Sana önceden yazdığım dizeler yalan söylüyordu; Seni bundan daha çok sevemem diyenler hani; Ama o zamanlar aklım bir türlü almıyordu, İçimdeki alevin daha da parlak yanabileceğini. Oysa zaman, kralların fermanını bile değiştirir, Yeminler arasına girer, milyonlarca oyunuyla, Kutsal güzelliği karartır,…devamıSana önceden yazdığım dizeler yalan söylüyordu;
Seni bundan daha çok sevemem diyenler hani;
Ama o zamanlar aklım bir türlü almıyordu,
İçimdeki alevin daha da parlak yanabileceğini.
Oysa zaman, kralların fermanını bile değiştirir,
Yeminler arasına girer, milyonlarca oyunuyla,
Kutsal güzelliği karartır, sivri niyetleri köreltir;
Nice dik başları değişimin çarkına uydurur sonunda;
Heyhat! ben de zaman denen zorbanın korkusuyla,
'En çok şimdi seviyorum seni,' diyemez miyim;
Aşkımdan kuşku duymadığım, en emin olduğumda,
Geleceği unutup, o güne taç giydiremez miyim.
Aşk bir bebek olduğuna göre,
hayır, bunu diyemem,
Büyümesini sürdüren şeyi,
Büyümüş gibi göremem.
WİLLİAM SHAKESPEARE
Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil. İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile. Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki,…devamıKalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil. İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile. Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz.
İzlerken şunu fark ettim: Bu bir aşk filmi değil,sevmenin değil kaçmanın hikâyesi.Bazen çok seversin ama cesaret edemezsin.Yaklaşmak istersin ama kaybetmekten korkarsın.Oyun dersin, gurur dersin, zamana bırakırsın.Ama aslında sadece kendinden saklanırsın.Bu film bana şunu hatırlattı: -Bazı insanlar aşkı yaşamaz, onu sınar.Ve…devamıİzlerken şunu fark ettim: Bu bir aşk filmi değil,sevmenin değil kaçmanın hikâyesi.Bazen çok seversin ama cesaret edemezsin.Yaklaşmak istersin ama kaybetmekten korkarsın.Oyun dersin, gurur dersin, zamana bırakırsın.Ama aslında sadece kendinden saklanırsın.Bu film bana şunu hatırlattı: -Bazı insanlar aşkı yaşamaz, onu sınar.Ve bazı duygular vardır, kazanılmaz…Ya kabul edilir ya da ömür boyu ertelenir.Bu filme en çok yakışan şarkı da bana göre “Bilinmeyen Saat”.Çünkü ikisi de aynı yerde duruyor:Ne tam başlangıçta,ne de gerçekten bitmiş bir yerde.Arada KALPTE.
***Yaşıyorum ama üç adım ötemi görmeden.*** ***Yalnızlıktan acı çekmek de bir itirazdır. - Bense hep "çokluk"tan acı çektim...*** ***Şüphe değil kesinliktir insanı delirten... Ama böyle hissetmek için derin olmalı insan, uçurum olmalı, filozof olmalı...*** ***Okumak beni kendi ciddiyetimden kurtarır.*** ***Boş…devamı***Yaşıyorum ama üç adım ötemi görmeden.***
