"Makyajına ve yüzündeki boyalarına güvenme. Yollar da güzeldir ama altından kanalizasyon geçer." "Ben her zaman doğru söylerim. Yalan söylerken bile." "Gözler dostum. Gözler yalan söylemez." "Kime mi güveniyorum? Kendime!"
"Bir zamanlar uzak mı uzak bir krallıkta altın saçlı bir kız yaşarmış. Köydeki insanlar onu görünce "Ne kadar güzel." derlermiş. Ama köydeki insanlar o kadar fakirmişler ki, her gece kızın uyuduğu eve girip altın saçlarından bir tutam kesiyor ve para…devamı"Bir zamanlar uzak mı uzak bir krallıkta altın saçlı bir kız yaşarmış. Köydeki insanlar onu görünce "Ne kadar güzel." derlermiş. Ama köydeki insanlar o kadar fakirmişler ki, her gece kızın uyuduğu eve girip altın saçlarından bir tutam kesiyor ve para karşılığı satıyorlarmış. "Farkına bile varmaz" diyorlarmış. Kısa sürede kızın kafasındaki altınlar bitmiş. İnsanlar şöyle demişler "Hiç de güzel değil." Onu evden çıkarıp sokağa bırakmışlar. Gitmiş ve bir daha asla geri dönmemiş. Kısa süre sonra insanlar yeniden aç hale gelmişler. Güzel eve geri gitmişler, altın aramışlar ama orada kimse yokmuş."
"Seks her yerdeydi. Çok da bir anlamı yoktu. Bulunması zor olan şey aşktı. Onu arasınız bile, birçok insanda yoktu. Ve bulsanız da, tam orada, önünüzde duruyor olsa bile, etrafta bu kadar seks varken nasıl yaşayabilirdiniz ki?"
"Bu hayat, cennet değil. Mükemmel olmak zorunda değilsin."
"Tanrının benim için büyük planı var, sadece bu dünyada değil."
"Fikirler bazen kendi doğal güçlerini kazanabilir ve bu karizmatik, tartışmalı düşünceler özellikle de yazı olarak sayfalara geçerse asıl niyetlerinden çıkarılıp başka amaçlar için kullanılacak şekilde dönüştürülebilir." Aynı Karl Marx'ın ideolojilerden nefret ettiğini söyleyip en kötü ideolojilerden birine ilham vermesi gibi.…devamı"Fikirler bazen kendi doğal güçlerini kazanabilir ve bu karizmatik, tartışmalı düşünceler özellikle de yazı olarak sayfalara geçerse asıl niyetlerinden çıkarılıp başka amaçlar için kullanılacak şekilde dönüştürülebilir." Aynı Karl Marx'ın ideolojilerden nefret ettiğini söyleyip en kötü ideolojilerden birine ilham vermesi gibi.
"Öldürmeyen şey güçlendirir." Nietzsche'nin bunu dedikten sonra bir kadına aşık olup, intihar etmeyi düşünmesi... Tabi ardından 'Böyle Buyurdu Zerdüşt'ü yazarak, mutluluğun aştığımız engellerin bir parçası olduğunu kabul etmiş ve acı ona göre mutluluğa fırsat veren bir koşul olmuş. Peki Nietzsche Hitleri görse, aforizmalarının kötülüğün hizmetine kullanılmasını nasıl karşılardı? Önceden tahmin ettiği söyleniyor tabiki ama bu kadarını bilebilir miydi?
"Boşluğa yeterince uzun bakarsan boşluk da sana bakar."
✈️ İsviçre/Sils Maria
Freud'a göre zihinsel dünyamızın büyük bir kısmı (genişletilmiş) cinsellik güdüsü tarafından şartlandırılmış. Daha sonra buna ölüm güdüsünü de eklemiş. Sistematik bir çalışması olmasa da bilinçaltını incelemeye yarayan bilimsel bir yöntem olan, günümüzde çok başarılı olarak kullanılan psikanalizin babası konumunda.
"İnsanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler. Çünkü özgürlük, sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu da bundan korkar."
"Birbirimizi rastgele seçmiyoruz. Sadece bilinçaltımızda zaten var olanlarla tanışıyoruz."
