michael jackson ın pedofili davasını objektif bir şekilde ele alan başarılı bir belgesel olmuş .Dizi gibiydi gerildiğim yerler bile oldu . Doğuştan gelen yetenek beni her zaman çok etkilemiştir adamın sahne şovları sesi cidden başka bir seviyede . Billie jean…devamımichael jackson ın pedofili davasını objektif bir şekilde ele alan başarılı bir belgesel olmuş .Dizi gibiydi gerildiğim yerler bile oldu . Doğuştan gelen yetenek beni her zaman çok etkilemiştir adamın sahne şovları sesi cidden başka bir seviyede . Billie jean şarkısının 1983 te çekilmiş canlı performansına bi ara kafayı takmıştım her gün izlemeden duramıyodum 👌
ama özel hayatıyla ilgili olan meseleler, hakkında yürütülen davalar vs bu adama olan hayranlığımın önüne her zaman bir set çekmiştir. işin aslı ne hep merak ediyordum medya önünde inanılmaz nazik sempatik yardımsever bi insan ama arka planda ne döndüğünü maalesef hiç bir zaman bilemeyeceğiz .
gelelim pedofili davasına bu belgeseli izlemeden önce hakkında yürütülen davaların yüzde yüz karalama kampanyası olarak düşünüyordum . 8 yaşından beri sahnelerde geçen bir hayattan bahsediyoruz tahmin edersiniz ki aklımızın hayalimizin alamayacağı paralar dönüyor arka planda . bu servetten pay almaya çalışan kötüniyetli insanların olması kaçınılmaz. zaten hollywood dünyasına dahil olmanın götürüsü getirisinden daha çok . şöhretin ve paranın bedelini mutlaka bir şekilde ödüyorlar . canlarıyla veya başka bir şekilde . o dönemde zencilere karşı yapılan ırkçılığıda düşünürsek zenci birinin böylesine bir üne sahip olmasından rahatsız olan medya önünde görünmeyen ancak şöhret sahibi kimselerin hayatları hakkında hüküm verme yetksine haiz güçler olduğuda kesin . M.J yi kurtaran şey kesinlikle hayran kitlesiydi bence . son çıkan ses kayıtlarında menajerine ölüm tehditi aldığını söylüyor "bunlar hükümetten çok daha fazlası beni vurabilirler tuzak kurup aşırı dozdan öldüğümü bile söyleyebilirler kendim için endişelenmiyorum sadece çocuklarımın iyi olmasını istiyorum" diyor . sonuç aklandığı davalardan 4 sene sonra konser öncesi aşırı dozdan öldü . epstein adasındaki çocukları kurtarmaya çalıştığı iddia ediliyor . Ama epstein davasında adı geçenler o kadar büyükki ibre adeta tersine dönüyor. onları suçlamayı planladığı şeyle kendisi suçlanıyor. zaten M.j de onlarla boy ölçüşemeyecek kadar savunmasız ve hassas biriydi bence çocukluğunuda düşünürsek . babasından sürekli şiddet görüyormuş . babası onu adeta bir yatırım aracı olarak görüyormuş . çocuklara karşı olan korumacı kişiliğinin temeli zor bir çocukluk geçirmiş olmasından kaynaklanıyor olabilir . bilemiyorum .. bu belgeseli izledikten sonra makul şüphem yüzde 30 a yükseldi . michael filminde bu davalardan bahsedilmiyordu .zaten o davalardan sonra itibarı yerle bir oluyor ve aklansa bile bitiriyorlar adamı . MJ de psikolojik açıdan bi daha hiç eskisi olamıyor . filmin ikincisinde bu davalardan mutlaka bahsedilir . ama bu belgesel kadar objektif ve tarafsız yansıtılacağını düşünmüyorum . her şeyi bir kenara bırakıp müzisyenliğini ve sahne şovlarını değerlendirecek olursak bir daha onun gibisinin geleceğini sanmam ..
