8,5-9/10 Bu kısa film; bir çiftin ayrılışını aynı cümlelerle, sadece 6 dakika 38 saniyede 16 farklı biçimde anlatıyor. Possibilia “yani mümkün olan şeyler” ismine karşılık olarak, mümkün olamayacak bir ilişki ve neden mümkün olamayacağını bu kısacık sürede net bi şekilde…devamı8,5-9/10
Bu kısa film; bir çiftin ayrılışını aynı cümlelerle, sadece 6 dakika 38 saniyede 16 farklı biçimde anlatıyor.
Possibilia “yani mümkün olan şeyler” ismine karşılık olarak, mümkün olamayacak bir ilişki ve neden mümkün olamayacağını bu kısacık sürede net bi şekilde anlamamıza yardımcı olan bir hikaye…
Detaylara ya da spoilera girmeyeceğim ama farklı evrenlerdeki olası kavgaların üst üste binmesi ve en sonunda her şeyin bir araya toparlanıp gerçekten neden ayrıldıklarını göstermelerine bayıldım. Ayrıca müzikleri de filme inanılmaz bir hava katmış, bu konuda bana La La Land’ in bir sahnesini(izleyenler anlar muhtemelen spoi olmasin istedim) hatırlattı.
Ekstra olarak filmin Türkçe altyazılı versiyonunu bulamadım ama ingilizcesi de çok karışık değil. İzlemek isterseniz youtube uzerinden izleyebilirsiniz.
Sevgiler, saygılar..
Bu kitap, aşk kavramını farklı bakış açılarıyla ele alan felsefi bir diyalogdur. Eser, bir ziyafet sırasında bir araya gelen düşünürlerin ve sanatçıların, aşkın doğası üzerine yaptıkları konuşmaları içeriyor. Bu konuşmalar, aşkın yalnızca fiziksel bir çekim mi yoksa daha yüksek, ruhsal…devamıBu kitap, aşk kavramını farklı bakış açılarıyla ele alan felsefi bir diyalogdur. Eser, bir ziyafet sırasında bir araya gelen düşünürlerin ve sanatçıların, aşkın doğası üzerine yaptıkları konuşmaları içeriyor. Bu konuşmalar, aşkın yalnızca fiziksel bir çekim mi yoksa daha yüksek, ruhsal bir yönelimin ifadesi mi olduğu sorusunu merkezine alıyor.
Diyalog boyunca farklı konuşmacılar aşkı kendi bakış açılarına göre tanımlar. Kimi aşkı insanı tamamlayan bir güç olarak görürken, kimi onu güzelliğe ulaşma isteği olarak açıklıyor. Özellikle Sokrates’in aktardığı düşünceler, aşkın insanı fiziksel olandan ruhsal ve mutlak güzelliğe doğru yükselten bir süreç olduğunu vurgular. Bu yönüyle eser, aşkı yalnızca bir duygu değil, aynı zamanda insanın kendini geliştirme ve hakikate ulaşma çabasının bir parçası olarak ele alır.
Eserin vermek istediği mesaj, aşkın insanı geliştiren, olgunlaştıran ve onu daha iyiye, daha doğruya götüren bir güç olduğudur.
Kitabı büyük bir etkilenmeyle okudum. Verilmek istenen mesajlar ve ortaya konan düşünceler oldukça dikkat çekiciydi. Özellikle bazı yorumlar beni derinden etkiledi; genel olarak eser, hem anlamlı hem de etkileyici bir bütünlük sunuyordu.
Altını çizdiğim birçok kısmı gerçekten çok beğendim. Kitapta ele alınan düşünceler ve yorumlar, insanın bakış açısını olumlu yönde değiştirebilecek bir derinliğe sahip. Anlatımının akıcı olması ve merak duygusunu canlı tutması sayesinde kısa sürede okuyup bitirdim. Ancak felsefi yönünün ağır basması, bazı okuyucular için zaman zaman zorlayıcı ya da sıkıcı olabilir.