"İnsanın cinsel konulardaki tutumu hayatın bütün alanlarındaki tutumunun prototipidir."
"Uygarlık ilk defa bir insanın öfkelenince taş atmak yerine laf atmasıyla başlamıştır."
**"Dil sürçmesi yoktur; bilinç dışında saklanılan bir gerçeğin, bilinçsiz bir anda ağızdan kaçırılması vardır."
**"Karşınızdaki kişiyi gerçekten dinliyor musunuz? Yoksa konuşmak için sıranızı mı bekliyorsunuz?"
**"İfade edilmeyen duygular ölmez. Canlı canlı gömülürler ve daha sonra çirkin şekillerde ortaya çıkacaklardır."
"Seyir eden misin, seyreden misin bu âlemde?" "Herkes kendi oluşumunun titreşimi ile eş deneyimleri çekebiliyor. Herkes kendi katındakiler ile deneyim olasılıklarını yaşayabiliyor ve siz bazı kişilerle ne olduğunu bile fark etmeden uzaklaşıyorsunuz. Bir acı olmuyor, hüzün olmuyor, sadece kendiliğinden eskiden…devamı"Seyir eden misin, seyreden misin bu âlemde?"
"Herkes kendi oluşumunun titreşimi ile eş deneyimleri çekebiliyor. Herkes kendi katındakiler ile deneyim olasılıklarını yaşayabiliyor ve siz bazı kişilerle ne olduğunu bile fark etmeden uzaklaşıyorsunuz. Bir acı olmuyor, hüzün olmuyor, sadece kendiliğinden eskiden olan ilişki olmuyor. Yaşam herkes için devam ediyor ama kendi katında, kendi olasıklarıyla."
"Susarım, o kolay. Susmayı severim ben. Susmanın yarattığı etkiyi, karşımdakinin tüm silahlarını o suskunlukla nasıl etkisizleştirebileceğimi iyi bilirim. Susmak ilerletmez anı, oracıkta dondurur. Karşındaki ne yaparsa yapsın, ne kadar zorlarsa zorlasın, dayanıp sustuğun zaman donar her şey. Bir sonuca ilerlemez. Benim istemediğim bir sonuca ilerleyemez."
"Sorgulamalar bu çekim karşısında çok çaresiz ve zayıf. Öylesi bir çekim ki bu, kontrolüm dışında hep aynı yöne savruluyorum. Tek yapabileceğim, olabileceğine bir kez daha inanmak. Belki, bu defa..."
"Mesele bir şey olmak değil; mesele sen olmayan her şeyden soyunup, en başta sende 'Ol!' denmiş olanı yaşamaktır..."
"Sevemediler be! Ne sevdiremedini? Daha ne yapsaydım, sevemediler! Sahi neden sevemediler beni? Neden benim istediğim gibi sevemediler? Hep kandırıyorlar, seviyormuş gibi yapıp..."
"'İnsan öyle ister'miş. İnsan niye öyle ister? Neden bu genelleme? Bırak insan diye genellemeyi, kendine bak. Sen niye istiyorsun?"
"Hiçbir an, hiçbir şey eksik değil. Her an, her şey tam. Tam da olması gerektiği gibi. Eksik diyen senin zihnin. Ve aşk kendi tamlığını hissetmeden yaşanamaz. İhtiyaç hissi sevginin bilmediği bir konu."
"Karşılaştığımız her duygu yoğunluğu karşısında, bir alışkanlık başlıyor insanoğlunda, bir kontrolü ele geçirme çabası diyelim. O gelmesin, bu gitmesin. Nefesimizi tutmaya başlıyoruz. Yaşamı kontrol etmekle başlıyor zihin için. Her korktuğumuzda, heyecanlandığımızda, istemediğimiz bir şeyle karşılaştığımızda ya da çok mutlu olduğumuzda hep nefesimizi tutuyoruz ve bu duraklamalar zaman içinde nefesimizin bir parçası haline geliyor."
"Şikâyet kendi oluşturduğun tatsız gerçekliğe, bir başkası ya da başkalarının sebep olduğu palavrasına dayanmak, bu sebeple kendine acımak ve kendin yetmiyormuş gibi, bu ne kadar kurban olduğum masalına karşındakini de inandırma çabasından başka bir şey değildir ve bence insanın muhteşemliği göz önüne alınırsa çok üzücü."