Ah be light 37 bölüm boyunca yeni dünyanın tanrısı ben olacağım diye gezindin en sonunda iblisin teki oldun çıktın ..Ryuzaki’yide harcadın . Kimileri light’çıydım demiş şaşırdım valla . Çocuk dünyadaki bütün kötüleri öldürücem diye kardeşini bile öldürmeyi göze aldı .Babasının…devamıAh be light 37 bölüm boyunca yeni dünyanın tanrısı ben olacağım diye gezindin en sonunda iblisin teki oldun çıktın ..Ryuzaki’yide harcadın . Kimileri light’çıydım demiş şaşırdım valla . Çocuk dünyadaki bütün kötüleri öldürücem diye kardeşini bile öldürmeyi göze aldı .Babasının ölümünde bile timsah gözyaşları döktü .Ryuzaki gibi körpe bir delikanlı dururken bu çocuğun nesini sevdiniz arkadaşlar kfkzfközöf
Genelde yemek yerken izledim bu animeyi . Ryuzaki öldüğünde lokmam boğazıma dizildi iştahım kapandı . Zaten ondan sonra pek sarmadı .. Allah seni bildiği gibi yapsın light zaten misa’ yada çok kötü davrandın kız ömrünün yarısını harcadı be senin için ( gerçek anlamda ) bari azıcık için yumuşasaydı taş kalpli, kompleksli ergen
Light’a sövmesem çok içimde kalırdı bi rahatlama geldi 💆🏻♀️
Ryuzaki hem çok tatlı hem de çok komikti . Böyle üstün zekalı kişilerin zekasıyla ters orantılı olarak bazı otistik huylara sahip olması beni çok güldürüyor . Eleman çok zeki ama oturmayı bilmiyor mesela 😂😂
Bir de aklına dahiyane bir fikir geldiğinde ağzına çikolata atıp uzaklara dalması yok muydu ah be Ryuzaki sen bunları haketmedin be çocuk . İnşallah cennete gitmişsindir dnkzkfkd
Sonuç olarak polisiye seviyorsanız bence güzeldi . bölümler 20 şer dk zaten hızlı ilerliyor . Ama bi demon slayer değildi eğri oturalım doğru konuşalım 🤝
kader olgusu karşısında ne kadar çaresiz ve aciziz .. dram filmlerinin çoğunun ardında hep bir hayat dersi var aslında. Dünya maalesef o kadar da toz pembe değil. öyle olmuş olsaydı bu dünyada" iyi "olarak kalabilmenin mükafatı cennet olmazdı herhalde ..…devamıkader olgusu karşısında ne kadar çaresiz ve aciziz .. dram filmlerinin çoğunun ardında hep bir hayat dersi var aslında. Dünya maalesef o kadar da toz pembe değil. öyle olmuş olsaydı bu dünyada" iyi "olarak kalabilmenin mükafatı cennet olmazdı herhalde .. Her an bir imtihanın içindeyiz. çoğu zaman en yakınımızdakilerle sınanıyoruz . Her şeye rağmen hayattan zevk alarak yaşamaya çalışmak , bütün kırgınlıklarımıza ve kırılan heveslerimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalışmak bazen çok zavallıca gelse de sanırım hayat böyle bir şey maalesef , masssmalesef .. filmde dikkatinizi çekti mi bilmiyorum 90. dakikada robert bir nefeste yaşlandı . o sahne beni çok etkiledi çünkü çok gerçekti . düşündümde ben bu yaşa nasıl bu kadar hızlı geldim ? neden kayda değer bişeyler hatırlamıyorum ? hayalini kurduğum başarıları elde ettiğimde kendimle kaç gün gurur duydum ? kaç gün mutluluktan ağzım kulaklarımda gezdim 5 gün ? 15 gün ? 1 ay ?
