Çoğu İnsan İyidir gayet güzel başlamıştı aslında, umut ararken başlamıştım, ona devam etmek istiyorum ama konsantre olabilecek miyim bilmiyorum. Neyse, sabah ola hayrola. Herkese uğurlu pazartesiler.
Spoiler içeriyor
Uzun zamandır izlemeyi beklettiğim bir filmdi. Beklediğimden farklıymış. Aslında konu şu : Hayallerini ve arzularını henüz gerçekleştirememiş 2 insanın, bunun için çaba gösterirlerken, hesaplarında olmadan birbirlerine tutulmaları... Birbirleriyle ayrılma kavgaları bile hayaller üzerinden suçlamalarla gerçekleşti. Bu yüzden birlikte devam edemeyecek…devamıUzun zamandır izlemeyi beklettiğim bir filmdi.
Beklediğimden farklıymış.
Aslında konu şu :
Hayallerini ve arzularını henüz gerçekleştirememiş 2 insanın, bunun için çaba gösterirlerken, hesaplarında olmadan birbirlerine tutulmaları...
Birbirleriyle ayrılma kavgaları bile hayaller üzerinden suçlamalarla gerçekleşti. Bu yüzden birlikte devam edemeyecek kadar kırgındılar.
İki farklı hayat çizdiler. İkiside hayallerini gerçekleştirdi. Birlikte olsalardı nasıl olurdu acabayı da izletmeleri güzel oldu.
Gayet güzel ve mantıklı bitti.
Ayrıca filmdeki müziklerin sözleri çok anlamlıydı.
Neden böyle güzel sözleri olan türkçe müziklerimiz artık yok diye düşündüm, durdum...
Aleme yar olsam yar bana küser Yarim bir tanedir yadı neyleyim Kalbimde kadimdir aşk ile eser Ateşi kafidir od'u neyleyim Benim yarim güzellerden kıymetli Tor şahin bakışlı arslan heybetli Gülüşü cilveli sohbeti tatlı Baldaki lezzeti tadı neyleyim Benim yarim güzellerin…devamıAleme yar olsam yar bana küser
Yarim bir tanedir yadı neyleyim
Kalbimde kadimdir aşk ile eser
Ateşi kafidir od'u neyleyim
Benim yarim güzellerden kıymetli
Tor şahin bakışlı arslan heybetli
Gülüşü cilveli sohbeti tatlı
Baldaki lezzeti tadı neyleyim
Benim yarim güzellerin sultanı
Uğruna koymuşum bu tatlı canı
Evvel ahır olacağım kurbanı
Edebi hayayı udu neyleyim
Muhabbetin canda haslardan hastır
Avutur Veysel'i bir şen piyestir
Türk adı babamdan bana mirastır
Daha bundan başka adı neyleyim
ya aydınlıkta huzur bulacağız ya karanlığa batarak boğulacağız b. ben seninle aydınlığada varım karanlığada ama sadece seninle .yalnız başıma başaramam ne karanlıkta boğulmayı ne aydınlıkta huzur bulmayı lütfen b beni sensiz bırakma sende bulduğum sıcaklığı başkasında aratma . elimde ne…devamıya aydınlıkta huzur bulacağız ya karanlığa batarak boğulacağız b. ben seninle aydınlığada varım karanlığada ama sadece seninle .yalnız başıma başaramam ne karanlıkta boğulmayı ne aydınlıkta huzur bulmayı lütfen b beni sensiz bırakma sende bulduğum sıcaklığı başkasında aratma . elimde ne varsa al en değerlim olan zamanımı al ama sensiz bana zaman bırakma. seni sevdiğim gibi beni sev sana güvendiğim gibi bana güven sana baktığım gibi bana bak ama benden geçme çünkü biliyorum sende geçersen bana ben kalmaz bende can kalmaz.
