiydi. Okey çokça mantık…devamıI know what you did last summer...
Ben aslında remake filmi zannederken meğer ilk iki filmin devamı olarak çekilmiş ve eski karakterleri de görmüş olmaktan aşırı mutluluk duydum. Beni tatmin etti tam bir slasher türü korku filmiydi. Okey çokça mantık hataları mevcut var bir bütün olarak ve kategorisine göz önüne alarak değerlendirirsek bence tatmin edici bir film olmuştu. Scream vibe'ı veren bir filmdi. Yine katil kim ? sorusunun cevabını arıyoruz. Balıkçı kıyafetli katilimiz sadece kanca değil, zıpkın da alarak ava çıkıyor. Hikaye olarak ilk filmin neredeyse birebir aynısıydı karakterler bile ilk filmde ki karakterlere çok benziyordu. Önce ki filmlerin üzerine bir şey ekleyebilmiş diyemem ama seyir zevki veren bir film olmuştu, Ben bu tür filmler her sene çıksa yine izlerim diyorum. Devam filmi gelecek şekilde bitti bakalım sonra ki film ne zaman olur ve hikayeye bağlı kalmaya devam ederler mi....
Sevgili Leonardo Di Caprio, oyunculuğuna hayran olduğum başka bir filmi daha... Aslına bakarsanız benim izlemek için çok geç kaldığım bir film oldu lakin sonunda izledim ve 3 saat olmasına rağmen izlerken çok eğlendiğim ve hiç sıkılmadığım tam bir Hollywood filmi…devamıSevgili Leonardo Di Caprio, oyunculuğuna hayran olduğum başka bir filmi daha...
Aslına bakarsanız benim izlemek için çok geç kaldığım bir film oldu lakin sonunda izledim ve 3 saat olmasına rağmen izlerken çok eğlendiğim ve hiç sıkılmadığım tam bir Hollywood filmi diyebilirim. Jorden Belfort karakteri başlarda işini çok iyi icra eden ve çok çalışkan ve hakkaniyetli kazanç sağlayan bir adam iken başarılı oldukça daha fazlasını ve kazandıkça hep daha fazlasını arzulayan ki bence insanoğlunun "Açgözlü" yönünü vurgulayan bir yapım. Bende insanların doyumsuz olduğunu ve kazandıkça daha fazlasını kazanmaya çalıştığını ve bunun sonu gelmeyeceği kanısındayım. Jorden karakteri de kazandıkça suça karıştı ve çok lüks bir hayat sürdü. Onu gerçekten seven eşinden ayrıldı, insanlardan borsacılık yolu ile çaldı ve refah ile hayat sürdü ki bu durum tabi ki sonsuza kadar sürmedi. FBI peşine takıldı kendi takımının yaptığı hatalar ve takımın içinde arkadaşlarının yaptığı hainlikler ile kendi kurduğu krallığı dağıldı. Güvendiği dağlara karlar mı yağmadı karısı tarafından terk mi edilmedi iflas mı etmedi her şeyini bir anda kaybetti ama en çokta güvendiği insanlar tarafından yediği darbeler yüzünden gözünü kararttı ve kendini aklamak için daha doğrusu suçunu azaltmak için herkesi sattı tüm doğruları anlattı ve kendi cezasını minimuma indirdi. O kadar lüks içindeyken aslında her şeyin sahte olduğunu ve gerçek olanın filmin sonunda hissettiği hisler olduğunun farkına vardı. Güzel bir filmdi ama cinsellik çok fazla var ve aşırı tahrik edici yani izlerseniz yalnız izlemenizi tavsiye ederim.