"Her nefesi tutup o olana ve o ana direndiğimde, içinden geçilememiş bir deneyim, bende hapsoluyor. Yani o direndiklerimizin yarattığı duygular, endişe, korku, acı hapsoluyor hücre hafızamda. Ya da çok mutlu olup hiç gitmesin istediğim deneyimler? Mümkün mü kontrol etmek, tutabilmek onları? Hep aynı kalan, geçip gitmeyen ne var şu âlemde? Nefesimizle o deneyimin içinden keyifle yaşayıp gidebilecekken; o kayıp duygusunu, o eksiklik, yokluk, yaşam boyu o boşluğu kapatacak çareleri bulmak isteyen beklentiyi gömüyoruz. Yani iki taraftan da acı geliyor, iki taraftan da öbek öbek yük yükleniyoruz... Ve her gömü, zihin için bir daha karşılaşılmaması gereken bir malzeme."
"Kabul etmek demek 'Aman ne güzel', demek değil, o an önündeki ne ise onunla barış içinde olmandır. Direnmemektir. Reddetmemektir."
"Mesele hiçbir zaman ne yaptığın değildir, nasıl yaptığın, kim olduğundur. Ve ancak anda, yaşamda gerçeğin olabilirsin."
"Yaşam anlardan oluşur, anlarda yaşanır. Ya o an ile bir, onun içinde yerini almış, onu yaşayan ve deneyimleyen bilinçsin ya da ona direnen, karşı koyan, ayrı olmaya çalışansın. O zaman yaşamda olamazsın. İçinde olmadığın bir şeyi yaşayamazsın. Var olamazsın. Direndiğin her an yoksun yaşamda."
"İnsanlara bak, genelde durum bu: Evde kimse yok. Bedeni burada, bilinci derin bir uykuda, zihnin elinde geçmişte ya da gelecek düşüncelerinde kayıp. Ve işte insan vaktine ne kadar çok oralarda, geçmiş ya da gelecekte geçirirse; o kadar yok, o kadar yaşamıyor, o kadar boşlukta yuvarlanıyor."
"Her an ne yaparsak yapalım, o anın içinde var olmanın keyfini yaşayabiliriz. Zira bu keyif ve bu sevinç yaptığın şeyden dolayı değil, var olmaktan dolayı. Adı üstünde yaşama sevinci... Yaşıyorsun o an. Yaşama sevinci denen neşe, yaşamda yani anda orada olabilirsen var. Yeter ki zihnin yorumlarında nafile dolanmak yerine, gerçekte kalalım."
"Özetle, bilinç ne olmayı seçerse, zihni ona göre düşünce üretiyor. Bilinç de tasarımı ile o an, o olmayı deneyimliyor. Ve her birimiz o yüzden aynı anda farklı deneyim yaşayabiliriz."
"Yaşam sana her an ne getirirse, onu yaşarsın, geçip gider. Bir deneyim daha kazanırsın, yaşarsın. Anın getirdiği ile savaşırsan, direnirsen de olmasın, gelmesin ya da olduğunda,'Ben bunu istemiyorum, bunu kaldıramam, buna dayanamam', diye direnirsen gelmesine izin vermiyorsun demektir. Ki bu da geçip gitmesine olanak vermez. Sen direnir durursun, direndikçe yapışır kalır sana ve seni dize getirir. Mutlaka ama mutlaka o geçip gidemeyen enerjiyi seni içten içe bir şekilde tüketir."
"Sevgi sadece gerçekte olabilir. Gerçeğindeysen yaşanabilir. Gerisi bir pazarlıklar zinciri."
"İnsanlar fedakârlık, sevgi, aşk safsataları içinde nasıl da acımasızca birbirlerini kullanmaya çalışıyor: Ben istiyorum olacak, benim istediğim gibi olacak, bunun için sana her türlü baskıyı yaparım. Kendime öyle acındırırım ki... Duygularınla öyle oynarım ki ezilirsin, bana istediğimi verirsin. Vermezsen daha, daha, daha. Kendimi kurban gösteririm tüm yaşama üstelik. Daha da suçlu yaparım seni. Off ne oyun ama!"