Yeri geldi güldürdü yeri geldi ağlattı. Aşırı duygusal diyemem ama eğer benim gibi hemen duygulanan biriyseniz bu filmde ağlamanız çok olası. Ama izleyecekseniz bir mantık aramayın derim. Bir de ortalara doğru sıkmaya başladı o yüzden birkaç saatlik ara verip tekrardan…devamıYeri geldi güldürdü yeri geldi ağlattı. Aşırı duygusal diyemem ama eğer benim gibi hemen duygulanan biriyseniz bu filmde ağlamanız çok olası. Ama izleyecekseniz bir mantık aramayın derim. Bir de ortalara doğru sıkmaya başladı o yüzden birkaç saatlik ara verip tekrardan izlemeye devam ettim. Zaman geçirmelik bir filmdi ama pişmanlık yaratan türden değil. O yüzden puanım 7/10. (7 bu film için biraz fazla bir puan ama 6,5 da az olur gibi geldi. Sizde izleyip bir değerlendirin derim.)
Haha muhtelif zamanlarda yazıyorum yazıyorum, paylaşamadan uygulama kapanıyor ve gidiyor yazdıklarım. Bu 4. Denemem, her seferinde de sanıyorum bambaşka şeyler anlatıyorum ama hadi bakalım. Yani rüzgar her şeyi alıp götürmeyecek, ingilizcesi so the wind wont blow it all away, sanki…devamıHaha muhtelif zamanlarda yazıyorum yazıyorum, paylaşamadan uygulama kapanıyor ve gidiyor yazdıklarım. Bu 4. Denemem, her seferinde de sanıyorum bambaşka şeyler anlatıyorum ama hadi bakalım.
Yani rüzgar her şeyi alıp götürmeyecek, ingilizcesi so the wind wont blow it all away, sanki biraz şöyle çevrilmeli: “rüzgar hepsini alıp götürmesin diye”
Neden söylüyorum bunu, çünkü bu kitap bautigan ın son eseri, bundan sonra intihar ediyor. Kitabın içindeki o tekinsiz ermişlik hali insana bir son hissi veriyor buram buram, belli ki bautigan aklındaki şeylerin rüzgarda kapılıp gitmesine engel olmak istemiş bir açıdan.
Amerikalı roman yazarları, Avrupalı yazarlardan biraz farklı. Avrupalı roman yazanlar bir drama anlatırlar, karakterleri olur, kişisel problemleri, arayışları olur, sorgulayışları olur. Modern romanlar anlamında Rus edebiyatının buhranını örnek verelim. Dostoyevskinin tüm kitapları aynı evrende geçer. Bu evreni Gogol dan teslim almıştır mesela. Karakterler şölen ve yeraltı olmak üzere ikiye ayrılır. Biz yeraltında yaşayan sorunlu insanların perspektifinden şölende yaşadıklarını okuruz aslında. Ya da mesela Fransız edebiyatına bakalım ama biraz daha çağdaş olsun, Sartre ın Bulantısı bir arayıştır, sorgulayıştır. Sorunlu bir insanın bocalamasıdır ve derin bir felsefeye dayanır kitabın özü. Mesela ingiliz edebiyatından ulysses e bakalım Joyce dan, bir destanın yapı sökümcü şekilde yeniden üretilmesine dayanır: karakterler bir trajedi içinde varolurken sürüklenirler. Hikaye, onları sürükler. Uzatmadan… Bautigan ın çağdaşı olan Amerikalı yazarlara, özellikle beat kuşağına bakalım bir de.
Onlar dümdüz insanı anlatırlar. Bir derenin kenarında balık tutan adamı, domatese karabiber eken adamı ve bundan duyduğu hazzı anlatırlar. Otostopla Amerikayı gezdiklerini: bindiği kamyonetin arkasındaki kanundan kaçan bir ikiliyi anlatır. Ya da Meksika’da pamuk tarlasında çalıştığını anlatır. Amerikalı yazarlar provakatiftir: anlamsızlığı göze alarak edebiyatı bir anlamda yeniden üretirler. Okuyucuyu hayata bakmak için tahrik ederler. Avrupalı yazarlar bir mitin etrafında dolanırlar, Amerika edebiyatı ise hayatın kendi anlamsızlığını herhangi bir süsleme veya dramatik unsur olmadan anlatır. İki şehrin hikayesinde de sanayileşen ve kömür korkulu pis bir şehirde sokaklarda gezeriz.