İran sinemasını seviyorum. Dram türünde çok başarılı ve kaliteli filmleri var. Bu film ise ayrılma aşamasında olan bir ailenin o esnada başına gelen olayları izliyoruz. Kadın ayrılmak ister , adam ise barışmak için hiç çaba harcamaz. Kadının isteğini kabul eder…devamıİran sinemasını seviyorum. Dram türünde çok başarılı ve kaliteli filmleri var. Bu film ise ayrılma aşamasında olan bir ailenin o esnada başına gelen olayları izliyoruz. Kadın ayrılmak ister , adam ise barışmak için hiç çaba harcamaz. Kadının isteğini kabul eder aslında film de ilerleyen dakikalar farkına varıyoruz ki kadının isteği adamın ona kal demesi, gitmesini engellemesi yönündeymiş ama adam ketum bir karakter. Kendi doğrularının dışına çıkmayı reddediyor. Bu ayrılık aşamasında evleri de ayırılar ve adam Alzehemır olan babası ve kızı ile yaşamına devam eder. Adam gündüzleri işe gittiğinden ve kızı da okula gittiğinden babasına bakacak bir eleman arayışındadır. Daha sonra bakıcı kadın bulur ama bu kadın adamın hayatını mahveder. Adamın evinden para çalınır ve kadından bilir. Kadın çalmadığı konusunda ısrarcı olur ama nafile kadın çocuğunu düşürür ve burada hikaye kadının çocuğunun düşmesine adam vesile oldu mu olmadı mı bu soru üzerine gidilir. İzleyici de bilmez cevabi ve film boyunca bir merak içerisinde izleriz. Asla yalan söylemeyeceğini düşündüğümüz adam zora kalınca kendine kurtarmak için yalan söyleyerek aslında insanlığın içgüdüsel olarak böyle bir doğası olduğunu izleyiciye sunar. Yönetmenin bu insanlığıın bu yönünü ele almasını çok beğendim. Çünkü bu erkek karakter film boyunca doğru ve dürüst bir karakter olarak bilinir. Kızına hep bu doğrultuda nasihatler verir ve yetiştirir. İzleyiciye böyle bir karakterin dahi içgüdüsel olarak farklı yönünün yansıtılması gerçeği bence çok başarılı. Şeriat ülkesi olduğu için kanun işleyişi farklı çocuğu düşen kadının hikayeyi eksik anlatması ve filmin sonunda gerçekten "Vicdan" unsurunun ele alınması ben filmi çok beğendim. Sonu belirsiz bitti küçük kız kimi seçtiğini keşke görebilseydik.
Türk edebiyatı kitaplarını çok az okuduğumu fark edip hemen kendime bu alanda yeni kitaplar aldım. Bugün yeni bitirdiğim İntibah romanı ile karşınızdayım. Türk edebiyatının ilk edebi romanı olan bu kitap açıkçası beni yer yer üzdü yer yer de çok sinirlendirdi.…devamıTürk edebiyatı kitaplarını çok az okuduğumu fark edip hemen kendime bu alanda yeni kitaplar aldım. Bugün yeni bitirdiğim İntibah romanı ile karşınızdayım. Türk edebiyatının ilk edebi romanı olan bu kitap açıkçası beni yer yer üzdü yer yer de çok sinirlendirdi. Gerçekten zehir saçan, yılan dilli, aşufte bir kadın olan Mehpeyker karakterinden nefret ediyorum. Bu yılan karakterin; Tertemiz kalpli, çalışkan. eli yüzü düzgün, namuslu bir adamın hayatını nasıl mahvettiğini okuyoruz. Gönül bu kime konacağı belli olmuyor gerçekten olayın çarpıcı tarafı bu Mehpeyker denen kadın gerçekten Ali Bey karakterini seviyordu daha doğrusu Ali'nin ona karşı olan saf ve masumane sevgisini seviyordu. Temiz bir kalp tarafından sevilmeyi seviyordu çünkü küçük yaşlardan beri aşuftelik yaptığından böyle gerçek ve masumane şeylere hasret bir kadın. Aslında hikaye de Ali en başında Mehpeyker'i dinleseydi ona karşı tutumu ketumlaşmayacaktı ki Mehpeyker neden Abdullah efendinin yanına gittiği konusunda haklılık payı olsa da kadın zehirli sarmaşık