velhasılı çevrenizde size hayat denen bu çilehaneyi sevdirecek birileri yoksa tek başınıza bunu başarmak bir hayli zor .. filmde en duygulandığım kısım robert ' in çok fena hastalanıp tek başına iyileşmeye çalışmasıydı . o kadar üzüldüm ki kalkıp sıcak bir çorba yapmak istedim . bir de kızının geldiği sahnede gözyaşım pıt kalbim çıt ❤️🩹 arka fondaki müzik çok fenaydı .. hatta bu yazıyı yazarkende arka fonda çalıyor şuan (the great comet müziğin adı ) en beğendiğim replik ise " robert hayatını azıcık da olsa anlamaya başladığını hissetti ama bu sefer de hayatı elinden kayıp gidiyordu " bu replik robert açık kokpite binip ilk kez uçmayı deneyimlediğinde geçiyordu . hayatı anladığımız kısımlar ilk kez deneyimlediğimiz şeylerde gizli sanırım . o yüzden kendim için ve bonus olarak bu yazıyı okuyanlar için (patron çıldırdı )bol deneyimli gezmeli ve huzurlu bi hayat diliyorum .. 🙏
öncesinde perfect blue izlediğim için film normal geldi . Normal bir psikolojik gerilim filmi gibiydi .. Ta ki portal ın black swan incelemesini izleyene kadar . Gerçekten harika bir inceleme olmuş filmi izlemeyecek olsanız bile incelemesini izleseniz size çok şey…devamıöncesinde perfect blue izlediğim için film normal geldi . Normal bir psikolojik gerilim filmi gibiydi .. Ta ki portal ın black swan incelemesini izleyene kadar . Gerçekten harika bir inceleme olmuş filmi izlemeyecek olsanız bile incelemesini izleseniz size çok şey katacağına eminim . psikoloji filmlerini bu yüzden çok seviyorum . Kendinizi daha iyi tanımanıza yardımcı oluyor . Benlik bilinciniz gelişiyor . ufkunuz açılıyor . Daha ne olsun ?
filme gelecek olursak nina balerin okulunda hırslı, çalışkan, mükemmelliyetçi bir öğrencidir . Dans okulunda çaykovskinin kuğu gölü eseri canlandırılacaktır ve bunun için bir kuğu gölü kraliçesi gereklidir . Kuğu Gölü eserinde beyaz kuğu ve siyah kuğu ikiz kardeşlerdir . beyaz kuğu kötü bir büyücünün yaptığı büyü ile gece insan gündüz kuğu formundadır .Bu büyü yalnızca gerçek aşk ile bozulacaktır . prens beyaz kuğuya aşık olur . kötü büyücünün düzenlediği partiye katılan prens orda siyah kuğuyu görür ve siyah kuğu prensi baştan çıkarır . bunu duyan beyaz kuğu ise intihar eder . hikaye kabaca bu şekilde .. dans okulunda beyaz ve siyah kuğunun aynı kişi tarafından canlandırılması gerekir . Beyaz kuğuyu canlandırmak disiplin ve antrenman gerektirir bu ninada fazlasıyla vardır . Ancak siyah kuğuyu oynamak sezgiseldir . beyaz kuğu sakinlik . siyah kuğu vahşilik ister . ve bu zıtlıkların aynı bedende bulunması ve canlandırılması oldukça zordur .
