8.5/10. "Bahçıvan dizlerine bahçeyi çöktü. Yüzüne çiçekleri döndü. Bir ışık yanmıyordu, yandı, söndü. Elleri gözlerine baktı, gözleri ellerine aktı. Gözleri ellerini gördü. Elleri kördü. Sönen ışık yandı. Yanan ışık söndü. Dün yağmur yağacaktı, gün döndü, yarın yağdı, bugün dindi. Ağlayacaktı.…devamı8.5/10.
"Bahçıvan dizlerine bahçeyi çöktü. Yüzüne çiçekleri döndü. Bir ışık yanmıyordu, yandı, söndü. Elleri gözlerine baktı, gözleri ellerine aktı. Gözleri ellerini gördü. Elleri kördü. Sönen ışık yandı. Yanan ışık söndü. Dün yağmur yağacaktı, gün döndü, yarın yağdı, bugün dindi. Ağlayacaktı. Kim anlayacaktı?"
"Çizgileri nokta nokta
Kesip kesip alıp satar
Ayırır kuruyu yaşı
Yatar uyur sokaklara
Panayır, pazar yerinde
Bir deli, birçok kör, şaşı
Bağırmak düşer mi, ya da
Yetişir mi, uyuyorlar,
Paylaşmışlar sonu başı
Bir adam, başı elinde
Dönüp durup bakıyorlar
Bir adam, elinde başı."
"Biri gelir sorarsa
Sana beni sorarsa
Gitti der misin
Gittiğimi söyler misin
Gidiyorum ben sana
Benimle gider misin?"
"Sana ben anlatırdım
Şarkıların dilini,
Sen burada, sen burada olsaydın
Gelirdi kulağına
Unuttukça mutluyum
Mutluyum unuttukça."
"Sana yeni ulaşan şimdi, eski bir bakıştan gelmedir.
Onun gözü senden öncedir, bir yalnız kalıştan gelmedir.
Senin şimdi duyduğun sıcak yaşamını onaran bu ses,
Çok ölümlü savaşlar kadar zorlu bir yarıştan gelmedir."
"Özleyince anlarımdan çalmaktayım,
Düşlerime çalmaktayım anılarımdan...
Onlardan bir yakınan yok da,
Hırsızlar yakınıyor çaldıklarımdan."
"Sanırım görmediniz;
Şimdi şuradan geçti.
Yazık görmediyseniz,
Böcek gibi güzeldi."
"Yanılmıyorsam; saygılarla yalnızdım.
Saygılar duymasaydım, yanılmazdım.
Yaslanacak anılarım olsaydı,
Söyleye söyleye, böyle saklamazdım..."
"Yüzümde yüzünden gölgeler kaldıysa
İçimde örülen duvardan düşmüştür, çatladıysa."
"Güler, gülümser bir şakacı,
Güldürür, düşündürür,
Arada bir durur, gözleri dalar,
Neler söyler, neler susar...
Yoksa, çok acı bir şakayı
Şakadan da olsa,
Çok yalın bir karanlığa mı saklar...
Oynadığı oyunsa,
Yaşamda oynadığı
Oyununu mu yaşar
Oyunda yaşadığı,
Yaşamını mı oynar?
Yaşarcasına, oynarcasına.
Öyküler anlatır olmuşçasına,
Sonunu mutlu bağlar,
Gider evinde ağlar."
"Şimdi bütün anmalar bir susmanın içinde...
Şimdi bütün susmalar bir odanın içinde...
Anlatmaya bir sözcük, bir bakış arıyorlar, Önce sakladıkları, bir adamın içinde."
"Bir insan topluluğunun nasıl yönetildiğini anlamak isterseniz, onun müziğine bakın."
"Olacaksa olmaz da, olmayacaksa olur, Kiminin yazısı o, kimininki de budur.
Kimi ardından koşar, yetişir zamanında,
Kiminin önündedir birdenbire yok olur.
Kimi bir yerdedir der, o gelir oralardan,
Kimi bildiği yerde bildiğini unutur.
Biri oraya gider, o orada bilerek,
Biri hiç anlamadan yoluna çıkar durur.
Kimi aradığını yitirir aradıkça.
Kimi de arayandır, aranan onu bulur."
"Ben korkmuyorum sana yönelmekten,
Seni yinelemekten, seni yenilemekten,
Bir bağlayan, bir ayıran duyuda,
Senden gelmekten, sana gelmekten."
"Duydukların hep dağların ardından bitti;
Daha çok bağırsam, yakından duyulur mu?
Uzaklara, daha uzaklara gitsem, de ki gitti,
Bir arayan soran, bir anlayan olur mu?"
"Uyku adı altında beni yoklarsa ölüm.
Ki ben tüm uykuları hep uyanıkken gördüm.
Neden mi ben kendimin sorardım adlarını?
Anlasınlar diyedir, ben nasıl, nerde öldüm."
"O gider buralardan, sen döndüğün bir günde...
Aranırken onu sen başkaları yüzünde.
Işık olur tararsın karanlıkları bir bir.
O güneş gibi parlar, sen söndüğün bir günde.
Yaşamın aramakla olgunlaşıp yitmiştir; Kocaman bir ağacın tek bir yemişi gibi... Karamsar bir öyküdür, bir sence değerlidir;
Yalnız masal ulu'su bir dağ ermişi gibi."
"Bir oyunla örtülüydü o yalan,
Ağlanacak güldürüydü oynanan.
Çevresini küçüklerin sardığı
Gülmelerin arkasında ağlayan,
Aldanmamış aldatılmış bir insan."
"Gittikçe çoğalıyor bu doğasal ayrılık.
Uygarlık yolunda bundan böyle insanlar.
Yollarına döşendikçe bu düzlük ve kısalık, Sanırım ölümde bile buluşamayacaklar."