olduğundan ilerleyen günler yine de çocuğun hayatını mahvedecekti. Ali Bey karakteri asla işin aslını astarını dinlemeyen ordan burdan duydukları ve kafasında kurdukları ile yargısız infaz yapan bir karakter aslında hayatı onun bu özelliği yüzünden mahvoldu ki sadece kendisinin değil anacığının ve zavallı masum kız Dilaşub'un da hayatını mahvetti. Gerçekleri iş işten geçtikten sonra çok geç anladı asıl o zaman karakter ruhen öldü bence. Dilaşub karakteri , Ali Bey'e olan gerçek sevgisi ona olan inancı ve minnet duygusu ona yaptıklarına rağmen kendi canını hiçe atması benim sinirlerimi zıplattı. Maalesef ki bu kız esir olduğundan efendilerine karşı bağlılığı bu denli sıkı oluyor ve sadece esaretlik değil Ali bey denen şahsa olan gerçek ve saf aşkı onu bu duruma, ölüme kadar itiyor. Bu hikaye de Mehpeyker'in ne kadar şirret olduğu ve intikam hırsından mahvolduğunu sırf içindeki bu his yüzünden adamın hayatını mahvetmesini okuyoruz. Başlar da mehpeyker bir şey yapmıyor sıradan bir aşufte gibi duruyor olmasına karşın sayfalar ilerledikçe, kalbinin ne kadar karanlık olduğunu okuyoruz. Deli dehşet tavsiye ettiğim bir kitaptır.
Stefan Zweıg'ın çok beğendiğim bir başka kitabı daha, bu kitapta bir tıp öğrencisi olan Berger okulu için Viyana'ya yerleşir. Başlarda çokça yalnızlık hisseder ve yazar, bu yalnızlık duygusunu okuyucuya çok güzel yansıtır. Okurken gerçekten iliklerime kadar yalnızlık duygusuna kapıldım o…devamıStefan Zweıg'ın çok beğendiğim bir başka kitabı daha, bu kitapta bir tıp öğrencisi olan Berger okulu için Viyana'ya yerleşir. Başlarda çokça yalnızlık hisseder ve yazar, bu yalnızlık duygusunu okuyucuya çok güzel yansıtır. Okurken gerçekten iliklerime kadar yalnızlık duygusuna kapıldım o cama bakması ve yağmur damlalarını betimlemesi kesinlikle çok gerçek çok derin hisler. Berger üst sınıflardan bir hukuk öğrencisi ile tanışır. Bu kişi ile kapı komşusudur ve hayatı bu kişi ile tanıştıktan sonra değişmeye başlar. Bana kalırsa Berger çok içine kapanık ve iç dünyası ile yaşamayı alışkanlık haline getirmiş bir karakter. Yani aslında bana basit gelen bir durum başkası için sarsıcı olabilir ama Berger hayata karşı çok korkak ve atılgan olmayan bir karakter. Böyle pasif bir karakterin dış değil iç dünyasının geniş olmasını anlıyorum. Komşusunun kız arkadaşına karşı duygular beslemesi daha doğrusu kızın Berger'i tahrik etmesi ve aralarında geçen küçük anlar Berger'in iç dünyasını çok sarsan ve kendini yalnızlığa kapatmasına sebep bence basit unsurların karakterimiz için ne kadar çarpıcı olmasını okuyoruz ve sonlara doğru Berger'in kendini daha cesur hissetmeye başlaması bu duruma erişmesinin ona ihtiyacı olan birini tanıması ve minnet duygusu. Birine yardım etmenin verdiği tatmin duygusunu okuyoruz. Sadece bu da değil aynı zamanda yardım ettiğiniz kişinin size olan minnet duygusunun kişinin karakterini ne kadar etkilediğini görüyoruz. Maalesef ki Berger kendini geç farkına vardı. Basit olaylarlar ile darmadağın oldu. Kızıl karakterimizin sonu oldu. Konuya bakış açım biraz sert olabilir belki birçok okur Berger gibi içinr kapanıklık durumunu anlayışla karşılayabilir ama ben biraz aşırı buldum. Yazar bence okuyucuları böyle bir ikileme bırakıyor benim gibi biraz daha sert bakanlar ve berger karakterini daha çok anlayışla karşılayanlar. Kitap kısa ve mükemmel herkese tavsiye ederim.