***Yalnızlıktan acı çekmek de bir itirazdır.
- Bense hep "çokluk"tan acı çektim...***
***Şüphe değil kesinliktir insanı delirten... Ama böyle hissetmek için derin olmalı insan, uçurum olmalı, filozof olmalı...***
***Okumak beni kendi ciddiyetimden kurtarır.***
***Boş boş oturmak -daha önce de söylediğim gibi- kutsal ruha yapılan asıl günahtır.***
Coco, ölümü soğuk bir yokluk değil, sevgiyle hatırlandıkça ısınan bir geçiş olarak anlatır.İnsan, ardında bıraktığı anılarda kırılgan ama kalıcı bir yankıya dönüşür.Unutulmak, bedenin değil kalbin ikinci kez susmasıdır.Film, insanın kendi sesini ararken aslında sevdiklerinin fısıltılarına tutunduğunu gösterir.Müzik, burada bir sanat…devamıCoco, ölümü soğuk bir yokluk değil, sevgiyle hatırlandıkça ısınan bir geçiş olarak anlatır.İnsan, ardında bıraktığı anılarda kırılgan ama kalıcı bir yankıya dönüşür.Unutulmak, bedenin değil kalbin ikinci kez susmasıdır.Film, insanın kendi sesini ararken aslında sevdiklerinin fısıltılarına tutunduğunu gösterir.Müzik, burada bir sanat değil; kaybolmamak için edilen bir duadır.Coco, sevginin zamana direnebilen tek varoluş biçimi olduğunu sessizce söyler.
Seni böyle seversem asarlar beni Bir deniz fenerinin söndüğünü görürsün Evlerine kapanır ah bütün gemiler Sis basınca o limanları kime kalırsın Seni böyle sevdiğimi bilseler de bilemezler Ay batar bir bulut kaynar duyamazlar ki Seni böyle sevdiğimi bilseler de bilemezler…devamıSeni böyle seversem asarlar beni
Bir deniz fenerinin söndüğünü görürsün
Evlerine kapanır ah bütün gemiler
Sis basınca o limanları kime kalırsın
Seni böyle sevdiğimi bilseler de bilemezler
Ay batar bir bulut kaynar duyamazlar ki
Seni böyle sevdiğimi bilseler de bilemezler
Gün doğar yer oynar yerinden duyamazlar ki
Seni böyle sevdiğimi bilseler asarlar beni
Yokluğunu anlatırlar önce bir güzel
Dudaklarım çatlayınca susuzluğuna
Bir sabah tam beş buçukta ipe çekerler
Seni böyle sevdiğimi bilseler de bilemezler
Ay batar bir bulut kaynar duyamazlar ki
Seni böyle sevdiğimi bilseler de bilemezler
Gün doğar yer oynar yerinden duyamazlar ki
"HAYATIM HAYATIMIN ROMANI OLSUN" . -En kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. Yemeğe kal, dediler: kaldım. Oysa, kalınmaz. Onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. Sonunda kalkıp gidilir. . -Gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz.…devamı"HAYATIM HAYATIMIN ROMANI OLSUN"
.
-En kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. Yemeğe kal, dediler: kaldım. Oysa, kalınmaz. Onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. Sonunda kalkıp gidilir.
.
-Gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz.
.
-Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben, kurşunkalem silgisiydim, azaldığımla kaldım.
.
-Demek ki yolda durmak mümkün olmuyordu; böyle bir hürriyet yoktu. Sadece sürüklenme, kalabalığın arasına kapılma hürriyeti vardı.
.
-Vazgeçiyorum; bütün insanlığın önünde eğilerek özür diliyorum: beni yanlışlıkla çıkardılar sahneye.
.
-Dünyada bir tane kahraman bulunmalı. Tek başına yaşayanlara cesaret vermek için.
.
-Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım…
.
-Beni bulamayacaklar. Ne kadar uğraşsalar da çözemeyecekler sırrımı. Sonunda pişman olacaklar insan müzesinde bir manken eksik kalacak. Bir biçim veremeyecekler bana.
.
-Ben yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkûm edildim. Bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. Ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum. İnsanların düşmana da ihtiyacı vardır…
Her seferinde bana yeniden çocukluğumu yaşatan bir film. 2010 senesinde İzmir’in ayaz Şubatında sobanın kenarında otururken tüplü televizyonun e2 kanalında çıkan muhteşem bir film. Kitabını da okumuştum. İkisi de beni o dönemin İngiltere’sinde yaşatıyordu. Kasvetli yağmurlu havalar, publar, kırsal bölgelerle…devamıHer seferinde bana yeniden çocukluğumu yaşatan bir film. 2010 senesinde İzmir’in ayaz Şubatında sobanın kenarında otururken tüplü televizyonun e2 kanalında çıkan muhteşem bir film. Kitabını da okumuştum. İkisi de beni o dönemin İngiltere’sinde yaşatıyordu. Kasvetli yağmurlu havalar, publar, kırsal bölgelerle adeta filmi izler gibi akıcı. Her yaştan kesim ile izlenilebilir benim gönlümde taht kurmuş bir film.❤️
.
