Spoiler içeriyor
Zor zamanlar güçlü insanları, güçlü insanlar rahat zamanları; rahat zamanlar zayıf insanları, zayıf insanlar da zor zamanları oluşturur. Gelecekte, refaha ve rahata alışmış bir insanlık türünün yaşamsal içgüdü ve faliyetlerin çoğundan yoksun oldukları çocukça bir bedene sahiptirler. Bu küçük insancıklarında…devamıZor zamanlar güçlü insanları, güçlü insanlar rahat zamanları; rahat zamanlar zayıf insanları, zayıf insanlar da zor zamanları oluşturur. Gelecekte, refaha ve rahata alışmış bir insanlık türünün yaşamsal içgüdü ve faliyetlerin çoğundan yoksun oldukları çocukça bir bedene sahiptirler. Bu küçük insancıklarında farklı şekilde adapte olmuş türdaşları ise ışığa karşı aşırı duyarlı, yer altında yaşayan kambur soluk tenli iri gözlü yaratıklardır. Diğerleri yaşamsal ihtiyaçları için bir uğraş vermez yeryüzünde meyve vesaire yiyip güzel kıyafetler giyerken, bu yaratıklar yer altında yaşarlar ve etle beslenirler. Ancak geleceğin dünyasındaki tek et kaynakları da yeryüzündekilerdir. Bin yıllar boyu oluşagelmiş bir aristoktatik sistem içinde, yeraltı insanları yer üstü insanlarına hizmet etmişler. Bu durum yerüstündekilerin acizleşmesine sebep olurken, yer altındakilerinde oraya uyum sağlamasına neden olmuş. Ancak kurulan sistem o kadar sağlamlaşmış ki, yer altı insanlarının üsttekilere hizmet etmesine gerek kalmamasına rağmen bu devran böyle devam etmiş. Taki, et kaynakları tükenene dek. Bu saatten sonra ise kahramanımız yeni dünyanın bu garip yeni sistemini şöyle açıklıyor: Tıpkı bizim sığırları yedirip içirip temizliğine dikkat ettiğimiz gibi ve onlara rahat yaşam imkanları sunduğumuz gibi Mordocklar da Eoilere benzer bir konumda yaklaşıyorlar. Ve işin sonunda, sığırların kaderi neyse Eoilerinki de pek farklı olmuyor.
Peki, böyle bir sistemin dünya üzerinde egemen olması mümkün mü? Ben bunun mümkün olabileceğine inanmıyorum. Çünkü evet; insanlar birbirlerinin üstünden geçinmeye çalışıyorlar, bi kısmı diğer kısmı sürekli yönetmeye ve kullanmaya da çalışıyor. Ancak bu tarz durumlar hiç bir zaman bu kadar uzun soluklu ve keskin olmuyor çünkü olamaz. Bi yerden sonra işler tersine döner yada sistemin yapı taşları kırılır. Bu sisteme aykırı oluşumlar herdaim olur ve sistemin koruyucularına karşı durmaktan çekinmez. Ki evet, dünya üzerinde adalet ve eşitlik baki kalamayacak kadar temiz istekler olsa da bu istekleri aramaktan insanlık hiçbir zaman vaz geçmeyecektir. Kölelik ve aristokrasi olsa bile, ki bu mümkün elbette. Bi yerden sonra, köleler kendi içlerinde ayrı bir sistemi geliştireceklerdir. Bu durumda yukarıdaki aristokrasinin varlığı da kölelerin çıkarlarına göre belirlenecek bir hale gelecektir. Ve belkide aristokrasi, kölelerin diğer köleler üzerinde baskı kurması için kullanacakları bir araç haline gelecektir. Bu da sınıfların çoğalmasına sebep olacaktır. Ancak hiç bir zaman bu sınırların arası keskin olamayacak ve arada her daim flu bir alan bulunacaktır. İşte bu durumda zaten hali hazırda bir toplumu oluşturur. Elbette sorunları vardır ve yeni sistemler kurdukça da yeni sorunlarla karşılaşılacaktır. Fakat hiç bir zaman kitapta bahsedildiği gibi, o dönem için olası gibi duran bir sistem dünya üzerinde bu kadar büyük bir egemenlik kuramaz. Kitap, dönemin sistemini eleştirirken garip bir şekilde bu sistemin de bozulamaz ve değiştirelemez olduğu inancını güdüyor gibiydi.