Stefan Zweıg... Yani o kısacık kitaplara, hikayelere nasıl şeyler sığdırmış ah bir bilseniz. 5 farkli kısa hikayeden oluşan bu kitabı favori sıralamama göre yorumlayacağım; 1- Ay Işığı Sokağı:Minnet duygusunun nelere yol açabileceğini, bir insanın bu duygu ile kendini nasıl tatmin…devamıStefan Zweıg... Yani o kısacık kitaplara, hikayelere nasıl şeyler sığdırmış ah bir bilseniz. 5 farkli kısa hikayeden oluşan bu kitabı favori sıralamama göre yorumlayacağım;
1- Ay Işığı Sokağı:Minnet duygusunun nelere yol açabileceğini, bir insanın bu duygu ile kendini nasıl tatmin edebileceğini ve bunun yüzünden ne kadar zalim olup ne kadar alçalabileceğini okuyoruz. Aslında içten içe herkes kendisine minnet duyulmasını ve saygı gösterilmesini ister ama burda ki karakter ay ışığının vurduğu sokakta karşılaşacağımız bu karakterin ne kadar aşağılık olacağını ve olduğunu okuyup etkileniyoruz.
2-Leporella: Hayatı boyunca sadece temizlik yapıp hizmet ederek yaşamış bir kadının, hizmet ettiği efendisi için ona olan sadakati için ne kadar ileri gidebileceğini okuyoruz. Hizmetçiliğini yaptığı evin beyefendisine karşı aşırı bağlanan ve onu tatmin edebilmek için adamın arkasını toplayan, ihanetini gizleyen, efendisine körü körüne bağlı orta yaşlı bir kadının, efendisi için çok ileri gittiği ve hayatını alt üst edecek vakasını okuyoruz. Önce başkalarının sonra kendi hayatını mahveden bu hizmetçi kadının hem trajik hem de sinir bozucu hikayesi okuyucuyu derin düşünmeye sevk edebilir.
3-Nişan: Bir komutanın hayatta kalma hikayesi diyebilirim. Pusuya düşürülen fransız askerlerinin içinden yanlışıkla da olsa hayatta kalan komutanın, Napeleon tarafından nişan verilmiş ve namı olan bir komutanın hayatta kalabilmek için ne kadar alçalabileceğini okuyoruz. Aslında alçalmak denmez buna insanın içgüdüsel olarak yaptığı eylem diyebilirim. Lakin dönemin şartlarına göre alçalmak olarak değerlendirebiliyorlar. Bu komutanın iç dünyasını ve hayata tutunma serüvenini okurken sonunda başına gelecek olay ile hepimiz dumura uğruyacağız.
4-Leman Gölü Kıyısında Olay: Kaybolmuş daha doğrusu hayatından koparılmış bir adamın hikayesi. Ailesine dönmek için veriği takdire şayan çabası ile trajik ve imkansız bir yolculuğa çıkması ve bir kasabaya sürüklenmesi ile başlayan ve bu kasabadan gitmesi ile de biten duygusal bir hikayeyi okuyoruz.
5-Avare: Aslında herkesin iç dünyasında az da olsa denk geldiği, düşündüğü, aklından geçirdiği bir olay. Bu hikayede ki avaremiz ise çaba harcamayan ve bir yere gelememiş bir karakter. maruz kaldığı zorbalık ile hayata olan sevgisi ve isteği azalan ve cesareti kırılan karakterimizin Bir anlık cesaretini toplaması ile hayatını alt üst etmesini okuyoruz. Açıkçası emek olmazsa yemek olmazsa bende çok inanırım ve bu karakterin kendini başka konu da cesaretlendirmesini isterdim. Girdiği bunalımı az buçu tahmin edebiliyorum ama o raddeye gelmesini anlayamıyorum. Okurken sizi etkilemeyi başaracak başka bir hikayedir.