Nina narsist annesinin uslu kızıdır . Annesinin sözünden hiç çıkmaz 20 li yaşlarında olmasına rağmen bağımsızlığı hala yoktur zincirleri annesinin elindedir .masumdur , güzeldir , saftır bu yönüyle nina tıpkı bir beyaz kuğu gibidir . nina nın yedek oyuncusu lily ise nina nın tam tersidir rahattır , hayatı düşünmeden yaşar, bakışlarıyla bile insanları etkileyecek güce sahiptir .lily bu yönleriyle tıpkı bir siyah kuğu gibidir . Aslında siyah kuğu nina nın gölgesi gibidir . ve bu gölge kendini açığa çıkarmak ister. herkes bir gölgeye sahiptir , bu gölge insanın bilinçli yaşamında ne kadar az içeriliyorsa , o kadar kara ve yoğun olur .. yani içinizdeki bu gölgeyi ne kadar saklarsanız bu gölgenin kendini açığa çıkarması o kadar acılı ve sancılı olur ..nina bu gölgesini kabullenemez ve adeta bir kişilik bölünmesi yaşar , psikoz atakları tetiklenir.nina gölgesini kabul etmekte zorlandığı için ve bu durumu kendine itiraf edemediği için bu gölgesini lily ' e yansıtmayı tercih eder .. Buna gölge yansıtması denir . nina aslında burada gölgesini benimseyen lily ' e gıpta ile bakar . ama kendi gölgesini benimseyemediği için lily' i kendisinden alçakta görür .aslında mesele lily ile ilgili değil gölgesini baskıladığı için direk nina nın kendisi ile ilgilidir . gölgemizi gizlediğimiz her an mağdur oluruz başkalarının bizi kullanmasına göz yumarız . mesela annesi ninayı kullanıyordu . nina nın gölgesinin ortaya çıkışı ilk olarak annesine başkaldırmasıyla başladı ve gösteri günü çok trajik bir sonla gölge kendini büsbütün gösterdi . ASLINDA tüm mesele siyah kuğuya dönüştükten sonra tekrardan beyaz kuğuya dönüşmeyi bilmekti . sakladığımız gölge ile toplum içinde kullandığımız profil arasındaki dengeyi sağlamaktı . nina nın yapamadığı şey buydu işte .. sadece beyaz kuğu olmak kolay kolaydır , sadece siyah kuğu olmakta kolaydır . asıl mesele bilinç ve bilinçdışı arasındaki dengeyi sağlamayı bilmek ..
İçerisinde fazlaca metafor barındıran harika bir iran filmiydi. İyiki izlemişim dedirtti . Dr. alam ünlü , zengin , kibirli bir tıp profösörü oğlu ölümcül bir hastalığa yakalanıyor .oğluyla hiç ilgilenmediği , hastalığının belirtilerinden bile haberi olmadığı için çaresizce oğlunun kalan…devamıİçerisinde fazlaca metafor barındıran harika bir iran filmiydi. İyiki izlemişim dedirtti . Dr. alam ünlü , zengin , kibirli bir tıp profösörü oğlu ölümcül bir hastalığa yakalanıyor .oğluyla hiç ilgilenmediği , hastalığının belirtilerinden bile haberi olmadığı için çaresizce oğlunun kalan 1 aylık ömründe yaptığı hataları telafi etmeye çalışıyor . oğlu astronomiyle yakından ilgilendiği için arkadaşlarıyla beraber gökyüzünü gözlemlemeye çöle gidiyor . doktor alam'da çöle oğlunun yanına gitmek üzere uzun bir yolculuğa çıkıyor. zaten film yolculuğa çıktığında başlıyor denebilir . yol boyu tanıştığı insanlar , çöl görüntüleri , iran kültürü filme ayrı bir hava katmış sanki sizde doktor alam ile birlikte yolculuk yapıyorsunuz . sinematogrosfiside çok yüksekti . son sahne çok etkileyiciydi .. film afişinde michelangelo'nun "ademin yaradılışı" isimli tablosundan esinlenilmiş bence . film de zaten tam olarak afişe benzer bir sahneyle bitti . tabloda tanrının elini temsil eden el sonuna kadar açıkken , âdemin eli tereddüt eder gibi eğimli kalmış .Filmde tanrının eli doktorun oğlu olan saman' ın elini temsil ediyor âdemin eli ise doktor Alam'ın elini temsil ediyor .Yani sonuç olarak Saman aslında hep babasıyla yakın olmak istedi ama babası oğlunun hastalığını farkedemeyecek kadar, doğum günü partisine bile gidemeyecek kadar ilgisizdi .. Bu bağlantı aşırı hoşuma gitti. yolculuk boyunca doktor alam kendini arıyordu aslında . filmin sonuna doğru yaşadığı ibretlik olay sonucunda kendini buldu bence ..10/10 valla izlemelisiniz 🤌
okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi . konu : ünlü bir doktorun sokakta bulduğu yaralı bir köpeğe ; kötü ahlaklı ölü birinin hipofiz ve erlik bezlerini nakletmesi , bu nakil sonucu köpeğin bir insana dönüşmesi ve kendisini insana çeviren doktora hayatı…devamıokuduğum en ilginç kitaplardan biriydi . konu : ünlü bir doktorun sokakta bulduğu yaralı bir köpeğe ; kötü ahlaklı ölü birinin hipofiz ve erlik bezlerini nakletmesi , bu nakil sonucu köpeğin bir insana dönüşmesi ve kendisini insana çeviren doktora hayatı dar etmesi ..