"Zihnin, yaşam ve yaşamda ilerlemek konusundaki çözüm anlayışı işte bu. Hep yapmam lazım, yapmam lazım, daha fazla yapmam. Oysa bilinç buraya bir şeyler yapmak için gelmedi. Bilinç, olmaya geldi; kim olduğunu deneyimlemeye geldi. Oluşunu seçip, o seçtiğini olmayı deneyimleyebileceği olasılıkları çekebildikçe kendine, o deneyimde kendi ifadesini yaşamaya geldi..."
"Kendimde olmayanı dışarıda göremem. Kendimle ilişkim olmadan, dışarıda ilişki yaşayamam. Kendimi sevmeden, kimseyi sevemem."
"Öylesine size ait olmuştur ki bazı düşünceler ve o düşüncelerin o çakma kimliğinize yama yama yamaladığı oluş halleri, öyle tanıdıktır ki işte onların tekrar sahneye çıkışını hissetmek, gerçekten ileri seviyede farkındalık ve bu yolda çok ciddi disiplin ister."
"Bir şeyleri gelecekte daha fazla yapmaya, sahip olmaya çalışarak değil, sadece anda kendinin ortaya çıkıp mozaikte yerini bulmasına izin vererek gerçekten yaşayabilirsin."
"Gerçekleştiremediklerimiz, hep kendimiz çözmemiz, yapmamız, bulmamız lazım diye düşünmemizden. Bir kez daha söylüyorum. Biz buraya deneyimlemeye geldik, çözmeye değil! Problemleri çözmek, cevapları bulmak için burada değiliz. Bulunacak, çözülecek bir şey yok. Sen insansın. Cevaba, çözüme "Ol" diyecek olansın. Neyi deneyimlemek istiyorsan, onun sorumluluğunu alacaksın demektir bu. Nasıl alınacak sorumluluk? Buraya çok dikkat et: O deneyimi yaşayacak kişi olmayı seçerek!"
"Hiçbir şeyi hatırlamazsanız bile bunu hatırlayın. Ne olursa olsun şükredin. Neden? Çünkü şükrettiğin an, var olana odaklanıyorsun demektir, yoksunluk yok demektir, hooop merkezdesin, evdesin demektir. O zaman otomatikman yaşam dengede, hayrına akar. Çok önemlidir şükretmek!"
"Kendine âşık olacaksın ki, nasıl bir değeri ortaya koyduğunu bilecek ve o değeri ona vereni seçebileceksin. Seni sen gibi sevenle birleşecek, ona benzersiz seni sunacaksın. İşte böyle kendini olduğu gibi tümüyle kabul edip sevebildiğinde, karşındakinin de olmasına izin vereceksin. Kendini gerçekleştirmesine. Nasıl olmak isterse. Aşk ancak böyle yaşanabilir. Bundan gayrısı ancak eksiklik, ihtiyaç ve yoksunluk dolu bir trajedi olabilir."
"Olan bir anda olur ve biter. Mesele senin zihninde o olanla ilgili yazılan hikâyeden kaynaklanır her zaman. Sonrasında yaşadığın hep hikâyendir. 'Ben bozuk olanım' kimliğini o andan itibaren kuşanmış olan sensin. O hikâyeyi yazan sensin. O hikâye, ister yüzeyde olsun ister bilinçaltında; sana tekrar ve tekrar ve tekrar kendini yaşatır. Olan bir kere olur, hikâye her gün yaşanır tekrar ve tekrar. Ve bil bakalım her gün kim sana onu yaşatır? Kendin tabii."
"Yaşam sonsuzluğa doğru uzanan bir gökdelen sanki. Bilincin hangi seviyede ise yaşamanı o belirliyor, çünkü herkes bu gökdelende bilinç seviyesine karşılık gelen katta yaşıyor. O katın yaşamını yaşıyor. O katın olasılıklarını. O katın ilişki, sağlık, iş ne varsa her konuda sunabileceklerini."