Düşünsel olarak çok güçlü bir eser, ancak dili ve soyutluğu nedeniyle herkese hitap etmeyebilir ve bazı yönleri günümüz okuyucusuna mesafeli gelebilir.
Açıkçası dostlukla ilgili kısımları çok etkileyici bulmadım; bu bölümlere geldiğimde kitabın başındaki ilgim biraz azaldı. Anlatımın temposu düşmüş gibi hissettirdi ve bu da okuma isteğimi bir miktar azalttı. Bu yüzden o kısımlarda yer yer sıkıldığımı söyleyebilirim.
Genel anlamda bende olumlu bir izlenim bıraktı; felsefeye ve bu tür konulara merakı olanlar için güzel bir tercih olabilir. 🌸
────୨ৎ────
Puanım: 7/10
────୨ৎ────
"Sevgi çiçek açmayan yere uğramaz, nerede çiçekli, güzel kokulu bir yer varsa oraya yerleşir."
Mükemmel animasyon kısa film. İzlenmesi az geldi gözüme büyük bir ihtimalle benim gibi kaydetmeyenler vardır. Abartmak istiyorum ben ya. Şu sistemdeki küçücük çarklar bile değiliz ama pislik hepimizin tepesinden dökülüyor. Herkes kendi kurtuluşunu bulmalı olmuyorsa bile farkında olarak çabalamaya devam…devamıMükemmel animasyon kısa film. İzlenmesi az geldi gözüme büyük bir ihtimalle benim gibi kaydetmeyenler vardır. Abartmak istiyorum ben ya. Şu sistemdeki küçücük çarklar bile değiliz ama pislik hepimizin tepesinden dökülüyor. Herkes kendi kurtuluşunu bulmalı olmuyorsa bile farkında olarak çabalamaya devam etmeliyiz...
Güzel bir başkomser Nevzat hikayesi . Bu kitapta başkomser ile ilgili için de yaşadığı hayatım zorlukları ve bunlarla nasıl baş ettiğini okurken bir yandan cinayet çözmeye çalışıyor . Ahmet Ümit komser Nevzat yazmayı seviyor bizde okumayı seviyoruz. “alıştığımız ülke, alıştığımız…devamıGüzel bir başkomser Nevzat hikayesi . Bu kitapta başkomser ile ilgili için de yaşadığı hayatım zorlukları ve bunlarla nasıl baş ettiğini okurken bir yandan cinayet çözmeye çalışıyor . Ahmet Ümit komser Nevzat yazmayı seviyor bizde okumayı seviyoruz.
“alıştığımız ülke, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımızın arasından…
Sokaklarda cirit atan uluslararası suç şebekeleri, onlarla fotoğraf çektirmekten utanmayan siyasiler, faili meçhulden faili meşhura evrimleşen cinayetler, ekonomik bozulmanın ve kolay para kazanma arzusunun hızlandırdığı ahlaki çürüme, liyakatsizliğin getirdiği kamusal ve kurumsal çöküş...
Yüzünde kan var Nevzat!
Başkomser Nevzat bu kez geçmişin hayaletleriyle mücadele ediyor. Ailesini katledenlerin peşinde maceradan maceraya koşarken, Nevzat ve ekibinin yaşadıkları olaylar bir 21. yüzyıl Türkiyesi portresi çiziyor.
Yırtıcı Kuşlar Zamanı’nda Ahmet Ümit Türkiye’nin yıllardır mustarip olduğu toplumsal hastalıkların röntgenini çekiyor.
Olan bitenin farkındaydım, arkadaşlarım etrafımdaydı, insanlar bana yardım etmek için çırpınıyorlardı. Ama umurumda bile değildi. Yemek yiyemiyordum, iğne ipliğe dönmüştüm. Vazgeçmiştim, her şeyden, herkesten, hepsinden... Kılımı kıpırdatamıyordum. Kıpırdatmak istemiyorum diye değil, kıpırdatamıyordum, çünkü artık içimde yaşama isteği yoktu.”