.
.
"güzel ve masum bir görünüşün içinde günahın gizlenmiş olmadığını kim ileri sürebilir?"
Helllo. İlk defa bu kadar cüce bir insanı bir arada gördüğüm fantastik öykümsü tadında güzel bir film. İzlettirdikçe izlettiriyor. George lucas'ın öyküsünden uyarlanmış ron howard tarafından yönetilmiş 1988 yapımı fantastik film. ünlü ewok warwick davis ile ona eşlik eden val…devamıHelllo. İlk defa bu kadar cüce bir insanı bir arada gördüğüm fantastik öykümsü tadında güzel bir film. İzlettirdikçe izlettiriyor.
George lucas'ın öyküsünden uyarlanmış ron howard tarafından yönetilmiş 1988 yapımı fantastik film. ünlü ewok warwick davis ile ona eşlik eden val kilmer, joanne whalley ve sürpriz bir şekilde kevin pollak* var. acayip bir şekilde eski türk tarihi filmlerinden ve az biraz da lord of the rings'den esinlenilmiş konusu şöyle:
çook eski zamanlarda böyle cüceler develer troller topraklarda gezer iken, büyüler etrafta dolaşır iken kötü kraliçe bavmorda dünyanın ebesini sinkaf etmektedir. bir gün kahinlerinden biri yeni doğmuş bir kız bebenin kraliçenin hükümdarlığını yıkacağını, yerine barış, huzur, vergisiz bir ortam getireceğini filan söyler ve kızın kolunda takım işaretler olacağını belirtir. kraliçe de dopan her kız çocuğunu inceleyip beğenmediklerini filan öldürtür. lakin bizim kız çocuğu doğunca onu doğurna bebe kim olduğunu fark eder ve onu kraliçeden kaçırır, fakat kendisi yakalanınca bebeği nehirin akıntısına bırakır.. nehir de tam bizim cüce willow'un evinin oradan geçmektedir.. willow bebeği bulur, ama köyü onun orada kalmasına izin vermez ve willow'a onu gidip bir insana teslim etmesini söylerler.. willow da bu amaç ile köyden ayrılır fakat ne kızın bu fantastik özelliklerini ne de kendisine yüklenmiş koruyuculuk görevini bilmektedir...olaylar geliştikçe bu görevlerini öğrenir ve kötü kraliçeyi yenmek için bir savaşçı hırsız olan madmartigan*'ın desteği ile yola koyulurlar..
belli ki lucas bizim dünyayı kurtaran adamı izleyip türk sinemasından etkilenmiş, "bana bu adamın eski filmlerini getirin" diye buyurmuş skywalker ranch'tan, karamurat, battal gazi, karaoğlan gibi filmlerin temasından etkilenmiş..
her ne kadar birçoklarının hafızasında hoş bir fantazi olarak yer alsa da gişede filmin bütçesini zar zor -20 milyon dolarcık- kapatarak yapımcılar için hayal kırıklığı olmuş ve lucas'ın üçleme hayalleri suya düşmüştür. warwick davis'in performansı sürpriz bir şekilde etkileyicidir, val kilmer fena değildir, özel efektleri yapan kişiler arasında dennis muren ve phil tippett gibi efsanelerin adını görürüz, sesler tabii ben burtt tarafından halledilmiştir. bir efsane ya da mihenk taşı olmasa da gerek efektleri gerek de izleyeni eğlendirmesi ile hatırlanan bir yapımdır.