"Değişim, pek çoğumuzun yaşamda örneğini pek çok kez gördüğü gibi kalıcı değildir. Çünkü yapışta farklılaşmayı içerir. Zihnin bir çözümüdür hesapta. "Ben değiştim artık, böyle böyle yapacağım." gibi söylemlerle destekleyerek bir şeylerin farklı olacağımı zannetmemizi sağlar. Bir süre öyle gözükse bile kendimizi başlangıçtakine benzer bir noktada buluveririz. Dönüşüm ise oluşta bir farklılaşmayı içerir. İnsanın çakma kimliğini kırarak, oluşu üzerinde çalışması ile gerçekleşir ve kalıcıdır."
"Bu dünyada neyin kaynağı olmayı seçiyorsan, yaşam sana onun daha fazlasını getirir hep. Herkesin kendi gerçeği, kaynak olmaya geldiklerini barındırır, sevgide yol aldığımızda da bunlar sürekli bizden yaşama yayılır. Hep sevgide, şefkatte kal. Kucakla kendini 'Ne verebilirim?'de. Göreceksin öyle adildir ki düzen, vermeyi seçtiklerin ne ise, seni onlarda bollukta tutar."
"Bilinç sonsuzdur. Ölüm tüm diğer deneyimler gibi burada deneyimlenebilecek bir deneyim alternatifidir. Denenecek. Ben ölenim deneyimi. Deneyim o da uyan, gerçek değil. Her can ölümü tadacaktır denmiş bak, yaşayacaktır denmemiş neden? Çünkü gerçeğimiz için ölüm diye bir şey yoktur. Bilinç her an olur. Yolcu yolun sonunda araçtan iner ve kendi yoluna devam eder."
"Her şey geçici bu alemde. Acı da, hüzün de ve bunlar gibi istemediğimiz her duygu da. İçinden geçebilirsek, onu getiren anlarla birlikte geçip gidiyor, er ya da geç. Ama direnirsek acı ve ıstraba, hüzün koyu bir karanlığa dönüşerek yapışıyor varoluşumuza.. Bu nedenle cesaretle kendimizi açmak gerekiyor yaşamın her an getirdiği farklı deneyimlerde oluşan duygulara."
"Bir arkadaşım şöyle demişti: Hayat çocukluk halinden ileride olacağın yaşlı haline bir mesaj taşımak gibidir. Ve o mesajı taşırken yolda kaybetmemeye dikkat etmelisin çünkü tek önemli olan şey bu." "Sabah yataktan kalktığında hiçbir yerin ağrımıyorsa eğer bu da mutluluktur. İyi…devamı"Bir arkadaşım şöyle demişti: Hayat çocukluk halinden ileride olacağın yaşlı haline bir mesaj taşımak gibidir. Ve o mesajı taşırken yolda kaybetmemeye dikkat etmelisin çünkü tek önemli olan şey bu."
"Sabah yataktan kalktığında hiçbir yerin ağrımıyorsa eğer bu da mutluluktur. İyi bir hasadı vadeden şey yağmurdur. Mutluluk çoktur ama aynı zamanda bir tanedir. Yaşıyorsan mutlusundur."
"Tanrı şu an karşıma çıksa ve şöyle dese: Bruno bacaklarını geri veriyorum ama 13 yıldır öğrendiğin her şeyi geri alırım. Ona şöyle derim: Bacaklar sende kalsın."
"Bu yıl bu ülkede yaşanan şiddetli kuraklığın haberini yaptım ve bir tarafta su yüzünden yoksullukla karşı karşıya olan insanlara bakıyordum. Diğer tarafta inşa edilen çok katlı binalara bakıyordum. Her katında yüzme havuzu olan binalar. 3 ya da 4 katlı binalardan bahsetmiyoruz. Mumbai'de İki ikiz kule yapılacak. Hatta şu an inşaat halinde. Her biri 37 katlı yani 74 tane yüzme havuzu olacak. İkiz kule bunlar. Sonra gidip inşaatı yapanlara, orada çalışan işçilere baktım. Bütün işçiler ya topraksız işçiler ya da kazançsız çiftçilerdi. Su krizinin mültecileri olarak, köylerini terk etmişlerdi ve şimdi şehirlerde yüzme havuzlarımızı inşaa ediyorlardı. Bu düpedüz aşağılamadır ve düpedüz adeletsizliktir. Bence Hindistan'da en hızlı büyüyen sektör yazılım ya da bilişim değildir. Eşitsizliktir."