Spoiler içeriyor
Çok huzurlu bir havası olan ,tatlı bir diziydi.4 bolum olunca bir çırpıda bitirdim. Persephone ve Adam'ın ilişkileri çok zarifti. Persephone'nin koca saraydaki yalnızlığı,alışmaya çalışması,ailesini ozlemesini o kadar iyi anlayabiliyorum ki,ah Persephone... Adam'ın onun içinden önce şeyler yapması,sevmedigi şeyleri b8le onun…devamıÇok huzurlu bir havası olan ,tatlı bir diziydi.4 bolum olunca bir çırpıda bitirdim. Persephone ve Adam'ın ilişkileri çok zarifti.
Persephone'nin koca saraydaki yalnızlığı,alışmaya çalışması,ailesini ozlemesini o kadar iyi anlayabiliyorum ki,ah Persephone...
Adam'ın onun içinden önce şeyler yapması,sevmedigi şeyleri b8le onun için yapması çok güzel, ilişki yavaş yavaş derinleşti.
Kısa olduğu için birkaç şey havada kalmış.
***
"İnsanın bekleyeceği bir şey olması güzel."
8/10
Spoiler içeriyor
Korku oyunundan film yaptılar zaten ama tek garip olanı şu oyundaki Michael afton babasından gizli görev yapmak için bir yandan güvenlik yapmak için sahte kimlikle Mike smith yapıyordu filmde ise Michael afton öfkeli babasının intikamını almak istiyor Mike smith de…devamıKorku oyunundan film yaptılar zaten ama tek garip olanı şu oyundaki Michael afton babasından gizli görev yapmak için bir yandan güvenlik yapmak için sahte kimlikle Mike smith yapıyordu filmde ise Michael afton öfkeli babasının intikamını almak istiyor Mike smith de başka karakter anlamadım yani ve Vanessa rastgele güvenli görevlisi iken William in kızı oluyor yani garip filmle oyun bağlantısız 3/10
esenlikler, size bir belgesel önerisiyle geldim. sovyet yönetmen sergei yutkeviç tarafından Atatürk'ün bizzat davetiyle ve kendi isteğiyle çekilen, bir dönem sansürlenen ve herkesin hayatında en az bir kere izlemesi gereken o belgesel 'Türkiye'nin Kalbi Ankara' anlatılanlara göre Atatürk hayattayken yaz…devamıesenlikler, size bir belgesel önerisiyle geldim.
sovyet yönetmen sergei yutkeviç tarafından Atatürk'ün bizzat davetiyle ve kendi isteğiyle çekilen, bir dönem sansürlenen ve herkesin hayatında en az bir kere izlemesi gereken o belgesel 'Türkiye'nin Kalbi Ankara' anlatılanlara göre Atatürk hayattayken yaz akşamları meydanlarda dev perdeler kurulur, bu belgesel halka izlettirilirmiş. bugün televizyonlarda, sosyal medyada gördüğümüz bir çok Atatürk görüntüsü de aslında bu belgesele ait.
peki bu kadar değerli bir belgeselin sansürlenme nedeni ne? 1969'da TRT'de yayınlanırken görüntü bir anda kesiliyor, gerekçe ise belgeselin sovyetler birliği ile olan dostluğu vurgulaması ve komünizm propagandası olarak algılanması.
henüz yollar bozuk, yoksul, yarı köy görünümündeki Ankara... bir yandan halkın mücadelesi, diğer yandan yükselen fabrikalar ve yepyeni bir ülkenin modernleşme heyecanı. Cumhuriyet'in hangi duygularla kurulduğunu anlamak için sadece bir saatinizi bu belgesele ayırmanız yeterli. tek ricam 1930'ların şartlarını düşünerek izlemeniz. şimdiden iyi seyirler dilerim