her ne kadar konu ilgi çekici olsada kitabın çevirisini pek beğenmedim . yani kitap aktı bir şekilde ama daha iyi bir çeviri olabilirdi . kitabın youtube da filmini buldum siyah beyaz bir filmdi bence dönemine göre o da başarılıydı . Kitabı okurken köpeğin insana dönüşmesi mantık dışı olduğu için başta algılayamıyorsunuz . Ben de inceleme dinlemek için küçük bir araştırma yaptım . filmi olmasını hiç beklemiyordum. Diyaloglar ve olay örgüsü kitapla aynı .Çeviri olarak da kitaptan daha iyiydi bence .. Garip olan cidden köpeğe çok benzeyen değişik tipli birinin başrolde olmasıydı.. allahın yarattığınada böyle denmez ama jhksdhfkjshfkjbf . Bence kitabı okuayacaksanız filme de bi bakıverin somut olarak görmek algılama hızınızı da arttırıyor . Onun dışında kitapta çok fazla siyasi göndermeler vardı . zaten 60 küsür sene kitaba sansür uygulanmış . Bu çok üzücü bir şey değilmi yaa .. düşünsenize böyle enteresan bir kitap yazıyorsunuz sonra sizinle aynı ideolijiye sahip olmayanların yönettiği devlet denen organizma kitabın yayımlanmasını engelliyor . ve yazar o kadar emek ettiği kitabın yayımlanmasını göremeden , toplumun kitap hakkındaki yorumlarından bihaber ölüp gidiyor ..yazar kendine yazmadı herhalde bu kitabı , kitaplar toplum için değil midir zaten ? kitaptan bağımsız empatik bir eleştiri oldu biraz ..
kitaba dönecek olursak . Ben filip filipoviçin burjuva kesimini temsil eden marksizizm karşıtı biri olduğunu şarikin ise proleterya kesimini temsil ettiğini düşünmüştüm ama kitaptaki karakterleri bu kadar keskin ideolijilerle sınırlamak yazarın vermek istediği mesajın önüne geçebiliyor bazen .ideolejilerden uzak bir yorum yapacak olursak yazarın temelde vermeye çalıştığı mesaj şuydu bence "Toplumu zorla ve hızla dönüştürürsen ortaya özgür birey değil, otoriter bir ucube çıkar.”
yinede iyi ahlaklı birinin hipofiz ve erlik bezleri nakledilseydi acaba sonuç ne olurdu diye düşünmeden edemedim .
Spoiler içeriyor
Beklentim yüksekti ama hiç karşılamadı . Çok saçmaydı ve mantık hataları vardı. Film güzel olduktan sonra mantık hatalarını dikkate almam ama film kötü olunca mantık hatalarıda göze batmaya başladı . Sonunada acayip kıl oldum herkes 80 dk boyunca birbirine işkence…devamıBeklentim yüksekti ama hiç karşılamadı . Çok saçmaydı ve mantık hataları vardı. Film güzel olduktan sonra mantık hatalarını dikkate almam ama film kötü olunca mantık hatalarıda göze batmaya başladı . Sonunada acayip kıl oldum herkes 80 dk boyunca birbirine işkence ederek, şiddet uygulayarak, kandırarak sorunun ne olduğunu bulmaya çalıştı ama soru "görevlinin sorusu olan var mı "cümlesiydi. Sinirden güldüm valla ..Dalga mı geçiyorsunuz yönetmen bey . Yani aşırı zorlama bir sondu . Ha merak uyandıran gerilimin arttığı kısımlar vardı ama izlemeye değecek kadar değil. Karar sizin dostlar. Ben izlediğime pişman oldum ne yalan söyleyeyim..🥲
Çok safe hissettirdi yaa . 70 yaşında ve içinde hala çalışma aşkı olan idealist ,yol gösterici, mükemmel bir mentör Ben ile hızla gelişmekte olan bir şirketin kurucusu ve zor beğenen, takıntılı ,stresli bir şirket kurucusu olan jules' in zamanla gelişen…devamıÇok safe hissettirdi yaa . 70 yaşında ve içinde hala çalışma aşkı olan idealist ,yol gösterici, mükemmel bir mentör Ben ile hızla gelişmekte olan bir şirketin kurucusu ve zor beğenen, takıntılı ,stresli bir şirket kurucusu olan jules' in zamanla gelişen dostluk ilişkisini anlatıyor . filmde aslında stajyer olan yaşlı amcamız ama film ilerledikçe roller değişiyor . Ben , julesin stresli hayatını dengeleyerek ona özel hayatında da yol gösteriyor . julesin eşini affetme konusu tartışılır beni biraz rahatsız hissettirdi açıkçası keşke filmin sonunda Ben'inde yorumunu görebilseydik :) ama yinede iyi hissettirdi . tek başınıza güzel vakit geçirmek için iyi bir seçim olabilir :)