"Azınlığın zenginliğinin, çoğunluğun sefaletine bu kadar yakından bağlı olduğunu görüyorum. Bence bu kabul edilemez."
"Ben yoksul biriyim. Şimdi size yoksulluğu tanımlayayım. Yoksulluğun benim için anlamı: Okula gitmek zorunda olup gidememektir, yemek zorunda olup yiyememektir, uyumak zorunda olup uyuyamamaktır, eşim ve çocuklarımın acı çekmesidir. Ben yeteri kadar akıllı biri değilim. Bizi bu durumdan kurtaramıyorum. Gerçekten fakirim. Fiziksel ve zihinsel olarak. Şu anda beni dinleyen siz zengin insanlar, şu anda bana ne söyleyeceksiniz."
"Daha çok parayla daha az mutlu olduğumu biliyorum. Buna rağmen daha fazla para istiyorum. Birşeyleri beğenir ve onların peşinden giderim ama o şeyler beni sadece kısa vadede mutlu eder ve sonra dönüp ailemin sorunlarıyla ilgilenirim ama bunalımda olan birini nasıl mutlu edeceğimi bilemem. Onlara bir şey verip onları mutlu edemezsiniz çünkü beyinleri mutlu değildir. Ve tedavisi olmayınca hayal kırıklığına uğrarım. Yani ben sihirli bir değnek sallayarak kendi oğlumu iyileştiremem."
"Ya çok azla mutlu olup kendine fazla yüklenmezsin çünkü mutluluk kafanın içindedir ya da hiçbir yere varamazsın. Burada yoksulluğu savunmuyorum, gösterişsizliği savunuyorum. Ama biz tüketici bir toplum inşaa ettik. Bu toplum sürekli büyümek istiyor. Büyüme olmazsa durum trajediktir. Çok sayıda gereksiz ihtiyaçlar icat ettik. Sürekli satın almalısın ve atmalısın. İsraf ettiğimiz şey kendi hayatlarımız, başka bir şey değil. Bir şey satın aldığımızda onu paramızla satın almıyoruz. Onu, o parayı kazanmak için hayatımızdan harcadığımız zamanla satın alıyoruz. Aradaki fark şu: Hayatı kesinlikle satın alamazsınız hayat geçip gider ve hayatı boşa geçirmek, özgürlüğünü kaybetmek korkunç bir şeydir."
"Ben de suçlularla kürsüden uğraştım. Çoğu başından kötüydü, çocukken bile. Kaçaklar, yalnız tipler. Uyum sağlayamıyorlar. Bir çocuğun kötü olduğunu anladığımda onun ömür boyu hapse atmayı istediğimi söylerim. Gözlerinden anlaşılıyor." "Evlilik bir nevi sözleşmedir. Çocuklar olur, ev taksitleri olur. Geçim derdi…devamı"Ben de suçlularla kürsüden uğraştım. Çoğu başından kötüydü, çocukken bile. Kaçaklar, yalnız tipler. Uyum sağlayamıyorlar. Bir çocuğun kötü olduğunu anladığımda onun ömür boyu hapse atmayı istediğimi söylerim. Gözlerinden anlaşılıyor."
"Evlilik bir nevi sözleşmedir. Çocuklar olur, ev taksitleri olur. Geçim derdi olur. Evlilik iş gibidir. Ama istifa edemezsin ve kovulamazsın. Sermayen artmış, azalmış, fark etmez. Kapandasındır."
"Bazen hayatında yapabileceğin en kötü şeyi yaptığını bilmek insana rahatlık verir."
"Her günümüzü dünyanın sonu gelecek diye düşünerek geçirdik. Bunun özgür bırakan bir yanı var. Yarın yoksa sonuçlar da yok yoktur. Dünyanın son gününde ne yaptığının bir önemi var mıdır?"
"Her gece siz uyurken ben dünyayı yok ediyorum. -Charles Manson"
"Kimse ölmek istemez. İstemez ama kimileri ölümle burun buruna gelmeyi hissetmek ister."
🎶Gary Numan | M. E.
