Spoiler içeriyor
"İşte, kendileri kötü olan birtakım insanlar, başka kötü insanları düzeltmek istiyorlar, bunu da bedensel cezalarla gerçekleştirebileceklerini sanıyorlardı." '"Yasa mı? dedi, "Önce herkesi soyup soğana çevirmekle işe başladılar. Herkesin varını yoğunu aldıktan sonra da üzerlerine çöreklendiler. Karşı gelenleri ise kırıp geçirdiler,…devamı"İşte, kendileri kötü olan birtakım insanlar, başka kötü insanları düzeltmek istiyorlar, bunu da bedensel cezalarla gerçekleştirebileceklerini sanıyorlardı."
'"Yasa mı? dedi, "Önce herkesi soyup soğana çevirmekle işe başladılar. Herkesin varını yoğunu aldıktan sonra da üzerlerine çöreklendiler. Karşı gelenleri ise kırıp geçirdiler, ezdiler. İşte bundan sonra da oturup çalmayı çırpmayı öldürmeyi yasaklayan yasalar yazdılar. Söz ettikleri yasa bu mu? Bunları yapmadan önce yasayı çıkarsaydılar ya!"'
Kitapta asıl anlatılan bir aşk ve pişmanlık hikayesi gibi görünse de aslında daha çok öne çıkan başka mezvular göze çarpıyor. Insanları hapise atmanın, idam etmenin etik yanı ve olumsuzluğu anlatılıyor. Ayrıca kitabın sonuna doğru yazar, çocuk kitaplarında gördüğümüz türde bir öğüt vererek Hristiyanlık'ı ve Kutsal Kitap'ı övüyor. Bu kısım biraz zorlama reklamcılık gibi hissettirdi doğrusu. Zaten ikinci alıntıda da açıkça insan yasalarını reddedip tanrının yasalarına uymanın doğruluğunu imâ ediyor.
Bunlar bir yana, prens Nehlidov'un karakterinde gerçekten çok düzgün şekilde yazılmış bir gerçekçilik vardı. Klişe aşk romanlarındaki gibi bir kadının peşinden kör bir şekilde koşan aşıklardan ziyade, bu yolculukta bazen pişmanlığından dolayı vicdanını dinleyip Maslova karakterine yardım eden, bazen de tüm servetini ve varlıklı hayatını bu yolda harcamanın tereddütünü yaşayan gerçek bir insan okuyoruz. Vicdanımızla çıkarlarımız arasında kaldığımız zaman hissedeceğimiz olağan duygular hiç sığ olmayan bir şekilde karakterin davranışlarına yansıtılmış.
Ayrıca her karakterin hikayesine birkaç paragraf ayrılması da kitabı biraz uzatmış ama bence yerinde bir karar olmuş. Diğer karakterlerin yaşadıklarının da prensin üzerindeki etkisini anlamamızda faydası var gibi duruyordu.
Konusu ise prens olan zengin bir adamın, teyzelerinin yanında büyümüş, hizmetçilik yapan yoksul ve köylü bir kızı aşk ve sevgi masalıyla kandırması üzerine. Tabii tahmin edileceği gibi kızın toyluğundan yararlanıp kandırıyor. Bu durumun, kızın hayatında nelere sebep olacağını bilmesine rağmen bir yüzlük vererek arkasına bakmadan terk ediyor. Kız ise hamile olduğunu öğreniyor ancak çocuk da yaşamıyor. Bunların sonunda kalacak yeri olmayan ve çalıştığı işlerde taciz edilen Maslova, bu yolda para kazanmak için erkeklerle ilişki kurmaya başlıyor. Uzun zaman sonra prens, Maslova'yı unutmuşken onu bir mahkeme salonunda görüyor. O zaman da yaptığı şeyin kötülüğünü kabul edip kıza yardım etmek için uğraşıp duruyor.
Aslında romantizm, aldatma, dram falan hiç sevmediğim türler ancak Tolstoy, insanı yapay bir romantizm içinde boğmuyor. Aksine, toplumsal adalet, eşitlik, güçlünün güçsüzü daima ezmesi ve yasaların insan hatasından kaynaklanan problemlerle masumları ölüme gönderebileceği gibi sosyolojik konulara da bolca değiniyor ve örnek yaşamlarla bunu akıcı bir şekilde aktarıyor.
Yani bu kitaba bir şans verilir ve insana yeni birkaç fikir kazandırabilir. Biraz uzun olsa da tavsiye ederim herkese.