Dogville kasabasındaki herkes gerçekten iğrençti .. ama içlerinde en iğrenç olan dilinden ahlak düşmeyen insan davranışları hakkındaki teorilerini dahiyane bir biçimde anlatan çakma filozof tomdu . iğrençsin tom gerçekten iğrençsin.. sözde aşık olduğun kadının zor durumda olmasından faydalanıp ona tecavüz…devamıDogville kasabasındaki herkes gerçekten iğrençti .. ama içlerinde en iğrenç olan dilinden ahlak düşmeyen insan davranışları hakkındaki teorilerini dahiyane bir biçimde anlatan çakma filozof tomdu . iğrençsin tom gerçekten iğrençsin.. sözde aşık olduğun kadının zor durumda olmasından faydalanıp ona tecavüz edenleri yargılayacak cesareti korkak olduğun için kendinde bulamıyorsun ama bu kadının bir köpek gibi çalıştırılmasına insanın onurunu ve haysiyetini yerle bir edecek durumlara zorla sokulmasına göz yumup bu kadını yargılayacak cesareti kendinde bulabiliyorsun .iğrençsin . bi de üstüne grace'le zorla beraber olmaya çalışıp graceten red yiyincede ahlak bekçisi kesiliyor paşamız ve grace ablamıza şöyle diyor " acımı hafifletmek için , ideallerinden biraz fedakarlık etsen olmaz mıydı bu kasabada ben hariç herkes sana sahip oldu "diyor HJDFJKDHFJKDH sinirden klavyeyi yedim . sen babanın cüzdanından para çalacak kadar alçalamazsın ama suçu grace atarken onu alçaltmakta bir sakınca görmüyorsun pislik herif .
neyse sonuç olarak dostlar bence hayatta belirli bazı insan tiplemeleri var filmde dogville kasabasını oluşturan insanlarının hepsi aslında yaşadığımız toplumda mevcut herkes kendine dikkat etsin jkjsjjdljldlf .. ve bence en korkunç insanlar iyilik maskesinin ardına saklanan çürümüş bir ahlaka sahip olan bencil kibirli ve kompleksli insanlar . mesela filmde tom un gangstraleri aramasının sebebi grace' in toma diğerleri gibi olma ihtimalinin olabileceğini ima etmesiydi çünkü diğer erkeklerin grace sahip olmasının sebebi aslında grace'e bir bedel ödetmekti örneğin grace in kaçmasına yardım etmenin bedeli 10 dolar + grace sahip olmaktı . tomda aslında grace' e bir bedel ödetmeye çalıştı yani tomun matematiği şu şekildeydi "senin için bütün arkadaşlarımdan vazgeçtim ve seni seçtim sende bunun karşılığı olarak kendini bana teslim etmelisin sana sahip olmama izin vermelisin " grace te bunun üzerine tomun diğerleri gibi olma konusunda şüpheye düştüğünü ima eder ve tomda buna sinirlenir . çünkü tom gibi bir ahlak filozofunun şüpheye düşmesine imkan yok o tertemiz ve iyi biri ahlaki meseleler onun uzmanlık alanı ve grace ten bu konuda nutuk dinleyecek son insan :))) bunun üzerine tom içinden grace'e senin ne haddine benim diğerleri gibi olabileceğimi ima etmek der ve başından beri taktığı iyilik maskesi düşer . gangstarleri arar ve grace'i ele verir gangstarler gelincede onlara sempati besler aynı grace yaptığı gibi onlara iyi davranır ... şeytan şok jfhkdfkdh . tomun bu kadar öfkelenmesinin sebebi grace in imasının gerçek olmasıydı. yani tom da her ne kadar başından beri grace e iyi davransada dogville kasabasındaki diğer iğrenç insanlardan farksız. sapık olan biri kendini belli eder ya da kötü biri olmaktan gocunmayan biri kendini açığa vermekte bir beis görmez . ama maskelerin ardına saklanıp arkanızdan iş çeviren insan sapık insandan daha tehlikeli bence .. toma çok sinirlendiğim için böyle bir girizgah yapmış oldum mecburen ..