🎶The Police | Darkness
🎶Pat Benatar | Hell Is For Children
🎶Marianne Faithfull | Guilt
"Karşındakinin canını yakacağını bilerek bazı tercihlerde bulunabiliyorsan bu aşk değildir." "Yanlış dünyadaymışım gibi hissediyorum. Çünkü birlikte olamadığımız bir dünyaya ait değilim. Bunun gerçekleşmediği paralel evrenler var orada bir yerde. Benim seninle, senin de benimle olduğun. Bu hangi evrense kalbimin yer…devamı"Karşındakinin canını yakacağını bilerek bazı tercihlerde bulunabiliyorsan bu aşk değildir."
"Yanlış dünyadaymışım gibi hissediyorum. Çünkü birlikte olamadığımız bir dünyaya ait değilim. Bunun gerçekleşmediği paralel evrenler var orada bir yerde. Benim seninle, senin de benimle olduğun. Bu hangi evrense kalbimin yer aldığı evren o."
"Hava sıcak ya da soğuk değilken güzel. Bunu fark etmezsin yani. Mükemmeldir çünkü her şey dengededir. Hissetmezsin bile bunu. Ve o hissizliği hissederken gökyüzüne bakarsın ve tam da bu yüzden öyle olduğunu düşünürsün. Çünkü tam şu anda her şey; tüm yıldızlar, gezegenler, biz, hücreler, moleküller... Şu anda, tam olarak nedeni. Neden şu anın huzurlu olduğunun."
"Bir kızın 20'li yaşlarını çalmak tehlikeli bir iştir, bayım."
"Soğuk tarafını hissetmek için yastığı ters çevirirdim ya, hatırlıyor musun? İlişkimiz de böyleydi. Doğru dengeyi bulabilmek için sürekli çevirip savurmalar. Bazen o denge tutardı, bazen de..."
"Bence tüm ilişkiler kötüye gider
Nefrete, soğukluklara ve ... Sadece bu ikisi aslında."
"Düşünceleriniz duygularınızı yaratır, o zaman duygularınız düşüncelerinizin doğru olduğunun kanıtı olamaz." "Olumsuz duygu gerçekmiş hissi uyandırır ve onu yaratan çarpıtılmış düşünceye inandırıcılık yükler. Bu döngü sürer gider ve sonunda içinde tutsak olur kalırsınız. Zihinsel hapis bir yanılsamadır, elinizde olmadan yarattığınız…devamı"Düşünceleriniz duygularınızı yaratır, o zaman duygularınız düşüncelerinizin doğru olduğunun kanıtı olamaz."
"Olumsuz duygu gerçekmiş hissi uyandırır ve onu yaratan çarpıtılmış düşünceye inandırıcılık yükler. Bu döngü sürer gider ve sonunda içinde tutsak olur kalırsınız. Zihinsel hapis bir yanılsamadır, elinizde olmadan yarattığınız bir oyundur. Gerçek görünür; çünkü, gerçekmiş gibi hissedersiniz."
"Yaptıklarınız sayesinde değer kazanamazsınız. Başarılar size tatmin getirebilir ama mutluluk değil. Başarılara dayalı özgüven"sahte" bir güvendir, gerçek değildir!"
"Duygularınız değerinizi belirlemez, sadece göreceli rahat ya da rahatsız durumunuzu gösterir."
"İstenmeyen davranışı cezalandırmak yerine istenen davranışı ödüllendir."
"Hata yapmam gerekiyor çünkü ben bir insanım!"
"Duygularınız, gerçekler değildir! Hatta, duygularınız düşüncelerinizin aynası olmak dışında, anlamsızdır da. Eğer algılarınız bir anlam ifade etmiyorsa, yarattıkları duygular da lunaparktaki hileli aynaların yansıttığı görüntüler kadar saçma olacaktır. Ama bu anormal duygular da çarpıtılmamış düşünceler tarafından yaratılanlar kadar geçerli ve gerçekçi geldiği için, otomatik olarak onların gerçek olduğunu varsayarsınız. İşte bu yüzden depresyon, zihinsel 'kara büyü'nün bu kadar kuvvetli bir şeklidir."
"Aslında duygularınız genellikle, hayatınızda olanlardan çok nasıl düşündüğünüz ile ilgilidir."