"Suyun içinde bir ateş var,
Biliyorsunuz.
Ateşin içinde bir su
Biliyor musunuz?
Bana sormadılar
Biliyorsunuz.
Sorsalar söylemezdim
Söylerdim bilmiyorsunuz."
"Unutmayı öğrendim, unutmayı unuttum.
Unutmaya giden unutmayı öğrendim.
Bir yalan hazırladım, ilk başkasından duydum,
Yüzüme susanlardan konuşmayı öğrendim."
"O zaman bağırdım durdum onlar Konuştukça benim susuşum kadar.
Şimdi durup durup bağırıyorum,
Sustuğumca konuşuşum kadar.
Yakın uzak açılardan çağırıyorum;
Neden böylesine uzaktalar?"
"Bizler savaş ölüleriyiz,
Bundan böyle karşı karşıya değiliz;
Bildiririz."
"Ağacı sevecektiniz,
Yoldunuz, dal bırakmadınız.
Yılına al bırakmadınız,
Yemişini yiyecektiniz.
Kadını sevecektiniz
Aldınız, ver bırakmadınız.
Sevi'ye yer bırakmadınız,
Ona ben değil, sen diyecektiniz.
Büyünürken zamanla,
Küçüldünüz zamanla,
Arıları kovdunuz dumanla,
Kovanda bal bırakmadınız.
Sobayı söndürdünüz,
Isıyı öldürdünüz,
Hava basıp üfürdünüz,
Mangalda kül bırakmadınız.
Parayla yamalı bohçada,
Kapanık, dar bir açıda,
O caanım ikili bahçede
Bir renk, bir gül bırakmadınız.
Bir eliniz vardı, bir cebiniz,
Başınıza vurdu keliniz,
Alıp sattınız hepiniz,
Depoda mal bırakmadınız."
"Güzel çirkinliklerle, çirkin güzellikleri Değerlendiremeyen saraylar kuruluyor
Değerlileri satıp tüm değersizlikleri
Pazara sürmek için pazarlar kuruluyor."
"Çarpık çizdiriyorlar,
Karanlık yazdırıyorlar,
Canından bezdiriyorlar...
Kırgınlığımız ondan.
Acı acı güldürüyorlar...
Hırçınlığımız ondan.
Ağlamaca karamsarlık tütüyor
Buram buram
Konularımızdan...
Burukluğumuz ondan."
"Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin."
"Bozguna benziyor, saklasam olmaz,
Eskiye yeniden başlasam olmaz,
Yakıştırsam olmaz, yazmasam olmaz,
Maviye boyadım, baktım mor çıktı.
Sapsarı saçlarım vardı, aklaştı,
Anılar üstüste bindi yükleşti,
Bir büyük oyunun sonu yaklaştı,
Tüm yanan ışıklar sönüyor çıktı.
Kimler kimler yoktu bizim kervanda,
Birer birer indi hepsi bir handa,
Savrulduk sap saman biz bu harmanda...
Bir gidiş yoluydu, dönüyor çıktı."
"Yüreğimdeki aklımda
Hep aklımda, hep aklımda...
Akıl kesildi yüreğim,
Yürek kesildi aklım da."
"Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var...
Her ikisinin de saksılarında çiçek.
Biri hep başka bir renkle solar,
Öbürüyse ha açtı, ha açmayacak."
"Korkuyu bilmez yürek,
Toprak savuran kürek,
O hiç uyumaz köpek
Uluyor da uluyor."
"Söylemek bir başka şeyi saklamak
Da değil midir..
Dedim ama gözler de bakarlar da:
O ise yüzünde silinirken yüreğinde çizgilenir.
Anmak bir acıyı hep yeniden sormaksa, Dinmez burukluğunda bir ağrıyı susmaksa,
Bir kırgınlık yanığında öyküleşmektir.
Sürekli yaralanmak, ölümle eşitleşmektir.
Solmaya karşı hep yeniden açan bir çiçek,
Sana kuytularından korkusuz seslenecek.
Bütün kapılarını kapatsan ölesiye dek,
Yakan bir ışıkçasına yüreğine girecek."
"Benim mezarlarımda ölü yok;
Hep yaşamış olanlar var...
Anılarımda bir yer
Dinmeksizin acıyor
Günbegün,
Bundan.
Güldüğümü görenler
Bana bakıyor
Görüyorum..
Ağlasam geçer,
Biliyorum...
Ağlayamıyorum."
"Korku dağlarının yürekçisi,
Ölüm denizlerinin kürekçisi;
Öyle suskun oturuyor şişesinin başında. İçtiğinin hem hırsızı, hem bekçisi,
Onu kırmış olmalı yaşamında birisi. Dinledikçe susması, düşündükçe susması.. Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi, Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası."
"Yaşam öyküleri, sanıldığınca karışımsız değil, karışımlıdır.
Her bir yaşam öyküsü, öbür yaşamların parçacıklarıyla tamamlanır."
"Okulda, anladıkça başaracaksın.
Yaşamda, başardıkça anlayacaksın.
Gelecek mutlu-mutsuz, inanmasan da;
Gözlerin yaşardıkça anlayacaksın."
"Sevin ağlayabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak.
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur Ağlamak."
"Bir kadındıysa gençliği güzelliği çürüdü
Bir erkektiyse koş düşündü, felç yürüdü
Ve 'ahmak ayaklar' altında ezildi kaldı.
Anılarda bir tipi, umutlarda bir sis
İkisi de bizsiz, ikisi de isimsiz
Şarkıları bitmeden kurşuna dizildi kaldı."
"Benim güzel çocukluğumu
Almak bir ayak ezdi."
"Yalnızlık paylaşılmaz.
Paylaşılsa yalnızlık olmaz."