Geçenlerde tekrar izledim bu diziyi ve ilk sezon o kadar güzelmiş ki.. Ben lisede ilk izlediğimde 1.sezonu pek sevmemiştim ve sürekli 2.sezona rewatch atıyodum ama şimdi ergenliği çoğunlukla atlatmış biri olarak izleyince çoğu şey daha anlamlı geldi ve ilk sezon…devamıGeçenlerde tekrar izledim bu diziyi ve ilk sezon o kadar güzelmiş ki.. Ben lisede ilk izlediğimde 1.sezonu pek sevmemiştim ve sürekli 2.sezona rewatch atıyodum ama şimdi ergenliği çoğunlukla atlatmış biri olarak izleyince çoğu şey daha anlamlı geldi ve ilk sezon ikinci sezondan daha güzelmiş ya da bılmıyom o kadar çok izledim ki ikinci sezonu just sıkılmışta olabilirim
"Ne kadar zavallı olduğumuzu düşündüm o zaman. Hele balıkla karşılaştırırsan daha zavallı. En küçük bir zorlukta mucize bekliyoruz. Bir mucize için göğe yalvardığım günler oldu benim. Aniden buharlaşıp başka bir zamana sıçramak istediğim anlar oldu. Oysa balık oltaya takılınca deniziyle…devamı"Ne kadar zavallı olduğumuzu düşündüm o zaman. Hele balıkla karşılaştırırsan daha zavallı. En küçük bir zorlukta mucize bekliyoruz. Bir mucize için göğe yalvardığım günler oldu benim. Aniden buharlaşıp başka bir zamana sıçramak istediğim anlar oldu. Oysa balık oltaya takılınca deniziyle birlikte geliyor. Başka bir evrene yeltenmiyor. Mucizeyi değil denizi arıyor. "
Spoiler içeriyor
"Güz başındaydık ve tam bir yıl önce Kyoto'da Naoko'yu görmeye gittiğim zamanki gibi, hava dupduru ve pırıl pırıldı. Bulutlar kemik gibi incecik ve bembeyaz, gökyüzü alabildiğine yüksekti. Rüzgârın kokusu, ışığın tonu, çimenlikteki minik çiçekler, seslerin hafif hafif yankılanışı... Tüm bunlar…devamı"Güz başındaydık ve tam bir yıl önce Kyoto'da Naoko'yu görmeye gittiğim zamanki gibi, hava dupduru ve pırıl pırıldı. Bulutlar kemik gibi incecik ve bembeyaz, gökyüzü alabildiğine yüksekti. Rüzgârın kokusu, ışığın tonu, çimenlikteki minik çiçekler, seslerin hafif hafif yankılanışı... Tüm bunlar bana, sonbaharın yeniden geldiğini, her mevsim döngüsünde benimle ölüler arasındaki mesafenin biraz daha açıldığını anımsatıyordu. Kizuki hâlâ on yedi yaşındaydı, Naoko yirmi bir: Sonsuza dek."
"Beni üzen şey benim çoğunlukla ne diyeceğimi bilmiyor olmam. İş haricinde. Gidip numara yapmak zorunda değillermiş gibi. Kendileri hariç her şey olmaları gibi. Ben de gezip 100 farklı versiyonumu deniyormuş gibi hissediyorum."
"Hiroşima da öleli oluyor bir on yıl kadar. Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu. Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki…devamı"Hiroşima da öleli oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki kağıt gibi yanan çocuk."
(Nazım Hikmet - Kız Çocuğu)
" 'Yoksul bir ozanın günümüzde en ufak şansı yoktur; iki yüzyıldır da olmamıştır... yoksul bir çocuğun ingiltere de, büyük yazınsal yapıtları doğuran zihinsel özgürlüğe kavuşma bağımsızlığını elde etmekte ancak atinalı bir kölenin oğlundan biraz daha fazla umudu vardır.' İşte hepsi…devamı" 'Yoksul bir ozanın günümüzde en ufak şansı yoktur; iki yüzyıldır da olmamıştır... yoksul bir çocuğun ingiltere de, büyük yazınsal yapıtları doğuran zihinsel özgürlüğe kavuşma bağımsızlığını elde etmekte ancak atinalı bir kölenin oğlundan biraz daha fazla umudu vardır.' İşte hepsi bu. Zihinsel özgürlük maddi şeylere dayanır. Şiir, zihinsel özgürlüğe bağlıdır. Ve kadınlar yalnızca iki yüzyıldır değil, en başından beri yoksul olmuşlardır."