📌Bilişsel Çarpıtmalar
1.Hep ya hiç düşünme
2.Aşırı genelleme
3.Zihinsel filtre
4.Olumluyu geçersiz kılma
5.Sonuçlara atlama
•Zihin okumak
•Falcılık yapmak
6.Aşırı büyütme
7.Duygusal karar verme
8.-Meli -Malı cümleleri
9.Etiketleme ve yanlış etiketleme
10.Kişileştirme
"Siktir et gururu! Gurur sadece acıya sebebiyet verir. Hiç yardımı dokunmaz." “Cevaplarım seni korkutuyorsa, korkutucu sorular sormaktan vazgeç.” "Neden rahat etmek için saçma sapan konuşma gereksinimi duyarız?" "Bir kişi olman, kişiliğin olduğu anlamına gelmez."
"Bizim 'ben'lerimiz koruyucu bir kapsül içerisinde ve birisinin içine girmesine izin vermek çok fazla güven gerektiriyor. Çünkü diğer kişi ayrılırsa, o zaman yanında bir parçamızı da götürüyor. Ve ölüyorsun. En azından bir parçan. Tehlikeli bir şey." "Kendimi dışarda aramayı bırakıp…devamı"Bizim 'ben'lerimiz koruyucu bir kapsül içerisinde ve birisinin içine girmesine izin vermek çok fazla güven gerektiriyor. Çünkü diğer kişi ayrılırsa, o zaman yanında bir parçamızı da götürüyor. Ve ölüyorsun. En azından bir parçan. Tehlikeli bir şey."
"Kendimi dışarda aramayı bırakıp içerde aramaya başlamam gerekiyor."
"Hassas bir dokunuş da stres hormonlarını öldürür."
"Her şeyin geçici olduğu düşüncesi sadece üzücü değildir. Aynı zamanda rahatlatıcıdır da. Bence bir ilişkide anlaman gereken en önemli şey bu. Benimlesin, ama benimle değilsin. Kimse kimsenin sahibi değil. Ve sadece yarın her şeyin bitebileceğini kabul edersem mutlu olabilirim. O anda. Diğer kişiyle."
"Kapitalizm insanlık dışı, insanları sevmeyen sistemdir. İnsanlığın geri kalanı mutsuz hissederken en üstteki %1’lik kesime fayda sağlar."
"5.000 yıllık insanlık tarihine baktığımda gördüğüm şey bu: Cinayet ve yıkım. Boğaz kesen insanlar. Kabile soykırımı, birbirlerine saldıran milletler, nefret, yahudi soykırımı, eziyet. İnsanlık tarihi kocaman bir kan banyosu! Dünyada her üç saniyede bir cinayet işleniyor. Her 3 saniyede bir! Tam da şu anda bir adam, kendisinden ayrılmak isteyen karısını bıçaklıyor. Biz o kar da iyi değiliz, Jule. Hatta biz şeytanlarız."
"Yani, biz yalnız doğduk yalnız ölürüz, ama sonra şu anlar var partnerinle birlikte olduğun anlar. Biliyorsun hani onun yanındayken hissettiklerin. Ve sanki evren senin etrafında dönüyormuş gibi hissediyorsun. Ve sen başka hiçbir yerde olmak istemiyorsun. Kesinlikle doğru yerdeymişsin gibi hissediyorsun. O, evde olma hissi. Eve vardığın hissi. Aşık olduğumu anladığım zamandır. Gerçekten aşık. Hiç bunu yaşadın mı?"
"İnsanlar bu gezegende sürekli kendileri için endişelenerek yaşayabilen tek canlı varlıklardır. Korkuları, ihtiyaçları ve açıkları hakkında. Biz geleceği düşünüyoruz geçmiş hakkında düşünüyoruz, neyi yanlış yaptık, neyi doğru yaptık. Düşünüyoruz, düşünüyoruz."
🎶 Jana Zubajová | Magnet Balls
🎶 Fink | Hour Golden
🎶 Tim Bram | Yellow
🎶 Ani DİFranco | Hell Yeah
🎶 Patrick Watson | Into Giants
🎶 Jana Zubajová | Colors