Ben bu seriye bayılıyorum. Bu seriyi herkes bilmez gerçekten korku filmi seviyorsanız bence bu seriye hemen başlamalısınız. Şimdiye kadar found footage olarak çekildi ve izlendi ama bu film normal bir film olarak yani normal sinema filmi olarak vizyona girdi. Bu…devamıBen bu seriye bayılıyorum. Bu seriyi herkes bilmez gerçekten korku filmi seviyorsanız bence bu seriye hemen başlamalısınız. Şimdiye kadar found footage olarak çekildi ve izlendi ama bu film normal bir film olarak yani normal sinema filmi olarak vizyona girdi. Bu filmi serinin diğer filmlerine nazaran daha az beğendim diyebilirim. Filmin o karanlık havası biraz dağılmış ve bizim şu meşhur palyaço kostümlü şahıslar dah az göründü. Filmin gizemi yani önceki filmlerde gördüğümüz ve cevaplanmayan yarım kalmış soruların cevapları buluyoruz. oyunculuklar da pek tatmin etmedi diyebilirim. Filmi uzatmak için konu bakımından biraz saçmalaşmış yani bir otelde başlayan lanet sonra bir malikaneye ve sonra tüm kasabaya yayılıyor olması bilemedim. Bence üçleme olarak kalsa iyi olurdu ama uzatmışlar neyse yine de germeyi başaran ve yer yer korkutan bir film olmuş. Filmin sonundan da anladığımız üzere devam filmi gelecek bu zorlu lanet kırılana kadar film sürecek anlaşılan max 2 filmlik daha uzar diye düşünüyorum. Genel anlamda seriyi beğeniyorum tavsiye ederim.
Sanat dolu bir film izledim. Resim sanatına küçüklükten beri ilgisi olan ama asla yeteneği olmayan ben bu filmde de eserleri görünce hayran oldum. Açıkçası film bir aşk hikayesini sanat ile yoğurarak ortaya koymuş. Özgür bir kadın ressamın sonra ki eseri…devamıSanat dolu bir film izledim. Resim sanatına küçüklükten beri ilgisi olan ama asla yeteneği olmayan ben bu filmde de eserleri görünce hayran oldum. Açıkçası film bir aşk hikayesini sanat ile yoğurarak ortaya koymuş. Özgür bir kadın ressamın sonra ki eseri için melankolik, içine kapanık bir kızı çizmesi isteniyor fakat burda yani başlangıçta bir ressam için çok zor olsa gerek ama aşırı profesyonelce gelen bir durum söz konusu başta model olucak kızın habersiz çizilmesi isteniyor ve ressam ile çokça vakit geçirmek durumunda kalan kızımızla aralarında içten içe bir duygu birikimi gerçekleşiyor ve ressam gün içinde kızı gördüğü o kısa zaman diliminde aklında kalanlar ile çizmeye çalışıyor. Ressamın kıza derin bakışları olsun kızın yüzündeki mutsuzluk ifadesi olsun aslında özgür gibi görünen ama olmayan ve istemediği doğrultuda hayatını ilerleten genç bir kız kendisine paralel birçok şey deneyimlemiş özgür bir ressam kadın ile tanıştıktan sonra hayatının bir bölümünün ne kadar güzelleştiğini izliyoruz. Bir yandan çok derin yaşanan duygular diğer yandan sanata aktarılan bu hisler...
Alev almış bir genç kızın portresi gerek oyunculuk olsun gerek dönemin dekoru olsun gerekte sanatı olsun bence yavaş akmasına rağmen herkesi etkileyebilecek bir yapım.