filme gelecek olursak bence felsefe kitabı gibi bir filmdi . insan doğası hakkında sizi derin düşüncelere sevk edeceğine eminim . kesinlikle izlenmesi gerektiğini düşünüyorum . filmi bitirdiğimden beri insan doğası gereği kötümüdür ? kötü olmak bir seçim midir ? kötü davranmak için uygun koşullar sağlandığında her insan kötü davranır mı ya da bir insanı kötü yapan çevresel faktörler midir ? sorularıyla başbaşa kalıyorsunuz . grace in babasıyla olan konuşması ders gibiydi ve zihnimde insanlara karşı olan davranışlarımda köklü bir değişiklik yaratacak bir kilit açıldı resmen.. o sözleri burayada yazmak istiyorum
+katil çocukken ihmal edilmişse bu gerçek bir cinayet sayılmaz değil mi ? sadece koşulları suçluyorssun sence tecazüzülerle katiller kurban olabilir . ama bence onlar birer köpek ve eğer kendi kusmuklarını yalıyolarsa onları durdurmanın tek yolu kamçılamaktır
-ama köpekler doğaları ne emrediyorsa onu yapar .neden onları affetmiyoruz ?
+ köpeklere pek çok şey öğretebilirsin ama doğalarına her uyduklarında onları affederek değil .
-demek ben insanları affettiğim için kibirliyim ha ?
+tanrım .. bu sözleri söylerken sözde alçakgönüllülük ediyorsun .hiçkimsenin senin yüksek ahlaki değerlerine erişemeyeceğinden o kadar eminsin ki ,herkesi bağışlıyorsun . bundan daha kibir dolu bir davranış olamaz . sevgili kızım başkalarını affetmek için bulduğun bahaneleri kendin için asla kullanmazsın ..
- neden merhamet etmeyeyim söylesene neden ?
+ hayır .. merhamet etmelisin ama bunun için belli bir ölçütün olmalı . bunu onlara borçlusun .sen kendi günahların için ceza çekiyorsan onlarda aynı cezayı çekmeli
- onlar insan ..
+ hayır . her insan harketlerinden sorumlu tutulmak ister mi ? elbette ister . ama sen onlara bu şansı bile tanımıyorsun .bu son derece kibir dolu bir davranış
...
grace birden tüm sorularının cevabını buldu onlar gibi davranmış olsaydı , kendi yaptıklarını asla savunamazdı . onları yeteri kadar ağır bir cezaya çarptıramazdı .nihayet üzüntüsü ve acısı doğru yere yönelmişti . Hayır yeterince iyi davranmamışlardı .birinin olayları düzeltecek gücü varsa bunu kullanmalıydı . diğer kasabalar adına insanlık adına ..hiç değilse , bir insan olan grace adına ..
zihnimde açılan kilit ise insanlara gösterdiğimiz merhametin ve iyiliğin sonsuz olmaması yani sınırlı olması bizi kötü yapmaz aksine bunu onlara borçluyuz ..