Avrupalı yazarlar ister istemez bir eski dünyanın yüküyle varolurlar: antik yunana kadar uzanan mitolojiler onları besler ve bazen ana iskeleti oluşturur, Joyce ya da proust kendi edebiyatını “Avrupalı olma” haliyle üretir mesela. Amerikalı yazarlar da ise “yeni dünya” öne çıkar. Hemingway gidip İspanya içsavaşına katılır, garsonu bir fırsat ile varolur. Bu fırsat ve hayalkırıklığı teması etrafında örgütlenen ve edebiyat anlayışı, Avrupa’nın “sınıf bilinci” önerisine karşın daha bireysel hikayeler değer kazanır. Geniş boşluklar, az insanın yaşadığı kırsal hikayeler ve hareket halinde olma Amerikan edebiyatının alametifarikası bir nevi.
Yani rüzgar her şeyi alıp götürmeyecek de oldukça sağlam metin bu açıdan. Çünkü alışılagelmiş hikaye anlatımının tersine dili ağırlaştıran, dramatik unsurlarla okuyucuyu her an tetikte tutan bir roman değil: bir çocuğun gözünden, Amerika hayalinin çöküşünü izlediğimiz kırık dökük bir hikaye. İçindeki sakinlik okurken sizi öyle sarmalıyor ki, neo liberal dünyada varolmaya çalışan bizlere bir an soluk aldırmayı başarıyor sanki.
Spoiler içeriyor
Spoiler yediğim halde sardı. Polisiye suçlu kim diye son saniyeye kadar merak içinde bırakan bir yapım. Kült ters köşeli listeme bir tane daha eklendi böylelikle. Anlatılanların ne kadarı gerçek bilemiyoruz. Ben ispiyoncu değilim diyor; Olayları doğru, kişileri sahte aktardığını düşünüyorum.…devamıSpoiler yediğim halde sardı. Polisiye suçlu kim diye son saniyeye kadar merak içinde bırakan bir yapım. Kült ters köşeli listeme bir tane daha eklendi böylelikle.
Anlatılanların ne kadarı gerçek bilemiyoruz. Ben ispiyoncu değilim diyor; Olayları doğru, kişileri sahte aktardığını düşünüyorum. Topal karakoldan çıkarken saat sigara ve çakmak alıyor bu nesneler ile de asıl aranan Keyser Sozenin o olduğunu anlaşılıyor. Düz yürümeden anladığım için kendimi dedektif gibi hissettim.
Ana karakterin yalnızlık duygusu üzerine tasvirlerinin yanı sıra hikaye boyunca karakter dönüşümüne tanıklık etmek beni oldukça etkiledi. Sessiz, sakin, utangaç hali Nastenka’ya duyduğu aşkla birlikte yerini cesur, kendi ifade etmeden duramayan, konuşkan,atik haline bıraktı. Nastenka’nın hissettirdiği tüm acı duygulara rağmen…devamıAna karakterin yalnızlık duygusu üzerine tasvirlerinin yanı sıra hikaye boyunca karakter dönüşümüne tanıklık etmek beni oldukça etkiledi. Sessiz, sakin, utangaç hali Nastenka’ya duyduğu aşkla birlikte yerini cesur, kendi ifade etmeden duramayan, konuşkan,atik haline bıraktı. Nastenka’nın hissettirdiği tüm acı duygulara rağmen karakter onu hep minnet duygusuyla anacaktı. Çünkü onunla geçirdiği her an kendisini daha önce hiç görmediği bir versiyonunu yansıtıyordu. Ölmemesi gereken anlardı. Belki de bu yüzden Nastenka ana karakterimiz için hep ölümsüz kalacaktı…
“ Ama sana kin tutmak mı Nastenka…
Asla Nastenka asla !
Gökyüzün daima açık,gülümsemen daima parlak olsun. Yalnız bir kalbe tattırdığın o minnet duygusundan,mutluluk anından dolayı seni hep iyi anacağım.Tanrım!
Ne kadar uzun,ne kadar güzel bir andı.İnsana böyle bir an ömür boyu yetmez mi?”