📌Frankl, kendi hayatında derin bir deneyim yaşamış ve bu deneyimlerden yola çıkarak anlam yoluyla terapi olarak bilinen 'logoterapi'yi geliştirmiş. Logoterapi, insanın neden yaşadığını keşfetme sürecini içerir, bu da yaşamda anlam bulmaya yardımcı olur. Hayatımızda hepimiz bir an olsun anlam arayışı…devamı📌Frankl, kendi hayatında derin bir deneyim yaşamış ve bu deneyimlerden yola çıkarak anlam yoluyla terapi olarak bilinen 'logoterapi'yi geliştirmiş. Logoterapi, insanın neden yaşadığını keşfetme sürecini içerir, bu da yaşamda anlam bulmaya yardımcı olur.
Hayatımızda hepimiz bir an olsun anlam arayışı içine girmiş, Ne için yaşıyorum?, Neden intihar etmiyorum? gibi soruları kendimize sormuşuzdur. Frankl, bu sorulara üç farklı seçenek geliştirmiştir. İlki, insanın kendisini bir işe adaması, bir amaca veya hedefe sahip olmasıdır. Bu hayata tutunmayı sağlar. İkincisi, 'fedakarca' sevmektir. Kendini, işini veya birini. "Kişi, hizmet edeceği bir davaya ya da seveceği insana kendini adayarak ne kadar çok kendini unutursa, o kadar çok insan olur, ve kendini de o kadar çok gerçekleştirir. Sonuncusu ise acıları cesurca kabul etmek ve onlarla başa çıkmaktır. Frankl'a göre, acılarla yüzleşmek ve onları anlamlaştırmak, insanın içsel gücünü ortaya çıkarır. Frankl, Nietzsche'nin de ifade ettiği gibi, yaşamında bir nedeni olan herkesin, her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğine inanır. Ona göre acı, anlamla buluştuğunda acı olmaktan çıkar. Psikanalizde, insanın hayatta kalma motivasyonunu haz dürtüsü olarak açıklanır. Bireysel psikolojide ise insanın en güçlü motivasyon kaynağının irade olduğu söylenir. Frankl, logoterapi kuramıyla bu iki yaklaşımı da birleştirir ve her ikisini de kapsayan bir model sunar.
Frankl'a göre mutluluk şu anla ilgili ancak anlam gelecekle bağlantılıdır. Yaşamın anlamını bulmak, insanın şu anki yaşamına değer katmasını ve geleceğe umutla bakmasını sağlar. Ama esas odaklanılması gereken nokta Frankl'ın ifade ettiği gibi "Yaşamdan ne beklediğimiz önemli değil, asıl önemli olan yaşamın bizden ne beklediğini öğrenmek".
......
"Yaşamak acı çekmektir ve hayatta kalmak acıda bir anlam bulmak demektir. Yaşamın anlamı varsa, ıstırap ve ölümün de anlamı vardır ancak kimse bir diğerine bu amacın ne olduğunu söyleyemez. Herkes bu anlamı kendi bulmalıdır ve bu cevabın gerektirdiği sorumluluğu kabul etmelidir. Bunu başaran insan, tüm aşağılayıcı durumlara rağmen büyümeye devam edecektir."
"Başarıyı amaçlamayın; bunu ne kadar amaçlayıp hedef haline getirirseniz, elinizden o kadar kolay kaçırırsınız. Mutluluk gibi başarı da kovalanamaz: Kendisi ortaya çıkmalı ve bu sadece insanın kendisinden daha büyük bir davaya bağlanmasıyla veya insanın kendisi dışında bir insana tesliminin yan etkisi olarak gerçekleşebilir. Mutluluk kendiliğinden ortaya çıkmalıdır ve aynısı başarı için de geçerlidir; onu önemsemeyerek ortaya çıkmasına izin vermelisiniz. "
"Hakikat şuydu; sevgi, insanın ula şabileceği en yüksek ve en büyük hedefti. O anda, insan şiirinin, insan düşünce ve inancının ayırt ettiği en büyük sırra haiz oldum: 'İnsanın kurtuluşu sevgiyle ve sevgidedir'. Elinde hiçbir şeyi kalmamış bir insanın dahi, kısacık bir an için bile olsa, sevdiğine ilişkin düşüncelerden nasıl mutluluk duyabileceğini anladım."
"Bir mizah duygusu geliştirme ve olayları mizahın ışığında görebilme çabası, yaşama sanatında ustalaşırken öğrenilen bir hile gibiydi."
"İnsanın acısı gazın hareketine benziyordu. Belli miktarlarda gaz, boş bir kutuya pompalandığında kutu ne kadar büyük olursa olsun onu tamamen ve eşit dağılım göstererek doldurur. Aynı şekilde ıstırap da ister küçük ister büyük olsun insan ruhunu ve bilincini tamamen doldurur. Bu yüzden de insan ıstırabının "boyutu" tamamen görelidir."
"Gerçekten ihtiyaç duyduğumuz şey, hayata yönelik tutumumuzun değişmesidir. Kendimizin de bunu öğrenmesi ve dahası umutsuz insanlara hayattan ne beklediğimizin önemi olmadığını, önemli olanın hayatın bizden ne beklediği olduğunu öğretmemiz gerekir. Hayatın anlamını sorup durmak yerine, kendimizi her gün ve her saat yaşam tarafından sınanan insanlar olarak düşünmemiz gerekir. Cevabımız sözle ve meditasyonla değil, doğru eylem ve doğru tavırla olmalıdır. Hayat, nihai olarak sorunlara yönelik doğru cevaplar bulmak ve her bireyin sürekli karşısına çıkardığı görevleri tamamlamaktır."
"Gözyaşlarımızdan utanmamızın gereği yoktu; çünkü gözyaşları insanın cesaretlerden en büyüğü olan acı çekme cesaretine sahip olduğunun kanıtıdır."
"Bir insanın yerini başka birinin almasının olanaksızlığı anlaşıldığında, varoluşu ve yaşama devam etmesi büyük bir sorumluluk halini alıyordu.Kendisini özlemle bekleyen bir insana veya bitmemiş bir çalışmaya karşı sorumluluğunu fark eden bir insan yaşamını asla çöpe atamıyordu. Varoluşunun "neden"ini bildiği için tüm "nasıl"lara katlanabilir hale geliyordu."
"Dünyada iki insan ırkı olduğu sonucuna varabiliriz. Sadece iki: Düzgün insanların oluşturduğu "ırk" ve ahlaksızların "ırkı". İkisi de her yerdeydi..."
"Kimse başka bir insanın derinliklerini onu sevmediği sürece kavrayamaz."
"Bazen ıstırap bir anlam, örneğin özveri gibi bir anlam bulduğu anda ıstırap olmaktan çıkar."
"Olasılıklar yerine geçmişimdeki gerçeklikler var, sadece yapılan işlerin değil, aynı zamanda hissettiğim sevginin ve cesaretle katlandığım acıların kayıtları var. Bu acılar, kimsede kıskançlık uyandırmasa bile benim en büyük gurur kaynaklarımdır."
"Zevk, bir yan etki veya yan üründür ve öyle kalmalıdır; bir hedef haline getirildiği ölçüde kaybolur veya bozulur."